GeriFikret BİLA Atatürk'ün yolu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Atatürk'ün yolu

Cumhuriyetimizin 94’üncü kuruluş yıldönümünü coşkuyla kutladık. Çok değil, 6 yıl sonra 100’üncü yılını da kutlayacağız.

Atatürkün yolu
Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de vurguladığı gibi ilelebet yaşayacaktır.

Çağdaşı olarak kurulmuş birçok devlet ve rejim, 21. yüzyılı göremeden tarihe karışırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzyıla yakın süre ayakta kalmasının nedeni, temellerinin sağlam olmasıdır.

Cumhuriyetimizin dışarıdan ve içeriden birçok saldırıya maruz kalmasına karşın hâlâ ayakta kalmasını ve çağdaş devletler topluluğu içinde önemli bir yere sahip olmasını Atatürk ve arkadaşlarına borçluyuz.

Atatürk’ün attığı bu temelin dört dayanağı vardır:

Tam bağımsızlık, ulusal birlik, demokrasi ve laiklik.

 

TÜRKİYE’Yİ KORUYAN FELSEFE

 

Türkiye’nin çağdaş devletler safında yer almasını ve kalmasını sağlayan bu temel özellikleridir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni, komşularında yaşanan felaketlerden koruyan, kuruluş felsefesi ve dayandığı bu sağlam temeldir.

Komşularımız Irak ve Suriye içsavaşın pençesinde kıvranıyor.

Merkezi devletin ülke bütününde egemenliğini kaybetmiş olmaları, ulusal birliklerinin dağılmış olması, iki komşumuzu da çökmenin eşiğine getirdi. Küresel güçlerin çıkar çatışmalarına dayalı paylaşım savaşına sahne oldular.

İslam dünyası sancılı bir süreçten geçiyor. Suudi Arabistan katı rejimini yumuşatmaya çalışıyor. Buna rağmen kadınların araba kullanma hakkını vermiş olması bile hâlâ tartışılıyor.

Komşularımız ve diğer İslam ülkeleri çıkış arıyor.

Bölgemiz ve İslam dünyası için  çıkış yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün neredeyse 100 yıl önce gösterdiği yoldur. Bu yol, “demokratik-laik, insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğüne inanan, kadın-erkek eşitliğini esas alan, bilimi ve bilimsel eğitimi rehber edinmiş Cumhuriyet” yoludur.

Cumhuriyetimizin 94’üncü yılını kutluyor, onu borçlu olduğumuz Büyük Önder Atatürk’ü ve arkadaşlarını bir kez daha saygıyla anıyoruz.

 

Atatürkün yolu


GÜNDEM YARATAN HABERLER

 

Hürriyet, bağımsızlık referandumundan sonra karışan Kuzey Irak’taki gelişmeleri dünyada en yakından izleyen basın kuruluşlarından biri oldu.

 

Sebati Karakurt’un Bağdat, Kerkük, Musul hattından geçtiği haber, röportaj ve fotoğraflar uluslararası yayıncılığın en güzel örneklerinden biriydi.

 

İdris Emen ise karşı cepheden, Erbil’den haber ve izlenimler aktardı. Ayrıca Kuzey Irak’a hava sahasının kapatılmasından sonra Erbil’e gidip gelenlerin tek alternatifi haline gelen otobüsle sınırı geçerek izlenimlerini yazdı ve sıcak haberciliğin güzel bir örneğini verdi.

 

Salim Uzun’un Isparta’da 7 bin yıllık tarihi Araklı Höyüğü’nün yol yapım çalışmaları sırasında dozerlerle imha edilmesine ilişkin haberi hafta boyunca konuşuldu.

 

Kuşkusuz geçen haftanın en önemli habercilik olaylarından birisi, Ömer Erbil imzalı “İstanbul’daki ilk Türkler” manşeti oldu. Beşiktaş’taki arkeolojik kazıda ortaya çıkan bu müthiş bulgu tarihi değiştirecek nitelikteydi. Hürriyet’in dünyaya duyurduğu bu haberin yankıları daha uzun yıllar tartışmalara konu olacak gibi görünüyor.

 

ABD’nin, tutuklanan konsolosluk görevlisi Metin Topuz’un cep telefonunu istediği haberi, geçtiğimiz günlerde Hürriyet’in manşetindeydi. Toygun Atilla bu önemli haberin izini sürerek “Hürriyet Takipte” logosunun hakkını verdi. Topuz’un telefonunun şifresinin kırıldığını ve içinden Reza Zarrab’la ilgili bazı yazışmalar çıktığını ilk duyuran yine Hürriyet oldu.

Katalonya Parlamentosu’nun bağımsızlık kararı almasının hemen ardından Zeynep Bilgehan ile Sebati Karakurt Barcelona’ya giderek, bölgedeki gelişmeleri sıcağı sıcağına Hürriyet okurlarına aktarmaya başladı.

 

Atatürkün yolu
RAKAMLARLA ÖZEL HABER FARKI

 

Geçen hafta 20 milyon okurumuz hurriyet.com.tr’yi 49 milyon kez ziyaret edip yaklaşık 425 milyonu aşkın sayfa gezdi. Her ziyaretin ortalama 8 dakika sürdüğü düşünüldüğünde, okurlarımızın haberlerimize gösterdiği ilginin büyüklüğü anlaşılabilir. Bu büyük ilgi sayesinde dijitalde de açık ara en yüksek erişime sahip gazete olmayı sürdürüyoruz. Bu ilginin temel nedeni Hürriyet’in özel haberleri...

 

Ömer Erbil’in Beşiktaş’taki metro kazısında eski Türk ve Altay kültüründe de görülen kurgan tipi mezarların keşfedilmesini duyuran manşetimiz, hürriyet.com.tr’de haftanın en çok okunan özel içeriği oldu. Sosyal medyada 2 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan haber, 14 binden fazla etkileşime ulaştı.

 

Irak’taki referandum gerginliğinin askeri müdahaleye dönüşmesinin ardından savaşın iki cephesini de yerinde izledik. Sebati Karakurt Musul’a girdi, İdris Emen Erbil’e 32 saatte gidilen “çileli yolda” izlenimlerini aktardı. Bu iki haberi yaklaşık 500 bin kişi okudu.

 

Ankara’da baş döndürücü gelişmeler yaşanırken bu hafta 1 milyonu aşkın kişinin okuduğu kulis bilgileriyle Meclis Büro Şefimiz Nuray Babacan öne çıktı.

 

Antalya’da da Salim Uzun’un 7 bin yıllık bir höyüğün yol çalışmasına kurban gittiğini ortaya çıkaran haberi bini aşkın paylaşımla 23 Ekim’de Türkiye’de en çok etkileşim yaratan içeriklerden oldu.

 

Toygun Atilla’nın tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz ile ilgili soruşturmada yeni bulguları aktardığı haberleri ve Eyüp Serbest’in FETÖ/PDY terör örgütünün iş dünyası yapılanmasına yönelik davadan bildirdiği son dakika gelişmeleri de haftanın en çok okunan özel haberleri listesine girdi.

 

Sefer Levent’in elektrik tasarrufunun yollarını anlattığı yazısı, Burak Coşan’ın ise İstanbul’un Anadolu yakasında 2 kilometreye bir AVM düştüğünü gösteren araştırması, ekonomi servisimizin geçen hafta en çok ilgi gören işlerindendi.

 

Mesude Erşan’ın meme kanseri teşhisi konan Burhan Aslan ile Cengiz Semercioğlu’nun oyuncu Meryem Uzerli ile yaptığı röportajlar da sosyal medyada gündem yarattı.

Hürriyet TV ve sosyal medya hesapları üzerinde 21 milyonu aşkın video izlenmesi ile bu alanda liderliğimiz sürüyor. Facebook’ta geçen hafta da etkileşim şampiyonu olduk, Twitter’da da en çok takip edilen gazete olmayı sürdürüyoruz.

 

KANAL D VE CNN TÜRK

 

Kanal D parlamento muhabiri İbrahim Gündüz, İzmir milletvekili Aytun Çıray’ın CHP’den istifa sürecini adım adım izledi. Çıray’ı CHP genel merkez binasının garajında yakaladı, istifasını ve Meral Akşener’in partisine geçiş nedenini sordu.

 

Kanal D muhabiri Oğuz Şahin, partisinin tanıtım toplantısının hemen sonrasında Meral Akşener’le özel röportaj yaptı. Partinin ismi ve logosuyla ilgili eleştirilere ne dediğini sordu.

 

Türkiye’nin ilk kez Kanal D muhabiri Seçil Özer’den duyduğu “Melih Gökçek’in istifası isteniyor” haberiyle başlayan süreç tamamlandı. Melih Gökçek’in istifası tüm detaylarıyla Kanal D’den aktarıldı.

 

CNN Türk geçtiğimiz haftaya canlı yayınlarla damgasını vurdu. Türkiye, Meral Akşener’in kurduğu partinin adının “İyi Parti” olduğunu İpek Özbey’in haberiyle ilk kez CNN Türk ekranından ve hurriyet.com.tr’den öğrendi. Hande Fırat’ın “Gece Görüşü” programına katılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, çok önemli açıklamalarını ve erken seçim çağrısını canlı yayında yaptı.

 

Yine CNN Türk canlı yayınına katılan Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, dünyada ilk kez ‘Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’ aşısının Türkiye tarafından geliştirildiğini açıkladı. Bakan Demircan’ın CNN Türk ekranlarından ilk kez açıkladığı bir başka bilgi ise Türkiye’nin ‘kanser ilacı’ üretmeye başlamasıydı.

 

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç da CNN Türk yayınında, değişen üniversite sisteminin detaylarını anlattı.

Posta, 1970’li yıllarda Karaköy’den Yıldız Parkı’na sürülen Gürdal Duyar’ın “Güzel İstanbul” heykelinin, bu kez sarmaşık fidanlarıyla çevrilerek kapatılmaya çalışılmasını manşetine taşıdı. Posta’nın haberi kamuoyunda ses getirdi.

Fanatik gazetesi de hafta boyunca derbi maçının ardından yaşanan tartışmaları okurlarıyla buluştururken, özel haberleriyle de spor camiasında öne çıktı.

X

Kimsesiz çocukların kimsesi olun

“BUGÜN 23 Nisan...” diye söze başlamak, “neşe doluyor insan” diye devam etmek ne güzeldir. Sadece çocukları değil, büyükleri de sevindirir. Onları da çocukluğuna götürür, çocuklaştırır. Güzeldir 23 Nisan...

Bütün dünya çocuklarının bayramı kutlu olsun. Çocuklara bir bayram hediye etmek Atatürk’ü, diğer dünya liderlerinden ayıran, üstün kılan yönlerinden biridir. Tıpkı, 1921 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu’nu oluşturup, çocukları himaye eden kuruluşları güçlü bir çatı altında toplaması gibi...

CUMHURİYETİN TARİFİ

Cumhuriyeti en güzel kim tarif etmiştir derseniz, yanıt yine Atatürk’tür.

“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” diye tanımlar Atatürk cumhuriyeti...

Bu tanım, aynı zamanda bir görev ve sorumluluk da yükler...

Kimsesizlerin kimsesi olmak...

Cumhuriyetin yüklediği bu görevin ve sorumluluğun gereğini yerine getirmek bizlere düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Üçlü saldırının Türkiye’ye etkileri

ABD, İngiltere ve Fransa’nın ortak hava harekâtıyla Suriye’de üç hedefi vurmaları, Esad üzerinden Putin’e bir mesajdı.

Son dönemde Rusya’nın Suriye’deki etkinliği artarken, ABD’nin gücü zayıflıyordu. ABD denklemdeki en etkisiz devlet konumuna gerilemişti. ABD, İngiltere ve Fransa’yı da yanına alarak giriştiği bu füze saldırısıyla güç gösterisi yaptı. Putin’e, “Beni hesaba katmadan hareket etme” mesajı verdi. Sahada yeniden etkili olabileceğini gösterdi.

Bu saldırı, İngiltere Başbakanı May’in de açıkça ifade ettiği gibi Esad’ı devirmeye, Suriye’deki rejimi değiştirmeye dönük bir amaç taşımıyordu. Sınırlı ve kontrollü bir harekâttı. Esad’a hedef olacak tesisleri boşaltacak süre de tanındı. Ayrıca Rus askerleri ve tesisleri hedef alınmadı. Rusya’nın karşılık vermesini gerektirecek hedefler seçilmedi. Esad, saldırı sabahında rahat şekilde çalışma binasına girerken görüntü verdi. Rusya, Suriye ve İran sert dille kınadı. Türkiye ise harekâtı olumlu buldu, desteklediğini açıkladı.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONU

Türkiye, ABD’nin Suriye’yi vurmasını destekleyerek, Rusya ve İran’dan farklı bir tutum aldı. Son dönemde aynı eksende bulunduğu bu iki ülkeden ayrı bir tavır almasının, Türkiye’nin Suriye politikasına ve pozisyonuna etkileri neler olabilir?

Bu tutum Türkiye ile ABD arasında yakınlaşmaya yol açar mı? Türkiye, Rusya’dan uzaklaşıp ABD’ye yakınlaşır mı?

Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaşması, Putin’in alacağı tutuma bağlı. Eğer Rusya, Türkiye’nin bu harekâtı olumlu bulmasını iki ülke arasında bir krize dönüştürürse Ankara, Rusya ile ilişkilerini yeniden düzenler. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında operasyon sonrasında kurulan temas ve gelen mesajlar şimdilik böyle bir olasılığı yok denecek kadar düşük gösteriyor.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, ABD’nin operasyonunu desteklemekle birlikte bugünkü pozisyonunu koruyacak. Bu durum Türkiye’nin ABD ile yakınlaşması sonucunu doğurmaz. Türkiye ile ABD’nin Suriye sorununda farklı kamplarda olmasının nedeni Esad rejimine bakış değil, ABD’nin PKK ve türevleri olan PYD-YPG’yle hareket etmesidir. ABD bu politikasından vazgeçmedikçe, Türkiye’nin bu ülkeyle yakınlaşması mümkün değildir.

Türkiye, Esad rejiminin iş başından gitmesini istiyor. Bu konuda Rusya ve İran’dan ayrılıyor. ABD de başlangıçta Esad’ın devrilmesini istiyordu. Sonraki gelişmeler bu amacı öncelikli olmaktan çıkardı. Türkiye’nin de öncelikli amacı PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde bir devlet yapısı kurmasını ve Akdeniz’e bir koridor açmasını önlemek. Ankara, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla bunu, bugün için önlemeyi başarmış durumda. Ancak, ABD destekli PKK-PYD-YPG tehdidi sona ermiş değil. Bu itibarla, ABD’nin Suriye’yi vurması, Türkiye’nin politikasını değiştirecek bir hamle değildir.

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’te yeni dönem

TÜRK medyasında 40’ıncı yılına girerken sektörden çıkma kararı alan Sayın Aydın Doğan ve ailesini geçen hafta içinde düzenlediğimiz törenlerle Hürriyet Dünyası’ndan uğurladık.

Bugün, Sayın Aydın Doğan ve ailesi ile Sayın Erdoğan Demirören ve ailesi arasında düzenleyeceğimiz devir-teslim töreniyle Hürriyet Dünyası’nda yeni bir dönem başlayacak. Aydın Doğan ve ailesine bundan sonraki yaşamlarında sağlık, mutluluk ve başarılar dilerken, Erdoğan Demirören ve ailesine Hürriyet Dünyası’na hoşgeldiniz diyoruz.

Türk basınının amiral gemisi Hürriyet gazetesi ve Hürriyet Dünyası’nı oluşturan diğer yayınlarımız geride bıraktığımız hafta da liderliğini korudu. Yeni dönemde de Hürriyet ve Hürriyet Dünyası’nın, seyir defterine yeni başarılar kaydedeceğine ve liderliğini sürdüreceğine inanıyoruz.

Hürriyet Dünyası’nın sevgili okurları, izleyicileri ve takipçileri: Geçtiğimiz hafta da gazetecilik adına çok özel haberlere imza attık.

ALARA’NIN HİKÂYESİ

Başarılı muhabirimiz Kardelen Koldaş, hocasının otel odasında asılı bulunan hukuk öğrencisi Alara’nın hikâyesinin peşini geçen hafta da bırakmadı. Cezaevinden torununun cenazesi için izinli çıkan Alara’nın anneannesi Hayriye Gündüz’ün Hürriyet’e özel açıklamaları, ısrarcı ve sorgulayıcı haberciliğin mükemmel bir örneğiydi. Ardından Alara’nın çok yakın üç arkadaşı da genç kızın hocası H.Atilla G. ile ilişkisini anlattı.

BU NASIL BABA

Bir erkek ve üç kız kardeşiyle öz babasının istismarına uğrayan genç kızın isyanını Mesut Hasan Benli haberleştirdi.

Yazının Devamını Oku

Ödüllü habercilik

Hürriyet’te bir süre önce hayata geçirdiğimiz ve bu köşede defalarca size aktardığımız haberciliğin en güzel meyvelerini geçen hafta topladık.

Hürriyet Dünyası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden tam 8 ödül alarak çok büyük bir başarı elde etti.

Şüphesiz Türkiye’nin bu en prestijli ödüllerinin, açık ara fark yaratan Hürriyet haberciliğine gitmesi bir tesadüf değil.

Bu başarının altında, uzun zamandır Türkiye’nin çok yakından izlediği, gazetemizde yayınlandıktan sonra televizyonlara, internet sitelerine, sosyal medyaya damgasını vuran, gündem oluşturan ‘özel habercilik’ çabası yatıyor.

HAYATIN HER ALANINDAN

Bizleri bu noktaya ‘Hürriyet Takipte’, ‘Hayatın İçinden’, ‘Hürriyet Uyarıyor’, Hürriyet Çevreyi İzliyor’ gibi logolarla hayatın her alanından sizlere aktardığımız haberler taşıdı. ‘Ses Ver’ sayfamıza yansıyan konular, ekonomi sayfalarımızda hayat bulan tüketici odaklı haberler getirdi ödülleri bize.

Ödüle layık görülen arkadaşlarımız Mesude Erşan’ı, Ömer Erbil’i, Burak Coşan’ı, Gülistan Alagöz’ü, Emre Kızılkaya’yı, Selahattin Sönmez’i, Jale Özgentürk’ü, Nurettin Kurt’u ve özel haberleri üretip en güzel şekilde okurlara yansıtmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan bütün Hürriyet ekibini kutlarım.

Hürriyet bu haberleriyle çıtayı daha da yükseltti.

 

Yazının Devamını Oku

Hürriyet Türkiye’nin ortak değeridir

Hürriyet bu yıl 70’inci yaşını kutlayacak.

Türkiye’de 70 yıllık kurumların sayıları çok fazla değildir.

Hürriyet, demokrasimizle yaşıt ve Cumhuriyetimizin 70 yılına kesintisiz tanık olan az sayıdaki yayın organından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Hürriyet’in 70. yılını kutluyor ve nice yıllar diliyorum.

İKİ KÖKLÜ AİLE

40 yıldır medya sektöründe olan Aydın Doğan ve Doğan Ailesi, Hürriyet de dahil olmak üzere medyadaki bütün yayın kuruluşlarını Erdoğan Demirören ve Demirören Ailesi’ne satarak, sektörden çıkmaya karar verdi.

Demirören Ailesi ve grubu da medya sektörüne yabancı değil. Daha önce de Doğan Grubu bünyesinde bulunan, Türkiye’nin iki büyük ve etkili gazetesi Milliyet ve Vatan, Demirören Grubu’na satılmıştı. Milliyet ve Vatan gazetelerini grubuna katmadan önce de Erdoğan Demirören, gazeteler ve basın dağıtım şirketlerinde ortaklıkları bulunan, sektörü iyi tanıyan, deneyimli bir isim.

Türk medya ve iş dünyasının iki köklü ailesinin aldığı bu kararın, her iki gruba da hayırlı olmasını diliyorum.

YASAL İŞLEMLER SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

ABD’nin PKK’yla ortak hedefi

Dünyada, PKK kadar uluslararası desteğe sahip olmuş başka terör örgütü yoktur.

Başlangıç yıllarında komşularımız Sovyetler, Suriye ve Yunanistan’dan gördüğü silahlı ve siyasi destek, giderek Avrupa ülkelerine ve ABD’ye kadar yayıldı. Birinci Körfez Savaşı ve Çekiç Güç süresince ABD’nin verdiği üstü örtülü destek 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ve Irak’ın işgali sonrası süreçte daha gözle görülür bir hale geldi. Washington, Suriye iç savaşı sürecinde ise PKK ve ona bağlı PYD-YPG’yi meşrulaştırdı, modern silahlarla donatılmış ve eğitilmiş bir orduya dönüştürme çabasına girdi. Bu çaba devam ediyor.

ABD, askeri yardıma ve işbirliğine paralel olarak, PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde siyasi inşasına da destek oluyor. PKK-PYD-YPG cephesinin, siyasi, idari ve yargı otoritesi olması için de elinden gelen çabayı gösteriyor. Köy komünlerinden başlayarak, ilçe ve il meclisleri eliyle yerel yönetimleri PKK’nın yeniden inşa etmesine ve bölgede bir devlet yapısı ortaya çıkarmasına uygun ve güvenceli bir ortam yaratıyor. ABD’nin bu işbirliğini “DEAŞ’la mücadele” diye açıklaması ve inandırıcı olması mümkün değildir. ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ve Suriye’deki uzantıları PYD-YPG ile dayanışmasını, onlara sağladığı askeri ve siyasi desteği, resmi ve açık bir şekilde yürütüyor olması Washington’ı tarihinde olmadığı kadar yanlış bir konuma sürükledi. ABD’nin bu konumu, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere NATO ve tarafı olduğu birçok uluslararası kurumdaki varlığıyla ve terörle uluslararası mücadele teziyle bağdaşmaz durumdadır.

Aldığı bu açık ve güçlü ABD desteğiyle, amacına en hızlı ve en kalıcı şekilde ulaşabileceği hesabını yapan PKK’nın sınır boyunca Kuzey Suriye’ye yerleşmesi ve Akdeniz’e uzanacak bir koridor oluşturma planı Türkiye’nin müdahalesiyle çökmüştür. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı, PKK’nın ABD destekli bir projesini durdurmuş durumdadır.

Bu gerçeği gören PKK bu hedefine ulaşamayacağını görmüş ve taktik değiştirerek Türkiye’yi yıpratma amacına kilitlenmiştir. PKK, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı Afrin’de veya başka bir bölgede silahlı bir çatışmayı kazanamayacağını bir kez daha anladı. Kobani koşullarından çıkardığı propaganda gücüyle Güneydoğu’da hendek ve silahlı sokak mücadelesine giren PKK bu mücadeleyi kaybetti. Aynı denemeyi Afrin’de de sahneye koymak istedi.

Afrin’de, önce kırsal kesimde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni durdurmak hatta geriletmek için yıllardır yaptığı hendek, tünel, yığınaktan oluşan hatlarda bir başarı elde edemedi. Bu kez Afrin merkezine Suriye’nin diğer yerlerindeki teröristlerini getirdi ve TSK’yı kent merkezinde şehir savaşına zorlayarak büyük kayıp verdirmeyi ve imaj açısından yıpratmayı hedefledi. Bu amaçla Afrin’de sivilleri kalkan olarak kullanmaya, kentten çıkışlarını engellemeye yöneldi. İHA’ların çektiği görüntülerde PKK’lı teröristlerin, kenti terkeden sivilleri nasıl durdurmaya çalıştığı, yollara nasıl el yapımı patlayıcılar yerleştirdiklerini bütün dünya görmüş oldu.

PKK aynı zamanda yalanla propaganda yapmaya, zaten inanmaya hazır Batı kamuoyunu etkilemeye çalıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, sivilleri ve çocukları öldürdüğü, Afrin hastanesini bombaladığı yalanı bunlardan birisiydi. Aynı anda ABD’deki Türk karşıtı lobilerin gazetelere verdikleri ilanların zamanlaması dikkat çekiciydi. Ancak, İHA’ların aldığı görüntüler bu yalana dayalı balonu anında söndürmeye yetti. Afrin hastanesinin sağlam olduğu ve hiçbir yerinde en küçük bir hasar bulunmadığı dünya kamuoyuna gösterilmiştir.

PKK, ABD’nin tüm desteğine ve bütün silahlı hazırlığına karşın, TSK karşısında Afrin’i boşaltmak zorunda kaldı. Türkiye ve TSK aleyhine dünya kamuoyunda yaratmaya çalıştığı algıyı oluşturamadı. PKK’nın,

Yazının Devamını Oku

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunu

HÜRRİYET Dünyası olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin beslendiği ortamı etkisiz kılmak için bir çalışma başlattık.

Girişimimize okurlarımızdan ve sivil toplum kuruluşlarından büyük destek geldi.

Çalışmamızın özünü, Hürriyet Dünyası yayınlarında cinsiyet ayrımcı ifadeleri temizlemek oluşturuyor. Bu amaçla hazırladığımız ve kamuoyuna duyurduğumuz rehberimiz büyük ilgi gördü.

Bundan böyle Hürriyet Dünyası yayınlarında dilimize yerleşmiş cinsiyet ayrımcı ifadelere yer vermeyeceğiz. O ifadeler yerine rehberimizde önerilen cinsler arası ayrım yapmayan ifadeler kullanacağız.

TARİHİ BİR SORUN

Amacımız, bu yolla yeni nesillerin cinsel ayrımcı ifadeleri duymamaları, okumamaları, öğrenmemeleri, gelecekte ayrımcılıktan uzak temiz bir dil kullanmaları.

Bu rehberi hazırlayan meslektaşlarıma ve bize gönülden destek veren okurlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Toplumsal cinsiyet eşitliği sorunu tarihi bir sorundur. Dünyanın hemen her yerinde asırlardan beri nesilden nesile aktarılmıştır. İzleri insan topluluklarının yerleşik yaşama geçtikleri milattan önceki bin yıllara kadar gider. Temelinde erkek egemen toplum yapısı ve onun üzerine inşa edilmiş devlet yapısı vardır.

Bu yapının dayandığı sosyolojik gerçek ise daha eşitlikçi olduğu bilinen anaerkil toplum düzeninden ataerkil toplum düzenine geçiştir. Erkek egemen toplum düzeninin oluştuğu bu süreçte, mülkiyet ortaya çıkmış ve kadın da erkek tarafından mülk haline getirilmiştir.

Yazının Devamını Oku

Haber dilinde yeni bir dönem başlatıyoruz

Hürriyet olarak basındaki cinsiyetçi dilin yayınlardan temizlenmesi amacıyla öncü bir çalışmayı yaşama geçiriyoruz. Cinsiyetçi dile karşı rehberimizi sizlerle birlikte geliştireceğiz.Bu çalışmaya paralel olarak hurriyet.com.tr’nin yayınlarında da Vodafone’un geliştirdiği yapay zekâ teknolojisi kullanılarak cinsiyet ayırımcı dile karşı bir denetim mekanizması devreye girecek; bu teknoloji cinsiyet ayrımcı ifadeleri kırmızı çizgiyle işaretleyerek dikkate getirecek

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği evrensel bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. Ataerkil toplumsal yapının ağırlıklı olarak hâkimiyetini sürdürdüğü Türkiye ve benzeri ülkelerde bu sorun daha belirgin biçimde gözleniyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin inşasında ve varlığını sürdürmesinde, kullanılan dilin önemli bir faktör olduğu, sosyologların ve antropologların görüş birliği içinde oldukları bir olgu.

Dilimize yerleşmiş eril söylem, erkeği yücelten, kadını ise aşağılayan bir işleve sahip. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinde dilimizin bu ayrımcı yapıdan kurtulmasının çok önemli katkısı olacağına inanıyoruz.

Bu inançla Hürriyet olarak basın-yayın organlarındaki cinsiyetçi dilin yayınlardan temizlenmesi amacıyla öncü bir çalışmayı yaşama geçiriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Suriye’deki çelişki Irak’tan keskin

TÜRKİYE-ABD ilişkilerinde bir dönüm noktası olan 1 Mart Tezkeresi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından reddedilmesinin üzerinden 15 yıl geçti.

15 yıl geçti ama olumsuz etkileri hâlâ sürüyor.

Türk-Amerikan ilişkilerinin olumsuz seyri ve bugün dip noktaya vurmuş olmasının en önemli nedenlerinden biri 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesidir.

TBMM’nin bu kararından sonra ABD, Türkiye ile siyasi ve askeri ilişkileri bozdu ve iki ülke ilişkileri bir daha 1 Mart 2003 öncesine dönmedi, hep kötüye gitti.

1 Mart 2003 öncesinde de Türkiye ile ABD’nin Irak üzerindeki ulusal çıkarları çatışıyordu. 1 Mart Tezkeresi’yle hedeflerden biri de bu çıkar çatışmasını mümkün olduğu kadar küçültmek ve iki ülke amaçları arasında bir uyumlaştırma sağlamaktı.

ÇIKARLAR ÖRTÜŞMÜYOR

1 Mart Tezkeresi’nin ekini oluşturan mutabakat metni bu uzlaşmanın belgesiydi. Ancak tezkere reddedilince, mutabakat metni de TBMM Genel Kurulu’nda tartışılmadan rafa kalkmış oldu.

Şunu hatırlatmakta fayda var.

Bu mutabakat metninin ortaya çıkması çok çetin ve uzun müzakereler sonucunda oldu. O dönemde Türk heyetine başkanlık eden emekli Büyükelçi

Yazının Devamını Oku

ABD, Türkiye'yi durdurma peşinde

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Afrika gezisinin Cezayir ayağını tamamlayıp Moritanya’ya, oradan da Senegal’e geçti.

Gezinin Cezayir ayağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye konusunda Batı’dan gelen mesajlara yanıt verdi. 

Erdoğan’ın mesajlarını Vahap Munyar’ın haberinde bulacaksınız. 

Erdoğan’ın açıklamalarının satır araları ve heyetteki yetkililerle yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenimi aktarayım.


Yazının Devamını Oku

Çocuklardan neler olmaz

ANTALYA ve Adana’daki iki çocuk istismarı olayı nedeniyle konu yeniden gündeme geldi.

Çocuk çocuktur ve çocuktan cinsel obje olmaz!

Çocuğa bu gözle bakılmaz.

Çocuğa baktığında cinsel obje gören normal değildir, sapıktır.

Maalesef son olaylarda görüldüğü gibi toplum içinde gezen böyle sapıklar var.

Alınması gereken önlem bu tiplerin tedavi edilmesidir. Tedavi edilmeden toplum içinde gezmelerinin önlenmesidir. Bu amaçla kastrasyon (kimyasal hadım etme) dâhil yeni önlemler içeren yasal düzenleme girişimi yerindedir. Bu önlemin bilim ne diyorsa ona göre ve zaman yitirilmeden alınıp hayata geçirilmesi gerekir.

GELİN OLMAZ

Çocuk çocuktur ve çocuktan gelin olmaz!

Çocukları evlendirmek suçtur. Bu suçu

Yazının Devamını Oku

İhtiyatlı iyimserlik

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara’ya yaptığı ziyaretten sonra ortaya çıkan siyasi havayı “ihtiyatlı iyimserlik” olarak tanımlayabiliriz.

Tillerson’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildiği görüşme, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katılımıyla üçlü olarak gerçekleşti. ABD ve Türkiye dışişleri geleneğine uymayan bu üçlü görüşmenin Tillerson tarafından talep edildiği belirtildi. Bu görüntü, usul açısından hem ABD’de hem Türkiye’de eleştirildi. Usule ilişkin tartışma bir yana, bu ziyaret, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından, Türkiye-ABD ilişkilerinin “Ya düzeleceği ya da tümüyle kopacağı” bir ziyaret olarak nitelenmişti. İki ülke ilişkilerinin dibe vurduğu düşünülürse, Çavuşoğlu’nun bu ziyaretin doğuracağı sonuçla ilgili yorumu önemliydi.

DÜZELME İHTİMALİ

Tillerson’ın ziyaretinin ikinci gününde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmeden sonra yayımlanan ortak açıklamadaki mesajlar ve iki bakanın gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar, ilişkinin kopmayacağı, aksine normalleşmesi için güven artırıcı adımlar atılacağı yönündeydi. Bu da yok olan güvenin yeniden tesisi için ortak hareket edilmesi konusunda tarafların irade gösterdiklerine işaret ediyordu. İlişkiler kopmamış, ihtiyatlı bir düzelme ihtimali ortaya çıkmıştı.

Ortak açıklamada yer alan; “Suriye’nin toprak bütünlüğünün ortak ve nihai hedef olduğu, Suriye içinde oldubittilere izin verilmeyeceği, DEAŞ, PKK, El Kaide gibi terör örgütleri ile terör örgütlerinin ‘uzantıları’ ile ‘mücadele edileceği’” mesajları Türkiye tarafında iyimserlik doğuran ifadelerdi. “Terör örgütlerinin uzantıları” ifadesi Ankara açısından PKK’nın uzantısı PYD-YPG anlamı taşıyordu. Bu ifadenin ortak açıklamaya konulmuş olması, Türkiye’nin “PYD-YPG’nin PKK’nın devamı olduğu” gerçeğinin, isimleri zikredilmeden kayda geçirilmesinin ABD tarafından kabul edildiğini gösteriyordu.

Türkiye tarafında iyimserlik uyandıran bir diğer ifade ise Tillerson’ın gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Bundan böyle ABD’nin başka, Türkiye’nin başka hareket etmeyeceği” mealindeki sözleriydi. Keza, ortak çalışma kararı ve mart ayının ilk yarısında oluşturulacak ortak mekanizmaların devreye girecek olması yönündeki bilgi de iyimserlik kaynağıydı.

MENBİÇ TEST OLACAK

İki ülke ilişkilerinin düzelmesi, Suriye’deki durumun DEAŞ öncesine dönüp dönmeyeceği konusunda Türkiye’nin ihtiyatlı yaklaşmasının nedeni ise ABD’nin somut adım atıp atmayacağının sahada görülmek istenmesiydi. ABD, daha önce başkan düzeyinde “YPG’nin Menbiç’ten çıkarılacağı ve Fırat’ın doğusuna gönderileceği” yönündeki sözünü tutmamıştı. Nitekim Tillerson, “Bazı taahhütlerimiz vardı. Onların hepsini bitiremedik. İlk çalışma konumuz Menbiç olacak” sözleriyle üstü kapalı olarak itirafta bulunmuş oldu.

Bu koşullarda, Türkiye’nin ABD’ye yeniden güven duyması ve ilişkileri normalleştirilmesi için Menbiç test işlevi görecek. ABD, söz verdiği gibi Menbiç’teki YPG’lileri Fırat’ın doğusuna geçirir, Türkiye’den bir heyetin bunu yerinde saptamasına olanak sağlar ve hatta Türkiye’nin önerdiği iddia edilen,

Yazının Devamını Oku

Gözün arkada kalmasın Mehmetçik

DÜNYADA askerine “Mehmetçik” gözüyle bakan başka millet yoktur.

Türk halkının gözünde Mehmetçik tek bir asker değildir.

Analar, babalar Mehmetçik derken bütün kutsallarını kasteder.

Vatanı, milleti, devleti, bayrağı, imanı, namusu, zaferi, kahramanlığı, şehitliği, gaziliği, analığı, babalığı, kardeşliği, sevgiliyi...

***

Bu kutsal değerlerin hepsini taşır Mehmetçik...

Vatan için şehit olmayı en yüksek mertebe sayar...

Analar bunun için eline kına yakarak gönderir oğlunu askere...

Yazının Devamını Oku

ABD’nin yanlış hesabı

ABD, Türkiye’yi Afrin’de durdurmak için Suriye’deki en üst düzey komutanı Korgeneral Funk’ı konuşturdu.

General Funk, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’den sonra Menbiç’e de gireceğini, Fırat’ın doğusu da dahil son terörist etkisiz kılınıncaya kadar mücadelenin devam edeceği sözlerine yanıt verdi. Funk’ın yanına aldığı gazetecilerle Menbiç’e gitmesi, YPG’lileri ziyaret etmesi, onların yanında röportaj vermesi, YPG’lilerden ‘kahraman’ diye söz etmesi, hepsi kuşku yok ki Washington’ın yazdığı senaryonun oynanmasıydı. Funk, bu mizansen içinde görüntülü ve sözlü olarak Türkiye’yi tehdit etti. “Bizi vurursanız, agresif şekilde karşılık veririz” dedi.

YÖNTEM YANLIŞI

Funk’ın dikkat çeken bir sözü de CNN International muhabirinin “en çok neden endişe ediyorsunuz” sorusuna verdiği yanıttı. ABD’li general bu soruya “Yanlış hesap” yanıtını verdi. Bu söz Türkiye’ye “Yanlış hesap yapmayın, karşınızda YPG değil biz varız” anlamı taşıyordu. Funk’ın konuşmasının zamanlaması da dikkat çekiciydi. General Funk, Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster ve Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye yapacağı ziyaretten hemen önce konuştu. McMaster ve Tillerson’ın vereceği mesajların önden duyurulması ve Türkiye’nin tepkisinin ölçülmesine ve ABD’nin pozisyonunun duyurulmasına yönelik bir girişimdi.

Şunu ifade etmek gerekir ki, Ankara’nın muhatabı, Suriye’deki bir ABD’li korgeneral değildir. Onun muhatabı ancak Türk ordusundaki muadili olabilir.

ABD, McMaster ve Tillerson’ın ziyareti öncesinde bir mesaj vermek istiyorsa bunu Ankara’nın muhatap alabileceği düzeydeki bir siyasi sorumluya açıklama yaptırmalıydı.

Washington’ın yöntemi yanlıştı. Nitekim Ankara üzerinde bir etkisi olmadı.

Ankara daha önce açıkladığı pozisyonunda duruyordu.

ABD’li generalin,

Yazının Devamını Oku

TSK’nın başarısı ABD’yi sıkıştırıyor

Türkiye’nin, Zeytin Dalı harekâtı başarıyla sürüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi Zeytin Dalı’nda gösterdiği güç ve yeteneği bütün dünya izliyor. Bu süreçte PKK-PYD-YPG cephesinin yanında duran ABD de Türkiye’nin kararlılığını ve gücünü sahada gözledi.

ABD dahil bütün dünya biliyor ki, Mehmetçik, Afrin’i de terör örgütünden temizleyecek.

Cepheden gelen görüntüler gösteriyor; terör örgütü, sınıra yakın yerlerde kuleler, siperler, tüneller, kuyular, mayınlarla TSK ile bir oyalama savaşına hazırlanmış. Yine kuşku yok ki, Afrin’in içinde de tıpkı Güneydoğu’da yaptığı gibi hendekler, evden eve tüneller, tuzaklar, mayınlarla bir şehir savaşına hazırlıklı.

Bu tür bir hazırlığın TSK’yı durduramadığı Güneydoğu’da görüldü.

Burada da durduramayacaktır.

Terör örgütünün bu çatışmayı planlarken amacı Türkiye’yi dünyaya sivilleri öldürüyor diye şikâyet etmektir. Ama TSK harekâtın bu aşamasına kadar olduğu gibi ileri aşamalarında da sivilleri hedef almadığını ve çok özenli bir mücadele yürüttüğünü kanıtlayacaktır.

ABD İZAHTA ZORLANIYOR

TSK’nın başarısı, ABD’yi sıkıştırıyor. Afrin’den sonra daha da sıkıştıracak. TSK terör örgütüyle mücadele ederken, ABD’nin canlı bombaların yanında durmasıyla ilgili New York Times da sosyal medya hesabından ABD’yi, teröristlerin yanında

Yazının Devamını Oku

Zeytin Dalı, siyasi dengeleri etkiledi

Türkiye’nin Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı harekâtı askeri dengeleri değiştirdiği gibi siyasi dengeleri de değiştiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı araması da, Afrin’de sıkışan YPG’nin Beşar Esad’a “Sınıra asker gönder, sınırı koru” diye çağrı yapması da, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, Almanya’nın NATO’yu toplantıya çağırması da Zeytin Dalı’nın siyasi sonuçlarıdır. ABD dahil bazı Batılı ülkelerin ve NATO’nun, “Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını anlıyoruz” türünden açıklamalar yapmak zorunda olması da...

Türkiye’nin kararlı bir şekilde ve askeri güçle destekleyerek, Suriye topraklarında terör örgütleriyle mücadeleye girişmiş olması, sahada olduğu gibi uluslararası masada da yerini güçlendirdi.

GÜVENLİ BÖLGE

Hiç kuşku yok ki, ABD’nin ısrarla reddettiği Türkiye’nin güvenli bölge önerisini şimdi gündeme getirmesinin nedeni Zeytin Dalı harekâtıdır.

Anlaşılan ABD, Ankara’nın sürecin başında ısrarla talep ettiği güvenli bölgeyi şimdi kabul ederek Türkiye’yi durdurmaya çalışıyor. Bu da gösteriyor ki, Washington, Zeytin Dalı harekâtı ve devamından ciddi şekilde çekinmektedir.

Türkiye’nin, Fırat Kalkanı bölgesinde yaşama geçirdiği gibi, güvenli bölge önerisi başlangıçta kabul edilse ve uygulansaydı Zeytin Dalı harekâtına gerek kalmaz, sorunlar bu aşamaya gelmezdi. Ancak ABD, PKK-PYD-YPG cephesini korumak ve onlarla işbirliğini güçlendirmek için Türkiye’nin önerisine kulaklarını tıkadı.

ABD’NİN AMACI

Bu aşamadan sonra Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölge, Türkiye’nin çıkarlarına uygun mudur, değil midir; tartışılır.

Yazının Devamını Oku

Birlik olma zamanı

TÜRKİYE’nin Afrin’de yürüttüğü “Zeytin Dalı” harekâtı meşrudur.

Ankara, uluslararası hukuktan doğan bir hakkını kullanmıştır. Bütün uyarılara rağmen, PKK’nın Suriye’deki kolu olan YPG’nin Afrin’de üslenmesi, oradan Türkiye’ye saldırması karşısında, Ankara’ya askeri müdahale dışında bir seçenek kalmamıştır.

PKK-PYD-YPG’nin Türkiye’ye saldırıları Afrin’le de sınırlı değil. Sınırımız boyunca fırsat buldukları her an her yerden saldırdılar.

Terör örgütünün amacının Türkiye’yi bölmek olduğu da düşünüldüğünde Türkiye’nin askeri harekâtı, tartışmaya dahi açılamaz.

Türkiye’nin Suriye’nin de, Irak’ın da toprağında gözü olmadığı açıktır. Sadece bekasını düşünerek terör örgütleriyle mücadele ediyor. Bu nedenle Türkiye’yi, Suriye’de işgalci gibi gösterme çabaları da boşunadır. Türkiye işgalci değildir. Amacı terör örgütlerini etkisiz kılmaktır.

ULUSAL SORUN

Terör ulusal bir sorundur. Bu nedenle terörle mücadele de ulusal nitelikte bir mücadeledir. Bunun gereği, bu mücadeleyi birlik ve beraberlik içinde yürütmektir.

Terörle mücadele iç siyaset konusu, malzemesi yapılmamalıdır. Partiler üstü bir anlayışla yürütülmelidir!

Şimdi zaman, iktidarıyla muhalefetiyle birlik olma zamanıdır. 

Yazının Devamını Oku

Sonuç getiren habercilik

Biz gazeteciler için en büyük mesleki mutlulukların başında, hazırladığımız sayfalara yansıttığımız haberlerden kamu veya mağdur kişi yararına sonuç almamız gelir. Sözünü ettiğimiz bu haberler hayatın her alanında olabilir.

Gurur ve mutlulukla belirtmek isterim ki, son dönemde fark yaratan Hürriyet haberciliği çok önemli ve olumlu sonuçları da beraberinde getirdi.

“Türkiye’nin cennet köşeleri” denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan Bolu Gölcük’te imar yolunu açacak düzenleme yapıldığını ve ihaleye çıkılacağını kamuoyuna Aysel Alp imzasıyla Hürriyet duyurdu.

Bu haberin çıkmasından sonra gözler buradaki ihaleye döndü. Vatandaşlar Gölcük’ün imara açılmaması için yürüyüş yaptı.

Nihayetinde ihale iptal edildi.

Bakan da muhtemelen bir daha ihale açılmayacağını söyleyerek noktayı koydu.

Sonuç getiren habercilik için, bir süre önce hayata geçirdiğimiz, editörlerimizden Demet Bilge Erkasap yönetimindeki ‘Ses Ver’ sayfasını dikkatle izlemenizi tavsiye ediyorum.

Her pazar yayınladığımız bu sayfanın çıkış amacı, bir konuyu tüm detaylarıyla gündeme getirmek, ilgili kişilere gerekli çağrıları yaparak sonuca ulaşmaktı.

Yazının Devamını Oku

ABD ile ilişkiler düzelir mi?

Uluslararası ilişkilerde sürekli düşmanlık, sürekli dostluk yoktur.

Sürekli olan ulusal çıkardır.

İki ülke arasındaki ilişkiler ulusal çıkarların örtüştüğü dönemlerde iyi, çatıştığı dönemlerde kötü olur.

Türkiye ile ABD ilişkileri uzunca bir süreden beri kötü seyrediyor.

İki ülke 60 yıldır müttefik olmasına karşın çok ciddi bir sorun yaşıyor.

Bunun temel nedeni, ABD’nin, Türkiye’nin ulusal birliğini, toprak bütünlüğünü parçalamayı ve demokratik-laik rejimini değiştirmeyi hedefleyen iki terör örgütünü ısrarla desteklemesi. Bu terör örgütlerinden biri PKK, diğeri FETÖ’dür.

Türkiye’nin bütün taleplerine karşın ABD, bu iki terör örgütünü desteklemekten vazgeçmedi. Bu desteği bugün de sürüyor.

PKK’YA DESTEK NİYE?

Yazının Devamını Oku

Yeni yıl ve vedalar

YENİ yıl, Hürriyet için de önemli bir kilometre taşı.

Hürriyet, 1 Mayıs’ta tam 70 yaşına girecek. 94 yaşındaki Cumhuriyetimizin değerleriyle bütünleşerek, evrensel gazetecilik ilkelerini benimseyerek başarıyla, gururla kat edilmiş 70 uzun yıl...

Hürriyet’i, 70 yıldır her sabah fırından yeni çıkmış taze bir ekmek sıcaklığıyla ellerinize ulaştıran bir ekip var geride. Her ferdinin üzerine düşen işi olanca titizliğiyle yaptığı bir koca ekip. Hürriyet’i zirveye taşıyan hep orada tutan muazzam ekibin kimisi vitrindedir, okurlar onları bilir, tanır. Kimiyse görünmez kahramanlardandır, okurlar bilmez, tanımaz.

Hürriyet’in tarihine baktığınızda basın tarihine pırıltılı harflerle adını yazdırmış nice gazeteci, yazar, editör görürsünüz. Her biri Hürriyet’in gazetecilik yarışında bayrağı onurla, gururla taşımış, sonraki kuşaklara devretmiş onlarca, yüzlerce değerli isimle karşılaşırsınız.

TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

O listeye yeni isimler katılıyor; gazetemize yıllarca emek vermiş bazı arkadaşlarımızla yollarımız maalesef ayrılıyor. Daha doğrusu bazı arkadaşlarımız bayrağı yenilere devrediyor.

Yollarımızı ayırdığımız bu arkadaşlarımıza Hürriyet’in teşekkür borcu var. Meslektaşları olarak bizim ise gönül borcumuz var. Haklarını bir nebze olsun teslim edebilmek için isimlerini tek tek anmalıyız. İçlerinde kimler yok ki?

48 yıl boyunca Hürriyet’in yönetiminde görev yapmış Fikret Ercan.

Yazı İşleri’nin kıdemli ismi ve bir dönem yazarlık da yapan

Yazının Devamını Oku