"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

24 saat

15 Temmuz’da kanlı darbe girişiminin yaşandığı 24 saat bir kâbus gibiydi.

O 24 saatin travması henüz atlatılabilmiş, her yönüyle ortaya çıkarılabilmiş değil.

 

Türkiye’yi şoka sokan kanlı darbe girişiminin bastırılmasındaki en büyük pay, kuşkusuz, sokaklara çıkıp darbeye direnen, tankların önüne geçen, üstüne çıkan, altına yatan, kurşunlara göğsünü siper eden, 246’sı şehit olan, binlercesi yaralanan Türk halkıdır.

 

Darbenin halk direnişiyle bastırılmasındaki dönüm noktası ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CNN Türk ekranlarından canlı yayında halkı direnmeye, sokağa çıkmaya davet eden konuşmasıydı.

 

O karanlık gecede en çok merak edilen konulardan biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın durumuydu.

 

Hayatta olup olmadığı, darbecilerin onu ele geçirip geçirmediği, ne yaptığı, ne düşündüğü bilinmiyordu.

 

Hayatına kastedenlerin Marmaris’te kaldığı oteli bastığı saatlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşmak, akıbetini öğrenmek mümkün değildi.

 

Bunu CNN Türk’te, Doğan TV Ankara Temsilcisi, meslektaşımız Hande Fırat başardı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaştı, onu cep telefonundan canlı yayına bağladı ve çağrısını halka duyurdu. O an, darbe girişiminin seyrini değiştiren anlardan biriydi. Halkın da müdahalesiyle darbe püskürtüldü.

 

Hande, o gece yaşadıklarını ve yaşananları “24 Saat 15 Temmuz’un Kamera Arkası” adıyla kitaplaştırdı ve Doğan Kitap’tan okurlara sunuldu.

 

Sadece o gece yaşananları ve tarihi gazetecilik olayını anlamak için değil, darbenin ne olduğunu, darbecilerin cüretini, gözü dönmüşlüğünü, karargâhlarda neler yaşandığını öğrenmek için mutlaka okunması gereken bir kitap.

 

Hande Fırat’ı iki kez tebrik etmek gerekiyor. Biri, 15 Temmuz gecesi gösterdiği gazetecilik refleksi ve başarısı için; diğeri, o gece yaşadıklarını canlı yayında anlatır gibi aynı heyecan ve başarıyla kaleme aldığı için...

 

DARBE ALARMI VAR MI?

 

Hande, sadece yaptığı tarihi yayının değil, o gün ve gece yaşanan birçok olayın perde arkasını da aktarıyor kitabında.

 

Birçok önemli bilgi arasında darbeye ilişkin ilk işaretlerin MİT’e ve oradan da Genelkurmay Başkanlığı’na iletildiği süreç çok dikkat çekici.

 

Darbe hazırlığı, darbeciler harekete geçmeden önce Genelkurmay’a iletildi mi?

 

Bu soru hâlâ tartışılıyor.

 

Hande’nin kitabında aktardığı bilgiye göre, Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir helikopter pilotu olan binbaşı, izinden çağrılıyor ve karargâhta gizli bir toplantıya katılıyor. Bu toplantıda, komutanları “Gece çok uçacağız, gece görüş dürbünleriniz de yanınızda olsun, Hakan Fidan’ı alacağız” diyor. Binbaşı bu toplantıdan sonra bir taksiye atlayıp MİT’e gidiyor. Bu istihbaratı MİT yetkililerine aktarıyor. MİT üst düzey yetkilileri kendisini sorguluyor, kimliğini araştırıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a bilgi veriyorlar. Sonra binbaşının üzerine bir dinleme cihazı yerleştirip geri gönderiyorlar. Anlaşılan, binbaşının üzerindeki dinleme cihazıyla Kara Havacılık’tan son bilgileri almayı planlıyorlar, ancak binbaşı cihazı çalıştıramıyor.

 

Fidan, şifreli telefondan saat 16.21’de Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’i arıyor ve binbaşının getirdiği bilgileri aktarıyor. Ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Fidan’ı arıyor ve bilgi alıyor. Fidan saat 17.30 sularında yardımcısını Genelkurmay’a gönderiyor. Saat 18.00’de kendisi de Genelkurmay’a geçiyor. Genelkurmay Başkanı, İkinci Başkan ve Kara Kuvvetleri Komutanı’yla durum değerlendirmesi yapıyorlar. Genelkurmay Başkanı Akar, Fidan’a, “Seni rahatlatalım, bazı tedbirler alalım” diyor. Sonra tedbirler birliklere bildiriliyor: “Hiçbir askeri araç havalanmasın, havadakiler üslerine dönsün, tanklar ve birlikler hareket etmesin.”

 

Sonra Fidan Cumhurbaşkanı’nın korumasını arıyor ve durumunu soruyor, istirahatta olduğu yanıtını alıyor. Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Kara Havacılık Komutanlığı’na gidip kolaçan ediyor ama bir anormallik görmüyor. Ve sonuçta o kâbus gibi gece yaşanıyor.

 

Bu bilgilerden ortaya çıkıyor ki, MİT ve Genelkurmay olayı bir darbe girişimi gibi algılamıyor. Daha çok Hakan Fidan’a yönelik bir suikast girişimi gibi anlıyorlar.

 

Ancak, darbeciler bu temaslardan haberdar oluyor ve planlarının deşifre olduğunu düşünerek, darbe girişimini erken başlatıyorlar.

 

MİT’te ve Genelkurmay’da ise darbeciler harekete geçinceye kadar bir darbe girişimi alarmı, beklentisi havası görünmüyor.

 

Eğer bu bilgi zincirinde görünen eksiklikleri giderecek başka bilgiler varsa, bunların Meclis’te kurulan Araştırma Komisyonu’na aktarılmasında, olayın aydınlatılması açısından büyük fayda var.

X