GeriFatih ÇEKİRGE 'Yunan terbiyesizliği'ne Atatürk'ün evinden cevap
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Yunan terbiyesizliği'ne Atatürk'ün evinden cevap

Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin hocalarımız ödül almak için davet edildikleri Yunanistan’da, Atina Büyükelçiliği’mize yapılan terbiyesizliğe karşı öyle bir cevap verdiler ki...

Bana göre Türeci ve Şahin hocaların bu cevabı diplomasi tarihine geçer...

Çünkü Türk Büyükelçisi’ni törene çağırmayan Atina’ya cevabı Atatürk’ün Selanik’teki evinden verdiler.

Nasıl mı?

Anlatayım.

Önceki gün diplomasi kulislerinden bir söylenti geldi.

Önce inanamadım.

Yunan terbiyesizliğine Atatürkün evinden cevap

“Yok artık, bu kadar da olmaz” dedim...

Olay şu:

COVID-19’a karşı insanlığa umut kaynağı olan Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin Yunanistan’a davet edildiler.

Selanik’teki Theofano Vakfı, 13 Ekim gecesi iki bilim insanına ödül verdi.

Ödülü de Yunanistan Cumhurbaşkanı Sakellaropulu verdi.

Buraya kadar her şey çok güzel...

Aynı zamanda Türk-Yunan ilişkileri için de sembolik olarak olumlu bir ödül...

Ama o da ne?

Gecenin ertesi günü öğreniyorum ki...

Başta Almanya’nın Atina Büyükelçisi olmak üzere bazı yabancı büyükelçiler törene davet edilmiş...

Ama...

Türkiye’nin Atina Büyükelçisi ise çağrılmamış...

“Yok canım” dedim.

Sonuçta bu bilimsel bir ödül. Üstelik Türk kökenli bilim insanları. Türk Büyükelçi çağrılsa güzel bir jest olmaz mı? Bunun politikayla ne ilgisi olabilir?

Ardından Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Burak Özügergin’i aradım:

“Sayın Büyükelçi, duyduklarım doğru mu, o geceye davet edilmemişsiniz. Oysa başka büyükelçiler davet edilmiş?”

Özügergin, kısa bir süre sustu ve şöyle dedi:

“Evet Fatih Bey, doğru duymuşsunuz. Ne ben ne de Selanik Başkonsolosumuz davet edildik.”

- Ama başka ülkelerin büyükelçileri davet edilmiş. Sonuçta bu bilimsel bir ödül, politikaya alet edilmemeli değil mi?

- Tabii şimdi benim büyükelçi olarak yorum yapmam doğru olmaz. Ancak davet edilmediğimiz doğrudur.

Çok ilginçtir...

Özügergin bu olayı eski bir büyükelçiye anlatınca, büyükelçi “İnanamıyorum” diyerek yüzünü kapatmış.

Anlayacağınız, bu kadar ezik, bu kadar düşmanca, bu kadar diplomasiden yoksun bir anlayış bu...

Yunanistan açısından üzücü ve ibretlik bir durum.

Bu nasıl bir kıskançlık...

Neyse ki buldukları BioNTech aşısıyla insanlığa umut olan Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Atina’nın bu “düşmanca” tavrına Selanik’te Atatürk’ün evine giderek cevap verdiler.

Yüreklerimize su serptiler...

Yunan terbiyesizliğine Atatürkün evinden cevap

BU İLK KEZ OLMUYOR

Aslında biraz gerilere gidince, Yunanistan’ın benzeri “diplomasi dışı” ve “ezik” uygulamaları hatırlanıyor...

İşte örneği...

Yunanistan her yıl ocak ayında “Terör Kurbanlarını Anma Günü” düzenliyor. Ve terör saldırılarında diplomatları katledilen ABD ve İngiltere büyükelçiliklerini törene davet ediyor.

2020 yılında düzenlenen anma gününe bir konuşma yapması için Türk büyükelçisi de davet ediliyor.

Ancak birkaç gün sonra “Yanlışlıkla davet etmişiz...” diyerek daveti geri alıyorlar...

2021 yılında ise hiç davet etmiyorlar.

Şu düşmanlığa bakar mısınız?

Oysa çok iyi biliyorlar ki...

- Asala terör örgütü, İdari Ataşe Galip Özmen ve 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen’i 1980 yılında katletmişti.

- Yunan 17 Kasım terör örgütü 1991 yılında Basın Ataşesi Çetin Görgü’yü katletmişti.

- 1994 yılında Büyükelçilik Müsteşarı Ömer Haluk Sipahioğlu katledilmişti.

Türkiye’nin verdiği bütün bu şehitlere rağmen Türk Büyükelçi anma gününe davet edilmiyor.

İnanılır gibi değil.

Yunan terbiyesizliğine Atatürkün evinden cevap

BU NASIL İSTİKŞAFİ GÖRÜŞME

Biliyorsunuz, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözümü için “istikşafi görüşmeler” yapılıyor.

Görüşmelerin en temel gerekçesi tarafların “iyi niyet beyanı” olarak yorumlanır.

Yani Ege’de, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta yaşanan sorunlar için bir “yol haritası oluşturma” çabası da diyebilirim.

Bugüne kadar tam 63 görüşme olmuş.

Onlar gelmiş, biz gitmişiz.

Masalara dosyalar konmuş, sohbetler olmuş.

El sıkışılmış, yemekler yenmiş.

Daha 10 gün önce yine bir araya gelmişler.

Amaç “barışçı çözüm bulmak”...

“Ege’yi barış gölü yapmak”...

Ama şu hale bakın ki...

Ankara’da bu görüşmeler yapıldıktan 10 gün sonra Atina’da bizim büyükelçimiz bu törene davet edilmiyor.

Bu nasıl bir “dostluk yalanı”dır...

Şimdi hangi Yunanistan’a bakacağız?

Ankara’da iyi niyet amaçlı “istikşafi görüşmeler” yapan Yunanistan’a mı?

Yoksa Atina’da bu “diplomatik terbiyesizlik”i tercih eden Yunanistan’a mı?

Bu kadar mı yalan olur...

PEŞ PEŞE SAVUNMA ANLAŞMALARI

Aslında fotoğrafı biraz genişletirsek...

Yunanistan’ın son dönemde yaptığı savunma anlaşmaları çok şey anlatıyor.

- Fransa ile savunma anlaşması... (Ve tabii alınan savaş uçakları.)

- ABD ile savunma anlaşması... (Verilen yeni üsler...)

- İsrail ile savunma anlaşması...

Peki...

Kime karşı bu savunma anlaşmaları?

Tıpkı Kurtuluş Savaşı öncesinde olduğu gibi “şımartan anlaşmalar” diyebilirim buna...

Oysa nedir arkadaş?

Ege’nin iki yakasında kardeşçe yaşayan halklar var...

Defalarca gittiğimiz adalarda dostlarımız, arkadaşlarımız var. Onların da bu kıyılarda dostları var.

Birbirlerine yardım eden balıkçılar var.

Ama hayır...

İllaki bu “aşırı ırkçılık” ve “Türk düşmanlığı” siyaseten kullanılacak...

İllaki silahlara milyarlarca dolar verilecek.

Çünkü Yunan halkının yaşadığı işsizlik ve kriz o silahları satanların umurlarında değil...

Yoksa Atina da çok iyi biliyor ki...

Ne kadar silahlanırsa silahlansın, Türkiye karşısında aritmetik bir karşılığı yok.

Yunan terbiyesizliğine Atatürkün evinden cevap

 

X

Bakan Akar’dan NATO mesajının şifreleri

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, önceki gün İstanbul’da bir tatbikata katılıyor...

NATO’nun muharip görev gücü için yapılan On Guard-2021 tatbikatı: “Tetikte 2021”

Ve Akar tatbikatı izledikten sonra bir açıklama yapıyor.

Aslında teknik bir açıklama...

Ama mesaj ve gideceği adres açısından şifreleri ve satır araları iyi okununca, Ege ve Akdeniz’deki gelişmelere göre çok kritik, çok önemli bir açıklamadır bu.

İçinden dostluk geçen, ders gibi bir açıklama...

Gelin birlikte şifrelerini çözelim.

Bakan

Yazının Devamını Oku

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Önce dalış eğitimi aldı. Hocası Doç. Dr. Harun Özdaş tek tek anlattı. Denizin altına nasıl inilir. Dalış denge ceketi nasıl kullanılır. Dalış ahtapotu nedir. Konsol nasıldır.

Tüpteki hava miktarı nasıl anlaşılır... Regülatör, pusula... Su altında hangi işaretlerle anlaşılır... Acil durumda ne yapılır?

Tek yıldız eğitimi bitti...

Ve o sabah Datça’ya geldiler. Kızlan’da bir Osmanlı batığına dalacaklar...

Dalış kıyafetini giydi. Hocası ekipmanlarını tek tek kontrol etti. Kurşunlar bağlandı... Ve sırtüstü bıraktı kendini denize. Bastı butona. Yavaş yavaş suyun altına iniyordu. Aşağı indikçe o boğuk ve kabarcıklı ses... Dünya dışı o ses...

Ancak dalanlar bilir. Başka bir evrendeydi artık...

Ve belki de dünyada ilk kez... Denizaltında binlerce yıllık tarihin izini arayan ilk kültür bakanıydı...

Mehmet Ersoy

Yazının Devamını Oku

Eller...

Şu buğulu fotoğraflardaki küçük elleri neden bu kadar büyüttüm, biliyor musunuz?

Çünkü yıllardır denizlerde perişan halde görmeyi kanıksadığımız çaresiz mülteciler arasında...

O kadar küçüktüler ki...

Fark etmiyoruz bile. Öylesine körleştik ki...

‘Schindler’in Listesi’ filmini hatırlattı bana...



Yazının Devamını Oku

Bir kadın çarşafla evinden kaçıyor! ‘Neredesiniz komşular?’

Fotoğraftaki şu anı düşünebiliyor musunuz? Bir kadın...

Kanlar içinde odasına sığınıyor. Kapıyı kilitliyor.

Tir tir titriyor.

Çünkü salonda gözü dönmüş bir vahşi var.

Küfürler, hakaretler savuruyor....

Dövecek, öldürecek.

Ne yapsın kadın... Tek çare, kendi evinden firar etmeye çalışıyor.

Yatağındaki çarşafı alıyor.

Balkona gelip bağlıyor. Ve oradan kaçmaya çalışıyor...

Yazının Devamını Oku

Bir şehre bir kadın eli değince...

Yıllar sonra...

Havaalanından şehre gelirken gördüğüm manzara karşısında şaşırıyorum...

Geniş bulvarlarda iki taraflı binalar.

Sanki Paris’teyim...

Saint-Germain’den Odeon’a, oradan Saint Michel, Notre Damme’a yürüyorum...

1600’ların sonundayım.

Rokoko tarzından geçip Neoklasik sütunlu ve balkonlu apartmanlara geliyorum...

Yazının Devamını Oku

‘Casuslar Savaşı’nda 4’üncü sezon 1’inci bölüm: ‘Güneş gözlüklü sivilin esrarı’

Bu fotoğrafa bakınca başka ne diyebilirim ki...

“Aylardır Irak ve Suriye’nin kuzeyinde izlediğimiz dizi filmden yine bir sahne.”

Kimimiz “Homeland” olarak izledik...

Kimimiz, “savaş tanrıları” olarak.

Ama başrolde hep birtakım “esrarengiz siviller” vardı...

Siyah gözlüklü... Deri mont ve blucin giymiş siviller.

Ama ne gariptir ki üniformalı birileri onlardan emir alıyorlardı...

İşte bu fotoğraf o dizi filmin son sezon afişlerinden biridir...

Yazının Devamını Oku

Akar’dan Yunanistan’a tatbikatları durdurma önerisi

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Azerbaycan dönüşü yaptığımız sohbetin ikinci bölümünün belki de en çarpıcı mesajı şudur:“Öyle üç beş uçak almakla bu denklem çözülmez. Harcanan paralar Yunan halkının cebinden çıkıyor. Yunan siyasiler bu kifayetsiz ve hayalci yaklaşımlarıyla zaten ekonomik sıkıntılar yaşayan komşumuz Yunan halkının kaynaklarını bu şekilde boş yere tüketmekte ve refah seviyesini daha da aşağılara çekmektedir. Yalnızca tatbikatları durdursak milyonlarca dolar tasarruf olur. Yazık değil mi?”

MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar bu sözleri Yunanistan’ın “silahlanma sevdası” için söylüyor ve ekliyor:

“Yunanistan’da bir silahlanma sevdası başladı. Dahası Yunanistan’da bazı siyasiler kişisel hırsları nedeniyle Türkiye düşmanlığı üzerinden silahlanmayı körüklüyor. Ama bu yine Yunan halkına zarar veriyor. Çünkü matematik ve tarih ortada. Oysa diyalogla her şey çözülür. İşte gelin, nerede olursa olsun görüşelim diyoruz. Hatta gelin bütün sorunları böyle ayaküstü değil, uzmanlarla tek tek konuşalım diyoruz. Nerede isterseniz oturalım diyoruz... Çözüm zorlama ittifaklarla ve tehditlerle değil, komşular arasında gerçekleşir diyoruz. Sorunlarımızı iki komşu olarak çözelim diyoruz. Dahası gelin, savunma bakanları değil, turizm bakanları da konuşsun, iki ülkenin halkı kazansın diyoruz. Daha ne diyelim...”

EN ÖNEMLİ TEMENNİMİZ

Milli Savunma Bakanı bütün bu bilgileri verdikten sonra şöyle diyor:

“Uluslararası hukuk, iyi komşuluk, barışçıl yöntemlerle ve diyalog çerçevesinde sorunların çözümünü sağlamayı hedefliyoruz. En samimi temennimiz, Türk ve Yunan halklarının bölge zenginliklerinden de adil bir şekilde istifade ederek barış, refah ve güven içinde yaşamasıdır. Bütün iyi niyetli yaklaşımımıza rağmen komşumuzun provokasyona, hukuk dışı ve saldırgan söylemlerine devam ettiğini görüyoruz.”

TARİH DERSİ:

Yazının Devamını Oku

İşte ABD’nin F-35 oyunu

Azerbaycan’daki Zafer Günü kutlamalarının dönüş yolunda Bakan Akar F-35 konusunu şöyle özetledi: “9 ülkenin birleşerek kurduğu F-35 konsorsiyumundan 8 ülke çekildi. Böylece Türkiye projede tek kaldı. Bunun sonucunda F-35 ortaklığı Türkiyesiz yeniden oluşturuldu.” Akar’ın bu sözleri üzerine doğrudan şu yorumu yaptım: “İşte ABD’nin F-35 oyunu...”

1- MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Van Başkale Hudut Birliği’nden Bakü’ye... Oradan Azerbaycan’ın Zafer Günü’nü kutlamaya Şuşa’ya geçiyoruz...

Bakü...

Yıllar önce geldiğim bu şehir öylesine gelişmiş ki. Müthiş bir mimari devrim. Gözlerime inanamadım.

Bakü’ye onca yıl içinde bir mimarın sihirli eli değmiş...

Bir dünya başkenti olmuş...

Sonra Şuşa...

İlham Aliyev’in kahramanlık destanını yazdığı topraklar... Savaştan sonra bu kadar kısa sürede bunlar nasıl yapıldı...

Azerbaycan askerleriyle Şuşa’da yaptığımız gezintiler. O dağlardaki kahramanlıklar...

Yazının Devamını Oku

'Mehmetçiğin moralini bozmayalım tezkere aynı tezkeredir'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Van Başkale 6. Hudut Tugay Komutanlığı’na uçuyor, oradan Azerbaycan’a geçiyoruz...

Zorlu bir yol...

Van’a doğru uçarken sohbet ediyoruz:

İLK SORU TEZKERE: Sayın Bakanım, son dönemde kamuoyunda bir tezkere tartışması oldu. Bazı iddialar ortaya atıldı.

Bakan Akar özellikle bir polemiğe yol açmamak için kelimeleri özenle seçiyor:
“TSK Cumhuriyet dönemindeki en yoğun tatbikat ve operasyonları yapıyor. Milletimizin her zamanki desteğini arkamızda hissediyoruz. Bu fedakâr ve kahraman askerimizin moralini yüksek tutmamız gerekiyor. Mehmetçiğin bu morale ihtiyacı var... Yanlış bilgiler, iddialar moral ve motivasyonu olumsuz etkiler. O nedenle siyasetten medyaya toplumun her kesiminin bu konuda (tezkere tartışmaları) dikkatli ve özenli olması gerekiyor. Bu tür yanlış bilgilerle Mehmetçiğin moralini bozmayalım...”

- Ama karşı çıkışlar oldu. Yani bir önceki tezkereyle aynı değil dendi.

- “Hayır, birebir aynı tezkere...”

- 2 yıl olması meselesi var. O sorgulandı. Bir de yabancı asker getirilmesi konusu var...

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en güzel bisiklet yolu

1) Arkamızda muhteşem bir Boğaz manzarası... Hemen yanımızda Kız Kulesi...

Salacak’ta Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’le bisiklete biniyoruz...

Harika bir hava.

Geçen kış pandemi nedeniyle uzun süre kaldığım Fethiye’de onlarca kilometre bisiklete binmiştim...

Dağlarda, deniz kıyılarında bisiklet turları yapmıştık...

İşte o duyguyla soruyorum:

“Acaba dünyada bundan daha güzel bir bisiklet yolu olabilir mi?”

Elbette vardır...

Yazının Devamını Oku

Bayrak sevgisi daha güzel nasıl yaşanır

Geçtiğimiz cumartesi DHA’dan gelen iki fotoğraf görmüştüm...

Birisi Diyarbakır’dan... Diğeri İstanbul Sultangazi’den...

O fotoğrafları görünce, “İşte” dedim...

“Törensiz, emirsiz, sahici ve en kalpten haliyle bayrak sevgisi...”

Diyarbakır’dan gelen fotoğraf için şöyle yazmıştım: “Burası Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi... Mahalle bakkalı “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” için kapısına bir Türk Bayrağı asmış. Ve sabah saatlerinde içeri 9-10 yaşlarında bir çocuk giriyor. Çocuk tam kapıyı kapatacak, tekrar bayrağa dönüyor ve işte o an ne hissediyorsa, dönüp bayrağı öpüp alnına koyuyor... İşte budur diyorum...



Yazının Devamını Oku

Yıkıntılar arasında yükselen o bayrak aşkı

Her Cumhuriyet Bayramı’nda haber ajanslarını tararım...

Geçen 29 Ekim’de çöplükte buldukları Türk Bayrağı’nı öpüp başlarına koyan çocukların fotoğraflarını paylaşmıştım...

Yüzlerce mesaj gelmişti.

Bayrak sevgisinin sokaktaki bu tertemiz hali karşısında nasıl da duygulanmıştık...

O yazım üzerine o kadar çok vatandaş çocuklara yardım için aramıştı ki...

Hatta şehrin valisi çocukların eğitim masraflarını karşılamıştı.

Bu 29 Ekim’de yine haberleri taradım.

Yazının Devamını Oku

Bütün gemiler... Bütün gemiler, ‘havadan denetleniyorsunuz’

Kocaeli Belediyesi’ni alkışlıyorum...

Çünkü İzmir ve Antalya başta olmak üzere hiçbir kıyı belediyesi onun yaptığını yapmıyor...

Tam 15 yıldır gökyüzünden İzmit Körfezi’ni denetliyor...

Şu ana kadar denizi kirleten gemilere 50 milyar TL ceza kesti...

Son 1.5 ayda 13 milyon TL ceza uyguladı.

Bir o kadar caydırıcı görev yaptı. 200’den fazla diğer belediyelerin alanındaki kirlilik için uyarıda bulundu... Defalarca yangın uyarısı yaptı ve felaketleri önledi.

Yılların pilotu Hakan Osanmaz, İzmit Körfezi’nde her sabah uçuyor...

Amaç ceza kesmek değil elbette. Uyarmak...

O nedenle bazen o kadar alçaktan uçuyor ki...

Yazının Devamını Oku

İşte o ‘kanlı pazar’ın gökyüzündeki en son afişi

1’inci Körfez Savaşı’ndan beri yazıyorum:

Tomahawk füzeleri Bağdat’a doğru uçarken CNN füzenin özelliklerini canlı olarak sayıyordu...

Patriotların gücü anlatılıyordu...

Dünyanın ilk televizyonlardan canlı yayınlanan kanlı silah fuarıydı bu...

Evet...

Dünyayı bir “silah pazarı” haline getirdiler...

İşte bu fotoğraf da..

Bu “kanlı pazar”ın gökyüzündeki en son afişidir...

Yazının Devamını Oku

Rolex çetesi

İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan ünlü bir fitness merkezi.

Hele Ankara’daki...

Neredeyse Ankara sosyetesinin, üst düzey bürokratların, siyasetçilerin gittiği bir merkez.

Ankara’dan hep “siyaset kulisi” yazılmaz ki...

Böylesine olaylar da yaşanıyor.

Olayımız, İstanbul’da başlıyor.

Ve ilginç bir takiple Ankara’da bitiyor...

Anlatayım...

Varlıklı bir genç iş insanı A.C..

Yazının Devamını Oku

Genç kızdan beklenmedik bir cevap gelince: ‘Sayın Valim, şaşırdınız mı?’

O gün Vali Bey’in halk günü...

Her hafta böyle bir gün var. Dışarıda 165 kişi bekliyor.

Vali, elinde kâğıt kalem... Gelenlerin taleplerini not alıyor...

Ve bir ara...

Kapı açılıyor, içeri genç bir kız giriyor...

Sonraki sahne şöyle:

Vali not almak için kalemi eline alıyor...

“İş derdi mi? Yurt derdi mi? Acaba hangisi?”

Yazının Devamını Oku

Onlar üzerine bomba atıyor, bakın Mehmetçik ne yapıyor

Bir zamanlar oralardan Ceylanpınar’a roketler atılırdı. O roketler sokaklara, evlere düşerdi.

Binalar kurşunlanırdı...

Şöyle haberler gelirdi:

“Suriye’de terör örgütü PKK/YPG kontrolündeki Resulayn’dan teröristlerin attığı 2 havan mermisi, Ceylanpınar ilçe merkezine düştü. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı.”

Sonra Türkiye kararlı bir adım attı. Ve peşpeşe sınır ötesi harekâtlar yapıldı.

Mehmetçik o bölgeyi kontrol altına aldı. Saldırılar durdu.

Şu sıralar İdlib başta olmak üzere bölge yine ısıtılıyor.

İşte Resulayn...

Ve oradan gelen şu fotoğraf...

Yazının Devamını Oku

Pir Sultan aşkına

DHA’nın Tunceli Pülümür’den geçtiği fotoğrafı görünce bir an çok gerilere gittim.

2012 yılının eylül ayına...

İzmir’de bir hastane odasına.

Neşet Ertaş ölüm döşeğindeydi. Gidip sarılmak istemiştim.

Sonrasında o anı şöyle yazmıştım:

“Hastanedeki odasına girince ‘Eyvah!’ dedim içimden...

Neşet Ertaş bitkindi. Gözlerini zor açabiliyordu. Elini biraz kaldırabildi.

Uzanıp tuttum.

Yazının Devamını Oku

‘Ya kocanı bize verir, 10 bin dolar alırsın ya da aileni unutursun'

Bir kadın düşünebiliyor musunuz?

Bir sabah bakkaldan alışveriş yaparken yanınıza bir kişi yanaşıyor. Ve kendisini devlet görevlisi gibi tanıtıp şöyle diyor: “Size önemli bir teklifimiz var...”

Kadın şaşkın...

“Nedir o, siz kimsiniz?”

Adam biraz kenara çekilerek önce kadının adını söylüyor. Sonra kocasının adını ve ardından İran’daki ailesinin isimlerini sayıyor...

Kadın şok...

Ağlamaklı bir ses tonuyla soruyor:

“Kimsiniz? Bunları nereden biliyorsunuz...”

Yazının Devamını Oku