Paylaş
Yangın Atina’ya dayandığında,
Aydın alevler içindeydi.
Atina İtfaiye Sözcüsü Vassilios Vathrakogiannis, son 24 saat içinde 52 yeni yangının çıktığını açıklamıştı.
Bugün Çanakkale’miz kavruluyor.
Atina yangınından sonra Yunanlı yetkililerden gelen bilgi şuydu:
“İyon Adaları, Batı Yunanistan, Mora, Orta Yunanistan, Attika, Epir, Batı Makedonya (Florina, Kastoria, Kozani), Doğu Makedonya ile Trakya, Teselya (Magnezya, Larisa, Trikala), Güney Ege (Rodos) ve Girit bölgelerinin yangın tehdidi altındadır.”
Ege’nin iki yakasında ormanlar her yaz yanıyor.
Milyonlarca ağaç, hektarlarca alan kavruluyor.
Evler boşaltılıyor.
Şehitler veriliyor.
Zavallı hayvanlar çığlık çığlığa alev kapanlarından kaçmaya çalışıyor.
İklim değişikliği, sıcaklıkların artışı ve en önemlisi;
İnsan hataları her yıl Ege’nin iki yakasını cehenneme çeviriyor.
Dünyanın en güzel kıyıları, ormanları elden gidiyor.
Arkadaşlar...
Ege’nin iki yakası bir insanlık mirasıdır.
Ve bu mirası korumak bir insanlık görevidir.
Doğanın ırkı, cinsi, ulusu, devleti olmaz. Bu bir insanlık değeridir.
Yangın savaşçılarımız, evlatlarımız canları pahasına görev yapıyor.
Bizde nasılsa Ege’nin öteki yakasında da yangına karşı mücadele var.
Ve birbirine o kadar yakın bir coğrafyada yaşıyoruz ki...
Datça’dan seslenseniz, neredeyse Simi’den duyulur.
Marmaris’ten Rodos mesafe bile değildir. Rodos’taki yangının külleri sabaha varmadan Marmaris’e vurur.
Geceleri birbirinin ışıklarına bakar iki halk da...
(Ne yazık şimdi yangınların gökyüzündeki kızartıları görülüyor.)
O yüzden soruyorum;
-Türkiye ile Yunanistan, Ege’nin iki yakasında ormanları korumak için bir “ortak filo” oluşturamaz mı?
-İki NATO üyesi ülke. Ege’de iki komşu bunu başaramaz mı?
-Dünyaya bir barış ve dostluk mesajı veremezler mi?
-Fanatizmin ötesine geçip, Ege’nin iki kıyısındaki halkların orman yangınlarına karşı dayanışması oluşturulamaz mı?
-F-35 yarışlarını, “İt dalaşları”nı geride bırakıp,
-Milyarlarca dolarlık askeri alımların en azından bir bölümü,
Böylesi bir “ortak yangın söndürme filosu”na ayrılamaz mı?
Biliyorum;
Aramızda çok fazla sorun var.
Kıbrıs’tan kıta sahanlığına, deniz parklarına kadar onlarca sorun.
Ama zaman zaman çok güzel dostluk örnekleri de gördük.
Ege’nin doğal hayatını bütün bu sorunların üzerinde görmek gerekmez mi?
Mesela iki yakanın orman bakanları bir sabah otursalar,
İki yakanın dışişleri bakanları,
Eminim bir yol açılır.
Hayal mi kuruyorum yoksa...
Olsun iyiliğin hayali de güzeldir.
VAHŞETE KARŞI DOKTOR MELEK
Bir yazımda köpekleri evinde vahşice kesip doğrayan doktoru yazmıştım.
Cep telefonundan hayvanlarla ilgili iğrenç ve vahşi görüntüler çıkmıştı.
Tutuklandı, yargılanıyor.
Ona “Doktor Vahşet” demiştim.
O dünyanın kötü tarafında duruyordu.
Bugün dünyanın iyi tarafından bir hikâye aktarıyorum.
Sivas’ın İmranlı ilçesi Türkeşli Köyü...
Gözü dönmüş bir vahşi. Zavallı köpeği feci şekilde dövüyor.
Kan içinde baygın köpek yerde yatarken onu gören birkaç kişi olayı bildirince,
Bu şeytanlığa karşı bir melek ortaya çıkıyor.
Toplum Gönüllüleri Koordinatörü Doktor Deniz Gölbaşı.
Hanımefendi...
Sizi ne kadar övsem azdır.
Doktor Deniz Hanım, olayı sahipleniyor. İmranlı Belediyesi köpeği alıyor, bir süre Sivas’ta tedavi.
Ancak yeterli gelmiyor, çünkü akciğerlerine kan oturmuş. Kafasındaki travma görme bozukluğu yaratmış. İç kanamalar ve bacaklarında kırıklar. Köpek biraz hayata tutununca adını “Mucize” koyuyorlar.
Mucize daha sonra olanakları daha iyi olan Samsun’a gönderiliyor.
Şimdi birkaç ameliyat daha geçirecek.
Deniz Hanım’ın sonra ne olacak sorusuna cevabı:
“İyileşince sahiplendireceğiz mucizemizi.”
Sivas’tan Samsun’a bu mucizeyi yaratan kim varsa herkesi kutluyorum.
Zavallı köpeği o hale getiren vahşi ne mi oldu?
71 bin lira para cezası kesildi...
İçimden geçen cezaları buraya yazmak istemiyorum.
Biz bu dünyanın kötü tarafındaki “Doktor Vahşeti” değil,
İyi tarafındaki “Doktor Melek”i görüyoruz.
DÜNYANIN İYİ TARAFINDAKİLER
Dün Serebral Palsi hastası Hüseyin’le, bir kolu dirseğinden kopan Hüseyin’in rüzgâra ve denize giden başarı hikâyelerini yazmıştım. İyi insanlar sayesinde gelen bir başarıydı bu. Dünyanın iyi tarafında duranlardan onlarca mesaj geldi. En güzeli de şuydu:“Yaşasın iyilik...”
Paylaş