GeriFatih ÇEKİRGE Türkler nerede
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkler nerede

Rodos üzerinden Leros’a kadar geçtik. Kimle konuşsam “Türkler nerede?” diye sordu. Rodos’taki acenta, “Herkes dört gözle Türkleri bekliyor” diyor. Lindos’ta hediyelik eşya satıcısı “Bakın kalenin yolları bomboş. Oysa buraları Türkler doldururdu” diye şikâyet ediyor.

Rodos’ta Nicos Taverna’nın sahibi Nicolas: “Her yıl düğünler için gelinlik ve damatlığı İzmir’den alırdık. Çok kaliteli ve hesaplı olurdu. Bu sene hükümet Türkiye’ye kapıları kapatınca kaldık. Çocuklara da söz vermiştik..”

Nicos o kadar samimi ve Türk dostu birisi ki gülerek sordu:

“Ben sana ölçüleri versem bana damatlık kargolar mısın?”

Rodos üzerinden Leros’a kadar geçtik. Kimle konuşsam “Türkler nerede?” diye sordu.

Türkler nerede

Rodos’taki acenta Figen “Herkes dört gözle Türkleri bekliyor” diyor. Lindos’ta hediyelik eşya satıcısı “Bakın kalenin yolları bomboş. Oysa buraları Türkler doldururdu” diye şikâyet ediyor.

Ve Türk bayrağını gören, “Siz nasıl gelebildiniz yoksa açıldı mı?” diye heyecanlanıyor.

Evet. Ege adalarında esnaf, turizmci bunalmış durumda.

LEROS MARİNA GENEL MÜDÜRÜ: ‘TÜRKLER GELMEDİ ÇOK SIKINTI VAR’

Bodrum’un hemen karşısındaki Leros, Patmos, Lipsi ve Arki Türklerin en çok gittiği adalardır. Özellikle bayram ya da tatillerde bu adalarda koylar, marinalar Türk bayraklı teknelerle dolar. Bu yüzden bu adaların esnafı için Türkler bir gelir kapısıdır.

Tavernalar yıllarca ağırladıkları için neredeyse gelenlere isimleriyle hitap eder.

Marmaris’ten, Bodrum’dan gelen guletler yüzlerce yolcuyu indirir. Müthiş bir hareket olur.

Ama şimdi Leros Evros Marina’ya girdiğimde garip bir ıssızlık vardı. İngiliz, İsrailli ve Fransız tekne o kadar.

Türkler nerede

Marinanın idari yöneticisi Harry Pavlidis’le sohbet ettik.. Harry çok neşeli bir arkadaş. Öyle cana yakın ki. Önce o hayretle sordu:

Türkiye’den nasıl gelebildiniz?

Ardından ben sordum:

Durumlar nasıl?

Harry’nin yüzündeki gülümseme gitti. Aynen şöyle dedi:

“Hiç sorma. Türkleri bekliyoruz. Ama kapılar açılmıyor. Bu marina, bu ada Türk turistlerden çok kazanırdı. Ama şimdi kapılar kapalı. Sizin Türk bayraklı tekneyi görünce inanın çok heyecanlandık. (Gerçekten de bizi gören teknik servisteki görevliden lokantadaki garsona kadar çok heyecanlandılar.) Ne yazık ki geçen sene olduğu gibi bu sene de çok sıkıntı var. Çok üzgünüz.”

Harry’ye dedim ki:

“Seni üzmek için söylemiyorum ama bu bayram yüzlerce tekne buraya gelmek için bekledi. Ama Yunanistan kapıyı açmayınca Türk kıyılarında kaldılar.”

Harry iki elini birleştirip aynen şöyle dedi:

“Yaaaaa bilmez miyim? Ne acı.”

ÇAVUŞOĞLU İLE GİTTİĞİM ATİNA’DA GÖRDÜĞÜM HAVA ADALAR’DA YOK

Oysa daha 1 ay önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Atina’daydık. Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Çavuşoğlu’nu Girit’teki evine davet ederek diplomatik bir jest yapmıştı. Hava çok olumluydu. Dışişleri Bakanı Nikos Dendias Mevlüt Bey’i sarılarak karşılamıştı. Sonra Dendias önemli bir teklif yapmıştı:

Karşılıklı olarak aşıları tanıyalım...

Sonra ortak basın toplantısıyla bu anlaşma ilan edildi.

Bunun anlamı, “Kapılar açılıyor” demekti.

Ama aradan günler, haftalar geçti.. Atina’dan bir ses çıkmadı..

Acaba niye?

TÜRKİYE’YE GELMEK İÇİN BEKLEYEN TEKNELER

Adalar arasındaki gezi sırasında bizim teknedeki Türk bayrağını gören diğer tekneler sürekli aynı soruyu sordu:

“Nasıl geldiniz kapı açıldı mı?”

İsrail’den Samuel ve eşi Avirama ile Rodos’ta tanıştık. Öğrendim ki Marmaris hayranı bir çift. Uzun süre orada kalmışlar. Ama marina fiyatları patlayınca ve yabancı bayrak yasası çıkınca Yunan tarafına geçmişler.

Sam diyor ki;

“Şimdi Marmaris’e gitsek. Buraya geri dönemeyeceğiz. Çok üzgünüz.”

Avi entellüktel harika bir kadın gazeteci. O da bu durumdan şikâyetçi..

Leros Marina’da Amerikalı, İngiliz onlarca tekne bize hep aynı şeyi söyledi:

“Türk kıyılarına gitmek için sabırsızlanıyoruz. Burada bekliyoruz.”

Evet arkadaşlar; kısa adalar turundan kısa bir özet.

Yunan Hükümeti verdiği söz tutmayınca; Adalar’da sıkıntı daha büyümüş. Çünkü Türkler yok. Çünkü Türkiye’ye gelip alışveriş yapamıyorlar. Orada kazandıkları 1 Euro, Türkiye’de 10 lira olunca elbette gelinlikleri damatlıkları İzmir’den almak istiyorlar.

Umarım Yunan hükümeti Atina’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile dünyaya ilan ettiği sözü tutar.

Ve “tanınan aşılarla birlikte” kapılar açılır.

Sonuçta Ege’nin iki yakasının evlatlarıyız...

Şimdi Nicos’a bir damatlık göndereceğim!

X

Ankara’dan umut veren bir söz: ‘Artık mühendislik ihraç ediyoruz'

Dün bir video izledim.

Mersin’den.

Tarlada bir kadın konuşuyor. Bağ bahçe arasından... Yanında topladığı çileklerin tahtadan kasası...

Diyor ki:

Öyle zorluk çekiyoruz ki... Meyvemizi sebzemizi gönderiyoruz. Yol öyle kötü ki... Zamanında yetişmiyor. Buruşuk çilekler gönderilir mi? Kışın buzlanmada arabalarımız devriliyor. İnşallah bu tünelimiz bitince virajlarımız da kaybolacak. Rahatlayacağız.”

Daha neler söylüyorlar bilseniz...

İzlerken o sarp dağlara baktım. Kuş uçmaz zirvelere baktım. 

Düşünsenize, yıllardır, aylardır bizim çocuklar, işçiler, mühendisler dağları sabırla deliyor.

Karavanlarda, soba ateşinde geçen geceler...

Yazının Devamını Oku

Seçimlere iki hafta kala kıran kırana

Bu pazar size Hürriyet Avrupa’nın 2013 yılının ocak ayında attığı bir manşeti hatırlatıyorum...

1. O dönem Hürriyet’in Almanya Temsilcisi Celal Özcan, Hamburg temsilcimiz Kemal Doğan ve ben, Hamburg Eyalet Başbakanı Olaf Scholz’u ziyaret etmiştik.



Çünkü Başbakan Scholz önemli bir karar almıştı.

Müslümanlara dini bayramları resmi tatil hakkı olarak tanıyordu.

Avrupa’da bir ilkti bu...

Yazının Devamını Oku

Vatandaşa davası için makul süre belgesi

Adalet Bakanı Gül, yargıda sessiz devrimin en önemli ilk adımını şöyle açıkladı:

MÜJDE:  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül yeni adli yılla birlikte çok önemli bir müjde veriyor: “Diyelim ki, vatandaş savcıya gitti, bir konuda şikâyetçi oldu. Savcı şikâyetin konusuna bakacak. Ve vatandaşa, ‘Senin bu şikâyetin şu kadar günde sonuçlanacak’ diye bir belge verecek. İşte bu makul süre belgesi. Vatandaş bilecek ki şu kadar günde sonuç alacak...”

NASIL İŞLEYECEK:  Bakan Gül şöyle anlatıyor: “Vatandaşın isteği şudur. Karar adil olsun ve makul sürede sonuçlansın. İşte savcılar, hâkimler, avukatlar, uzmanlar oturduk buna kafa yorduk. Ve her konuya göre makul süreler belirlendi. Ve bu süreler sisteme işlendi. Eğer bir gecikme olursa sistem alarm verecek.”




Yazının Devamını Oku

Onlar için o kadar çok korkuyorum ki

Dün Hürriyet’in manşetinde görünce gözlerim doldu.

Bizim yazı işlerini kutluyorum, “50 cesur kadın” manşeti dünya çapında bir sestir.

Keşke internette bütün dillerden yayınlansa.

Keşke dünya kadın örgütleri bir hat oluştursa.

Keşke BM bir komisyon kursa.

O “cesur kadınları” düşünün.

En temel hakları için harekete geçtiler.

Taliban gibi kadını “kölenin bile altında gören” o zihniyete karşı..

Yazının Devamını Oku

Jandarma katilleri arıyor... Peki carettaları kim öldürdü

Gece yarısına doğru saat 23.35...

1. Plajın ortasında... Stefan bağırıyor:

“Stop... Stop... Stoppp”

Ardından Seher...

“Durun... Durun gitmeyin. Ne işiniz var burada?..

ATV’deki adam bir süre öylece boş boş bakıyor...

Sonra ATV’yi Stefan’ın üzerine sürerek oradan uzaklaşıyor...

Stefan acı içinde yere yığılıyor. Sonra ambülans. Jandarma.

Evet arkadaşlar burası Manavgat...

Yazının Devamını Oku

İşte kamplaşmayı bitirecek o bakış

En çok yakındığımız şey:

- Kamplaşma...

En çok korktuğumuz şey:

- Trolleşme...

En çok üzüldüğümüz şey:

- Birinin ötekini dinlememesi.

En çok sıkıntısını çektiğimiz şey:

- Fikirler üzerinden değil, semboller üzerinden tartışmak...

Televizyonlarda ve gazete köşelerinde, açık oturumlarda, dost sohbetlerinde hep aynı şeyi söylüyoruz:

Yazının Devamını Oku

Başkomutan’ın ağzından cephedeki ibret sahnesi

Bu 30 Ağustos zaferler ayında, bu topraklarda gözü olanlara ibret olsun diye Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Meclisi’nde anlattığı bir sahneyi aktarıyorum...

Bir ibret ve bir dehşet sahnesi...

Ama önce zaferler ayı...

950 yıl önce Sultan Alparslan’ın yiğitleriyle Malazgirt’ten açtığı Anadolu kapısı;

Mustafa Kemal’in önderliğinde Millet Meclisi’nin ordusuyla ve bir milletin top yekün taarruzuyla vatan olmuştur...

Bu nedenle ağustos bu millet için zaferler ayıdır...

Kutlu olsun...

AHLAT: Ahlat’ta bulunan mezar taşlarının anlamı büyüktür. Daha haberi duyduğum ilk gün “İşte” dedim. “Anadolu’nun kitabeleri...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyişiyle

Yazının Devamını Oku

Yaylanın Sultanları için bir saha lütfen

Elanur sabah uyanır uyanmaz, Sevim’e gitti.

1. Sevim ve Serpil de yaylaya çıkmaya hazırlanıyordu...

Elanur hemen söze girdi:

“Kızlar bir fikrim var. Şu bizim Filenin Sultanları var ya...”

Sevim: “Evet. Nasıl güzel oynuyorlar. Hayranım ben...”

Serpil: “Vallahi ben de. Bayılıyorum. Heyecandan ölüyorum.”

 

Elanur bu defa daha bir heyecanla:

Yazının Devamını Oku

Hayvana zulümden milyarlar kazanıyorlar

Raporu okuyunca tüylerim diken diken oldu. Nefret ettim...

HAYVANLAR için oluşturulan Asya Koalisyonu (AfA) önceki gün çok önemli bir rapor yayınladı...

Asya Koalisyonu dünyanın değişik ülkelerinden seçilen 22 hayvan hakları kuruluşundan oluşuyor... Bu nedenle yayınladığı rapor ayrıca değerli.



Raporun en çarpıcı bölümü ise Facebook, YouTube, Tiktok gibi sosyal medya devlerinin “hayvanlara zulüm yapan” videolardan kazandıkları paralar.

Evet yanlış okumadınız.

Yazının Devamını Oku

Milli Savunma Bakanlığı’ndan dünya başkentlerine gönderilen 9 fotoğrafın mesajı

1) Günlerdir dünya Kabil Havalimanı’nda yaşanan dehşet görüntülerini izliyordu.

Kan donduran insanlık dışı görüntüler.

Taliban korkusuyla ölümüne kaçan insanlar. Anneler, çocuklar.

Uçakların tekerlekleri arasına sıkışan...

Çıktığı uçak kanadında can veren, parçalanan insanlar.

Dünya ajanslarının geçtiği bu fotoğraflar, görüntüler, televizyonlardan yayınlandıkça insanlığın kanı donmuştu.

Dehşet içinde izliyorduk..

Ve herkesin ağzında şu söz:

“Bu nasıl bir adalet. Bu insanlara yardım edecek birisi yok mu? BM nerede? ABD nerede?”

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğrafları karşılaştırın bakın ne çıkıyor

Vietnam’a gittiğimde beni en etkileyen şey yeraltı tünelleriydi...

1. Vietnam askerleri ABD’nin devasa ordusunu bu tünellerle yenmişti...

Dağlar, ormanlar ve tüneller...

Tonlarca napalm bombasının döküldüğü, her yerin cayır cayır yakıldığı o topraklarda ancak yeraltı tünellerinde yaşayabilmişlerdi. Bizi gezdiren rehber tüneli gösterince şoka girmiştim.

“Nasıl yani buradan mı giriyorlardı?”

“Evet” demişti rehber “Buradan giriyorlardı tünele...”

Tünel deyince yanlış anlamayın.

Bir kovuk...

Yazının Devamını Oku

'Ben öldükten sonra mı sesim duyulacak?'

Sevil evleneli 3 ay olmuştu. Ve evdeki hayat giderek işkenceye dönüyordu...

İki aylık hamileydi. Ve şiddet başlamıştı.

Bir gece hırlayan bir ses:

“Defol bu evden. Eğer gelirsen seni kıtır kıtır keserim...”

Sevil böylece baba evine döndü. İyi bir işi vardı. Kendi hayatını kuracaktı.

Bir fabrikada muhasebeciydi.

Ama İ.K. bir türlü peşini bırakmıyordu.

Sürekli tehdit...

Kardeşine durumu anlattı...

Yazının Devamını Oku

BM raporunda ortaya çıkan gerçek: ABD-Taliban anlaşmasındaki ‘gizli maddeler’

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, geçen hafta Taliban’ın saldırılarından ve katliamlarından ABD’yi sorumlu tutmuştu.

Varlığını ABD desteğine borçlu birinin böyle bir suçlama yapmasını nasıl yorumlayacağız?

Bu sorunun cevabını ararken; emekli Büyükelçi Naci Koru’nun haftalık yazısına konu ettiği son BM Güvenlik Konseyi raporunu gördüm.

‘Analitik Destek ve Yaptırımları İzleme Ekibi’nin hazırladığı S/2021/486 sayılı, 22 sayfalık ‘Afganistan’da barış, istikrar ve güvenliğe tehdit oluşturan Taliban ile diğer bağlantılı kişiler ve oluşumlar’ başlıklı 12’nci rapor...

Çok çarpıcı bulgular var.

Koru’nun şu alıntısı dikkatimi çekti:

“Raporun yeni ve ilginç bir yönü, ‘Taliban ve El-Kaide’ başlıklı alt bölümün 41. maddesinde kayıtlı. Bu maddede, ABD’yle Taliban arasında Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmanın kamuoyuna açıklanan ana metnine ilave ‘gizli eklerinin’ olduğu ilk kez bir BMGK belgesinde açıklanıyor.”

Müthiş...

ABD’nin Taliban’la gizli anlaşma yaptığı ilk kez bir BM raporuyla duyurulmuş oluyor..

Yazının Devamını Oku

İzmir’den bir genç kız Forbes’un ilk 10 kadın yatırımcısı arasına nasıl girdi?

Melda, Van Gogh’un şu sözünü “hayatının önsözü” haline getirmiş: “Önce resim yapmayı düşlüyorum. Sonra hayalimi boyuyorum...”

Biliyorum...

Steve Jobs’tan bu yana hepimiz “internet yatırımı” üzerine hayaller kuruyoruz...

Meşhur “garaj çocukları” hikâyesi yani...

Bir fikir... Bir ışık. Bir yazılım. Bir hayal. Çılgın bir adım. Yemek Sepeti... Angry Birds... Amazon... Mask...

Ve ardından gelecek milyonlarca, hatta milyarlarca dolar...


Yazının Devamını Oku

Turizm Bakanı Ersoy: 'Her şeye rağmen hedefleri zorluyoruz'

Pandemi felaketi...

2 yıllık kapanmalar...

AB’nin, İngiltere’nin “kırmızı listeleri” derken...

Dün, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’la “yangın sonrasını” konuştum...

- Sayın Bakan, bunca sıkıntı, badire, kapanmalar. Bir de üstüne yangınlar... Hiç böylesini görmemiştik. Bu kadar badirenin arasında turizm gelirlerimiz ne oldu?

- Evet zorlu bir dönemden geçtik ve geçiyoruz. Siz de saydınız. Dünya çapında bir olay. Sıkıntılar yok değil elbette.

- Yani zararda mıyız?

(Bakan Ersoy gülerek)

- Yok... Yok... Biz zaten her türlü sıkıntıya göre bir planlama yapmıştık.

Yazının Devamını Oku

Bu cani; yeni yasaya göre ne ceza alacak

Adam küçük köpeği motosikletin arkasına bağlamış.

1. Basmış gaza gidiyor.

Zavallı hayvan perişan... Koşuyor yetmiyor. Sürünüyor...



O gaza bastıkça görenler çılgına dönüyor.

Sonra birkaç kişi bu iğrenç olayı kaydedip sosyal medyaya koyuyor...

Yazının Devamını Oku

Biz içimizdeki yangınla uğraşıyoruz onlar dışarıdan kundaklıyor

BU fotoğrafları görünce insan başka ne diyebilir? En tarafsız...

 

1. En makul ve en masum haliyle düşünsen bile...




Bu fotoğrafların karşılığındaki söz şudur: “Yahu arkadaş. Dosyalarla, isimlerle, belgelerle, fotoğraflarla YPG ve PKK’nın birlikte terör örgütü olduklarını ortaya koyduk. Anlattık. Ama şu hale bakın ki, biz içimizdeki yangınla boğuşuyoruz. Siz hâlâ dışarıdan kundaklıyorsunuz. Nerede kaldı müttefik olmak... Nerede kaldı NATO...”

Evet bu pazar Suriye’de yapılan bir toplantıyı ve sahnedeki aktörlerini anlatıyorum.

Yazının Devamını Oku

Yangına karşı iki örnek işinsanı... - 'Ben pompa sistemi kurdum' - 'Ben de 10 tane tanker aldım abi'

Yangına karşı öylesine bir dayanışma var ki...

Önce Antalya’dan Tilkili Köyü’ne yardım götürürken cehennemin ortasına düşen 4 kahraman esnafı yazdım...

Sonra Kaş-Fethiye gençliğinin kurduğu “motorize tulumbacıları”...

Bugün de Marmaris’ten iki işinsanının olağanüstü çabasını anlatıyorum.

Önceki gün bir konuşma:

- Serkancım hepimize geçmiş olsun. Ada girişine 500 hp ile denizden su emen pompa sistemi kurdum. Yarın öğlen hazır olur. 3 dakikada 20 tonluk tankeri doldurur halde olacağız... İki adet 1000 hp pompa saatte 750 ton basınçlı su verebilecek, 7 hortum cuma hazır olacak...

- Sağ ol abi, bu bizim işi görür. Ben 10 tanker aldım. Eğer suyu da oradan alırsam... Tamamdır...

- Arkadaşlara duyurabilirsin... 12 kişilik deniz uçağı ve iki pilot da hazır olacak. Tıbbi tahliye için... Ben bütün ekiple yangına karşı temizlik yapıyorum. Allah yardımcımız olsun...

Arkadaşlar bu konuşma Marmaris’te iki işinsanı arasında geçiyor...

Yazının Devamını Oku

Motorize tulumbacılar

Dün Tilkiler Köyü’ne yardım götürmek için Antalya’dan otomobille yola çıkan ve cehennemin ortasında feci anlar yaşayan 4 Antalyalı kahraman esnafı yazmıştım.

Gerçekten videodaki konuşmalar tüyler ürperticiydi.

İnsan izlerken kendisini o cehennemin ortasında hissediyordu...

Bugün de başka bir dayanışma örneği.

İşte Kaş’ın Çavdır Mahallesi...

Yangın haberleri ateş gibi düşmeye devam ederken Emre atlıyor motosikletine; doğru mahalle kahvesine...

Kim varsa o sırada oturuyorlar masaya. Emre diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Arabanın ön camından cehennemi gören kahramanlar

1) Hangi fotoğrafa baksak tutuşuyoruz...

Hangi videoyu izlesem yanıyorum.

Ama dün gece öyle bir sahne izledim ki...

İşte o yüzden sordum:

“Siz hiç otomobilin camlarından cehennemi gördünüz mü?”

Bu pazar Manavgat Tilkiler Köyü’ne malzeme yardımı götürmek için yola çıkan 4 esnafın hikâyesini anlatmak istedim.

Yakın köy alevler arasında kalınca pideden ayrana ne buldularsa yardım olarak yanlarına alıp arabaya atlıyorlar...

Ve yardım için çıktıkları yolda cehennemin ortasına düşüyorlar...

Yazının Devamını Oku