GeriFatih ÇEKİRGE ‘Türkiye Afganistan’da mutlaka olmalı, ancak...’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Türkiye Afganistan’da mutlaka olmalı, ancak...’

3 yıl Afganistan’da NATO’nun sivil temsilcisi olarak görev yapan Hikmet Çetin’le konuştum...

DÜNYA ajanslarının ilk sıralarında hep aynı başlık:

“NATO çekiliyor. Türkiye Kabil’deki Hamid Karzai Havaalanı’nı koruma görevini alacak mı?”

“Alırsa ne olur?”

Dünya merak ediyor çünkü

Taliban’la merkezi hükümet arasındaki savaş kızışıyor. Taliban ilerliyor...

Peki Türkiye oraya giderse, riskleri ve faydaları nedir?

‘Türkiye Afganistan’da mutlaka olmalı, ancak...’

Daha önceki yazımda Türkiye’nin orada olması gerektiğini yazmıştım.

Peki ama nasıl?

İşte bu soruyu da 2003’ten 2006’ya kadar NATO’nun Afganistan’da sivil temsilcisi olarak görev yapan Hikmet Çetin’le konuştum...

Sordum:

- Türkiye’nin NATO adına orada kalması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Hikmet Çetin çok net bir cevap verdi:

- Türkiye Afganistan’ı yalnız bırakmamalıdır. Mutlaka orada olmalıdır... Ancak bunun önemli bir şartı var. O da Taliban’la bir görüşme olmalı ve anlaşılmalıdır...

- Ama şu ana kadar Taliban “evet” demedi...

- Demedi ama Türkiye Afganistan’da çok sevilir...Türkiye’yi NATO olarak değerlendirince tepki veriyorlar. Ancak kardeş ülke tarihimiz var. Düşünün ki 1 Mart 1921’de Türkiye’yi ilk tanıyan ülke Afganistan... İlk büyükelçimizi Atatürk oraya atamış. Medine’yi savunan Fahrettin Paşa... İlk yabancı ziyaret Afganistan kralından gelmiş...Yani çok derin bağlar var... NATO’daki tek Müslüman ülke Türkiye... Bütün bunlar önemli...Ve bu nedenle ben Türkiye’nin Afganistan’a her türlü desteği vermesi gerektiğine inanıyorum. Ama bir şekilde Taliban’ın ‘evet’ demesi sağlanmalı. Taliban’ın da “kabulü”olmalı...Tabii ABD üzerinden konuşarak gelince Taliban daha da gerildi.

- Taliban’ın kabulü olmazsa...

- Olmazsa risk olur. Risk yükselir. Tekrar söylüyorum...Türkiye ne yapıp edip Afganistan’ı yalnız bırakmamalı.

İKİ TARAFA DA RİCA ETTİM

- Peki siz görevdeyken bu çatışmayı durdurmak için bir şeyler yapmadınız mı?

- Yapmaz olur muyum? Biliyorsun, Pakistan Taliban’ı destekliyor. Ancak Hindistan da Pakistan’la savaş halinde. Bu iki ülkenin arasındaki rekabet Afganistan’ı vuruyor. Bir keresinde Pakistan ziyareti yaptım. O dönem Sayın Müşerref devlet başkanı... Kendisine “Lütfen Hindistan’la aranızdaki bu çatışmayı Afganistan’a taşımayın. Afganistan zarar görüyor” dedim. O da bana Hindistan’ı şikâyet etti. Sayın Müşerref’le bunu iki kez konuştum...

- Peki Hindistan ne diyor?

- Hindistan’ın da Kabil’de çok değerli bir büyükelçisi vardı. Ona da aynı şeyi söyledim. “Lütfen bu görüşlerimi merkezinize iletin” dedim. Sonra oradan da Pakistan şikâyeti geldi... Sonuç olarak Afganistan’da ayrıca bir Pakistan-Hindistan rekabeti var.

- Görev yaptığınız dönemde Taliban’la hiç temas yok muydu?

- Olmaz olur mu? Tabii dağdakilerle değil ama yakınlarıyla temas oluyordu. Onlarla konuşurken “Biz sizi severiz, kardeş ülkesiniz ama siz ABD ile geldiniz, NATO ile geldiniz, işgaldir bu”diyorlardı. Bu nedenle ben ne yapıp yapıp Taliban’ın evet demesi önemlidir diyorum... Bakın tekrar söylüyorum, Türkiye oraya mutlaka gitmelidir. Gitmezseniz işte böyle emirliklerin eline kalıyor.

- Diyelim ki Türkiye oraya gitti. Havalimanı koruma ve işletme dışında merkezi hükümetle Taliban arasında bir müzakere sürecini başlatmak için Türkiye etkin olabilir mi?

- Bir kere ABD’nin Şubat 2020’de yaptığı anlaşmaya göre şimdiye kadar merkezi hükümetle Taliban arasında bir anlaşma yapılması gerekiyor idi. O daha yapılmadı. O anlaşma nasıl ve ne zaman olacak belli değil. Taliban şimdi alana hâkim. Bu noktada Türkiye orada arabulucu olmasa da eminim yardımcı olabilir...

ABD VİETNAM’DA YENİLDİ, SOVYETLER AFGANİSTAN’DA

- Neden bir türlü huzur bulamıyor Afganistan?

- Afganistan bir gariban ülke... Ve başına ne geldiyse hepsi dışarıdan geldi. Önce Sovyetler geldi. 10 sene oradaydı ve hâkim olamadı. Çekildi. Sonra dünya Afganistan’ı yalnız bıraktı. Sovyetler’e karşı beslenen El Kaide gibi yapılar oraya egemen oldu. Pakistan medreselerinde cihat öğrenen Taliban direndi. Şimdi de ABD oradan çekilmek zorunda kaldı. Afganlar iyi insanlar. Onurlular... Ama bir şekilde soğuk savaşın bedelini Afganistan ödedi. Yani ABD Vietnam’da mağlup oldu. Sovyetler Afganistan’da mağlup oldu.

DÜNYA YALNIZ BIRAKTI

- Soğuk Savaş’ın bedelini Afganistan’a ödettiler derken neyi kastettiniz?

- 1989 yılında Sovyetler Birliği çekilme kararı alınca başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri Afganistan’ı yalnız bıraktı. O zamana kadar Sovyetler’e karşı desteklenen cihat örgütleri, El Kaide falan, ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle oradaydılar. Sovyetler terk edince Afganistan’ı bu örgütlerle baş başa bıraktılar. Dünya adım adım El Kaide ve Taliban’ın gelişini seyretti. Ve 1994’te bütün Afganistan’a hâkim oldular. ABD, Sovyetler çekildi diye “Tamam, iş bitti” dedi. 11 Eylül’deki saldırıya kadar bu durumu seyrettiler. Şimdi yeniden 2001’e döndü durum. Yani 20 yıl aradan sonra tekrar Taliban geldi.

RUSYA VE ÇİN FAKTÖRÜ

- Peki bir de orada Çin, İran ve Rusya faktörü var. Onlar nasıl dengelenecek?

- Kabil Hükümeti ve Taliban’ın evet demesi halinde ben onların bir sorun çıkartacağını düşünmüyorum. Tabii bir noktayı da hatırlatmam gerekir. Bence Kabil Hükümeti’nde bir yanlış anlaşılma oldu. Yani biliyorsunuz Pakistan Taliban’ı destekliyor ve Kabil Hükümeti de bununla savaşıyor. Onlar Türkiye’nin Hamid Karzai Havalimanı’nı Pakistan’la birlikte koruyacağını düşünüyor. Bu da Kabil Hükümeti’nde bir soru işareti doğurmuş görünüyor. Bence bu tamamen bir yanlış anlaşılma.

BUNUN ASKERİ ÇÖZÜMÜ YOK

NATO Afganistan’dan çekilirken ve Türkiye bir görev hazırlığındayken, en kritik dönemde 38 ay orada NATO temsilcisi olarak görev yapan Hikmet Çetin’le yaptığım sohbetin özeti böyle...
Son sözü de şu:
“Orada bir askeri çözüm olamaz... Silahla çözülmesi mümkün değil. Hatta biz uluslararası bir grup olarak bu sorunun silahla değil siyasi olarak çözülmesi gerektiği konusunda bir rapor sunduk. Yine aynı şeyi söylüyorum.”
Evet dünyanın gündeminde Kabil Havaalanı ve Türkiye’nin alacağı tavır var.
Orada NATO temsilcisi olarak görev yapmış Hikmet Çetin’le yaptığımız uzun sohbetin bir bölümünü buraya aktardım.
Ve elbette şu sözünün altını çiziyorum:
“Türkiye ne yapıp edip Afganistan’ı yalnız bırakmamalıdır.”
Sağlıklı, huzur dolu bir bayram diliyorum...

X

ABD ne yazık ki bize dürüst davranmıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığımız BM Genel Kurul ziyaretinin son günü, çok önemli bir basın toplantısıyla bitti. Toplantı 170 metre yüksekliğindeki Türkevi’nde yapıldı. Cumhurbaşkanı özellikle ABD ile ilişkiler açısından dönüm noktası diyebileceğim mesajlar verdi. Üstelik iyi niyetli, haklıdan, dostluktan ve hukuktan yana ama uyarı dolu mesajlar. Sanıyorum ABD yönetimine doğrudan giden bu mesajlar Washington’da çok ciddi yankı yaratacaktır. Başlıklar halinde gidersek...

İLİŞKİLER SAĞLIKLI DEĞİL

Türk-Amerikan ilişkilerinde sağlıklı bir sürecin işlediğini doğrusu söyleyemem. Niye? F-35’leri aldık, 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık ve bu F-35’ler bize teslim edilmedi. Amerika önce bunu bir defa halletmeli. Bize S-400 konusunu bahane edip F-35’leri vermemek her şeyden önce bir defa devletler arası ilişkilerde ne diplomasi noktasında ne de münasebetler noktasında bir kimlik ortaya koymadır. Amerika’nın önce bunu bir defa düzeltmesi lazım.

S-400’DEN GERİ ADIM YOK

Tabii uluslararası hukuka dayalı olarak ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Bize sürekli S-400’ü dayatmalarını bir defa bizim kabul etmemiz mümkün değil. Bizim için S-400 işi bitmiştir. Buradan geri adım atmamız da mümkün değil. Amerika’nın bunu uluslararası diplomaside, ilişkilerde doğru bir yere oturtması gerekir. Ama şu ana kadar bunu oturtamadılar.” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’nin F-35’ler için ödediği 1 milyar doları hatırlatması ve ardından uluslararası hukuka vurgu yapması çok önemli bir ayrıntı. Elbette gerekirse Türkiye ödediği paranın hukuken peşine düşecektir. Nitekim bu noktadan sonra Cumhurbaşkanı bir uyarı daha yapıyor:

“Biz Türkiye olarak dürüst davranıyoruz, duruşumuz dürüsttür ama Amerika maalesef dürüst davranmadı, davranmıyor. Bizim şu anda Amerika ile zaten 20 milyar dolar civarında bir ticaret hacmimiz var. Bu ticaret hacmimizin artmasını biz arzu ediyoruz, ederiz de… Savunma sanayiine yönelik de biz adımlarımızı atıyoruz ve atmaya da devam edeceğiz.”

ESKİ TÜRKİYE YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün bunları söylerken ABD’nin Türkiye ile geçmişte kurduğu ilişki modelinin de artık yürümeyeceğini açıkça vurguluyor. Yani “ben verirsem alırsın, vermezsem beklersin” sözünü kabul edecek bir eski Türkiye yok. İşte Cumhurbaşkanı’nın bu gerçeği vurgulayan sözleri:

Yazının Devamını Oku

New York’ta Afrika için bir ışık parladı

Kitabın daha ilk sayfasında parlıyor ışık...

Mevlana’dan bir söz:

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez...”

Emine Erdoğan’ın “Afrika Seyahatlerim” kitabından gelen bu sözün sahibi, kalp ve gönül ustası Mevlana, acaba yüzlerce yıl sonra New York’ta bir Türkevi’nde dünyaya barış ve sevgi mesajı olarak parlayacağını düşünmüş müdür?

Emine Hanım kitabı neden yazdığını anlatırken, rengârenk giysileriyle Afrika’nın değişik ülkelerinden gelen First Lady’lerin yüzündeki mutluluk ve heyecan aslında bu sorunun da cevabı oldu...

Evet, dün New York’taki Türkevi’nde Emine Erdoğan’ın kitabı için yapılan tanıtım toplantısına katıldım.

İnsanlığın ’Acılı coğrafyası’ndan gelen anılar gerçekten etkileyiciydi.

Törenden sonra bir kenara çekildim, 180 sayfalık kitabı bir çırpıda okudum.

Cezayir’den Senegal’e kadar olan gezilerden tutulmuş notlar.

Yazının Devamını Oku

New York’ta gökyüzüne yükselen bir Türkevi

New York’a indiğimiz gece 45’inci ve 46’ncı caddenin kesiştiği United Plaza’nın karşısında yükselen o Türkevi’ne gidiyorum. 40 bin metrekareye oturan gökdelen tümüyle tamamlanmış. Her şey hazır. Aslında New York’ta gece olmuyor. Gökdelenler öylesine aydınlatıyor ki çevreyi. Neonlar, parlak ışıklar, dev reklam panoları... Ve gökdelenlerin gövdelerinden yansıtılan ışıklar... Bizim Türkevi’nin 170 metrelik gövdesi de gece işte öyle parlıyor. Gurur duyacağımız bir bina inşa edilmiş.

Dün New York’un kalbinde yükselen bir Türkevi açıldı.

171 metrelik bir gökdelen.

Türkiye’nin dünyada bayrağını diktiği en yüksek bina...



Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Uzra’nın çığlık gibi mesajı: ‘Ne olur bizi yalnız bırakmayın’

Uzra’nın internet üzerinden Türkiye’deki kadınlara yaptığı çağrı tam bir çığlıktır...

Düşünsenize:

Kızınız, eşiniz ya da kız kardeşiniz oturduğu evden çıkamıyor.

İşe gidemiyor.

Yasak.

Dışarıda Taliban...

Dışarıda ölüm korkusu...

Afganistan’da evinden çıkamayan 27 yaşındaki Uzra Hussaini’nin şu çağrısına bakar mısınız:

“Kabil’den sizinle irtibattayım. Ben Taliban rejiminden önce devlet memuruydum. Taliban rejiminden sonra artık işe gidemiyorum, evdeyim. Geçen hafta tüm dünya gördü, Kabil’deki kadınlar ve protestocular Taliban’ın şiddetine maruz kaldı. Bizi yok edemezsiniz. Türkiye’den ve kadınlarından ricamız var. Bizimle beraber kalmanızı istiyoruz. Bugünlerde bizi yalnız bırakmayınız.”

Yazının Devamını Oku

Başkan’ın donduğu an

BM Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır’la 1 yıllık görev süresini konuştum

1. Siz bu satırları okurken, ben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle birlikte New York’a BM Genel Kurulu’na uçuyor olacağım... Sevgili dostum Büyükelçi Volkan Bozkır’ın 1 yıldır sürdürdüğü BM Genel Kurul Başkanlığı da doldu... Dünyanın acılarla dolu geçen bu yılında acaba neler yaşamıştı? İşte cevabı:

Aslında ben de bu fotoğrafı görünce donup kaldım. Şu küçük kızın bakışını görüyor musunuz?

Burası Myanmar’daki zulümden kaçan 1.5 milyon Müslüman’ın Bangladeş sınırında kaldığı kamp...

Dünyanın en büyük mülteci kampı... Cox’s Bazar... Ve işte BM Genel Kurul Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır orayı gezerken rastlıyor bu küçük kıza.

Yerel polis, sağlık nedenleri nedeniyle kampa pek sokmak istemiyor Bozkır’ı... Ama o ısrar ediyor. Ve gezmeye başlıyor...

Bu fotoğraf, işte o andan kalıyor bize...

Bu, o küçük kız çocuğunun BM Genel Kurul Başkanı Bozkır’a değil... İnsanlığa bakışıdır aslında...

Yazının Devamını Oku

'İşte böyle atarım kepimi havaya'

Bu yazı bütün otizmli çocukların anne ve babalarına ithaf edilmiştir...

yaşındaki Emir’in annesi Merve, doktorun ilk teşhisini duyunca ne yapacağını bilemedi.

Yıkılmıştı... Baba Osman üzgün...

Otizm bu...



Ne yapsınlar...

Yazının Devamını Oku

Ankara’dan umut veren bir söz: ‘Artık mühendislik ihraç ediyoruz'

Dün bir video izledim.

Mersin’den.

Tarlada bir kadın konuşuyor. Bağ bahçe arasından... Yanında topladığı çileklerin tahtadan kasası...

Diyor ki:

Öyle zorluk çekiyoruz ki... Meyvemizi sebzemizi gönderiyoruz. Yol öyle kötü ki... Zamanında yetişmiyor. Buruşuk çilekler gönderilir mi? Kışın buzlanmada arabalarımız devriliyor. İnşallah bu tünelimiz bitince virajlarımız da kaybolacak. Rahatlayacağız.”

Daha neler söylüyorlar bilseniz...

İzlerken o sarp dağlara baktım. Kuş uçmaz zirvelere baktım. 

Düşünsenize, yıllardır, aylardır bizim çocuklar, işçiler, mühendisler dağları sabırla deliyor.

Karavanlarda, soba ateşinde geçen geceler...

Yazının Devamını Oku

Seçimlere iki hafta kala kıran kırana

Bu pazar size Hürriyet Avrupa’nın 2013 yılının ocak ayında attığı bir manşeti hatırlatıyorum...

1. O dönem Hürriyet’in Almanya Temsilcisi Celal Özcan, Hamburg temsilcimiz Kemal Doğan ve ben, Hamburg Eyalet Başbakanı Olaf Scholz’u ziyaret etmiştik.



Çünkü Başbakan Scholz önemli bir karar almıştı.

Müslümanlara dini bayramları resmi tatil hakkı olarak tanıyordu.

Avrupa’da bir ilkti bu...

Yazının Devamını Oku

Vatandaşa davası için makul süre belgesi

Adalet Bakanı Gül, yargıda sessiz devrimin en önemli ilk adımını şöyle açıkladı:

MÜJDE:  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül yeni adli yılla birlikte çok önemli bir müjde veriyor: “Diyelim ki, vatandaş savcıya gitti, bir konuda şikâyetçi oldu. Savcı şikâyetin konusuna bakacak. Ve vatandaşa, ‘Senin bu şikâyetin şu kadar günde sonuçlanacak’ diye bir belge verecek. İşte bu makul süre belgesi. Vatandaş bilecek ki şu kadar günde sonuç alacak...”

NASIL İŞLEYECEK:  Bakan Gül şöyle anlatıyor: “Vatandaşın isteği şudur. Karar adil olsun ve makul sürede sonuçlansın. İşte savcılar, hâkimler, avukatlar, uzmanlar oturduk buna kafa yorduk. Ve her konuya göre makul süreler belirlendi. Ve bu süreler sisteme işlendi. Eğer bir gecikme olursa sistem alarm verecek.”




Yazının Devamını Oku

Onlar için o kadar çok korkuyorum ki

Dün Hürriyet’in manşetinde görünce gözlerim doldu.

Bizim yazı işlerini kutluyorum, “50 cesur kadın” manşeti dünya çapında bir sestir.

Keşke internette bütün dillerden yayınlansa.

Keşke dünya kadın örgütleri bir hat oluştursa.

Keşke BM bir komisyon kursa.

O “cesur kadınları” düşünün.

En temel hakları için harekete geçtiler.

Taliban gibi kadını “kölenin bile altında gören” o zihniyete karşı..

Yazının Devamını Oku

Jandarma katilleri arıyor... Peki carettaları kim öldürdü

Gece yarısına doğru saat 23.35...

1. Plajın ortasında... Stefan bağırıyor:

“Stop... Stop... Stoppp”

Ardından Seher...

“Durun... Durun gitmeyin. Ne işiniz var burada?..

ATV’deki adam bir süre öylece boş boş bakıyor...

Sonra ATV’yi Stefan’ın üzerine sürerek oradan uzaklaşıyor...

Stefan acı içinde yere yığılıyor. Sonra ambülans. Jandarma.

Evet arkadaşlar burası Manavgat...

Yazının Devamını Oku

İşte kamplaşmayı bitirecek o bakış

En çok yakındığımız şey:

- Kamplaşma...

En çok korktuğumuz şey:

- Trolleşme...

En çok üzüldüğümüz şey:

- Birinin ötekini dinlememesi.

En çok sıkıntısını çektiğimiz şey:

- Fikirler üzerinden değil, semboller üzerinden tartışmak...

Televizyonlarda ve gazete köşelerinde, açık oturumlarda, dost sohbetlerinde hep aynı şeyi söylüyoruz:

Yazının Devamını Oku

Başkomutan’ın ağzından cephedeki ibret sahnesi

Bu 30 Ağustos zaferler ayında, bu topraklarda gözü olanlara ibret olsun diye Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Meclisi’nde anlattığı bir sahneyi aktarıyorum...

Bir ibret ve bir dehşet sahnesi...

Ama önce zaferler ayı...

950 yıl önce Sultan Alparslan’ın yiğitleriyle Malazgirt’ten açtığı Anadolu kapısı;

Mustafa Kemal’in önderliğinde Millet Meclisi’nin ordusuyla ve bir milletin top yekün taarruzuyla vatan olmuştur...

Bu nedenle ağustos bu millet için zaferler ayıdır...

Kutlu olsun...

AHLAT: Ahlat’ta bulunan mezar taşlarının anlamı büyüktür. Daha haberi duyduğum ilk gün “İşte” dedim. “Anadolu’nun kitabeleri...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyişiyle

Yazının Devamını Oku

Yaylanın Sultanları için bir saha lütfen

Elanur sabah uyanır uyanmaz, Sevim’e gitti.

1. Sevim ve Serpil de yaylaya çıkmaya hazırlanıyordu...

Elanur hemen söze girdi:

“Kızlar bir fikrim var. Şu bizim Filenin Sultanları var ya...”

Sevim: “Evet. Nasıl güzel oynuyorlar. Hayranım ben...”

Serpil: “Vallahi ben de. Bayılıyorum. Heyecandan ölüyorum.”

 

Elanur bu defa daha bir heyecanla:

Yazının Devamını Oku

Hayvana zulümden milyarlar kazanıyorlar

Raporu okuyunca tüylerim diken diken oldu. Nefret ettim...

HAYVANLAR için oluşturulan Asya Koalisyonu (AfA) önceki gün çok önemli bir rapor yayınladı...

Asya Koalisyonu dünyanın değişik ülkelerinden seçilen 22 hayvan hakları kuruluşundan oluşuyor... Bu nedenle yayınladığı rapor ayrıca değerli.



Raporun en çarpıcı bölümü ise Facebook, YouTube, Tiktok gibi sosyal medya devlerinin “hayvanlara zulüm yapan” videolardan kazandıkları paralar.

Evet yanlış okumadınız.

Yazının Devamını Oku

Milli Savunma Bakanlığı’ndan dünya başkentlerine gönderilen 9 fotoğrafın mesajı

1) Günlerdir dünya Kabil Havalimanı’nda yaşanan dehşet görüntülerini izliyordu.

Kan donduran insanlık dışı görüntüler.

Taliban korkusuyla ölümüne kaçan insanlar. Anneler, çocuklar.

Uçakların tekerlekleri arasına sıkışan...

Çıktığı uçak kanadında can veren, parçalanan insanlar.

Dünya ajanslarının geçtiği bu fotoğraflar, görüntüler, televizyonlardan yayınlandıkça insanlığın kanı donmuştu.

Dehşet içinde izliyorduk..

Ve herkesin ağzında şu söz:

“Bu nasıl bir adalet. Bu insanlara yardım edecek birisi yok mu? BM nerede? ABD nerede?”

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğrafları karşılaştırın bakın ne çıkıyor

Vietnam’a gittiğimde beni en etkileyen şey yeraltı tünelleriydi...

1. Vietnam askerleri ABD’nin devasa ordusunu bu tünellerle yenmişti...

Dağlar, ormanlar ve tüneller...

Tonlarca napalm bombasının döküldüğü, her yerin cayır cayır yakıldığı o topraklarda ancak yeraltı tünellerinde yaşayabilmişlerdi. Bizi gezdiren rehber tüneli gösterince şoka girmiştim.

“Nasıl yani buradan mı giriyorlardı?”

“Evet” demişti rehber “Buradan giriyorlardı tünele...”

Tünel deyince yanlış anlamayın.

Bir kovuk...

Yazının Devamını Oku

'Ben öldükten sonra mı sesim duyulacak?'

Sevil evleneli 3 ay olmuştu. Ve evdeki hayat giderek işkenceye dönüyordu...

İki aylık hamileydi. Ve şiddet başlamıştı.

Bir gece hırlayan bir ses:

“Defol bu evden. Eğer gelirsen seni kıtır kıtır keserim...”

Sevil böylece baba evine döndü. İyi bir işi vardı. Kendi hayatını kuracaktı.

Bir fabrikada muhasebeciydi.

Ama İ.K. bir türlü peşini bırakmıyordu.

Sürekli tehdit...

Kardeşine durumu anlattı...

Yazının Devamını Oku

BM raporunda ortaya çıkan gerçek: ABD-Taliban anlaşmasındaki ‘gizli maddeler’

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, geçen hafta Taliban’ın saldırılarından ve katliamlarından ABD’yi sorumlu tutmuştu.

Varlığını ABD desteğine borçlu birinin böyle bir suçlama yapmasını nasıl yorumlayacağız?

Bu sorunun cevabını ararken; emekli Büyükelçi Naci Koru’nun haftalık yazısına konu ettiği son BM Güvenlik Konseyi raporunu gördüm.

‘Analitik Destek ve Yaptırımları İzleme Ekibi’nin hazırladığı S/2021/486 sayılı, 22 sayfalık ‘Afganistan’da barış, istikrar ve güvenliğe tehdit oluşturan Taliban ile diğer bağlantılı kişiler ve oluşumlar’ başlıklı 12’nci rapor...

Çok çarpıcı bulgular var.

Koru’nun şu alıntısı dikkatimi çekti:

“Raporun yeni ve ilginç bir yönü, ‘Taliban ve El-Kaide’ başlıklı alt bölümün 41. maddesinde kayıtlı. Bu maddede, ABD’yle Taliban arasında Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmanın kamuoyuna açıklanan ana metnine ilave ‘gizli eklerinin’ olduğu ilk kez bir BMGK belgesinde açıklanıyor.”

Müthiş...

ABD’nin Taliban’la gizli anlaşma yaptığı ilk kez bir BM raporuyla duyurulmuş oluyor..

Yazının Devamını Oku

İzmir’den bir genç kız Forbes’un ilk 10 kadın yatırımcısı arasına nasıl girdi?

Melda, Van Gogh’un şu sözünü “hayatının önsözü” haline getirmiş: “Önce resim yapmayı düşlüyorum. Sonra hayalimi boyuyorum...”

Biliyorum...

Steve Jobs’tan bu yana hepimiz “internet yatırımı” üzerine hayaller kuruyoruz...

Meşhur “garaj çocukları” hikâyesi yani...

Bir fikir... Bir ışık. Bir yazılım. Bir hayal. Çılgın bir adım. Yemek Sepeti... Angry Birds... Amazon... Mask...

Ve ardından gelecek milyonlarca, hatta milyarlarca dolar...


Yazının Devamını Oku