Fatih Çekirge

Fatih Çekirge

fcekirge@hurriyet.com.tr

Terörsüz Türkiye’de kuşların diline saygı

TÜRKİYE’de Terörsüz Türkiye’nin temellerinin atıldığı bir dönemde.

Haberin Devamı

Milli Dayanışma Yasası’nın imzaya açıldığı günlerde;

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy Şırnak’ta halk kütüphanesini açıyor.

İşte o ara AK Parti Milletvekili Arslan Tatar’ın ısrarla yaptığı teklifi hatırlatıp şöyle diyor:

Milletvekilimizin de isteği doğrultusunda Feqiye Teyran Medresesi’nin restorasyonu için gerekli talimatı verdim. İnşallah kısa sürede tamamlayacağız.”

Evet arkadaşlar, bu öyle sıradan bir restorasyon değildir.

Çünkü “Milli Dayanışma Yasası” yalnızca silah bırakmak ya da bir örgütün feshinden ibaret değildir. 

Bu yasa aynı zamanda ortak yaşam kültürünün, ötekine saygının, her türlü farklılıktan gelen köklerin bahara kavuştuğu bir yasa olmalıdır.

O yüzden Bakan Ersoy’un Feqiye Teyran’ı günümüz kuşaklarıyla buluşturması anlamlıdır.

Haberin Devamı

Çünkü Teyran, Attar’dan Mevlana’ya ve Arabi’ye ve atıştığı Melayê Cizîrî’ye kadar uzanan o muazzam kültürün temsilcisidir.

500 yıllık Kürt efsanelerinin büyük ismidir. 

Kökleri Anadolu’dadır. 

Neden “kuşların dili” diyorum.

Çünkü Feqiye Teyrankuşların alimi” anlamındadır.

Her canlının Allah’ı zikrettiğine inanır. Kuşlarla dertleştiği, akarsularla konuştuğu masalsı hikâyeler yazar. Efsanevi Zümrüt-ü Anka kuşunun sesini duymak ve ilahi aşkın sırrına ermek için felsefi bir yolculuğa çıkmıştır.

Dikkat edin Attar’ın “kuşların mantığı”nı da hatırlarsak;

O coğrafyada “kuşlar” kavramının derinliğini daha iyi kavrarız.

O nedenle biraz da mecazi anlamda;

Teşbihte hata olmaz diyerek;

Yazının başlığına “kuşların diline saygı” dedim.

Terörsüz Türkiye yasasının çıktığı bir dönemde, Bakan Ersoy’un Feqiye Teyran’ı günümüze taşıması çok anlamlı olmuştur.

Ersoy’un bu müjdesini bu defa kuşların dilinden vermek istedim.

Bu yasanın yalnızca silah bırakmaktan ibaret olmadığını; 

Bu muazzam kültürlerin baharı olacağının işaretini anlatmak istedim.

Kutlarım...

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BU RAPORLARA BAĞLI

Türk demokrasisi müthiş bir başarıya imza atıyor. 

Terörsüz Türkiye.

Yasa teklifi Meclis’e sunuldu. Tamam.

Şimdi önümüzde çok stratejik bir dönem var.

Çünkü bu yasanın uygulanması için bazı şartların yerine gelmesi gerekiyor.

Haberin Devamı

En öncelikli şart, örgüt militanlarının silahları bırakmasıdır.

Ve elbette;

Adalete teslim olmalarıdır.

Bunun için Süleymaniye ve Erbil’de merkezler kuruldu.

Bu noktada Barzani ve Talabani’nin gösterdiği anlayışın da altını çizmek gerekiyor.

Peki gelişmeler nasıl test edilecek?

Silahların tamamının bırakıldığı nasıl anlaşılacak?

Kim hangi suçu işlemiş nasıl ayrıştırılacak?

İşte burada yazının başlığına geliyorum.

Sırasıyla anlatayım:

1- Biliyorsunuz. Türkiye ABD desteğini almış YPG ile PKK’ya karşı peş peşe operasyonlar yaptı.

Tarihi bir karardı, sınır içinde değil, sınır ötesinde karakollar kuruldu. Çünkü sınırımızın ötesinde başımıza örülmesi için hazırlanan çoraba ya da çuvala izin verilmeyecekti.

Haberin Devamı

2- Böylece Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Bahar Kalkanı, Barış Pınarı gibi sınır ötesi harekâtlar yapılarak sınırımızın 30 kilometre ötesi güvence altına alındı. Bunlar yalnızca askeri bir harekât amacından öte;

Aynı zamanda bölgeye hâkim olma planıydı.

3- Yani askeri harekât sayesinde Türkiye’nin bölgede istihbarat faaliyetlerini geliştirebilmesi için alan açılmıştı. 

4- İşte o alana MİT ve askeri istihbarat yerleşti. Böylece PKK/YPG’nin faaliyetleri yalnız havadan değil, sahadan da izlenip kaydedilmeye başlandı. Bu müthiş bir devlet planıydı ve uygulandı.

KİM KİMDİR NASIL BİLECEKLER

Şimdi geliyoruz o kritik soruya;

-Milli Dayanışma Yasası’nın en kritik noktası PKK ve türevlerinin silahları bıraktığının tespit edilmesiydi. İşte bu tespitleri yapabilmek için, uzun zamandır orada olmak gerekiyordu.

Haberin Devamı

Yani devlet “silahları teslim ediyorlar, hadi gidip bir bakalım” demiyor.  

Türk askeri ve Türk istihbaratı zaten oradaydılar ve bu harekâtlar sayesinde yerleşmişlerdi. Yıllardır kim ne yapıyor diye havadan ve en önemlisi sahadan izliyorlardı.

İşte bu nedenle şimdi silah bırakma aşaması en sağlıklı bir şekilde test edilecek. Kim hangi suç kapsamında tespit edilmiş zaten belirlenmiş. Bu bilgilere göre raporlanacak. MGK da onayı verecek. Böylece süreç ilerleyecek. 

En azından iyi niyet test edilebilecek.

Sanıyorum Öcalan’ın da beklentisi bu yönde.

Buradan sonrası demokrasinin konusu.

Yani TBMM’nin konusu.

O noktada da TBMM Başkanlığı’nda Numan Kurtulmuş gibi bir isim var.

Haberin Devamı

Barışı ve huzuru isteyen bir demokrasi tutkunu Kurtulmuş.

Böyle bir dönemde Prof. Dr. Kurtulmuş’un bu görevde olması önemlidir.

İki isim daha zikretmeliyim;

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Efkan Âlâ.

Güler konusuna hâkim çalışkan bir isim.

Efkan Âlâ ise genelde ön plana çıkmak istemeyen mevzuat ve devlet bilen sakin bir güçtür.

Memleket ve insan sevdalısı bir kişidir.

Arkadaşlar;

Hakkını vermek gerekirse bu harekâtları yapan dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar;

Dönemin Genelkurmay Başkanı ve şimdi Milli Savunma Bakanı olan Yaşar Güler.

MİT Başkanı İbrahim Kalın. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan.

Ve elbette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan;

Yol gösterici ve yol açıcı rolüyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

Bu isimleri buraya yazıyorum çünkü;

Biz gazetecilerin bir görevi de tarihe not düşmektir.

O nedenle;

40 yıllık acıyı dindirip Anadolu’ya baharı getirmek için risk alan bu isimleri yazıyorum. 

Bu yasa bu vatan için şehit düşenlere, gazilerimize karşı değildir.

Tam tersine, o aslanların müthiş kahramanlıkları sayesinde bugüne gelmiş bir yasadır.

Yasaya emek verenleri ve kahramanlarımızı saygıyla selamlıyorum.

VE BİR HATIRLATMA:

Lütfen gazilerimizi üzmeyin. İçimizi sızlatmayın.

 

Yazarın Tüm Yazıları