Paylaş
Harita seyretmeyi seviyorsanız eğer.
Önünüze bir Doğu Akdeniz ve Ortadoğu haritası açın;
Ve pergelin ucunu nereye koyarsanız koyun;
Mutlaka bir Türkiye fotoğrafı görürsünüz.
İşte Milli Dayanışma Yasası’nın TBMM’den çıktığı gün;
Türkiye dünyaya çok önemli iki stratejik fotoğraf veriyor.
Birisi Misak-ı Milli’den...
Yani içeride atılan ilk adımın başlattığı büyük yolculuktan.
Kalıcı huzurun ve demokrasinin adımı.
Diğeri Doğu Akdeniz’de ve Ortadoğu’da bir büyük barış coğrafyasının ilk adımı.
Dedim ya;
Bugün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da pergelin ucunu nereye koyarsanız koyun;
“İç huzur ve dış barış”ın merkezinde bir Türkiye göreceksiniz.
Bir diplomatik ağ..
Bir kuyumcu işi hazırlıktır bu.
Mekke’de bu coğrafyanın en önemli savunma anlaşması imzalanırken;
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Libya’da olması tesadüf değildir.
Fidan’ın Libya ziyaretini;
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Londra merkezli Şarku’l Avsat Gazetesi’ne verdiği röportajdaki şu cümlesiyle değerlendiriyorum:
“Mekke Anlaşması’nın, Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum, inanıyoruz. En başından beri ifade ettiğim üzere bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attık. Körfez bölgesinin güvenliği yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıyor. Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlık doğrudan bu bölgenin huzuruyla bağlantılı. Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi.”
Hatırlayın;
İsrail, Yunanistan ve Mısır’ın Doğu Akdeniz enerji havzasında yaptığı anlaşmalar.
Güney Kıbrıs açıkları için enerji araştırmaları.
Türkiye’nin bu bölgede hidrokarbon araştırmalarının önünü kapatan çalışmalar.
Türkiye’yi Doğu Akdeniz’e kapatmayı hedefleyen İsrail planları..
Ve buna karşılık Türkiye’nin Libya ile yaptığı münhasır bölge anlaşması sayesinde önüne döşenmek istenen zincirleri kırması.
Şimdi geliyorum Fidan’ın Libya ziyaretine.
Türkiye bir yandan Suudi Arabistan ve Pakistan ile Mekke Anlaşması’nı yaparken;
Doğu Akdeniz’deki enerji havzalarında söz sahibi olduğunu da ilan ediyor,
Pergelin ucunu buraya koyabilirsiniz.
Buraya koyduğunuzda Mısır ve Libya ile de dostluk ilişkilerinin hangi çembere girdiğini görebilirsiniz.
ABD’Lİ BAKAN 1957’DE SÖYLEMİŞ
Peki neden Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan?
Çok gerilere gidiyorum;
1957 yılında bölgeye gelen ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles bakın bölgeyi nasıl tarif ediyor:
“Batıda Libya’dan doğuda Pakistan’a, kuzeyde Suriye ve Irak’tan güneyde Arap Yarımadası’na kadar uzanan bölge.”
Pergelin ucu açık değil mi arkadaşlar. Libya’dan Pakistan’a...
MISIR DA KATILIRSA
Erdoğan’ın sözlerinden anlıyorum ki;
Türkiye önce kendi coğrafyasında istikrar ve huzuru;
Aynı anda Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Körfez’de bir “istikrar adası” oluşturmayı hedefliyor.
Belli ki kendi ülkenizde huzuru sağlayamazsanız, inandırıcı olamazsınız.
Şimdi pergelin ucunu bu defa buraya koyalım.
Erdoğan yine aynı röportajda şu cümleyi kuruyor:
“İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir işbirliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz. Vizyonumuz bir gün bölgedeki bütün ülkeleri bu çatının altında toplamaktır”
İşte asıl hedef olarak pergelin ucunu koyacağınız cümle budur.
Nitekim Avrupa Birliği’nden örnek de veriyor:
“Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz.”
Sonuç olarak;
Pergelin ucunu doğru yere koyduğumuz zaman;
Şu son haftada yaşadıklarımızın anlamı daha da netleşiyor:
1- Milli dayanışma yasasıyla iç huzuru için önemli bir adım.
2- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzalanan savunma anlaşmasının bölge için istikrar adımı olması.
3- Bu adımın işbirliği açısından daha geniş bir şemsiyeye dönüşme potansiyeli.
Evet arkadaşlar;
Aslında önemli olan pergel değildir...
Önemli olan o pergeli kimin tuttuğudur.
Öyle ya geçmişte eline pergeli cetveli alanlar;
Ortadoğu haritasını çizmediler mi?
Ve önemli olan;
Pergelin diğer ucunu hangi ufuklara doğru çevirdiğinizdir...
Paylaş