Paylaş
Ada’da müthiş bir hareket.
Gelen Yunanistan Başbakanı Miçotakis.
Hatırlarsanız;
Geçen yazımda Türkiye’deki amatör denizcilerin büyük bölümünün Yunan Adaları’na gittiğini yazmıştım.
Hatta bir limanda neredeyse bütün teknelerin Türk bayraklı olduğunu gösteren bir de fotoğraf yayınlamıştım.
Nedenlerini ayrıca tartışacağım.
Önceki güne dönersek;
Hem yangınlar hem de Ada turizmi için inceleme gezisine çıkan Miçotakis, Leros’ta limana geliyor.
Ve elbette Türk bayrakları...
Artık şaşırıyor mu, seviniyor mu bilemiyorum ama;
Marinaya girerken bir görevli uyarıyor:
“Türk denizciler burada.”
Miçotakis gülümsüyor ve yürümeye devam ediyor.

Uzaktan Türk bayrağını gördüğü tekneye el sallıyor. Bizim denizciler de karşılık veriyor.
Az sonra Yunanistan Başbakanı, Türk teknesine yaklaşıp: “Hoş geldiniz. Nasılsınız?” diyor.
Bizim denizciler aynı nezaketle cevap veriyor.
O noktada sanırım bir de denizci nezaketiyle davet yapıyorlar. Miçotakis, “Güzel tatiller dilerim” diyerek ayrılıyor.
Tabii bu olay Türk amatör denizcileri arasında yayılıyor.
Sonuçta;
Ege’de Türkiye ile Yunanistan arasında gerginlik yaşanırken;
Karşılıklı keskin açıklamalar yapılırken;
Yunanistan silahlandırdığı adalara İsrail’den hava savunma sistemi alırken;
Karşılıklı tatbikatlar yapılırken;
Yunanistan Başbakanı’nın Türk bayraklı bir tekneye gelip hatır sorması, iyi tatiller dilemesi çok önemli bir mesaj.
Zaten her defasında yazarım;
Ege’nin iki yakasında denizciler arasında hiçbir sıkıntı yoktur.
Hatta zaman zaman balıkçıların birbirlerinin ağlarını kurtardıklarını da biliyorum.
Devletlerin “Kıta Sahanlığı” yüzünden kapıştığı Ege’de;
İki kıyının balıkçılarının birlikte “sahanda ahtapot” yediklerini de biliyorum.
Umarım Yunanistan Başbakanı’nın verdiği “selam”, barışın ve huzurun selamı olarak yayılır.

2- ‘MUSTAFA KAPTAN’DAN LEROS İZLENİMLERİ
Geçen defa Yunan Adaları’nı gezen duayen amatör denizci İsmail Şandan’ın izlenimlerini aktarmıştım.
Şimdi yazının başındaki sorulara gelebilirim:
-Neden bizim kıyılarımıza eskisi kadar yabancı yatçı gelmiyor?
-Neden bizim amatör denizcilerimiz ağırlıklı olarak bizim kıyılarımız yerine Yunan Adaları’nı tercih ediyor?
Aynı soruları Mustafa Berk Kaptan da soruyor. İşte Mustafa Kaptan’dan bir özet:
“Yaklaşık bir aydır eşim Nevin Hanım ve teknemiz BlueBerk ile Ege Denizi’nde seyir yapıyorum.
Samos, Patmos, Lipsi, Leros, Kalimnos. Her limanda aynı manzarayla karşılaşıyorum.

İtalyan bayraklı tekneler, Fransız tekneler, Almanlar, Belçikalılar, Hollandalılar, İngilizler.
Ve dikkat çekici sayıda Türk bayraklı yat.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor kendisine:
-Dünyanın en güzel koylarına sahibiz;
Türkiye dururken, neden binlerce yabancı yatçı rotasını Yunan Adaları’na çeviriyor?
YATÇININ GÖZÜNDEN BİR KARŞILAŞTIRMA
Yunanistan’da da vergi var. TEPAI adı altında deniz kullanım vergisi ödüyorsunuz.
Kimsenin buna itirazı yok. Çünkü sistem açık. Kurallar belli. Önceden ne ödeyeceğinizi biliyorsunuz.
Belediye marinalarında ve küçük balıkçı limanlarında bağlama ücretleri çoğu zaman makul.
Denizci kendisini müşteri değil, misafir gibi hissediyor.
Türkiye’de ise birçok tekne sahibinin dile getirdiği ortak sorunlar var.
-Marina ücretleri. Bazı balıkçı barınaklarında dahi yüksek bağlama ücretleri.
-Atık verme prosedürleri.
-Bazı koylarda gece saat ikiye kadar süren yüksek sesli müzik.
-Kıçtan karaya bağlanan teknelerin bütün koyu kaplayacak şekilde halat atması.
Yeni gelen teknelerin yer bulamaması. Bazı belediyelerin çöp toplama hizmeti için farklı ücret uygulamaları. Denizcinin hafızasında iz bırakıyor.
Restoranlarımız... İçlerinde gerçekten dünya standartlarında olanlar var.
Onları ayakta alkışlıyorum. Ancak bazı turistik koylarda yüksek fiyat, vasat yemek, özensiz servis ve fiyatın karşılığını vermeyen bir anlayış.

Bunlar yalnızca bir müşteriyi değil, ülkenin itibarını da kaybettiriyor.
Turizmde en güçlü reklam, memnun kalan müşteridir. En büyük zarar ise hayal kırıklığı yaşayan müşteridir.
İnanıyorum ki...
Türkiye, dünyanın en güçlü deniz yat turizmi ülkelerinden biri olabilir.
Yeter ki sorunlarımızı inkâr etmeyelim.
Yeter ki eleştiriyi düşmanlık değil, gelişme fırsatı olarak görebilelim.
Ve unutulmamalıdır ki;
Ege Denizi iki ülke arasında bölünmüş olabilir.
Ama denizcinin rotasını belirleyen haritalar değildir; gördüğü hizmettir, hissettiği saygı ve ödediği bedelin karşılığını alıp alamadığıdır.
Mustafa Berk.
Temmuz 2026”
Teşekkürler Mustafa Kaptan...
Turizm genelinde etrafımız ateş çemberi olmasına rağmen güzel sonuçlar alıyoruz.
Bir de yat turizmini geliştirirsek harika olacak.
Paylaş