Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allah'ım’ diyorum...

Bu yazının sonunda bir soru soracağım... Cevabını bilen varsa lütfen bana yazsın...

Haberin Devamı

Bu fotoğraflar Rusya Ukrayna’ya saldırmadan iki gün önce gelmişti...

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...

DHA’dan Yaşar Kaplan, Irak’ın sıfır noktasındaki 1.860 metre rakımlı sarp dağa çıkmıştı...

Kar kalınlığı 3 metreydi...

Dağlıca’nın Gevanakurki üs bölgesindeki hudut karakoluna...

Şimdi Kiev’de ellerindeki zayıf silahlarla, molotoflarla vatanlarını savunmaya çalışan kadınları, erkekleri görünce...

“Allah’ım” dedim...

“Kiev’deki o insanlara güç, kuvvet ver...”

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...

Sonra dönüp...

Yaşar’ın Irak sınırından geçtiği fotoğraflara bir daha baktım...

Haberin Devamı

“Allah’ım bizim sınırlarda karakışa, sarp dağlara, teröristlere karşı nöbet tutan çocuklara güç ver...”

Hiçbir şey boşuna değil...

İşte 4’üncü Hudut Tabur Komutanlığı’ndaki Mehmetçikler...

Aylardır, yıllardır orada nöbet tutuyorlar...

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...

HUDUT NAMUSTUR

İşte o sarp dağlardan sözleşmeli Er Abdullah Gerçek’in söyledikleri:

“Burada 5 yıldır görev yapıyorum. Buradan iki çocuğuma ve eşime, aileme kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum. Milletimizin ve ailelerimizin gözleri arkada kalmasın, hudut namustur...”

Kuş uçmaz... Kervan geçmez. Sarp dağlar. Bir zamanlar teröristlerin yoluydu...

Şimdi “sınır kartalları” orada...

Devlet onlara her türlü olanağı sağlamış.

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...
Sınır kartalı Mehmetçik

Şehre inecekleri bir yol yok ki... Dişçisinden doktoruna, masa tenisinden kütüphanesine kadar...

Her şeyi birlikte yaşıyorlar...

Karlı dağlardan uçsuz bucaksız vadilere doğru bir hayat geçiyor...

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...

Haberin Devamı

Kiev’de barikat kurup direnen gençlere baktıkça ‘Allahım’ diyorum...

İşte Onbaşı Murat Karatek’in duyguları:

“6 yıldır burada görev yapıyorum. Sevdiklerimizden uzak kalsam da vatan sevgisi içimizi ısıtıyor.”

Ve bunları okurken Kiev sokaklarına bakıyorum...

Kan, gözyaşı, acı, ateş görüyorum...

Ama karşılığında onurlu bir direniş...

Ve orantısız bir güç, vahşi bir gözü dönmüşlük çoluk çocuk insanları bombalıyor...

Yakıyor, yıkıyor...

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin şu sözleri unutulur mu:

“Medeniyete saldıran vahşetin önündeki son engel gibi direniyoruz...”

Zelenski’nin “medeniyet” dediği demokrasidir... Barıştır. İnsana saygıdır.

Ukrayna’nın seçilmiş Cumhurbaşkanı Zelenski bir yanda...

Yukarısından Luşenko saldırıyor...

Haberin Devamı

Doğusundan, güneyinden Putin...

Sırtını Batı’ya dayamaya çalışıyor.

Peki NATO ne yapacak?

NATO, AB VE BM TARTIŞILIYOR

BM’nin durumu ortadadır... Yeterli değil... Karşılamıyor... 5 Güvenlik Konseyi üyesinden birisi “veto” ederse dünya duruyor. Bunu da bütün dünya biliyor.

Elinde nükleer güç bulunan ülke istediğini yapıyor.

AB zaten bir caydırıcı askeri güç değildir...

NATO’ya gelince...

Başta ABD olmak üzere NATO ve Avrupa, Ukrayna ile genişleme görüşmeleri başlatmıştır. Rusya ile göstere göstere restleşme yaşanmıştır... Karşılıklı kuvvetler kaydırılmıştır. Yunanistan’ın Dedeağaç’ına tanklar, askerler yığılmıştır.

Sonuç ortadadır... Ukrayna askeri açıdan yalnız bırakılmıştır.

Haberin Devamı

Rusya hâlâ masum sivillerin bulunduğu şehirleri bombalamaktadır...

İster sorumlu davranıyor deyin, ister başka bir şey...

Sonuçta NATO, Rusya’nın nükleer tehdidine karşı askeri müdahale açısından çaresizdir.

Şimdi yazının başındaki soruya geliyorum...

İŞTE O SORU

Gelin NATO’nun bu çaresizliğini kendimiz açısından sorgulayalım...

En kötü senaryoyu düşünsek...

Hani Suriye sınırında bir Rus uçağını düşürmüştük...

Ciddi bir gerilim olmuştu. Rusya Suriye hava sahasını neredeyse kapatmıştı.

İşte o noktada gerilim yükselseydi.

Uçaklarla havada bir dalaşma olsaydı.

Bir uçak daha düşseydi. Bir ateş, bir kıvılcım...

Rusya ile bir sıcak çatışma...

Ne olurdu acaba?

Biraz daha geri gidersek...

Haberin Devamı

SSCB döneminde Türkiye NATO üyesi olarak “kanat ülke”, “cephe ülke” konumundaydı...

O günlerde bir çatışma olsaydı...

Evet...

NATO üyesi olmamıza rağmen acaba ne olurdu?

Olmaz olmaz demeyin... Kötü senaryo bu...

“Acaba” diyorum...

Yine ambargolar, kınamalar falan mı olurdu?

Yani...

Biz kendi başımıza mı kalırdık?

İşte sözünü ettiğim asıl soru bu...

Ve en önemlisi...

Bizim Dağlıca’da 1.860 rakımlı tepede ve sınırlarımızın her yerinde, dağlarda, ovalarda nöbet tutan kahramanların aslan gibi yüreklerine mi kalırdık?

Zaten başkasına değil, o yüreklere güveniyoruz...

O yüzden bu pazar Kiev sokaklarında direnen insanları görünce bizim aslanları bir hatırlatayım dedim...

Onların alınlarından öpeyim istedim...

Sorun bakalım...

NATO bize askeri olarak destek verir miydi?

Bir düşünelim...

NOT: Rusya ile böyle bir duruma geleceğimizi elbette beklemiyorum. Asıl sorguladığım artık bu çağa uymayan, BM ve NATO’nun caydırıcılık durumudur... Daha önümüzde Çin ve Tayvan meselesi var...

NATO şu anda ne yazık ki yalnızca “silah satış pazarı” gibi durmaktadır.

Bu durumda önümüzdeki dönemde dünyada “bölgesel ittifaklar” öne çıkabilir...

Bu konuyu da ayrı bir yazıda tartışacağım...

Yazarın Tüm Yazıları