Fatih Çekirge

Fatih Çekirge

fcekirge@hurriyet.com.tr

Havada alarm var ama yine de mutlular

Dün Helsinki ve Stockholm’de giderek artan Rusya korkusunu yazmıştım.

Haberin Devamı

Halkın üzerindeki tedirginliği. Ukrayna’ya yağan füzelerin etkisini,

Helsinki’de verilen hava alarmını; sığınaklara ayarlı hayatları anlatmıştım.

Bu yazıya ise yine Stokholm’de şöyle başlıyorum: “Ama yine de mutlular...

Eski şehirde gezerken duyduğum rengarenk kahkahalar;

Adalar arasındaki vapurda bebekleriyle şarkılar söyleyen anneler;

Nobel binasının önünde çalınan akordiyon, iskele kafelerindeki güler yüzlü sohbetler;

Havada alarm var ama yine de mutlular

Ve Strampe’den gelen blues tonlarını duyunca;

İşte böyle bir atmosferde mırıldanıyorum: “Şehirlerin altında sığınaklar var. Rusya korkusu var. Hava alarmları var. Ama yine de mutlular.

Şimdi ekonomiden siyasal yapılanmalara kadar onlarca analiz yapılabilir.

Haberin Devamı

Son dönemde artan çete savaşları konuşulabilir. Ama benim için önemli olan; o sokaklarda gördüğüm

“Mutlu olma kültürü”dür.

Kültür derken de...

Geniş kaldırımlarda araba çarpma korkusu olmadan yürüyebilmekten,

Otomobillerin yayalara saygı duyduğu geçitlerden,

Muhteşem ve yemyeşil parklardan,

Sabah binlerce insanın işlerine gittiği bisiklet yollarından söz ediyorum.

Birlikte yürüdüğüm TBMM Başkanlık danışmanı değerli dostum Cumhur Kaygusuz şöyle özetliyor:

-Bu bir ‘kamusal alan huzuru’dur.

Bu kavrama takılıyorum: “Kamusal alan huzuru.”

İnsanın birlikte yaşama mutluluğu başka nasıl anlatılabilir?

Huzur ve kültür derken de...

Kamusal alanda birinin ötekine duyduğu saygıyı, sıraya girme kültürünü söylüyorum.

Sahte bal üretmeyi uyanıklık sayanların ayıklandığı o ahlakı.

Hormonsuz domatesleri, çayın çay gibi, kahvenin çamur gibi olmadığı esnaf ahlakından söz ediyorum.

Enflasyon bahanesiyle elindeki mala fahiş zam yapanların elendiği kültürü anlatıyorum...

Daha net anlatırsam:

Sözünü ettiğim şey;

Bireysel ahlakın toplumsal huzuru sağlamasıdır.

Birbirine güvenmenin ahlakıdır.

İşte bu yüzden Rusya’nın tehditlerine rağmen,

Tehlikenin kıyısında ama yaşam katsayısında,

Vasa Müzesi’ne doğru yürürken yeni mezun olmuş gençlerin rengarenk giysilerle kanallar arasındaki eğlencelerini seyrederken,

Haberin Devamı

 “Ama yine de mutlular” diyorum.

300 YIL DENİZİN ALTINDAYDI ŞİMDİ BÜYÜLEYİCİ BİR ESER

1628 yılında inşa edilen 69 metre boyundaki devasa savaş gemisinin, mühendislik hatası yüzünden batıp 300 yıl denizin altında kaldıktan sonra, muazzam bir deniz arkeolojisiyle karaya alınıp müzeye yerleştirilmesi, müthiş bir esere dönüşmüş.

Orada da bir mutlu olma hali var.

Geminin adı Vasa.

Havada alarm var ama yine de mutlular

Müzenin adı Vasa.

Gemi, 1961’den bu yana restore ediliyor.

Yüzde 98’i onarılmış.

1928’de batışının 400’üncü yılında büyük bir törenle ilan edilecek.

Bir mühendislik hatasının 400 yıl sonra mutluluğa dönüştürülmesi budur.

Sonuç olarak “kamusal alan huzuru”nu,

Bireysel ahlakın toplumsal huzura dönüşmesini,

“Terörsüz Türkiye” kadar,

Haberin Devamı

Anayasa değişikliği kadar önemsiyorum.

Hatta her iki sürecin de temel kaynağı olduğunu düşünüyorum.

Yazarın Tüm Yazıları