"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Erdoğan’dan son uyarı ve o tarihi rastlantı

ASLINDA bugün TBMM gizli zabıtlarına devam edecektim.

Dün Atatürk’ün Rusya ve Batılı ülkelerle ilgili yorumunda kalmıştım. 

Ama öyle bir şey oldu ki...

Müthiş bir zamanlama, inanılmaz bir tarihi çakışma yaşadım.

Kurulma aşamasındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı olarak Gazi Mustafa Kemal’in 97 yıl önce Meclis kürsüsünden söyledikleri... 

Ve bugün...

Yani 97 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Harp Okulları diploma töreninde söyledikleri...

İnanılmaz ama konular aynı... Tavır net...

Atatürk, Osmanlı’dan haksızca koparılan toprakları anlatırken Batılı devletlere Suriye ve Irak’ta çıkan isyanları örnek vererek şöyle diyor:

“Eğer buralar başlarındaki (atanmış) zatlar tarafından iyi yönetilseydi, bu isyanlar çıkar, dindaşlarımız bize sığınır mıydı?”

Ne gariptir ki...

Önceki gün, yani 97 yıl sonra... Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şöyle diyor:

“Suriyeli kardeşlerimizden önemli bir bölümünün de kendi vatanlarına dönmelerini sağlayacağız. Aksi takdirde ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyeli sığınmacıyı daha ne kadar yerlerinde tutabileceğimizi bilmiyoruz. Açık konuşuyoruz. Fırat’ın doğusundaki tüm sınırlarımız boyunca kurulacak güvenli bölgeyle ilgili çok fazla zamanımız ve sabrımız yoktur.”

AVRUPA BU SERSERİLİKLERİ YAKINDAN İZLEDİ

Mustafa Kemal aynı konuşmada Batılı ülkelere özetle şöyle diyor:

“Yunan, (Kral Konstantin) İzmir şehrine, Eskişehir’e ve daha birçok şehrimize girip isimleri değiştirdi. Her türlü katillik ve zulüm yapıldı. Ve Avrupa bu serserilikleri uzaktan izledi. Yüce yaradan bize yardım etti ve Yunan ordusu Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusu tarafından ters yüz oldu”.

Dikkat edin...

97 yıl sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan benzeri bir uyarı yapıyor.

Hangi konuda?

Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi’ne destek vererek Kıbrıs açıklarındaki enerji sahalarına çökmek isteyen ve durumu uzaktan izleyen Avrupa ve NATO üyelerine...

Ne muazzam bir rastlantı...

Özetle şöyle diyor:

“Türkiye’yi o haklarından hiçbir güç geri döndüremez”.

RUSYA FAKTÖRÜ

Devam edelim...

Başkomutan Mustafa Kemal o kritik günlerde Meclis kürsüsünden Batılı müttefiklere şu mesajı veriyor:

“Efendiler, bütün dünyanın bilmesi gereklidir ki Türk milleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümeti kendisine uşak gibi davranılmasına dayanamaz. Her uygar millet ve hükümet gibi varlığının, hürriyet ve bağımsızlığının tanınması isteğinde kesinlikle diretir. Ve bütün davası da sadece budur. Biz savaşçı değiliz, barışçıyız. Ve bir an önce barışın oluşmasını görmek ve ona yardım ve hizmet etmek isteriz. Biz Rusya ile dostuz. Çünkü Rusya herkesten önce bizim millî haklarımızı tanıdı ve ona uydu (Alkışlar). Bu koşullarda, bugün olduğu gibi yarın da ve daima Rusya Türkiye’yi güvenilir bir dost olarak görebilir”.

Ve 97 yıl sonra önceki gün...

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya ile S-400 anlaşması ve Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge nedeniyle uygulanan baskılara karşı konuşuyor:

“İşte geçenlerde bir fuara katıldık Rusya’da. Rahatsız oldular. O fuara niye gitmişiz? Gideceğiz tabii. Nerede ne var, arayacağız, bakacağız. Bu uçak da olur, helikopter de olur. Bunun yanında sağlıkla ilgili uçaklar olur. Savunma sanayisine yönelik ne varsa her şey olur. Zira arayarak, görüşmelerimizi yaparak, savunma sanayisindeki tüm elemanlarımızla bütün bu çalışmaları yürüterek inşallah yarınların Türkiye’sini çok daha güçlü kılacağız”.

Dikkat edin...

Rusya alternatifi ve Batılı baskılarla ilgili gelişmeler 97 yıl sonra aynı çizgide ve yine cumhurbaşkanları aynı şeyleri söylüyor:

İşte Erdoğan:

“Hiç kimsenin Türkiye’yi kendi şartlarını dayatarak köşeye sıkıştırma ve dilediğini yaptırma hakkına sahip olmadığını tekrar ifade etmek istiyorum. Hem müttefik hem müşteri bütün bu konumlardan terör örgütlerinin ve yaptırım tehditlerinin muhatabı konumuna gelmeyi kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bu milletin şanlı tarihinin ve mücadele azminin sadakası dahi önüne konulan dayatmaları parçalayıp kendine yeni yollar açmaya yeter”.

BATI’DAN KOPMAK İSTEMİYORUZ

Ve 97 yıl sonra Erdoğan devam ediyor:

“Son dönemde NATO, Türkiye’nin güvenliği başta olmak üzere pek çok konuda kelimenin tam anlamıyla çuvallamış olsa da hâlâ bizim ve müttefiklerimiz için en önemli savunma işbirliği zemini olmayı sürdürüyor. Yine müttefiklik ilişkisine sahip olduğumuz kimi devletler, ülkemize karşı asla bu kavramın lafzına ve ruhuna yakışmayacak tutumlar içinde bulunsa da müttefiklerimizle dayanışmayı hâlâ değerli görüyoruz. Ne NATO üyeliğinden ne de müttefiklerimizden vazgeçmek gibi bir niyetimiz yoktur. Tam tersine bu yapılar içinde daha güçlü bir yer edinmek istiyoruz”.

Evet arkadaşlar...

Bu tarihi alıntılar, neredeyse 1 asırdır süren bir baskı zincirinin tarih sahnesindeki delilleri değil midir?

Konulara bakın... Suriye ve göç... Yunanistan... Rusya ile ilişkiler... Batı ve NATO... Ve sınırlarımızın dibinde oluşan tehditler...

Buna şöyle de diyebiliriz: “Emperyalizmin bitmeyen oyunları”.

SON SÜRE 3 HAFTA 

Şimdi günümüzün tarihi uyarısına gelebilirim...

Cumhurbaşkanı Erdoğan o konuşmasında ABD’ye ve dünyaya neredeyse son tarihi veriyor:

“3 hafta sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle gideceğimiz Amerika’da yapacağımız temaslar bu bakımdan son fırsattır. Şayet bu tarihe kadar bizim arzu ettiğimiz güvenli bölge oluşumuna dair tatmin edici adımlar atılmazsa artık orada kendi işimize bakmaktan, kendi göbeğimizi kendimiz kesmekten başka çare görünmüyor”.

Bir cumhurbaşkanı milletinin geleceği konusundaki hassasiyetini müttefiklerine daha nasıl anlatabilir?

Evet...

97 yıllık bir tarihin ve bir milletin kaderinden seçtiğim takvim yapraklarını birleştirdim.

Umarım bugün yaşadıklarımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Zafer Bayramı bir kez daha kutlu olsun...

X