GeriFatih ÇEKİRGE Diktatörün first lady’si milyarder kuzene karşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Diktatörün first lady’si milyarder kuzene karşı

Suriye’de savaşın en kanlı günlerinde yaşanan bir saltanat kavgası gün yüzüne çıktı. Büyük inşaat işleri, petrol ve Suriye cep telefonu operatörlüğü, Esma Esad ile işadamı kuzen Rami Mahluf’u karşı karşıya getirdi...

İç savaşın en keskin günlerinde...Binlerce Suriyelinin katledildiği bir dönemde... Milyonlarca kadın, çoluk çocuk Suriyelinin ölüm pahasına göç ettiği kanlı günlerde...

Şam’da el altından bazı videolar sızdırılır. Bu videolarda Suriye’nin en zengin işadamı ve Esad’ın arkadaşı-ortağı-kuzeni Rami Mahluf’un oğullarının lüks yaşamları vardır.

Videolar peş peşe yayınlandıkça, sefalet içindeki Suriye halkı daha isyan eder. Peki bu videolar nereden geliyordu?

Mahluf ailesinin istihbaratı şuydu: “Arkasında Esma Esad var. Diktatörün first lady’si...”

Savaşın en kanlı günlerinde yaşanan “saltanat kavgası”nın su yüzüne çıkan ilk örneğiydi bu.

Diktatörün first lady’si milyarder kuzene karşı

HAFIZ ESAD VE MAHLUF 

Aslında bu kavganın kökleri Hafız Esad dönemine dayanır. Hafız, kendisine bağlı bir sermaye yaratmak için eşinin erkek kardeşi Muhammed Mahluf ile ortaklık kurar.

Böylece Mahluf ailesinin önü açılır. Mahluf önce tütün işletmesinin, sonra emlak organizasyonunun başına geçer.

Her işlemden yüzde 10 komisyon alır. Petrol ihracatından ise yüzde 7.

ESRARENGİZ TRAFİK KAZASI

Aradan yıllar geçer... 

Hafız sonrası dönemin hesapları yapılmaktadır. 

Veliaht büyük oğul Basil Esad’dır...

Basil, Mahluf’un oğlu Rami’den hoşlanmaz. Rami ise Beşar Esad’la yakındır.

Suriye ve Baas rejimi Basil’i devlet başkanlığına beklerken...

Basil esrarengiz bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeder.

Böylece Beşar Esad’ın önü açılır. Rami Mahluf’a da ekonominin kapıları açılır.

Rami, Beşar istediğinde fonlamalar yaparak ekonomideki gücünü arttırır. 70 büyük işadamını bir araya getirerek Cham Holding’i kurar ve başına geçer. Böylece ekonominin tamamı iki kuzen, Beşar-Rami ikilisine bağlanmış olur.

LADY’NİN SAVAŞI

İşte aynı günlerde çok iyi bankacılık geçmişi olan Beşar’ın eşi Esma bir holding kurar.

Souria Holding...

Amacı büyük inşaat işleri, petrol ticareti ve Suriye cep telefonu operatörlüğünü almaktır.

Esma, Rami’yle karşı karşıya gelir. Ve kıyasıya bir yeraltı saltanat savaşı başlar.

Yer üstündeki savaşta Suriye halkı sefalet içinde ölürken, çoluk çocuk iltica için çıktıkları Akdeniz’de can verirken...

Yeraltındaki bu “saltanat ve finans savaşı” daha da keskinleşir...

Ve Beşar’ın desteğiyle, Rami arkasına Mısır sermayesini de alarak Syriatel’i kazanır.

Esma küplere biner. 

Esma kocasına çok fazla hissettirmeden fırsat kollamaya devam eder...

Ve geçtiğimiz yıl, yeraltındaki savaşın dönüm noktası olur...

Esad, Rusya’dan alacağı S-300 füzeleri için Rami’den para ister. Ancak Rami şaşırtıcı bir cevap verir: “Yalnızca ben değil, bütün işadamları yüklensin.”

Kendi halkını katleden Esad gibi bir diktatöre böyle bir cevap verilince kılıçlar çekilir.

Rami’nin üzerine gidilir. 

ESMA DÜĞMEYE BASAR

Esma Esad’ın beklediği fırsat sonunda gelmiştir.

Anında Rami Mahluf’un bankalardaki hesapları dondurulur. Esma Esad, çevresine topladığı işadamları ile Rami’ye saldırır. Rami de buna karşılık boş durmaz. Aynı günlerde Esma Esad’ın çok yakın bir akrabası Lübnan’da kaçırılır.

Bu “Yeter, daha fazla üzerime gelmeyin” mesajı olarak algılanır.

GELDİK BUGÜNE

Suriye’deki bu saltanat savaşının sonunda Rusya devreye girer. 

(Rusya bankalarında kimin ne kadar parası var elbette bilinmez.)

Rami Mahluf’un yaratacağı boşluk acaba nasıl doldurulacak?

En yakın aday elbette Esma Esad...

Gerçi filmin sonu henüz gelmemiştir.

Çünkü Birleşik Arap Emirlikleri ile annesi vasıtasıyla yakın ilişki içinde olan Rami Mahluf hâlâ ortadadır.

Ve çok ilginç bir tesadüfle, Birleşik Arap Emirlikleri yıllar sonra Şam’daki büyükelçiliğini tekrar faaliyete geçirir.

BAE, Şam’a her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu ilan eder.

Yani, Rami Mahluf, Esma Esad’a karşı bu defa başka bir kapıdan gelmektedir.

Evet arkadaşlar...

Milyonlarca insanın katledildiği, yerinden yurdundan olduğu Suriye’deki diktatörlüğün yeraltındaki saltanat savaşı böyle...

Bunları okuyunca bir kez daha anlıyoruz ki... Demokrasinin olmadığı topraklarda, yerüstünde de yer altında da her türlü kirli savaş ve saltanat kavgası yaşanıyor...

Ne mutlu ki bize...

Halkının özgürce seçim yaptığı bir ülkede yaşıyoruz...

Bu vatanı kurtarıp Cumhuriyet’i kuran başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, özgürlüğü ve demokrasiyi savunan herkese selam olsun...

NOT: Bilgileri Middle East Institute’de Ayman Abdel Nour’un analizinden senaryolaştırdım.

X

Türkiye’nin yeni NATO misyonu

Brüksel’deki NATO zirvesi yalnızca bir “savunma paktı” zirvesi değildi...

Dahası...

Klasik NATO misyonunun yepyeni bir tanıma geçiş sinyaliydi.

En keskin şekliyle özetlersem:

ABD Başkanı Biden’ın mesajları açısından NATO artık bir “savunma paktı” değildir...

NATO’nun bir askeri güç olarak “küresel çözüm ve karar merkezi” haline gelme arzusu açıktan vurgulanmıştır.

Biden’ın özet olarak şu sözleri önemlidir:

NATO’nun küresel işlevi genişlemelidir...

NATO’nun siyasi etki alanı da olmalıdır...

Yazının Devamını Oku

İşte... Roketlerin geceye çizdiği ölüm resmi

Şu fotoğrafa dikkatli bakın... İşte çocukların yandığı o gece, ateşe boyanan gökyüzünün fotoğrafıdır bu... Roketlerin geceye çizdiği ölümün resmidir. Sağ taraftan Hamas’ın attığı yüzlerce roket... Sol tarafta da onları karşılayan İsrail’in ‘Demir Kubbe’ sistemi... Sonra İsrail’in Gazze’ye yağdırdığı tonlarca bomba... İnsanlığı bu hale getiren nedir acaba?

Şu hale bakın ki...




Geçenlerde Gazze Şeridi’ndeki Filistin direniş gruplarının oluşturduğu Ortak Operasyon Odası, “çatışma tarihindeki en büyük füze saldırısında” İsrail’i 300’den fazla roket ve füzeyle vurduğunu açıklıyor...

Ölüler, yaralılar var... Bu defa İsrail vuruyor... 12’si çocuk 35 Filistinli hayatını kaybediyor, 233 kişi yaralanıyor.

Filistin’de aç çocuklar gece yarısı yataklarında yanıyor... Aşı yok...

Yazının Devamını Oku

İngilizce öğretmeni bombacı seri katil...

Yoldan geçen kamyoncu “Ulan yine mi terör” diyerek telefona sarıldı:

- İhbar hattı...

- Abi Sarıçubuk yolundayım. Bir araba cayır cayır yanıyor.

İhbarı alan genç jandarma çavuşu hemen bir ekiple olay yerine geçti.

Gittiklerinde araba bir metal yığını haline gelmişti. Hemen çevreyi kordon altına aldılar.

Çavuş bir baktı ki otomobilin şoför koltuğunda birisi var...

- Hemen ambulans... Adli tabip...

Eğildi baktı... Biraz daha yaklaştı...

Hemen aracın plakasını aldı. Ve merkeze bildirdi:

Yazının Devamını Oku

Yeşil sahanın mucize adamı

Dünyanın neresinde ve hangi liginde olursa olsun, bu olay tartışmasız bir futbol mucizesidir...

 

FUTBOL dünyası, Fatih Terim mi? Emre Belözoğlu mu? Sergen Yalçın mı? Abdullah Avcı mı? diye tartışırken...

Bu pazar size kıyasıya savaşların yaşandığı bir dünyadan...

Müthiş bir mucizenin hikâyesini anlatıyorum.

“Mucize teknik adam”ın hikâyesi...

Yazının Devamını Oku

Rüzgâr ve akıntılara göre müsilajın rotası turizmi vurur mu

Deniz salyası Çanakkale Boğazı’nı geçip Ege’ye dayanınca; turizmcilerde müthiş bir endişe başladı...

“Zaten pandemi vurdu. Bir de sahilleri deniz salyası işgal ederse...”

Marmaris Dalyan hattında Oteller Birliği Başkanı Yücel Okutur ilk uyarıyı yaptı.

Peki şu anda durum nedir?

Üç önemli faktör var.

1. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde “rüzgâr takvimi” nedir? Kuzeyden güneye doğru...

2. Çanakkale sonrasında su akıntı rejimi nasıldır?

3.  Bu iki etken deniz salyasını turizm bölgelerine taşır mı?

Ve daha önemli bir endişe:

Yazının Devamını Oku

Bakan Akar: Atatürkçülüğümüzü sorgulamak kimsenin haddi değildir

Denizkurdu Tatbikatı’ndan yazdığım yazılar Milli Savunma Bakanı Akar’ın Türkiye içine ve yurtdışına verdiği mesajlarla bitiyor. Aksaz Deniz Üssü’nde akşam yaptığımız sohbeti pazartesi günü aktaracağımı yazmıştım. Başlıklar halinde özetliyorum...

ATATÜRKÇÜLÜK

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Atatürkçü düşünce sistemi çerçevesinde kurulduğunu, şekillendiğini ve ona göre hareket ettiğini görmemek körlüktür. Bunun sorgulanması abestir. Bakanından komutanlarına, tüm personelinin Atatürkçülüğünü sorgulamak da kimsenin haddi değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen milli, manevi ve mesleki değerleriyle, aklın ve bilimin ışığında, anayasa çerçevesinde, yasalar ve Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda, sıralı amir ve komutanların emir ve komutasında, milletinin emrinde, görevinin başındadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Atatürkçülük kimsenin tekelinde, kimsenin zimmetinde değildir.”

NE S-400 NE DE F-35, ABD İLE ASIL MESELE PKK/YPG’DİR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la Brüksel’de yapacağı görüşmenin kritik konuları üzerine sorduğumuz sorulara Bakan Akar şöyle cevap veriyor:

“Demokrasi ve insan hakları gibi temel değerleri paylaşan stratejik müttefik olan Türkiye ile ABD arasında en büyük problem ne F-35 ne S-400 ne de başka bir şey. En büyük problem PKK/YPG terör örgütü meselesidir. Ortaya attıkları problemler öyle veya böyle çözülür ama çözemeyeceğimiz bir problem var. Bizim milletimize, birliğimize, beraberliğimize kasteden bir PKK var. PKK’dan hiçbir farkı olmayan YPG var. YPG’ye TIR’lar, uçaklar dolusu silahlar götürüyor, YPG ile işbirliği yapıyorlar. Israrla ve inatla YPG, PKK değil diyorlar. Biz de bunu kabul etmiyor, bu aklımıza hakaret, diyoruz. PKK eşittir YPG olduğu çok açık. ABD’li müttefiklerimizin anlaması gereken şey bu, bu konuda kararlıyız. Türkiye’nin kişiliği, kimliği, egemenliği, bağımsızlığı var. 40 seneden beri asil milletimizin başına bela olan terörü bitirmekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

'Ordubozanlar'

Milli Savunma Bakanı Akar bir konuda çok hassastı. O da Atatürkçülük üzerine yapılan eleştiriler:

Denizkurdu Tatbikatı’nda o kadar çok şey yaşadık gördük ki... Tatbikatın o muazzam etkisi. Bir de son dönemde yapılan bazı eleştirilere karşı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın cevabı...

Özellikle de Atatürkçülükle ilgili saldırılar...

Aksaz Deniz Üssü’nde bir akşam Bakan Akar’la uzun bir sohbet yaptık.



Bunları pazartesi günü aktaracağım...

Yazının Devamını Oku

'Oldubittiye izin vermeyiz'

Geçen hafta bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikte Atina’da “dostluk rüzgârları”na tanık olmuştum. Çavuşoğlu Atina’daki sohbetimizde “pozitif mesajlar” vermişti. Pozitif bir sonuçla da dönmüştük. Bu defa Rodos açıklarında Denizkurdu Tatbikatı’nı yapan Türk donanmasının sancak gemisindeyim. Ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Salihreis Fırkateyni’nden dostça bir uyarı yapıyor: “Elbette biz bu sularda sorunların karşılıklı görüşerek, konuşarak, birbirini dinleyerek çözülmesini istiyoruz. Ama oldubittiye de hiçbir zaman izin vermeyiz... Geri adım atmayız...”

Sabah 09.00’da Türk donanmasının en önemli üslerinden biri olan Marmaris Aksaz’dan demir alıyoruz.

Atışlı ve çok önemli bir tatbikat bu.

Sualtı komandoları... Denizaltı avı... Hedeflerin vurulması... Havadan atış. SİHA vuruşu.

Bir ara 4 hücumbotun hedef halindeki bir enkaz gemiyi ateş altına almaları vardı ki...

Yer gök inledi.

Salihreis Fırkateyni Oruçreis’le birlikte Doğu Akdeniz’de doğalgaz araması yapan gemimize 80 gün koruma yapmıştı.

Hatta bu gemilerimiz tacize yeltenen bir Yunan gemisini de püskürtmüştü...

Yazının Devamını Oku

Biden’ın önünde bekleyen Türkiye teklifi

İki günlük Yunanistan ziyaretinden geriye kalan özet şu:

1) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çantasında pozitif bir dosyayla gitti. Sıcak görüşmeler oldu. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Çavuşoğlu’nu Girit’teki evine davet etmesi Ankara’daki gerilimi tümüyle bitirdi. Çavuşoğlu da Yunanistan’dan gelen bir heyeti Antalya’ya davet etmişti. 

2) Aşıların karşılıklı olarak tanınıyor olması Ege’deki turizm kapılarını açacak gibi görünüyor.

3) Önümüzdeki dönemde daha yakın ve sıcak görüşmeler bekleniyor...

KAHVALTIDA DÜNYA TURU

Çavuşoğlu, Başbakan Miçotakis’le görüşmeden önce Türkiye’den gelen gazetecilerle sohbet etti...

Mısır’la gelişen ilişkilerden Afganistan’a, Polonya’ya sattığımız insansız hava araçlarından Filistin’e, Rusya’dan gelecek turistlerden Suriye’ye ve tabii ABD ile ilişkilere kadar tam bir dünya turu oldu. 

Çavuşoğlu’nun verdiği cevaplar kadar, tarzına, sorulara olan hâkimiyetine ve özgüvenine dikkat ettim.

Mesela Yunan Dışişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

Yunanistan'dan sürpriz teklif: ‘Aşıları karşılıklı tanıyalım’

Sabah 09.00.

Yunanistan’a doğru havalanırken önüme Yunan medyasından bazı haberler geliyor...

Sert manşetler...

“Türk Bakan bir medya ordusuyla geliyor...”

Sanki sefere çıkmışız gibi bir karşılama havası var.

Oysa uçakta bambaşka bir hava. Daha ilk dakika Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gülerek yanımıza geliyor.

Espriler... Sıfır gerginlik...

“Yunan medyası çok sert bir hava estiriyor”

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim Bakanı’ndan üç mesaj

Küçüksu’da öğretmenevinde bir öğlen yemeği... Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Bakü seyahati dönüşünde... Ceketleri çıkardık, Boğaz’a doğru bir hafta sonu sohbeti yaptık... Önce herkesin merak ettiği üç soru üç cevap...

1- TELAFİ EĞİTİMİ BU HAFTA NETLEŞECEK

Sordum:                                             

- “Sayın Bakan herkes merak ediyor. Telafi eğitimi ne zaman başlayacak? Yüz yüze mi yoksa uzaktan mı olacak?”

Bunun kararı kabine toplantısı ve sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle bu hafta başı netleşecek. Tabii Sağlık Bakanlığı’nın ve diğer ilgili bakanlıkların görüşleri de var. Tek başımıza alacağımız bir karar değil.

- Peki sizin görüşünüz nedir? Milli Eğitim Bakanlığı ne düşünüyor?

Biz telafi eğitiminin haziran ayı başında başlamasını ve yüz yüze olmasını istiyoruz. Çünkü burada çocukların akademik eğitimlerinin telafisinden çok, onların psikolojik ve fiziksel telafileri bizim için önemli. Akranlarıyla oynamayan, evlere kapanan çocukları özgüvenleri açısından ruhsal olarak geliştirmeliyiz. Bu da yüz yüze olur. 

2- OKULLARI EYLÜLDE AÇMAYI PLANLIYORUZ

Bakan Selçuk bu konuda kesin konuştu:

Yazının Devamını Oku

Hayvan hakları adına durdurun bu ilanı

Dün şu haberi okuyordum:

Cide İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kumluca Mahallesi’nde devriye gezerken, çaya düşen karacayı fark etti. Ekipler, çaya girip, karacayı yakalayarak, sudan çıkardı. Yaralandığı anlaşılan karaca tedavi edilmek üzere veterinere götürüldü. Burada tedavisi tamamlanan karaca, Jandarma Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile Cide Milli Parklar Şefliği ekipleri tarafından tekrar doğaya bırakıldı...”

“Ohh” dedim...

İşte benim jandarmam. Dikkat ettim. Bir de jandarmanın “çevre doğa ve hayvanları koruma timi” varmış.

Daha da mutlu oldum, derken...

Üzerime bir devlet ilanı yıkıldı... Gözlerime inanamadım...

Haber şöyle:

Tarım ve Orman Bakanlığı, 12 ilde toplamda 115 adet yabankeçisi, dağkeçisi, kızıl geyik ve karacanın avlanması için ihale açtı.”

Allah Allaaaah...

Yazının Devamını Oku

Çelebi: ‘Fatih Terim aday olsun’

Galatasaray için kritik bir haftaya giriyoruz.

Eski başkanlardan bir isimle konuşuyorum.

Mustafa Cengiz aday olmayacak” diyor. “Fatih Terim bıraksın” diyor.

Bir dönem başkan yardımcılığı yapan, GS’nin mali yapısı ve stat için müthiş çalışmaları olan Işın Çelebi ile konuşuyorum.

Açıktan şöyle diyor:

- Ben bu ülkede 5 yıl ekonomi bakanlığı yaptım. Galatasaray’da başkan yardımcılığı yaptım. 

Kulübün mali yapısı için çok şeyler yaptık. Ama şimdi bakıyorum. Bir kavga, bir çatışma, bir parçalanma görüntüsü. 

Soruyorum:

- Peki ne yapılmalı?

Yazının Devamını Oku

Bir annenin oğlu için inanılmaz mücadelesi

Bu pazar size, bir annenin ‘özel öğrenci’ durumundaki oğlu için verdiği inanılmaz mücadeleyi anlatıyorum. Ve kim bilir şimdi kaç anneye gözyaşı halinde bir mesaj gönderiyorum. İşte o hikâye...

SERPİL’in içindeki kuşku giderek büyüyordu.. “Acaba çocuğumda bir şey mi var?” Melih 2 yaşına geldiğinde Serpil önce eşine sordu:

Sence bizim oğlumuzda bir değişiklik mi var?”

- Nasıl yani?

- Ne bileyim yaşıtlarına göre biraz yavaş büyüyor gibi.

Baba kestirip attı:

- Nereden çıkarıyorsun bunu. Yok öyle bir şey...

O öyle demişti ama

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünde kravatsız diplomasi

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Paris’ten paylaştığı bu fotoğrafı görünce çok gerilere gittim.

Özal’lı yıllara...

Özal ilk özel uçağı alınca ne çok eleştirilmişti. Denmedik laf bırakılmamıştı.

Özal ANA uçağını birkaç kez Ebulfez Elçibey için Azerbaycan’a göndermişti.

O zaman gururlandığımı yazmıştım.

Şimdi de bu fotoğrafla gururlandım...


Yazının Devamını Oku

Neden Fatih Terim çünkü...

Önce Beşiktaş’ı kutluyorum. Hak ettiniz...

Helal olsun. Sergen’i alkışlıyorum. Yine helal olsun...

Bize gelince...

Soruyorum:

Fatih Terim yalnızca takımı mı yönetti?”

- Hayır... Fatih Terim, takımı yönetirken aynı zamanda sahanın dışında bir türlü bitmek bilmeyen bir iç krizi de yönetmek zorunda kaldı...

Bu kadar çok kriz. Bu kadar çok düşmanlık. Ve birilerindeki “Terim kompleksi”.

Bütün bunlara rağmen Galatasaray yine kıl payı şampiyonluğu kaçırdı... 

Ve bütün bunlara rağmen

Yazının Devamını Oku

Sevgili gençler! İşte size ‘asla vazgeçmeyin’ diyen bir hikâye

1- 1990’lı yıllar...

Sonunda asistan olarak sınavı geçmiş ve kabul edilmişti. 

Uzaktı ama olsun. Zordu ama olsun. Terörün merkeziydi ama olsun...

Antalya’dan Erzurum’a... Oradan otobüsle Van’a gidiyordu. 

Muradiye’den geçerken otobüsün camından gördüğü şeye inanamadı...

Bendimahi Deresi’nin döküldüğü Van Gölü kıyısında Karadeniz’in koca “gırgır teknesi” ağ çekiyor... Kıyıya doğru sıralanmış kamyonların kasasına ağlardan tonlarca balık boşalıyordu.


Yazının Devamını Oku

'Keşke ilk gün babama anlatsaydım... Korkmayın başınıza geleni anlatın'

Melek'le o kadar güzel bayramlaştık ki...

Gülen yüzü, çocuklarıyla mutlu hali. Görüntülü bir bayramlaşma yaptık.

İçim ısındı... Umudum arttı.



Çocuklarıyla birlikte avukatı Ahmet Onaran’ın evine bayram yemeğine gelmişlerdi.

Yazının Devamını Oku

BM Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır'ın dünya sahnesindeki tarihi mesajı

BM’nin 75’inci Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır, önceki gün Güvenlik Konseyi toplantısında çok önemli bir konuşma yapıyor.

Bu konuşma, BM tarihinde bir genel kurul başkanının BM Güvenlik Konseyi’ne hitap ettiği 8’inci toplantı oluyor...

Bu nedenle de ayrıca önemli.

Zoom üzerinden yapılan toplantıya daimi üyeler olarak ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları ile geçici üyeler katılıyor.

Ve açılışta ilk konuşmayı genel kurul başkanı Volkan Bozkır yapıyor...

Bozkır, TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı ile AB bakanlığı da yapmıştı.

Ama nedense, bunca yıllık dostluğumuz içinde o benim için hep bir “diplomat” olarak kaldı.

En sıkıntılı anlarda bile soğukkanlılığını kaybetmeyen, en zorlu sorunlara kuyumcu işi çözümler bulan bir diplomat...

Yazının Devamını Oku