GeriFatih ÇEKİRGE Denizaltında tarihin izini süren bir bakan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Önce dalış eğitimi aldı. Hocası Doç. Dr. Harun Özdaş tek tek anlattı. Denizin altına nasıl inilir. Dalış denge ceketi nasıl kullanılır. Dalış ahtapotu nedir. Konsol nasıldır.

Tüpteki hava miktarı nasıl anlaşılır... Regülatör, pusula... Su altında hangi işaretlerle anlaşılır... Acil durumda ne yapılır?

Tek yıldız eğitimi bitti...

Ve o sabah Datça’ya geldiler. Kızlan’da bir Osmanlı batığına dalacaklar...

Dalış kıyafetini giydi. Hocası ekipmanlarını tek tek kontrol etti. Kurşunlar bağlandı... Ve sırtüstü bıraktı kendini denize. Bastı butona. Yavaş yavaş suyun altına iniyordu. Aşağı indikçe o boğuk ve kabarcıklı ses... Dünya dışı o ses...

Ancak dalanlar bilir. Başka bir evrendeydi artık...

Ve belki de dünyada ilk kez... Denizaltında binlerce yıllık tarihin izini arayan ilk kültür bakanıydı...

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Mehmet Ersoy...

Mavi Miras’ın izinde...

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Soralım bakalım...

Dünya denizlerinde böylesine muazzam bir tarih, batık ve kalıntı başka nerede var?

İşte cevap olarak bir sergi açıldı...

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı ile buluştuk. Yahya Coşkun ve Zihni Tümer’le birlikte “CerModern” Kültür Merkezi’ndeki “Mavi Miras” sergisini gezdik...

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

SUALTI MÜZELERİ GELİYOR

CerModern muhteşem bir kültür merkezi olmuş...

O kadar etkilendim ki...

Sergiden çıkar çıkmaz “Dalgıç Kültür Bakanı” Mehmet Ersoy’a sordum:

“Nasıl gelişti bu proje?”

Net bir cevap:

“Fatih Bey, şu anda dünyada bir ilki deniyoruz. 15 yıldır süren çalışmalar var... Binlerce saat dalış yapılarak ve yüzlerce kilometre sonar verisi toplanarak yaklaşık 250 adet batığa ve onlarca mimari kalıntıya ulaştık. Böylece. ‘Türkiye Sualtı Kültür Mirası Coğrafi Bilgi Sistemi’ni oluşturduk.”

Daha ne olsun...

Genel Müdür Yazgı ile sergiyi gezerken foto muhabiri Selahattin Sönmez, “Lütfen durun” dedi.

Gerçekten muhteşem bir sualtı eser fotoğrafıydı...

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Peki nasıl çekildi bu fotoğraflar?

Gökhan Yazgı cevap veriyor:

“Kıyı müze müdürlüklerimizde görev alan personelimize yönelik dalış eğitimleri vermeye başladık. Son üç yılda 3 eğitim faaliyeti gerçekleştirdik. 86 uzmanımız şu anda sualtında arkeolojik çalışma yapabilecek seviyeye geldi...”

DALGIÇ ‘INDIANA JONES’LAR

Genel Müdür Yazgı ile sergideki fotoğrafları izlerken öğreniyorum ki...

Artık “denizaltı müzesi” diye bir kavram geliyor.

Sualtı arkeologları tarafından bulunup korumaya alınan tarihi eserlerin bir bölümü rotalar halinde dalış turizmine açılacak.

Elbette bütün koruma önlemleriyle...

Düşünsenize...

Binlerce yıl öncesinden bir şehrin o büyüleyici kalıntılarına dalmaya gidiyorsunuz.

Dünyada hangi ülkenin denizaltında Anadolu’daki kadar tarihi eser vardır...

İşte kıyılarımızdaki sualtı tarihinin izini süren arkeologlar... Böylesine muazzam bir projedeki isimleri tek tek yazmak istedim...

Neden mi?

Çünkü onların da bir olimpiyat şampiyonu gibi... Ya da bir milli takım oyuncusu gibi isimlerini paylaşmak istedim.

Daha açığı, bu ülkenin kültür mirasını kurtaran kahramanlardır... Sualtı dalgıç arkeologları...

- Kazı başkanı Doç. Dr. Harun Özdaş...

- Sualtı fotoğraflarını çeken dalgıç Büyükelçi Çağatay Erciyes...

- Uludağ Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Serkan Gündüz.

- Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hakan Öniz...

- Çanakkale kazı başkanı Doç. Dr. Selçuk Seçkin...

Ve elbette bu projeyi başlatan ve dalarak katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy...

Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinden insanlığın geleceğine muazzam bir keşfin kapılarını açıyorsunuz...

Helal olsun...

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

X

Rus IL-76’nın sırları

4 OCAK GECESİ:

Nusaybin’in hemen yanındaki Kamışlı Havalimanı’na dev bir kargo uçağı iniyor...

Rus IL-76 askeri kargo uçağı...

Kamışlı hem Esad rejimi (Rusya) hem de ABD destekli PKK/YPG kontrolünde olan bir bölge...

Uçağın kanat açıklığı o kadar büyüktü ki, kulenin olduğu yere kadar yanaşamadı...

Malzemeler indirildi. Uçak ertesi gün oradan ayrıldı...


7 OCAK GECESİ:

Yazının Devamını Oku

İnsanlık tarihinin en gizemli yolculuğu

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu kadrosuna kabul edilmiş ilk ve tek Türk bilim insanı olan Prof. Dr. Feryal Özel’in, Mardin’de uzay bilimi alanında kendini yetiştirmek isteyen liseli öğrencilerle online olarak bir araya geldiği saatlerde...

İnsanlık tarihinin belki de en gizemli yolculuğu başlıyordu...

James Webb Teleskobu dünyadan bir roketle fırlatılmış, uzaydaki bir dizi işlemi başlatmıştı...

Prof. Dr. Özel, Mardinli kız öğrencilere “merak etmenin” önemini anlatırken...

Bu müthiş teleskop, bir tenis kortu büyüklüğündeki güneş kalkanını yavaş yavaş açıyordu...

Ne muazzam bir tesadüftür ki...

Bu sırada Prof. Özel çocuklara şöyle diyordu:

“Merak, insanın ruhunda var. Bir köyde yaşayanlar, yan köydekini merak eder. Biz bu gezginci ruhu bilime ve evrene yansıtarak insanlığın tarihini öğrenmeye çalışıyoruz. Yeni yatırımlar ve deneyler var. Karadelikleri ve evrende oluşmuş ilk yıldızları görmeye çalışıyoruz. Bundan 13 milyar yıl önce yaşama ev sahipliği yapmış ve yapabilecek gezegenler arıyoruz.”

Yazının Devamını Oku

Ya sizin kızınıza olsaydı

Ankara'dan DHA muhabiri Haluk Karaaslan geçti haberi: “Eski kız arkadaşı S. S.’yi silahla tehdit edip yüzüne lavabo açıcı atarak yaralayan S.B., çıkarıldığı mahkemece ‘konutu terk etmeme’ şartıyla adli kontrolle serbest bırakıldı.”

Nasıl yani...

Bir daha okudum.

Gerçekten de öyle...

Yaratık önce telefon mesajıyla tehdit etmiş. Sonra yanına gidip ruhsatsız silahıyla tehdit etmiş...

Sonra...

Kızın yüzüne lavabo açıcı fırlatmış...

Sonra...

“Sarhoştum, ne yaptığımı bilmiyordum”

Yazının Devamını Oku

Aliyev’in uzattığı dostluk elinin en büyük yararı Ermenistan’a

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Kosova’da yaptığımız uzun sohbetin ikinci bölümüyle devam ediyorum...

1. Konu Kafkaslar ve Azerbaycan’a gelince Bakan Akar ilginç bir bilgiyi paylaşıyor:

“Azerbaycan toprakları 30 sene işgal altında kalıyor. Kimse bir şey yapmıyor. 44 günlük harekâtın ardından Minsk Grubu eş başkanları, Aliyev’in karşısına geliyorlar. Aliyev ‘Sizi ben mi çağırdım, 30 sene neredeydiniz?’ diyor. Önemli olan Sayın Cumhurbaşkanımızın etkisiyle Sayın Aliyev’in uzattığı barış elinin tutulması. Bunun en büyük yararı da Ermenistan’a olacak. Azerbaycan-Ermenistan, Azerbaycan-Türkiye ve sonrasında 6’lı ilişkiler Kafkasya’da istikrarın sağlanması, şu anki hedef o.



SORU: Ermenistan’a ne oldu da, uzatılan eli tuttu?

CEVAP:

Yazının Devamını Oku

İnsan safarisinin yapıldığı o tepede...

Dağlardan Saraybosna caddelerine doğru bakarken...

Çam ağaçlarının arasından, aşağıdaki Yahudi Mezarlığı’na doğru bakarken...

Ömer şöyle diyor:

“İşte tam buraya yerleşmiş, Sırp keskin nişancılar...”

Sonra...

Sonra kanımı donduran o sözler:

“Buradan yolda yürüyen, bakkala giden masum insanları hedef almışlar... Öylesine alçaklarmış ki... İddiaya giriyorlarmış, önce sağ bacağından vurmak için. Sonra ne kadar sürünecek? Kaçabilecek mi? Böyle iddialar... Ve tam kaçarken vurup öldürüyorlarmış...”

İletişim Başkanlığı’ndan Ömer Çetres anlatıyor...

Yazının Devamını Oku

Bakan Akar geçtiğimiz 1 yılı değerlendirdi: F-35 için son görüşme

2021’in son gezisini Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la yaptık.

Bosna Hersek’ten Kosova’ya, 3 gün süren gezide Türkiye’nin yeryüzündeki en kritik konularını dinledik.

Sevgili okurlar ve özellikle gençler...

Eğer nasıl bir coğrafyada ve hangi güç oyunlarının içinde olduğumuzu anlamak istiyorsanız...

Eğer, enerji kaynaklarından stratejik sınırlara kadar nasıl zorlu bir coğrafyada neler yaşadığımızı anlamak isterseniz, bu yazıyı okuyun...

Çünkü şimdi gündelik gibi gelen bu olaylar ve Türkiye’nin mücadelesi, yarın tarih kitaplarında bir milat olarak yer alacaktır...

Balkanlar’dan Suriye sınırına, Azerbaycan’dan Doğu Akdeniz’deki enerji alanlarına ve Ege adalarındaki gerilime kadar 2021’in özetini Bakan Akar’ın ağzından aktarıyorum...

F-35 MESELESİ BİTMİŞ

Yazının Devamını Oku

Milli Savunma Bakanı Akar’dan Saraybosna mesajı: 'İstikrar için buradayız'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la geldiğimiz Saraybosna’da ilk ziyaret “Şehitler Mezarlığı”na...

Bakan Akar’ın mesajı net:

“Biz istikrar için buradayız... Talep olduğunda elimizden geleni yaparız. Sayın Cumhurbaşkanımızı burada sevip sayıyorlar. İstikrar için bu önemli. Biz burada huzuru, barışı, kardeşçe yaşamayı savunuyoruz...”

Bakan Akar özellikle “istikrar” vurgusunu neden yapıyor...

Anlatayım...

Pazar günü Bosna Hersek’e doğru havalanırken şöyle yazmıştım:

“Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Milorad Dodik’in “paralel devlet yapılanması” hamlesi çok ciddi bir gerilime dönüşüyor.

Dodik

Yazının Devamını Oku

Sayın hâkimler, doktorlar için biraz empati lütfen

Cumartesi günü Türkiye’nin dört bir tarafında saldırıya uğrayan doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız için bir çağrıda bulunmuştum...

Demiştim ki:

“Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, biliyorum pandemi nedeniyle aylardır çok çalışıyorsunuz. Ama lütfen saldırıya uğrayan sağlık çalışanlarımız için daha kesin önlemler alın. Bu evlatlarımız Anadolu’nun en ücra köşelerinde görev yapıyor. Ama her gün bir saldırı haberi alıyoruz. Kiminin burnu kırılıyor, kimisi yaralı olarak meslektaşları tarafından zor kurtarılıyor... Lütfen... Lütfen...”

Ve örnekler vermiştim...

Mersin’den Nevşehir’e, İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar dövülen, saldırıya uğrayan doktor çocuklarımız...

Bir günde 100 hasta bakıp 101’inciden yumruk yiyen doktor Rıdvan kardeşimizi de hatırlatmıştım...

Çünkü saldırganların çoğu serbest kalıyordu.

“Caydırıcılık nerede?” demiştim...

Ve bir okurum bu soru üzerine çok önemli bir haberi hatırlattı ve hâkimlerimize, savcılarımıza çok “

Yazının Devamını Oku

‘Ateş coğrafyası’na yolculuk

Bugün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la “acının ve ateşin coğrafyası” dediğim Saraybosna ve Kosova’ya gidiyorum.

Neden acı ve ateş coğrafyası...

Çünkü:

1) Bu topraklarda bir dünya savaşı çıktı.

2) İkinci Dünya Savaşı’nın acısı, sokaklarına, taşlarına sinmiştir... Dağılan Yugoslavya’dan Tito’nun şu sözü her şeyi anlatmıyor mu: “Ben iki alfabesi, üç dili, dört dini, beş milliyeti, altı cumhuriyeti olan; çevresinde yedi komşusu bulunan, içinde sekiz etnik azınlık bulunan bir ülkenin lideriyim.”

3) Yine bu topraklarda Avrupa’nın en son soykırımı yaşandı... Çoğu kadın ve çocuk olan 9 bini aşkın Boşnak sivil, Sırp ordusu ve kendilerine “akrep” diyen katil sürüsü tarafından katledildi...

Ve bugün, işte o acılı coğrafyada yine tehlikeli kıpırdanmalar yaşanıyor...

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Milorad Dodik’in “paralel devlet yapılanması” hamlesi çok ciddi bir gerilime dönüşüyor.

Dodik

Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Sayın Koca, bu şiddeti durdurmak sizin elinizde... 100 hastaya baktı, 101’inciden yumruğu yedi

Dr. Rıdvan o sabah yine erkenden odasına gelmişti. Sıra numaraları veriliyordu ki...

100 hasta için “Tamam” dedi.

Evet, o gün yine tam 100 hastaya bakacaktı...

Ortalama bir hasta 30 ya da 45 dakika alsa...

O gün saatlerce hasta bakması gerekirdi...

Ki zaten hemen her gün öyleydi.

Bazen yemek molası belki bir tostla geçiyordu...

İşte o sırada hangi doktor sormuyordu ki:

“Gel sen 6 sene tıp oku. Sonra staj, uzmanlık... Ve dayak ye...”

Yazının Devamını Oku

Cevdet Bey, gözümüz kulağımız sizde...

Günlerdir yaptığımız, “Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV oranı düşürülsün” çağrısı için nihayet bir ses duyduk...

Milletvekili Alpay Antmen, bir kanun teklifi hazırladı. O teklif şimdi TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda bekliyor.

Neyi bekliyor?

Komisyon Başkanı’nın teklifi gündeme almasını.

Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz. Cevdet Bey geçmişte çok başarılı bir bakanlık yapmıştı.

Acaba bu teklifi ciddiye alacak mı?

Dikkat ederseniz milletvekillerinin hangi partiden olduğunu yazmadım.

Çünkü...

Yazının Devamını Oku

Bilal Erdoğan: ‘En büyük hedefim...’

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’la sohbet ediyoruz...

Konu bu akşam verilecek olan “İlim Yayma Ödülleri”...

Çamlıca’daki Türk müziği anaokulunu gezerken okulu anlatıyor.

Anlatırken duyduğu heyecandan anlıyorum ki...

O aslında bir okulu değil, hayalini, hedefini anlatıyor...

Soruyorum:

“Okul, üniversite, ilim vakfı, öğrenci bursları... Bütün bunlar niye... Ne yapmak istiyorsunuz?”

Erdoğan, hedefini şöyle açıklıyor:

“Fatih Bey, Türkiye’ye döndükten sonra kendi kendime sordum ‘Ülkem için ne yapabilirim?’... Ve karar verdim. Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir... Geleneksel sporlarımızdan okçulukta da bu var. Üniversitede de bu var. Şimdi içinde bulunduğumuz bu müzik okulunda da bu var... İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.”

Yazının Devamını Oku

Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV neden inmiyor? Çünkü...

Hayvanseverlerden öylesine acılı mesajlar alıyorum ki...

Tam asgari ücret için “Çok iyi oldu!” dediğim saatlerde gelen bu acılı mesajlar içimi yakıyor...

Soru net:

“Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV neden bir türlü indirilmiyor?”

Artan döviz kurları her ürünü olduğu gibi kedi köpek mamalarını da zorluyor.

Fiyat üstüne fiyat biniyor. İstifçiler, stokçular zaten fırsatı kaçırmıyor.

Bir de kedi köpek mamalarına yüzde 18 KDV binince...

İnsanlar can dostlara mama alamaz hale geldi. Belediyeler kısıntıya başlıyor.

Yazının Devamını Oku

Uçan hayvanseverlere müjde

Geçen haftalarda İstanbul Havalimanı’ndan bir uçuş yapmıştım.

Kedim “Deniz”le birlikte...

Hayvanseverler daha iyi hatırlayacak...

5 saat süreyle tuvaletten uzak kalan kedim, havalimanında tuvalet aramaya başlayınca çok sıkıntı çekmiştik.


Kedim ‘Deniz’in miyavlamalarını duydular...

O gözlerimin içine bakarak miyavlıyordu; benim de çaresizlikten içim yanıyordu...

O miyavladıkça ben kahroluyordum...

Aradım

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan uyardı: 'Kaçak yapıya izin yok mücadeleye devam'

Biliyorsunuz...

Son dönemde sahillerde ciddi şekilde artan kaçak yapılarla ilgili yazılar yazıyorum.

Katar gezisi sırasında da bir fırsat buldum ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sordum:

“Sayın Cumhurbaşkanım, sahillerde yoğun bir kaçak yapılaşma var. Bu kaçak yapı sahipleri itiraz ediyorlar ve bu mahkemeler yıllarca sürüyor. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?”

Erdoğan hem bir uyarıda bulundu hem de çok keskin bir mesaj verdi:



Yazının Devamını Oku

Soylu: ‘3250 polisimizle muazzam bir olaydır bu’

Katar'da imzalanan 15 anlaşma içinde biri çok ilgimi çekmişti...

10’uncu madde şöyle diyordu:

“Türkiye Cumhuriyeti ile Katar Devleti Hükümeti arasında büyük çaplı organizasyonların yerine getirilmesinde işbirliği konulu niyet mektubunun uygulanmasına dair protokol”

Merak ettim:

“Büyük çaplı organizasyon ne olabilir?”

İki ülke ortak konser verecek değil ya.

Biraz araştırdım.

Baktım ki Katar’da yapılacak Dünya Futbol Şampiyonası var...

İşte anlaşmanın konusu da bu...

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 7 keskin mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la gittiğimiz Katar gezisi yaklaşık 1.5 saat süren basın toplantısıyla önemli bir boyut kazanıyor...

Katar’ın “özel havaalanı”nda ihtişamlı bir salondayız...

Cumhurbaşkanı, stokçuların mallarına el koymayı da içine alan yeni yasa hazırlığından Avrupa Parlamentosu’ndan gelen kararları yok saymaya, İsrail’le ilişkilerden ekonomiye, oradan Kılıçdaroğlu’nun “ayıplı el hareketine” kadar çok samimi cevaplar verdi... Bunların tamamını başlıklar halinde özetliyorum....

İşte en kritik iki başlık:

1) ‘BİZİM YARGIMIZIN ÜZERİNDE AB KARARI TANIMIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Kavala ve Demirtaş davalarıyla ilgili olarak aldığı “ihlal kararı” için çok keskin bir cevap verdi:

“Biz Avrupa Birliği’nin Kavala’yla, Demirtaş’la, şununla, bununla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz. Olay bu kadar basit. Yok farz ediyoruz. Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir. Bunları kaç kez açıkladık. İster anlasınlar ister anlamasınlar. Bizim yargımızın vermiş olduğu kararın üzerinde biz, Avrupa Birliği kararı tanımıyoruz. Ne biliyorlarsa onu yapsınlar.”

2) ‘STOKÇULARIN MALLARINA EL KOYULACAK’

Yazının Devamını Oku

Katar'da dev anlaşmalar zinciri

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti, daha ilk gün Katar’da çok sıcak bir ilgiyle karşılanıyor. İki uçak halinde geldiğimiz başkent Doha’da kelimenin tam anlamıyla müthiş bir ‘ticari sefer’ izlenimi alıyorum. 15 maddelik dev anlaşmalar zinciri ile Körfez’deki ‘Türkiye seferi’nin en önemli durağı Doha oluyor...

1- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la geldiğimiz Katar’da, kelimenin tam anlamıyla müthiş bir “ticari sefer” izlenimi alıyorum...

Önce şunu söylemeliyim:

Türkiye’nin Katar’a yaptığı bu geziyi, “para transferi” ya da “para beklentisine” indirgemek haksızlık olur.

Bu gezi, “para beklentisi” olarak değil, Körfez’de dünya çapında olan küresel rekabete Türkiye’nin bütün gücüyle dahil olma çabası olarak düşünülmelidir.

Bu gezide görüyoruz ki:

Türkiye bunda da başarılı oluyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye’siz çözüm olur mu?

Siz bu satırları okurken, biz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Katar’a doğru uçuyor olacağız...

Katar yolculuğuna başlamadan önce kafamdaki sorular şuydu:

Dünyada hangi coğrafyada bu kadar savaş ve kriz var?

Türkiye bu krizlerin neresinde?

Türkiye’siz bir çözüm olur mu?

Sırasıyla gidelim...

GÜNEYE BAKIN: Suriye’deki son gelişme... Rusya ile ABD arasındaki bilek güreşinin son sahnesi. PKK/YPG, Rusya ile ABD arasında gidip geliyor. Bombalamalar, karakollar, silah sevkıyatları. Terör saldırıları. İhanet, kan, casusluk... Bin türlü oyun, tuzak, pusu... Bugün dost görünen, yarın düşmanla birlikte...

İşte BBC’deki yorum haber:

“Eylül ayında Washington’a giden Suriye Demokratik Meclisi Eş Başkanı İlham Ahmed ve heyeti... Kuzeydoğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (Artık özerk yönetim ifadeleri kullanılıyor) heyeti, 23 Kasım’da Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine Moskova’ya gitti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, heyetle bizzat görüştü.”

Yazının Devamını Oku

Bekçi barakası nasıl butik otel oldu

Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarını betona çeviren “kaçak yapı işgali”ne ve aşırı yapılaşmaya karşı mücadeleye devam...

Kaçak yapılara karşı belediyelerin en büyük savunması şu:

1- “Biz işlem yapıyoruz. Kaçak yapı sahipleri bölge idare mahkemelerine dava açıp yürütmeyi durduruyor...”

2- “Yıkım kararı verilse bile bizim yıkacak ekipman ve imkânımız yok...”

Biliyorsunuz, Hisarönü Bozburun’daki kaçak yapılar nedeniyle Marmaris eski ve yeni belediye başkanları hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermişti...

Eski Belediye Başkanı Ali Acar aradı. Acar söz konusu tarihte izinli olduğu için sorumlu olmadığını anlattı.

Ve ekledi: “Ben elimden geldiği kadar kaçak yapıları yıktım. Ancak devam eden mahkemeler yıkımı engelliyor. Soruşturma konusu olan Kocabahçe’deki kaçak yapıya gidecek yol yok. Bizim yıkmak için oraya gitme, ekipman götürme gücümüz yok... Eğer yeniden seçilseydim, hepsini yıkardım...”

Yalnızca Marmaris’te kaçak yapı için karar bekleyen 3 bine yakın dosya var... Evet 3 bin dosya...

Düşünebiliyor musunuz, o cennet sahiller, çam ormanları, turkuvaz denizler kaçak yapı dosyalarının işgalinde.

Yazının Devamını Oku