CHP’nin 26 yıllık şoförü Hasan, İnce’ye öyle bir şey söyledi ki...

Hakkâri Uludere’den Mardin’e doğru geçerken buldum Muharrem İnce’yi...

Uzunca bir telefon konuşması yaptık..

Etrafı dağlarla çevrili 32 haneli Dağdibi köyü ahalisi, otobüsün önünde İnce’yle konuşuyor:

Vatandaş: “Parti kursana...”

Kurayım mı?”

“Kuuuuuuur...”

Sonra bir daha soruyor Muharrem İnce:

Yani parti kurayım mı?”

“Kuuuuur... Vallahi yıllar oldu buraya kimse gelmemiştir...”

Önce şunu söylemeliyim ki...

İster parti kursun, ister kurmasın...

Muharrem İnce öyle bir şey yapıyor ki...

Seçimsiz bir dönemde karış karış Anadolu’yu geziyor...

Bir siyasetçi için bundan daha sahici bir şey olabilir mi?

Şimdi sohbete geçebilirim:

Önce başlıktaki soru:

- Gideceğiniz ile önceden kimseyi gönderiyor musunuz? Hani bildiğimiz organizasyonlar var ya... Onun gibi yani...

Hayır, doğrudan gidiyoruz. Yolda arabası kaza yapmış vatandaşı görüyoruz, durup geçmiş olsun diyoruz. Tarlada çalışanla sohbet ediyoruz. Ama bakın size bir örnek vereyim. Bizim otobüsün şoförü Hasan tam 26 yıldır CHP’nin şoförlüğünü yapmış. Düşünün, partinin emektarı... Her seçimi görmüş. CHP’nin seçim yollarında bir ömür geçirmiş. Hasan önceki gün bana şöyle dedi: ‘Başkanım, bunca yıldır parti otobüsüyle Anadolu’yu gezerim. İlk kez bir trafik polisi geldi, hatırımı sordu. Bir ihtiyacınız var mı, suyunuz var mı diye sordu.’ Evet Fatih Bey, bu çok önemli bir göstergedir.”

Gerçekten de önemli bir gösterge.

Yıllarca siyasi liderlerin seçim gezilerini takip ettim. O gezilerde, eğer yollarda koruma yapan polis hürmet ve saygı gösterirse liderlerin çevresindeki takım, bunu çok değerli bir gösterge olarak yorumlardı...

Sohbete devam edersek...

‘YILBAŞINI BEKLEYİN’

Muharrem İnce’ye sordum:

- Ne yapacağınıza, nasıl ve ne zaman karar vereceksiniz?

81 ilimizi ve 100 büyük ilçemizi gezeceğim. Sonra karar vereceğim. Ama şunu söyleyebilirim ki... Bakın yılbaşında Türkiye nasıl hareketleniyor. İşte o zaman hareketi göreceğiz. Yılbaşına kadar ve yılbaşında her şey ortaya çıkacak... Türkiye hareketlenecek.

- Size parti kuracak mısınız diye sormayacağım. Zaten halk size, siz de halka soruyorsunuz. Benim sorum, gittiğiniz yerlerde ne görüyorsunuz? 

Millet her şeyi takip ediyor. Millet siyasetçiyi seçimden seçime değil, her zaman yanında görmek istiyor. 32 haneli dağ köyünde sosyal medyadan takip ediyorlar. Onu gördüm. Mesela Bitlis’ten Van’a geçerken aç kaldık. Ertesi gün simit yedik. Vatandaşa dedim ki, ‘Paramız ve vaktimiz olursa köfte ekmek, olmazsa simit yeriz.’ Van’a girdik, yolda sohbet ettiğimiz vatandaş dedi ki, ‘Köfte ekmek var, gelir misin?’ Böyle takip ediyorlar işte...”

Muharrem İnce, Sivas, Muş, Bitlis, Van, Hakkâri, Şırnak üzerinden Karadeniz’e geçiyor...

Kim bilir vatandaşla ne anılar oluşuyor, ne sohbetler oluyor...

Yalnızca bu bile başlı başına bir “halk yoklaması”dır.

Acaba izlenimlerini merak eden var mıdır?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dünyanın en şapşal hırsızı

Okuyunca inanamadım...

Apartman yöneticisi Okan Dağlı da şaşırmış.

Hangi şapşal böyle bir hırsızlık yapar diye...

Sonra fotoğrafa baktım.

Yine inanamadım...

Ankara Tuzluçayır’da bir apartmanın yöneticisi sabah uyanıyor. 

Ve bir bakıyor ki...

Güvenlik kameraları yerinde yok...

Yazının Devamını Oku

Bilin bakalım! At sırtındaki bu kızlar acaba nereye gidiyor?

Fotoğrafa bakınca...

Sırt çantaları ve ellerinde haritalarıyla at sırtındaki bu kızları macera düşkünü birer gezgin zannedebilirsiniz.

Antalya Çıralı’da ata binen “turistler” gibi.



Kapadokya mı desem, Göbeklitepe mi?

Hiçbiri...

Yazının Devamını Oku

Çavuşoğlu’ndan seçim öncesi çok kritik mesaj

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün AA’nın KKTC ile ilgili sorularını cevaplarken çok kritik mesajlar veriyor...

Özeti şudur:

Önümüzdeki kritik dönemde ve seçimler sonucunda, bizimle uyum içinde çalışacak bir KKTC Cumhurbaşkanı beklentimiz var.”

İlk bakışta normal ve diplomatik olan bu cümlenin derinlerinde çok önemli bir mesaj var.

Önce soralım:

Hangi seçim?

Söz konusu olan, 11 Ekim’de KKTC’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimidir.

Yani...

Bu seçim...

Yazının Devamını Oku

Kimsesizlerin kimsesi olmak işte böyle bir şeydir

Bu fotoğrafa iyi bakın... Çünkü bu fotoğraf çok sessizce yazılmış, sade bir “insanlık dersi”dir...

Anlatayım...

Saniye Hanım, tam 20 yıldır aynı pencereden bakıyordu...

Birkaç seyrek ağaç... Çoğu zaman kapalı bir hava... 

Sonra duvarlar...

En sevindiği an, güneş açtığında onu bahçeye çıkardıkları andı...

Emektar hemşiresi, yavaşça gelip kolundan tutardı...

Sonra gökyüzü...

Yazının Devamını Oku

Anadolu'nun kutsal hazine avcıları

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy öylesine sessiz bir devrim yapmış ki...

Sonuçları geldikçe daha iyi anlıyoruz.

Belki bir basın toplantısıyla haberler arasından geçip gidiyor. Yeterince anlayamıyoruz.

Ama öylesine müthiş hikâyeler var ki... İşte bu pazar onları anlatacağım. O hikâyelerin kahramanlarını.



Başlıkta “

Yazının Devamını Oku

Şimdi de gözünü Ege ordusuna dikti

Son günlerde el altından bir haber pompalıyorlar...

Türkiye Ege Ordusu’nu lağvetmeli.

Nereden geliyor?

Yunan tarafından...

Şu anda resmi bir talep değil... 

Ama el altından pompalıyorlar...

Bunun anlamı şudur:

Eğer görüşmeler pozitif bir noktaya doğru giderse, “masayı dağıtmak” için Ege ordusunu kendilerine bir tehdit olarak ortaya koyacaklar.

Dün bu konuyu Milli Savunma Bakanlığı’ndaki önemli bir yetkiliye sordum.

Yazının Devamını Oku

Plaka belli, bulun şu alçakları

Olayın saati belli. 

Alçakların kaçtıkları otomobilin plakası belli. 

Kaçarken düşürdükleri cep telefonları elde.

Hadi be polis kardeşim, yakalayın şunları...

Benim bildiğim İstanbul polisi bırakmaz bu olayın peşini...

Peki olay nedir?

Önceki gün Dolmabahçe Sarayı’nı gezen ABD’li bir aile, büyülenmiş bir şekilde saraydan ayrılır ve caddeye çıkarlar. Tam özel minibüslerine binecekler... İki kişi hızla üzerlerine gelir. Çantalarına asılırlar. Ama Amerikalı kadın ve eşi çetin ceviz çıkar. Rehberleri ve minibüsün şoförü de müdahale edince... Alçaklar fotoğraftaki otomobile binip kaçarlar. Ama rehber İlarya peşlerini bırakmayıp bir de kaçtıkları otomobilin fotoğrafını çeker...

ABD’li aile ertesi gün şok halinde Türkiye’den ayrılır...

Yazının Devamını Oku

İşte o alçak manşetin perde arkası

Yunan gazetesinin alçakça manşeti öyle sıradan bir olay değildir.

Kökünde ve arkasında...

Avrupa’yı zehirli bir sarmaşık gibi kuşatan, ırkçılığın, faşizmin, Türkiye ve yabancı düşmanlığının temeli vardır. 

Kökünde...

Avrupa’da yükselen ırkçılığa oy için prim veren siyasiler vardır.

İşte bu pazar, günlerdir dalga dalga üzerimize gelen Türkiye düşmanlığını olaylarla ve örnekleriyle inceledik.

BELÇİKA’DA KADIN POLİSİN NAZİ SELAMI

Yazının Devamını Oku

Çevre Bakanı Kurum: ‘Bu öyle bir ders oldu ki...’

Sarı yaz başlarken...

Yani deniz mevsimi biterken...

Yani sonbaharla birlikte sahiller boşalırken... 

Bütün çevrecilerin merak ettiği soru şudur:

Acaba bu yaz ormanları ne kadar yaktık? Denizleri ne kadar kirlettik?”

Dün, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la sohbet ediyoruz...

Tabii Murat Bey’e hep çevreci sorular gelir. 

Oysa şehircilik için de muazzam bir çalışma yürütüyor.

Deprem bölgeleri... Yeniden yapılan konutlar... Toplu konutlar... Şehircilik planları... Karadeniz’den Güneydoğu’ya, oradan Ege’ye ve Akdeniz’e uzanan yatırımlar... 

Yazının Devamını Oku

İstanbul-Ankara 1.5 saat 

Önceki gün bir sohbette alıyorum bilgiyi... Bir işadamı dostum duymuş...

Muazzam bir proje... 

İstanbul-Ankara arası “süper hızlı tren”...

Biraz araştırıyorum... Gerçekten de böyle bir hazırlık var... Eğer proje gerçekleşirse, İstanbul’dan kalkan süper tren 1.5 saat sonra Ankara’da... Müthiş bir şey...

Düşünsenize... 

Ankara’da randevusu olan bir işadamı, mesela sabah 07.30’da süper trene biniyor.

09.30’da randevusuna gidiyor. İşini çözüyor. Ve öğlen İstanbul’da işinin başında...

Projenin gerçekleşme sürecini bilmiyorum. Ama proje gerçekleşecekse umarım 2023’e yetişir...

Belli ki 2023 tam bir 100’üncü yıl şöleni olacak...

Yazının Devamını Oku

Vatikan arşivlerinde bir Türk

Fatih Sultan Mehmet Han’dan günümüze kadar Vatikan arşivlerinde iz süren Rinaldo Marmara, aralık ayında Fatih’in Vatikan’la yazışmalarını araştırmaya gidiyor.

25 yıldır Vatikan’ın ana arşiv binasından girip fresklerle süslü tavanlardan ve uzun koridorlardan geçiyor... Turistlerin bir kapıya kadar girebildiği binanın, Dan Brown filmlerindeki o labirenti andıran ve odalardan oluşan asıl arşiv bölümü müthiş bir koruma altındadır.

Yıllardır işte o arşivde çalışır.

Arşiv binasının altında ise ışık ve nem ölçerlerle korunan resim, grafik ve haritalar bulunur. Bir kez de yeraltındaki özel korumalı odaya bir camiyi tanımlamak için girmiştir.

Evet, Rinaldo Marmara’yı ancak böyle bir girişle anlatabilirdim.

Çünkü dünyada Vatikan “özel” ya da “gizli” arşivlerine girebilen, orada uzun yıllar çalışabilen az sayıda kişiden birisidir.

Birkaç gün önce bir kitap çıkardı. Detaylarını aktaracağım.

Yazının Devamını Oku

Her şeyi anlatan harita: 'İşte böyle yerleşiyorlar'

Yoruma gerek gerek var mı?

Haritayı yıllara göre yapınca her şey görünüyor zaten.

2014’te Suriye’nin kuzeyine “kafa kesen sapkınlar, yani DEAŞ” yerleşiyor.

O günlerde internette yayınlanan “infaz videoları” ile dünya ayağa kalkmış durumda.

Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor.

Ve ABD karar veriyor:

DEAŞ bitecek.” 

NATO açıklamaları, uluslararası terörle mücadele falan derken Türkiye DEAŞ’a karşı taşın altına elini koyuyor.

Yazının Devamını Oku

Bak bir varmış bir yokmuş... O güzel kız gerçekten varmış

Sınıf arkadaşı Nuran arayıp da “Hadi gel bu hafta sonu eski günlerdeki gibi sahile çıkalım. Yüzelim biraz” deyince...

İçini bir ateş basmıştı...

Ne güzel günlerdi.

Eşi Muhittin Bey’le ilk tanışmaları. Boğaz’da yaşanan o aşk dolu günler.



8.5 metrelik motorsuz kotralarıyla adalara doğru açılan yelkenler... Akdeniz’e inen ilk amatör denizciler...

Yazının Devamını Oku

Dikkat! ‘Ay ışığında soygun var’

Dr. Hakan Uysal, ABD’de çok önemli bir cerrah...

İzinleri ayarlıyor. Hasta randevularını organize ediyor. Önceden teknesini “daha güvenli” diye Adriyatik’ten Türkiye’ye gönderiyor.

Ve nihayet teknesiyle bir tatile çıkıyor. Ülkesinin güzelliklerini göstermek için aynı hastanede çalıştığı 3 Amerikalı doktor arkadaşını da davet ediyor.

Davet eden de Ceyhun Zincirkıran...

Ceyhun denizci büyüğümüz, komodorumuz, gazeteci olarak da duayenimiz Necati Zincirkıran’ın oğlu... Çok şey öğrendik Sadun Boro’nun can dostu Necati Abi’den. Hâlâ öğreniyoruz. Ceyhun da babadan oğula bir denizci... İşadamı...

Dr. Hakan, ABD’de aynı hastanede çalıştığı üç doktor arkadaşıyla birlikte teknesine geliyor...

Türkiye’nin güney kıyılarını görecekler... Efsane medeniyetleri, Likya yollarını gezecekler...

Bodrum’dan yelkeni açıyorlar. Didim ve Deveburnu’ndan sonra dünyanın sayılı tarihi limanlarından Knidos’a geliyorlar.

Knidos milattan önceye dayanan bir medeniyet limanıdır...

Yazının Devamını Oku

İşte o şımarıklığın belgesi

Önceki gün AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’le konuşurken çok önemli bir detay dikkatimi çekiyor...

Bu detay, AB’yi arkasına alma sevdasıyla Türkiye’yi Mavi Vatan’ından kovmak gibi bir gaflete kapılan Yunanistan’ın her şartta nasıl bir şımarıklık içinde olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Ömer Çelik’le konuşurken bir ara soruyorum:

Doğu Akdeniz’de herkesin tatmin olacağı bir çözüm üretilemiyor mu? Yani Türkiye’nin de Yunanistan’ın da haklarının korunacağı bir çözüm?”

İşte Çelik’in cevabı:

Biz aslında onlara en makul teklifi yaptık. Dedik ki, ‘Kıbrıs adasının etrafındaki zenginliklerin hakça dağılımı için bir mekanizma kuralım. Ada halkları bu mekanizma sayesinde gelirleri ortak olarak paylaşsın. Kıbrıs’ta bir ortak devlet kurulana kadar bu böyle gitsin. Sonra zaten o mekanizma gelişir’.”

“Tamam. Gayet makul. Peki ne cevap verdiler?”

Çelik: 

Yazının Devamını Oku

Hayal kurmaya inanır mısınız? Muhammet’in hikâyesine bakın

Güneş batarken koyunları ağıla soktu. Sonra eve...

Annesi Mukaddes Hanım’ın yaptığı buğday çorbasının kokusu yayılmıştı. Elini yüzünü yıkadı. 

Babası “Muhammet!” dedi.

Buyur baba...”

Gel oğlum yanıma...

Bir gariplik vardı. Gitti babasının yanına...


Yazının Devamını Oku

30 Ağustos işte bu fotoğraftır

Yunus ve kardeşi Argeş, her gün olduğu gibi boş vakitlerinde yine çöp merkezine gittiler.

Topladıkları kâğıt ve plastikleri satıyor, aile bütçesine katkıda bulunuyorlardı...

İkisi de ortaokulda okuduğu için ancak okul sonrası gidebiliyorlardı. Okular açık olmadığı için uzun zaman çöp merkezinde kalabiliyorlardı.

Önceki gün iki kardeş yine çöp merkezine gittiler. Tam kâğıtları alıyorlardı ki...

Yunus bağırdı: 

Argeş, şu kırmızı şeye bakar mısın? Bizim bayrak değil mi bu ya?”

Argeş eğilip uzanır:

Vallahi öyle... Üzerindeki çöplerden anlaşılmıyor ama...”

Yunus

Yazının Devamını Oku

O şirketin yönetiminde miyim? İşte en açık cevabı

Çarşamba sabah bir mesaj aldım.

Sözcü gazetesi muhabiri yazmış:

Fatih Bey, MUÇEV yönetiminde olduğunuz söyleniyor. Bu konuda haber trafiği arttı. Bir açıklama yapar mısınız?”

Kibarca bir mesaj...

Allah Allah” dedim, “Palavra haber yine piyasaya sürülmüş sanırım...”

Baktım. Gerçekten de Sözcü gazetesi “Sahiller parsel parsel tanıdık vakıflara veriliyor” başlığıyla haberi yayınlamış. 

Sonra da sahilleri “parsel parsel” alan şirketin yönetim kurulunu yazmış...

Baktım, yönetim kurulunda ben de varım...

Tabii bunu okuyan birçok okurumdan mesaj geldi:

Yazının Devamını Oku