GeriFatih ÇEKİRGE Çevre eylemleri tarihinde bir ilk - Kovan barikatı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çevre eylemleri tarihinde bir ilk - Kovan barikatı

Fotoğrafa baktım...

Bir tarafta jandarma sıralanmış...

 Önünde birtakım sandıklar...

Çevre eylemleri tarihinde bir ilk - Kovan barikatı

Nedir bu?

Sanıyorum çevre eylemleri tarihinde bir ilktir bu sandıklar...

Rize’nin İkizdere Vadisi köylüleri yapmış...

Dünyaca ünlü deli balın üretildiği vadiye “taş ocağı” açmak için getirilen iş makinelerinin önüne arı kovanlarını koymuşlar.

Arılardan barikat yani...

Hem de jandarma yolları kestiği için gece boyu ormandan yürüyerek getirmişler kovanları... Aslında günlerdir sürüyormuş bu eylem...

Liman için deniz doldurulacak... İşte o dolgu için 16 milyon tona yakın taş gerekiyor... İkizdere ahalisi bu taşocağına karşı çıkıyor.

Çevre eylemleri tarihinde bir ilk - Kovan barikatı

Dün DHA’nın geçtiği videoyu izlerken “arılarla dayanışma yapan” köylülerin doğal halleri o kadar etkiledi ki beni...

Kovanların arkasında sıralanan kadınlardan birisi o güzelim şivesi ve tertemiz duygularıyla şöyle bağırıyordu:

“Niye burayı gelaysunuz? Niye bu ağaçları kıyarsunuz? Bizim hayatımız burayadur. Arılarımız burayadur. Kuşlarımız, tarlalarımız, peteklarimiz burayadur. Biz arıları koruduk, şimdi onlar da hem bizi hem kendilerini korayu...”

Bir başkası:

“Biz gece gündüz burayu bekleriz. Onlar aniden baskun yaptı. Biz de onları aniden yakaladuk. Bizim evimuz burayadır. Her şeyimiz buraya. Taş ocaği yapacak başka yer mi yok? Yazık değil mi bu güzelim vadiye, ağaçlara... Alın gidun makinaları, biz de evimuza gidelum... Yoksa gece günduz burayayuz.”

Onlar böyle bağırdıkça, jandarma kardeşim ne yapsın...

Belki de içten içe hak veriyor...

Ama emir var...

RİZE VALİSİ’NE ÇAĞRI

Dikkat ettim, köylülerin hiçbiri, İkizdere’de yapılacak liman projesine karşı çıkmıyor.

Onların derdi...

Arıları, kestane ağaçları, çay yaprakları, yemyeşil vadileri ve yüzlerce yıldır gelen doğal yaşamları...

Dinamit sesi değil, kuş sesine alışmışlar...

Jandarmanın sabırla bekleyişini, köylülerin o sahici ve tertemiz duygularını görünce sormak istedim:

Acaba bunun başka bir yolu yok mudur?

İnatlaşmadan... Köylüleri üzmeden, vadiyi, arıları, kestane ağaçlarını koruyan ve devleti de küçük düşürmeyen bir çözüm...

Rize Valisi Sayın Kemal Çeber...

Lütfen bir yol arasanız... O köylülerle jandarma istemeyerek karşı karşıya geleceğine, bir başka çözüm bulsanız...

Sayın Valim...

Başarılı bir kariyeriniz var...

Eminim ki o yolu siz bulursunuz... Eminim, çünkü benzeri konularda bilimsel çalışmalarınız var.

Ne ilginç bir tesadüftür ki...

Tam da bu konuya uygun bir bilimsel teziniz var...

Hatırlayın...

Süleyman Demirel Üniversitesi’nde hazırladığınız “mali yönüyle afet yönetimi” konulu yüksek lisans teziniz...

Kentleşme sorunlarına çözüm teziniz...

Hatta bu konuda TBMM’de hazırlanan Afet ve Acil Durum Yasası Komisyonu’nda çalışmışsınız...

İşte bütün kariyerinizin belki de en önemli tezlerinden birisi...

Şimdi hayatın tam içinde ve tam karşınızda duruyor...

O tezler, kitaplardan, raporlardan, tüzüklerden çıkıp hayata karışmak için bekliyor...

Haydi Sayın Valim...

Taşlı sopalı, gözyaşı dolu sahneler yerine...

Herkesin mutlu olduğu bir çözümle...

Örnek olun bize...

X

‘Yok bişey... Yok bişey’ demekle olur mu?

Moral bozmak için yazmıyorum. Tam tersine...

Başarımız için gerçeğin önemini hatırlatmak istiyorum.

Gerçek 1: Şenol Güneş beraberliğe oynadı. İtalya ile beraberlik ve ardından bir galibiyet yeter dedi. Yanlış hesap yaptı... Böylece aslan gibi takım, savunmada kaldı...

Gerçek 2: Milli takımdaki bazı oyuncular Avrupa’da star olmuşlar. Burak Fransa’yı uçurmuş. Yıldız olarak heykelini dikecekler. Hakan Çalhanoğlu Avrupa yıldızı. Ozan’a teklif yağıyor. Mert, Merih, Çağlar... Avrupa’nın en iyi takımlarında forma giyiyorlar... Diğerleri öyle...

Böyle bir takımı savunmada oynatmak “yıldızları yere indirmeye” çalışmaktır.

O nedenle diyorum ki...

“Savaşarak kaybetmek” vardı.

Futbolda dünyaya görsel bir şölen sunmak vardı.

Bizim yıldızlara yakışan buydu. Zaten onların da ruh durumu böyleydi.

Yazının Devamını Oku

Yeşil sahanın mucize adamı

Dünyanın neresinde ve hangi liginde olursa olsun, bu olay tartışmasız bir futbol mucizesidir...

 

FUTBOL dünyası, Fatih Terim mi? Emre Belözoğlu mu? Sergen Yalçın mı? Abdullah Avcı mı? diye tartışırken...

Bu pazar size kıyasıya savaşların yaşandığı bir dünyadan...

Müthiş bir mucizenin hikâyesini anlatıyorum.

“Mucize teknik adam”ın hikâyesi...

Yazının Devamını Oku

Rüzgâr ve akıntılara göre müsilajın rotası turizmi vurur mu

Deniz salyası Çanakkale Boğazı’nı geçip Ege’ye dayanınca; turizmcilerde müthiş bir endişe başladı...

“Zaten pandemi vurdu. Bir de sahilleri deniz salyası işgal ederse...”

Marmaris Dalyan hattında Oteller Birliği Başkanı Yücel Okutur ilk uyarıyı yaptı.

Peki şu anda durum nedir?

Üç önemli faktör var.

1. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde “rüzgâr takvimi” nedir? Kuzeyden güneye doğru...

2. Çanakkale sonrasında su akıntı rejimi nasıldır?

3.  Bu iki etken deniz salyasını turizm bölgelerine taşır mı?

Ve daha önemli bir endişe:

Yazının Devamını Oku

Bakan Akar: Atatürkçülüğümüzü sorgulamak kimsenin haddi değildir

Denizkurdu Tatbikatı’ndan yazdığım yazılar Milli Savunma Bakanı Akar’ın Türkiye içine ve yurtdışına verdiği mesajlarla bitiyor. Aksaz Deniz Üssü’nde akşam yaptığımız sohbeti pazartesi günü aktaracağımı yazmıştım. Başlıklar halinde özetliyorum...

ATATÜRKÇÜLÜK

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Atatürkçü düşünce sistemi çerçevesinde kurulduğunu, şekillendiğini ve ona göre hareket ettiğini görmemek körlüktür. Bunun sorgulanması abestir. Bakanından komutanlarına, tüm personelinin Atatürkçülüğünü sorgulamak da kimsenin haddi değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen milli, manevi ve mesleki değerleriyle, aklın ve bilimin ışığında, anayasa çerçevesinde, yasalar ve Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda, sıralı amir ve komutanların emir ve komutasında, milletinin emrinde, görevinin başındadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Atatürkçülük kimsenin tekelinde, kimsenin zimmetinde değildir.”

NE S-400 NE DE F-35, ABD İLE ASIL MESELE PKK/YPG’DİR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la Brüksel’de yapacağı görüşmenin kritik konuları üzerine sorduğumuz sorulara Bakan Akar şöyle cevap veriyor:

“Demokrasi ve insan hakları gibi temel değerleri paylaşan stratejik müttefik olan Türkiye ile ABD arasında en büyük problem ne F-35 ne S-400 ne de başka bir şey. En büyük problem PKK/YPG terör örgütü meselesidir. Ortaya attıkları problemler öyle veya böyle çözülür ama çözemeyeceğimiz bir problem var. Bizim milletimize, birliğimize, beraberliğimize kasteden bir PKK var. PKK’dan hiçbir farkı olmayan YPG var. YPG’ye TIR’lar, uçaklar dolusu silahlar götürüyor, YPG ile işbirliği yapıyorlar. Israrla ve inatla YPG, PKK değil diyorlar. Biz de bunu kabul etmiyor, bu aklımıza hakaret, diyoruz. PKK eşittir YPG olduğu çok açık. ABD’li müttefiklerimizin anlaması gereken şey bu, bu konuda kararlıyız. Türkiye’nin kişiliği, kimliği, egemenliği, bağımsızlığı var. 40 seneden beri asil milletimizin başına bela olan terörü bitirmekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

'Ordubozanlar'

Milli Savunma Bakanı Akar bir konuda çok hassastı. O da Atatürkçülük üzerine yapılan eleştiriler:

Denizkurdu Tatbikatı’nda o kadar çok şey yaşadık gördük ki... Tatbikatın o muazzam etkisi. Bir de son dönemde yapılan bazı eleştirilere karşı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın cevabı...

Özellikle de Atatürkçülükle ilgili saldırılar...

Aksaz Deniz Üssü’nde bir akşam Bakan Akar’la uzun bir sohbet yaptık.



Bunları pazartesi günü aktaracağım...

Yazının Devamını Oku

'Oldubittiye izin vermeyiz'

Geçen hafta bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikte Atina’da “dostluk rüzgârları”na tanık olmuştum. Çavuşoğlu Atina’daki sohbetimizde “pozitif mesajlar” vermişti. Pozitif bir sonuçla da dönmüştük. Bu defa Rodos açıklarında Denizkurdu Tatbikatı’nı yapan Türk donanmasının sancak gemisindeyim. Ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Salihreis Fırkateyni’nden dostça bir uyarı yapıyor: “Elbette biz bu sularda sorunların karşılıklı görüşerek, konuşarak, birbirini dinleyerek çözülmesini istiyoruz. Ama oldubittiye de hiçbir zaman izin vermeyiz... Geri adım atmayız...”

Sabah 09.00’da Türk donanmasının en önemli üslerinden biri olan Marmaris Aksaz’dan demir alıyoruz.

Atışlı ve çok önemli bir tatbikat bu.

Sualtı komandoları... Denizaltı avı... Hedeflerin vurulması... Havadan atış. SİHA vuruşu.

Bir ara 4 hücumbotun hedef halindeki bir enkaz gemiyi ateş altına almaları vardı ki...

Yer gök inledi.

Salihreis Fırkateyni Oruçreis’le birlikte Doğu Akdeniz’de doğalgaz araması yapan gemimize 80 gün koruma yapmıştı.

Hatta bu gemilerimiz tacize yeltenen bir Yunan gemisini de püskürtmüştü...

Yazının Devamını Oku

Biden’ın önünde bekleyen Türkiye teklifi

İki günlük Yunanistan ziyaretinden geriye kalan özet şu:

1) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çantasında pozitif bir dosyayla gitti. Sıcak görüşmeler oldu. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Çavuşoğlu’nu Girit’teki evine davet etmesi Ankara’daki gerilimi tümüyle bitirdi. Çavuşoğlu da Yunanistan’dan gelen bir heyeti Antalya’ya davet etmişti. 

2) Aşıların karşılıklı olarak tanınıyor olması Ege’deki turizm kapılarını açacak gibi görünüyor.

3) Önümüzdeki dönemde daha yakın ve sıcak görüşmeler bekleniyor...

KAHVALTIDA DÜNYA TURU

Çavuşoğlu, Başbakan Miçotakis’le görüşmeden önce Türkiye’den gelen gazetecilerle sohbet etti...

Mısır’la gelişen ilişkilerden Afganistan’a, Polonya’ya sattığımız insansız hava araçlarından Filistin’e, Rusya’dan gelecek turistlerden Suriye’ye ve tabii ABD ile ilişkilere kadar tam bir dünya turu oldu. 

Çavuşoğlu’nun verdiği cevaplar kadar, tarzına, sorulara olan hâkimiyetine ve özgüvenine dikkat ettim.

Mesela Yunan Dışişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

Yunanistan'dan sürpriz teklif: ‘Aşıları karşılıklı tanıyalım’

Sabah 09.00.

Yunanistan’a doğru havalanırken önüme Yunan medyasından bazı haberler geliyor...

Sert manşetler...

“Türk Bakan bir medya ordusuyla geliyor...”

Sanki sefere çıkmışız gibi bir karşılama havası var.

Oysa uçakta bambaşka bir hava. Daha ilk dakika Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gülerek yanımıza geliyor.

Espriler... Sıfır gerginlik...

“Yunan medyası çok sert bir hava estiriyor”

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim Bakanı’ndan üç mesaj

Küçüksu’da öğretmenevinde bir öğlen yemeği... Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Bakü seyahati dönüşünde... Ceketleri çıkardık, Boğaz’a doğru bir hafta sonu sohbeti yaptık... Önce herkesin merak ettiği üç soru üç cevap...

1- TELAFİ EĞİTİMİ BU HAFTA NETLEŞECEK

Sordum:                                             

- “Sayın Bakan herkes merak ediyor. Telafi eğitimi ne zaman başlayacak? Yüz yüze mi yoksa uzaktan mı olacak?”

Bunun kararı kabine toplantısı ve sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle bu hafta başı netleşecek. Tabii Sağlık Bakanlığı’nın ve diğer ilgili bakanlıkların görüşleri de var. Tek başımıza alacağımız bir karar değil.

- Peki sizin görüşünüz nedir? Milli Eğitim Bakanlığı ne düşünüyor?

Biz telafi eğitiminin haziran ayı başında başlamasını ve yüz yüze olmasını istiyoruz. Çünkü burada çocukların akademik eğitimlerinin telafisinden çok, onların psikolojik ve fiziksel telafileri bizim için önemli. Akranlarıyla oynamayan, evlere kapanan çocukları özgüvenleri açısından ruhsal olarak geliştirmeliyiz. Bu da yüz yüze olur. 

2- OKULLARI EYLÜLDE AÇMAYI PLANLIYORUZ

Bakan Selçuk bu konuda kesin konuştu:

Yazının Devamını Oku

Hayvan hakları adına durdurun bu ilanı

Dün şu haberi okuyordum:

Cide İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kumluca Mahallesi’nde devriye gezerken, çaya düşen karacayı fark etti. Ekipler, çaya girip, karacayı yakalayarak, sudan çıkardı. Yaralandığı anlaşılan karaca tedavi edilmek üzere veterinere götürüldü. Burada tedavisi tamamlanan karaca, Jandarma Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile Cide Milli Parklar Şefliği ekipleri tarafından tekrar doğaya bırakıldı...”

“Ohh” dedim...

İşte benim jandarmam. Dikkat ettim. Bir de jandarmanın “çevre doğa ve hayvanları koruma timi” varmış.

Daha da mutlu oldum, derken...

Üzerime bir devlet ilanı yıkıldı... Gözlerime inanamadım...

Haber şöyle:

Tarım ve Orman Bakanlığı, 12 ilde toplamda 115 adet yabankeçisi, dağkeçisi, kızıl geyik ve karacanın avlanması için ihale açtı.”

Allah Allaaaah...

Yazının Devamını Oku

Çelebi: ‘Fatih Terim aday olsun’

Galatasaray için kritik bir haftaya giriyoruz.

Eski başkanlardan bir isimle konuşuyorum.

Mustafa Cengiz aday olmayacak” diyor. “Fatih Terim bıraksın” diyor.

Bir dönem başkan yardımcılığı yapan, GS’nin mali yapısı ve stat için müthiş çalışmaları olan Işın Çelebi ile konuşuyorum.

Açıktan şöyle diyor:

- Ben bu ülkede 5 yıl ekonomi bakanlığı yaptım. Galatasaray’da başkan yardımcılığı yaptım. 

Kulübün mali yapısı için çok şeyler yaptık. Ama şimdi bakıyorum. Bir kavga, bir çatışma, bir parçalanma görüntüsü. 

Soruyorum:

- Peki ne yapılmalı?

Yazının Devamını Oku

Bir annenin oğlu için inanılmaz mücadelesi

Bu pazar size, bir annenin ‘özel öğrenci’ durumundaki oğlu için verdiği inanılmaz mücadeleyi anlatıyorum. Ve kim bilir şimdi kaç anneye gözyaşı halinde bir mesaj gönderiyorum. İşte o hikâye...

SERPİL’in içindeki kuşku giderek büyüyordu.. “Acaba çocuğumda bir şey mi var?” Melih 2 yaşına geldiğinde Serpil önce eşine sordu:

Sence bizim oğlumuzda bir değişiklik mi var?”

- Nasıl yani?

- Ne bileyim yaşıtlarına göre biraz yavaş büyüyor gibi.

Baba kestirip attı:

- Nereden çıkarıyorsun bunu. Yok öyle bir şey...

O öyle demişti ama

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünde kravatsız diplomasi

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Paris’ten paylaştığı bu fotoğrafı görünce çok gerilere gittim.

Özal’lı yıllara...

Özal ilk özel uçağı alınca ne çok eleştirilmişti. Denmedik laf bırakılmamıştı.

Özal ANA uçağını birkaç kez Ebulfez Elçibey için Azerbaycan’a göndermişti.

O zaman gururlandığımı yazmıştım.

Şimdi de bu fotoğrafla gururlandım...


Yazının Devamını Oku

Neden Fatih Terim çünkü...

Önce Beşiktaş’ı kutluyorum. Hak ettiniz...

Helal olsun. Sergen’i alkışlıyorum. Yine helal olsun...

Bize gelince...

Soruyorum:

Fatih Terim yalnızca takımı mı yönetti?”

- Hayır... Fatih Terim, takımı yönetirken aynı zamanda sahanın dışında bir türlü bitmek bilmeyen bir iç krizi de yönetmek zorunda kaldı...

Bu kadar çok kriz. Bu kadar çok düşmanlık. Ve birilerindeki “Terim kompleksi”.

Bütün bunlara rağmen Galatasaray yine kıl payı şampiyonluğu kaçırdı... 

Ve bütün bunlara rağmen

Yazının Devamını Oku

Sevgili gençler! İşte size ‘asla vazgeçmeyin’ diyen bir hikâye

1- 1990’lı yıllar...

Sonunda asistan olarak sınavı geçmiş ve kabul edilmişti. 

Uzaktı ama olsun. Zordu ama olsun. Terörün merkeziydi ama olsun...

Antalya’dan Erzurum’a... Oradan otobüsle Van’a gidiyordu. 

Muradiye’den geçerken otobüsün camından gördüğü şeye inanamadı...

Bendimahi Deresi’nin döküldüğü Van Gölü kıyısında Karadeniz’in koca “gırgır teknesi” ağ çekiyor... Kıyıya doğru sıralanmış kamyonların kasasına ağlardan tonlarca balık boşalıyordu.


Yazının Devamını Oku

'Keşke ilk gün babama anlatsaydım... Korkmayın başınıza geleni anlatın'

Melek'le o kadar güzel bayramlaştık ki...

Gülen yüzü, çocuklarıyla mutlu hali. Görüntülü bir bayramlaşma yaptık.

İçim ısındı... Umudum arttı.



Çocuklarıyla birlikte avukatı Ahmet Onaran’ın evine bayram yemeğine gelmişlerdi.

Yazının Devamını Oku

BM Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır'ın dünya sahnesindeki tarihi mesajı

BM’nin 75’inci Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır, önceki gün Güvenlik Konseyi toplantısında çok önemli bir konuşma yapıyor.

Bu konuşma, BM tarihinde bir genel kurul başkanının BM Güvenlik Konseyi’ne hitap ettiği 8’inci toplantı oluyor...

Bu nedenle de ayrıca önemli.

Zoom üzerinden yapılan toplantıya daimi üyeler olarak ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları ile geçici üyeler katılıyor.

Ve açılışta ilk konuşmayı genel kurul başkanı Volkan Bozkır yapıyor...

Bozkır, TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı ile AB bakanlığı da yapmıştı.

Ama nedense, bunca yıllık dostluğumuz içinde o benim için hep bir “diplomat” olarak kaldı.

En sıkıntılı anlarda bile soğukkanlılığını kaybetmeyen, en zorlu sorunlara kuyumcu işi çözümler bulan bir diplomat...

Yazının Devamını Oku

Birisi gül veriyor diğeri yüz güldürüyor

Bu pazar “gül” diyorum. Ama “gül”ün her anlamında diyorum. O yüzden sayfamızda iki kadın konuğumuz var. Gülşah ve Oya. Birisi hayatımıza “gül” veriyor. Diğeri hayatlarımızın sonuna doğru yüzümüzü “gül”dürüyor. Anlatayım.

GÜLŞAH GÜRKANIsparta’nın en önemli gül üreticisi bir ailenin üçüncü kuşağı.

Gelin hayatından bir kareye bakalım.

İşte 6 yaşında Gülşah. Dedesi Mustafa Gürkan ona “Uğurum” diyor.

Adını da öyle koymuş.

Ve işte bir mayıs ayı... Ve her mayıs ayındaki gibi bir “gül hasadı”.

İşte küçük Gülşah... Dedesi onu gül havuzunda yuvarlıyor.

Böyle başlamış Gülşah.

Mühendislik okumuş. Yurtdışında master... 

Yazının Devamını Oku

Turizmde 'kâr' yılı değil, 'ar' yılı olsun

Başlıktaki bu sözün anlamını Bülent Bülbüloğlu şöyle açıklıyor:

Kredileri krediyle kapatmaya çalışan bir sektör. Kârdan vazgeçtik. Batmayalım, namusumuzla ayakta kalalım...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa bir süre önce turizmin sektör temsilcilerini Külliye’ye davet ediyor...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, GETOB Başkanı Bülent Bülbüloğlu, TAV’dan Sani Şener, TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır ve isimlerini alamadığım diğer sektör temsilcileri.

Cumhurbaşkanı herkesi tek tek dinliyor ve not alıyor.

Genel mesaj şu:

Sayın Cumhurbaşkanım, bu şekilde giderse çok sıkıntı olacak. Vaka sayılarının mutlaka düşmesi gerekir. Turizmci, geçen yıl aldığı krediyi yeni krediyle kapatmaya çalışıyor...

Ve Cumhurbaşkanı o toplantıda hemen kısa çalışma ödeneğini uzatıyor...

Sanıyorum, kapanma kararı ve arkasından gelen bazı ülkelere COVID-19 testinin kaldırılması kararının arkasında bu toplantı var.

Yazının Devamını Oku