Paylaş
1. Türkiye’nin ilk uçak filosunu kuran Nuri Demirağ’ın ünlü NuD 36 uçağını yapıyorlar...
Aynı günlerde Erzurum’da Görgün bakın ne diyor: “Geçtiğimiz yıl savunma sanayisi şirketlerimiz 185 ülkeye 10 milyar dolar ihracat yaptı.”
Muazzam bir gelişme elbette.
Yüzde 20’lerdeki yerlilik oranı yüzde 85’lere çıkmış.
Ve Görgün’ün şu sözleri: “Üretim teknolojilerimize katkı sağlayacak yetişmiş insan ve gençleriyle beraber destek sağlayabilecek şehirlerimizi de özellikle ekosisteme katmayı önemsiyoruz. Sivas, Kayseri, Konya, onlarca şirketimiz var. Bunlardan bir tanesi de inşallah Erzurum’da olur. Buradaki kadim geçmişi ve Milli Mücadelemize katkısı, teknolojik bağımsızlığımızla da umarım birlikte çalışacağımız, birlikte geliştireceğimiz yol haritalarıyla yeni bir safhaya varır.”
Kurtuluş Savaşı’nın fitilinin ateşlendiği Erzurum ve Sivas’ı duyunca;
Elbette Nuri Demirağ geliyor aklıma.
Muazzam ama bir o kadar hüzünlü bir hikâyedir bu.
Soyadını Atatürk’ün koyduğu Demirağ, Sivas’ta demiryollarımızı yapmıştır. Fabrika kurmuştur.
Bu hikâyeyi anlatmadan önce;
Sizi yeniden Sivrihisar’a götürmek istiyorum.
Havacılık merkezinde Ali İsmet ve mühendis arkadaşları, şu anda Nuri Demirağ’ın yapıp uçurduğu ve neredeyse filoya dönüştürdüğü halde devletten destek alamadığı için çürümeye terk edilen NuD 36 uçağının aynısını yapıyorlar.
Ve Ali İsmet Bey eğer bir aksilik olmazsa 29 Ağustos’ta bu uçağı uçuracak.
Üstelik uçağın mühendisi Reşit Alan ve Nuri Demirağ’ın torunları da orada olacak.
Bu ne muhteşem ve ne hüzünlü bir andır.
Düşünsenize;
90 yıl önce bir hayale başlayan ve bu hayali bir uçak yaparak gerçekleştiren;
Ancak 1942’de devletin desteği kesilince bırakmak zorunda kalan Demirağ ve Alan’ın torunları, 29 Ağustos günü dedelerinin yaptığı uçağı gökyüzünde görecekler.
Gökyüzü tarihimizin en hüzünlü uçuşudur bu.
GÖKYÜZÜ HAYALİ
2. Demirağ, Sivas’ta demiryolundan kazandığı parayı bir büyük gökyüzü hayaline yatırır.
Sivas’ın Divriği’ne bir ‘Gök Okulu’ kurar.
Şimdiki Atatürk Havalimanı’nın olduğu yere de uçuş okulunun pistini yapar.
Ve Beşiktaş’ta uçak fabrikasını inşa eder.
Amacı Beşiktaş’ta uçak fabrikası, Sivas’ın Divriği’nde motor fabrikası...
Çünkü Divriği maden açısından zengindir.
Nuri Bey hummalı bir çalışmanın ardından, mühendis arkadaşı Reşit Alan’la üretimi başlatır. Ama mesele de işte bundan sonra başlar.
Nuri Bey, ürettiği kendi uçağıyla seyahatler yapar.
Uçuş okulunda 290 pilot yetiştirir.
Ve nihayet!
Türk Hava Kurumu; Nuri Bey’in uçak fabrikasına 64 okul uçağı, 10 planör sipariş eder.
Ama ne olursa ondan sonra olur.
Bugün okullarda ders diye okutulması gereken bu hikâyenin hazin özeti şudur:
Yerli uçakların üretimi bir bahaneyle durdurulur.
Demirağ, İsmet İnönü’ye uzun bir şikâyet mektubu yazar:
“Memlekette havacılık sanayi yolunda ilk teşebbüs, idare heyetini teşkil buyurduğunuz Türk Hava Kurumu tarafından işte bu suretle baltalanmıştır. Kurumunuzun sipariş edip de sonra haksız sebeple almaktan imtina ettiği tayyareler ise bugün Yeşilköy’de her an uçuşa amade beklemektedir.”
Ve bugün Haluk Görgün’ün Erzurum’da anlattığı Türk milli uçak sanayi işte böyle söndürülmüştür.
Girişimciliğimiz kırılmış, özgüvenimiz çökertilmiştir...
Yalnızca bu olay mı?
Dünya çapındaki uçak mühendisimiz Necdet Eraslan, Türkiye’de değer bulamaz, ABD’ye çağrılır. 20 yıl orada kalır. 12 yıl NASA’da çalışır. Mühendis mucit Ali Yıldız, ABD’ye gider.
Bir başka hazin gökyüzü öyküsü Vecihi Hürkuş’tur. Kendi uçağını yapar, Çekoslovakya’ya uçar, uçağı tescil olur. Ama onun da önü kesilir, üretime geçemez.
Bir başkası Ali Yar’dır. Fransız uçak sanayini kuran Marcel Dassault ile aynı okulda okumuştur.
Geldik bugüne...
Bu 30 Ağustos’ta NuD 36 uçacak. Çok büyük ihtimalle KAAN da uçar.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Milli Mücadele ateşine fitil olan Erzurum’da konuşurken;
30 Ağustos Zafer Bayramı’mıza doğru;
Zaferler ayımızda hatırlatayım dedim:
O gün Demirağ ve Hürkuş’un önleri kapanmasıydı, bugün Hürjet ve KAAN kim bilir hangi noktadaydı.
Ayrıca Demirağ’ın yolcu uçakları gelişseydi;
Bugün Airbus uçaklarını yapan Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin yanında Türkiye de olurdu...
Bilmem anlatabildim mi?
Genç kardeşim.
29 Ağustos Sivrihisar...
30 Ağustos gökyüzü...
Paylaş