GeriFatih ÇEKİRGE Bir Türkiye çınarının son arzusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir Türkiye çınarının son arzusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan

Kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Korkmaz Karaca’nın telefonu çaldı...

Arayan eski bir dostuydu... Ve şöyle diyordu:

Korkmaz, biliyorsun babam bir süredir Miami’de tedavi görüyor. Ama artık ölüm döşeğinde ve bana vasiyet etti. Türkiye’de ölmek istiyor.”

Karaca bu isteği hemen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a iletti. 

Erdoğan, anında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdi:

Son arzusu vatan toprağında ölmek olan bu değerli insanın isteğini yerine getirelim.”

Bakan yardımcısı Yavuz Selim Kıran devreye girdi. 

Ve son arzusu vatan toprağına defnedilmek olan “Türkiye çınarı”, kendi evinde huzur içinde gözlerini kapattı.

Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardımıyla Türkiye’ye getirilen bu yaşlı çınar kim miydi?

Anlatayım...

*

Artık 95 yaşındaydı ve uzun zamandır Miami’de tedavi görüyordu.

Amansız hastalık giderek zorluyordu.

Sırasının geldiğini anlamıştı...

Oğlundan rica etti:

Beni doğup büyüdüğüm topraklara götür. Vatanımda ölmek istiyorum.”

Yıllar nasıl da su gibi akıp geçmişti...

Bir Yahudi olarak 1925 yılında İstanbul’da doğmuştu.

Kendisine “Türk Yahudi” diyordu.

Türklüğüyle, vatanıyla hep gurur duymuştu. 

İlk gençlik yılları...

Üniversite ve iş hayatı...

Meşakkat dolu çalışma yıllarının ardından, Türkiye’nin en büyük sanayicilerinden biri olmuştu. 

Ama kazandığını millete kültür-sanat olarak geri veren bir sanayiciydi.

Jak Kamhi... Profilo holdingin kurucusu...

Ondaki vatan sevgisinin en güzel örneğini Hıncal Uluç yazdı.

Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptığı yıllarda... 

ABD’deki Rum, Ermeni lobileri bir Türkiye düşmanlığı kampanyası başlatmışlardı. Türkiye yalnızlığa itiliyordu. İşte o günlerde Türk Yahudisi olarak Jak Kamhi, yanına bazı işadamlarını da alarak ABD’deki Yahudi lobilerini ziyaret etmişti. Türkiye karşıtlığı kampanyasına karşı müthiş çalışmalar yapmış ve olumlu sonuçlar da almıştı.  

Uzun yıllar Türk sanayisinin lokomotifi olmuştu.

Evet, önceki gün bir Türkiye çınarını daha kaybettik.

Bir Türkiye çınarının son arzusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan

CEFİ KAMHİ: ‘600 YILDIR BU TOPRAKLARDAYIZ’

Korkmaz Karaca’yı arayan Jak Kamhi’nin oğlu Cefi’ydi.

Dostum Cefi de babası gibi yüreği temiz bir Türkiye sevdalısıdır.

Dün bir “başsağlığı” telefonu açtım.

Aynen şöyle dedi:

Fatih, babam son arzusu olarak vatan topraklarına gelmek istedi. Tabii 600 yıldır bu topraklarda yaşayan bir aile olarak bu vatan sevgimiz, Türkiye sevdamız hiç bitmez...”

‘GURUR DUYDUK’

İnsanın son arzusu olarak vatan topraklarında ölmek istemesi nasıl bir duygu yoğunluğudur...

Nitekim önceki gün Cefi, Korkmaz Karaca’yı arayıp aynen şöyle diyor:

Cumhurbaşkanımız bizi aradı. Hem ailemizi ihya eden kelimeler sarf etti, hem de bizi çok onurlandırdı. Hayatını bu devlete, millete vakfeden babamız için çok teşekkür ediyorum.”

Ve elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Jak Kamhi’nin bu arzusunu yerine getirmek için devreye girmesi, Türkiye’nin İsrail hükümetiyle olan meselesini “Yahudi düşmanlığı” gibi göstermek isteyenlere karşı ne kadar anlamlı bir mesajdır...

Hem de kalpten bir mesaj...

Hayat hikâyesi bir insanlık dersi olan Jak Kamhi gibi bir Türkiye sevdalısını rahmetle anıyorum...

X

Katar'da dev anlaşmalar zinciri

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti, daha ilk gün Katar’da çok sıcak bir ilgiyle karşılanıyor. İki uçak halinde geldiğimiz başkent Doha’da kelimenin tam anlamıyla müthiş bir ‘ticari sefer’ izlenimi alıyorum. 15 maddelik dev anlaşmalar zinciri ile Körfez’deki ‘Türkiye seferi’nin en önemli durağı Doha oluyor...

1- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la geldiğimiz Katar’da, kelimenin tam anlamıyla müthiş bir “ticari sefer” izlenimi alıyorum...

Önce şunu söylemeliyim:

Türkiye’nin Katar’a yaptığı bu geziyi, “para transferi” ya da “para beklentisine” indirgemek haksızlık olur.

Bu gezi, “para beklentisi” olarak değil, Körfez’de dünya çapında olan küresel rekabete Türkiye’nin bütün gücüyle dahil olma çabası olarak düşünülmelidir.

Bu gezide görüyoruz ki:

Türkiye bunda da başarılı oluyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye’siz çözüm olur mu?

Siz bu satırları okurken, biz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Katar’a doğru uçuyor olacağız...

Katar yolculuğuna başlamadan önce kafamdaki sorular şuydu:

Dünyada hangi coğrafyada bu kadar savaş ve kriz var?

Türkiye bu krizlerin neresinde?

Türkiye’siz bir çözüm olur mu?

Sırasıyla gidelim...

GÜNEYE BAKIN: Suriye’deki son gelişme... Rusya ile ABD arasındaki bilek güreşinin son sahnesi. PKK/YPG, Rusya ile ABD arasında gidip geliyor. Bombalamalar, karakollar, silah sevkıyatları. Terör saldırıları. İhanet, kan, casusluk... Bin türlü oyun, tuzak, pusu... Bugün dost görünen, yarın düşmanla birlikte...

İşte BBC’deki yorum haber:

“Eylül ayında Washington’a giden Suriye Demokratik Meclisi Eş Başkanı İlham Ahmed ve heyeti... Kuzeydoğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (Artık özerk yönetim ifadeleri kullanılıyor) heyeti, 23 Kasım’da Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine Moskova’ya gitti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, heyetle bizzat görüştü.”

Yazının Devamını Oku

Bekçi barakası nasıl butik otel oldu

Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarını betona çeviren “kaçak yapı işgali”ne ve aşırı yapılaşmaya karşı mücadeleye devam...

Kaçak yapılara karşı belediyelerin en büyük savunması şu:

1- “Biz işlem yapıyoruz. Kaçak yapı sahipleri bölge idare mahkemelerine dava açıp yürütmeyi durduruyor...”

2- “Yıkım kararı verilse bile bizim yıkacak ekipman ve imkânımız yok...”

Biliyorsunuz, Hisarönü Bozburun’daki kaçak yapılar nedeniyle Marmaris eski ve yeni belediye başkanları hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermişti...

Eski Belediye Başkanı Ali Acar aradı. Acar söz konusu tarihte izinli olduğu için sorumlu olmadığını anlattı.

Ve ekledi: “Ben elimden geldiği kadar kaçak yapıları yıktım. Ancak devam eden mahkemeler yıkımı engelliyor. Soruşturma konusu olan Kocabahçe’deki kaçak yapıya gidecek yol yok. Bizim yıkmak için oraya gitme, ekipman götürme gücümüz yok... Eğer yeniden seçilseydim, hepsini yıkardım...”

Yalnızca Marmaris’te kaçak yapı için karar bekleyen 3 bine yakın dosya var... Evet 3 bin dosya...

Düşünebiliyor musunuz, o cennet sahiller, çam ormanları, turkuvaz denizler kaçak yapı dosyalarının işgalinde.

Yazının Devamını Oku

Tuvalet arayan kedim miyavladı ben kahroldum. Sonuç...

İstanbul Havalimanı’nın değerli yöneticileri, lütfen bu önerimi dikkate alın

GEÇTİĞİMİZ hafta kedimle birlikte uçmak zorunda kaldım.

Evcil hayvan için THY’nin istediği bütün kuralları yerine getirdim.

THY bu konuda çok iyi organize olmuş.

Hiçbir hataya yer vermeyecek şekilde bilet organizasyonunu yapıyorlar.

Kural gereği bir uçakta yalnızca bir evcil hayvan bulunabiliyor.

O nedenle çok önceden bilet almanız gerekli.

Ben de öyle yaptım.

Yurtdışına uçuyordum ve kedim için de ayrıca para ödedim.

Yazının Devamını Oku

Marmaris başkanlarına kaçak yapı soruşturması

Önümde İller İdaresi Genel Müdürlüğü’ne ait bir karar metni var...

Karar no: Kontr.Bşk- 2021/117

Altında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yıkımı yapmayan belediye başkanları için verdiği soruşturma izni.

Bu karar, umarım Akdeniz ve Ege’nin en güzel koylarını işgal eden kaçak yapıların yıkımı için bir emsal olur.

Dahası bu ahlaksız işgalci zihniyeti biraz olsun önler... Çevrecilere moral olur.

Şimdi hikâyeyi anlatabilirim...

Adam Hisarönü Körfezi’nin en güzel koyuna kaçak binayı yapıyordu.

Sonra diğerleri başladı...

Yazının Devamını Oku

Ankara’da senfonik devrim

1975’li yıllarda hafta sonu sabah saat 10.00’da kapının önünde beklemeye başlardık...

11:00 konseri için bilet kuyruğu... Soğuktu. O zamanlar sigara da içerdik...

Ben Handel çılgınıydım. Bülent, “Brahms 1” derdi. Sonra Edip Cansever’i konuşmak için Merih’e giderdik.

Isınmak için biraz çay ve biraz daha sigara.

Gidip içeride dinlediğimiz her notadan biraz aşk, biraz şiir, biraz hayal çıkarırdık...

Meriç Sümen’le ilk röportajımı yapmıştım...

Geçmişten niye böyle uzun ve derin bir alıntı yaptım?

Çünkü... Aradan 45 yıl geçtikten sonra yine CSO’nun kapısındayım... Şimdi onu anlatacağım ama...

Böyle bir kültür merkezi tek yazıda anlatılamaz.

Yazının Devamını Oku

Sevgili öğretmenimizi kaybettik

En mutlu gününde kötü haberi almıştı. Kanserdi...

Biraz direndi. Doktorlar, ilaçlar. Ama giderek zorlanıyordu.

Bir coğrafya öğretmeni olarak...

Her sabah dağları, denizleri, ufukları, keşifleri, doğayı yani insan olmayı anlattığı çocuklarına hayatı anlatmakta zorlanıyordu.

Derslerin tadı kalmamıştı. Giderek üzerine çöken o yorgunluğu çocuklar da anlıyordu.

Daha fazla dayanamadı. Gitti okul müdürüne...

İzne çıktı...

En büyük ilaç moraldi...

Ve 8 ay sonra tekrar okula döndü... Çocuklarına kavuşmuştu...

Yazının Devamını Oku

Bakan Akar’dan NATO mesajının şifreleri

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, önceki gün İstanbul’da bir tatbikata katılıyor...

NATO’nun muharip görev gücü için yapılan On Guard-2021 tatbikatı: “Tetikte 2021”

Ve Akar tatbikatı izledikten sonra bir açıklama yapıyor.

Aslında teknik bir açıklama...

Ama mesaj ve gideceği adres açısından şifreleri ve satır araları iyi okununca, Ege ve Akdeniz’deki gelişmelere göre çok kritik, çok önemli bir açıklamadır bu.

İçinden dostluk geçen, ders gibi bir açıklama...

Gelin birlikte şifrelerini çözelim.

Bakan

Yazının Devamını Oku

Denizaltında tarihin izini süren bir bakan

Önce dalış eğitimi aldı. Hocası Doç. Dr. Harun Özdaş tek tek anlattı. Denizin altına nasıl inilir. Dalış denge ceketi nasıl kullanılır. Dalış ahtapotu nedir. Konsol nasıldır.

Tüpteki hava miktarı nasıl anlaşılır... Regülatör, pusula... Su altında hangi işaretlerle anlaşılır... Acil durumda ne yapılır?

Tek yıldız eğitimi bitti...

Ve o sabah Datça’ya geldiler. Kızlan’da bir Osmanlı batığına dalacaklar...

Dalış kıyafetini giydi. Hocası ekipmanlarını tek tek kontrol etti. Kurşunlar bağlandı... Ve sırtüstü bıraktı kendini denize. Bastı butona. Yavaş yavaş suyun altına iniyordu. Aşağı indikçe o boğuk ve kabarcıklı ses... Dünya dışı o ses...

Ancak dalanlar bilir. Başka bir evrendeydi artık...

Ve belki de dünyada ilk kez... Denizaltında binlerce yıllık tarihin izini arayan ilk kültür bakanıydı...

Mehmet Ersoy

Yazının Devamını Oku

Eller...

Şu buğulu fotoğraflardaki küçük elleri neden bu kadar büyüttüm, biliyor musunuz?

Çünkü yıllardır denizlerde perişan halde görmeyi kanıksadığımız çaresiz mülteciler arasında...

O kadar küçüktüler ki...

Fark etmiyoruz bile. Öylesine körleştik ki...

‘Schindler’in Listesi’ filmini hatırlattı bana...



Yazının Devamını Oku

Bir kadın çarşafla evinden kaçıyor! ‘Neredesiniz komşular?’

Fotoğraftaki şu anı düşünebiliyor musunuz? Bir kadın...

Kanlar içinde odasına sığınıyor. Kapıyı kilitliyor.

Tir tir titriyor.

Çünkü salonda gözü dönmüş bir vahşi var.

Küfürler, hakaretler savuruyor....

Dövecek, öldürecek.

Ne yapsın kadın... Tek çare, kendi evinden firar etmeye çalışıyor.

Yatağındaki çarşafı alıyor.

Balkona gelip bağlıyor. Ve oradan kaçmaya çalışıyor...

Yazının Devamını Oku

Bir şehre bir kadın eli değince...

Yıllar sonra...

Havaalanından şehre gelirken gördüğüm manzara karşısında şaşırıyorum...

Geniş bulvarlarda iki taraflı binalar.

Sanki Paris’teyim...

Saint-Germain’den Odeon’a, oradan Saint Michel, Notre Damme’a yürüyorum...

1600’ların sonundayım.

Rokoko tarzından geçip Neoklasik sütunlu ve balkonlu apartmanlara geliyorum...

Yazının Devamını Oku

‘Casuslar Savaşı’nda 4’üncü sezon 1’inci bölüm: ‘Güneş gözlüklü sivilin esrarı’

Bu fotoğrafa bakınca başka ne diyebilirim ki...

“Aylardır Irak ve Suriye’nin kuzeyinde izlediğimiz dizi filmden yine bir sahne.”

Kimimiz “Homeland” olarak izledik...

Kimimiz, “savaş tanrıları” olarak.

Ama başrolde hep birtakım “esrarengiz siviller” vardı...

Siyah gözlüklü... Deri mont ve blucin giymiş siviller.

Ama ne gariptir ki üniformalı birileri onlardan emir alıyorlardı...

İşte bu fotoğraf o dizi filmin son sezon afişlerinden biridir...

Yazının Devamını Oku

Akar’dan Yunanistan’a tatbikatları durdurma önerisi

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Azerbaycan dönüşü yaptığımız sohbetin ikinci bölümünün belki de en çarpıcı mesajı şudur:“Öyle üç beş uçak almakla bu denklem çözülmez. Harcanan paralar Yunan halkının cebinden çıkıyor. Yunan siyasiler bu kifayetsiz ve hayalci yaklaşımlarıyla zaten ekonomik sıkıntılar yaşayan komşumuz Yunan halkının kaynaklarını bu şekilde boş yere tüketmekte ve refah seviyesini daha da aşağılara çekmektedir. Yalnızca tatbikatları durdursak milyonlarca dolar tasarruf olur. Yazık değil mi?”

MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar bu sözleri Yunanistan’ın “silahlanma sevdası” için söylüyor ve ekliyor:

“Yunanistan’da bir silahlanma sevdası başladı. Dahası Yunanistan’da bazı siyasiler kişisel hırsları nedeniyle Türkiye düşmanlığı üzerinden silahlanmayı körüklüyor. Ama bu yine Yunan halkına zarar veriyor. Çünkü matematik ve tarih ortada. Oysa diyalogla her şey çözülür. İşte gelin, nerede olursa olsun görüşelim diyoruz. Hatta gelin bütün sorunları böyle ayaküstü değil, uzmanlarla tek tek konuşalım diyoruz. Nerede isterseniz oturalım diyoruz... Çözüm zorlama ittifaklarla ve tehditlerle değil, komşular arasında gerçekleşir diyoruz. Sorunlarımızı iki komşu olarak çözelim diyoruz. Dahası gelin, savunma bakanları değil, turizm bakanları da konuşsun, iki ülkenin halkı kazansın diyoruz. Daha ne diyelim...”

EN ÖNEMLİ TEMENNİMİZ

Milli Savunma Bakanı bütün bu bilgileri verdikten sonra şöyle diyor:

“Uluslararası hukuk, iyi komşuluk, barışçıl yöntemlerle ve diyalog çerçevesinde sorunların çözümünü sağlamayı hedefliyoruz. En samimi temennimiz, Türk ve Yunan halklarının bölge zenginliklerinden de adil bir şekilde istifade ederek barış, refah ve güven içinde yaşamasıdır. Bütün iyi niyetli yaklaşımımıza rağmen komşumuzun provokasyona, hukuk dışı ve saldırgan söylemlerine devam ettiğini görüyoruz.”

TARİH DERSİ:

Yazının Devamını Oku

İşte ABD’nin F-35 oyunu

Azerbaycan’daki Zafer Günü kutlamalarının dönüş yolunda Bakan Akar F-35 konusunu şöyle özetledi: “9 ülkenin birleşerek kurduğu F-35 konsorsiyumundan 8 ülke çekildi. Böylece Türkiye projede tek kaldı. Bunun sonucunda F-35 ortaklığı Türkiyesiz yeniden oluşturuldu.” Akar’ın bu sözleri üzerine doğrudan şu yorumu yaptım: “İşte ABD’nin F-35 oyunu...”

1- MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Van Başkale Hudut Birliği’nden Bakü’ye... Oradan Azerbaycan’ın Zafer Günü’nü kutlamaya Şuşa’ya geçiyoruz...

Bakü...

Yıllar önce geldiğim bu şehir öylesine gelişmiş ki. Müthiş bir mimari devrim. Gözlerime inanamadım.

Bakü’ye onca yıl içinde bir mimarın sihirli eli değmiş...

Bir dünya başkenti olmuş...

Sonra Şuşa...

İlham Aliyev’in kahramanlık destanını yazdığı topraklar... Savaştan sonra bu kadar kısa sürede bunlar nasıl yapıldı...

Azerbaycan askerleriyle Şuşa’da yaptığımız gezintiler. O dağlardaki kahramanlıklar...

Yazının Devamını Oku

'Mehmetçiğin moralini bozmayalım tezkere aynı tezkeredir'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Van Başkale 6. Hudut Tugay Komutanlığı’na uçuyor, oradan Azerbaycan’a geçiyoruz...

Zorlu bir yol...

Van’a doğru uçarken sohbet ediyoruz:

İLK SORU TEZKERE: Sayın Bakanım, son dönemde kamuoyunda bir tezkere tartışması oldu. Bazı iddialar ortaya atıldı.

Bakan Akar özellikle bir polemiğe yol açmamak için kelimeleri özenle seçiyor:
“TSK Cumhuriyet dönemindeki en yoğun tatbikat ve operasyonları yapıyor. Milletimizin her zamanki desteğini arkamızda hissediyoruz. Bu fedakâr ve kahraman askerimizin moralini yüksek tutmamız gerekiyor. Mehmetçiğin bu morale ihtiyacı var... Yanlış bilgiler, iddialar moral ve motivasyonu olumsuz etkiler. O nedenle siyasetten medyaya toplumun her kesiminin bu konuda (tezkere tartışmaları) dikkatli ve özenli olması gerekiyor. Bu tür yanlış bilgilerle Mehmetçiğin moralini bozmayalım...”

- Ama karşı çıkışlar oldu. Yani bir önceki tezkereyle aynı değil dendi.

- “Hayır, birebir aynı tezkere...”

- 2 yıl olması meselesi var. O sorgulandı. Bir de yabancı asker getirilmesi konusu var...

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en güzel bisiklet yolu

1) Arkamızda muhteşem bir Boğaz manzarası... Hemen yanımızda Kız Kulesi...

Salacak’ta Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’le bisiklete biniyoruz...

Harika bir hava.

Geçen kış pandemi nedeniyle uzun süre kaldığım Fethiye’de onlarca kilometre bisiklete binmiştim...

Dağlarda, deniz kıyılarında bisiklet turları yapmıştık...

İşte o duyguyla soruyorum:

“Acaba dünyada bundan daha güzel bir bisiklet yolu olabilir mi?”

Elbette vardır...

Yazının Devamını Oku

Bayrak sevgisi daha güzel nasıl yaşanır

Geçtiğimiz cumartesi DHA’dan gelen iki fotoğraf görmüştüm...

Birisi Diyarbakır’dan... Diğeri İstanbul Sultangazi’den...

O fotoğrafları görünce, “İşte” dedim...

“Törensiz, emirsiz, sahici ve en kalpten haliyle bayrak sevgisi...”

Diyarbakır’dan gelen fotoğraf için şöyle yazmıştım: “Burası Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi... Mahalle bakkalı “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” için kapısına bir Türk Bayrağı asmış. Ve sabah saatlerinde içeri 9-10 yaşlarında bir çocuk giriyor. Çocuk tam kapıyı kapatacak, tekrar bayrağa dönüyor ve işte o an ne hissediyorsa, dönüp bayrağı öpüp alnına koyuyor... İşte budur diyorum...



Yazının Devamını Oku

Yıkıntılar arasında yükselen o bayrak aşkı

Her Cumhuriyet Bayramı’nda haber ajanslarını tararım...

Geçen 29 Ekim’de çöplükte buldukları Türk Bayrağı’nı öpüp başlarına koyan çocukların fotoğraflarını paylaşmıştım...

Yüzlerce mesaj gelmişti.

Bayrak sevgisinin sokaktaki bu tertemiz hali karşısında nasıl da duygulanmıştık...

O yazım üzerine o kadar çok vatandaş çocuklara yardım için aramıştı ki...

Hatta şehrin valisi çocukların eğitim masraflarını karşılamıştı.

Bu 29 Ekim’de yine haberleri taradım.

Yazının Devamını Oku

Bütün gemiler... Bütün gemiler, ‘havadan denetleniyorsunuz’

Kocaeli Belediyesi’ni alkışlıyorum...

Çünkü İzmir ve Antalya başta olmak üzere hiçbir kıyı belediyesi onun yaptığını yapmıyor...

Tam 15 yıldır gökyüzünden İzmit Körfezi’ni denetliyor...

Şu ana kadar denizi kirleten gemilere 50 milyar TL ceza kesti...

Son 1.5 ayda 13 milyon TL ceza uyguladı.

Bir o kadar caydırıcı görev yaptı. 200’den fazla diğer belediyelerin alanındaki kirlilik için uyarıda bulundu... Defalarca yangın uyarısı yaptı ve felaketleri önledi.

Yılların pilotu Hakan Osanmaz, İzmit Körfezi’nde her sabah uçuyor...

Amaç ceza kesmek değil elbette. Uyarmak...

O nedenle bazen o kadar alçaktan uçuyor ki...

Yazının Devamını Oku