"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Balıkçı Şakir ile Kostas’ın hikâyesini okuyun ve sakın düşman olmayın

Bir haziran sabahı, Sakızlı balıkçı Kostas, Çeşmeli balıkçı Şakir Akdağ’ı arar:

Şakir, dün sabah Dimitri’yle beraber attığımız ağları toplamaya gittik. Baktık ağlar yok. Aradık taradık, yok. Bizimkilere sorduk, bilen de yok. Ne olursun senin o tarafa bir bakar mısın?”

Balıkçı Şakir ile Kostas’ın hikâyesini okuyun ve sakın düşman olmayın

Şakir etrafa haber salar. Foça’dan tut Seferihisar’a, Karaburun’a, oradan küçük koylara kadar Egeli balıkçılar seferber olur. 

Ve akşamına haber gelir:

Ağlar sahil güvenlikte...”

Biraz araştırınca anlarlar ki...

Türk karasularındaki sahipsiz bir balıkçı ağı, Türk Sahil Güvenliği tarafından toplanır. Tabii ağlar mal müdürlüğüne devredilir. Mal müdürlüğü de yasa gereği el konulan yabancı uyruklu malları açık arttırmaya çıkarır. Bundan sonrasını balıkçı Şakir şöyle anlatıyor:

11 Aralık’taki ihalede hiç düşünmeden onların ağlarını satın aldım. İki gün boyunca 6-7 arkadaş ağları temizledik, paketledik. Herkes yardımcı oldu. Sakız’a günübirlik yolcu taşıyan feribotla götürdüm ve teslim ettim. Bir güzel yemek yedik, bir şişe rakımızı içtik, şarkılar söyledik.”

KITA SAHANLIĞINDA KARDEŞLİK SINIRI 

Balıkçı Şakir sonra Milliyet muhabirine şunları anlatıyor:

Aramızda iki küçük adacık var. Onların sahasına girmemeye dikkat ettiğimiz gibi, o iki adayı kendimize sınır belirledik. O suları geçmeyiz. Sakızlı balıkçı arkadaşlarımız da aynı şekilde. Ama iki yaka birbirine o kadar yakın ki her balığa çıktığımızda rastlarız birbirimize. Sınırı geçmeden selamlaşırız. Yıllardır dostluğumuz ilerledi, kardeş gibi olduk. Zaman zaman onlar aileleriyle buraya gelir. Biz de zaman zaman Sakız’a gideriz. Bir güzel ağırlarlar, gezdirirler. Ataları burada yaşadığı için Çeşme’yi çok seviyorlar. Onlar Türkçe biliyor. Daha çok Türkçe anlaşırız...”

AYNISINI ONLAR DA YAPMIŞTI

Balıkçı Şakir, Ege’nin iki yakasındaki çocukların hikâyesini daha eskilere götürüyor:

“17 yıl önce onlar da bizim arkadaşlarımız için aynı şeyi yapmıştı. 1992’de Çiftlikköy Kooperatifi’nden 4 arkadaşımız Yunan sularında yakalandı. Teknelerine, ağlarına el konuldu. Arkadaşlarımız tutuklandı. Sakızlı balıkçılar ayağa kalktı. Ağlarını geri götürdüğümüz Kostas ve akrabaları, arkadaşlarımızın kefaretini aralarında para toplayıp ödedi. Teknelerini de arkadaşlarımıza verdiler. Onlarla dostluğumuz o günlere dayanıyor.”


BU HİKÂYEYİ NİYE ANLATIYORUM?

Ege’nin iki yakasındaki bu “dostluk tarihini” niye anlatıyorum?

Arkadaşlar... Bu anlattığım olay yıllardır yaşanıyor. Balıkçı Şakir’in ve Çeşmeli balıkçıların Yunan balıkçılara yaptığı bu jest çoook eskilere gider... Ve yıllar önce yaşanan bu dostluk örneği bugün için lazımdır...


SADUN BORO DA ANLATIRDI

Denizci büyüğümüz rahmetli Sadun Boro, soğuk kış gecelerini geçirdiğimiz ıssız koylarda anlatırdı. Sonradan ben de yaşadım.

Hani şu malum “Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı” meselesi...

Havada jetlerin, denizde savaş gemilerinin dalaştığı o sahanlık meselesi...

Oysa Ege’nin iki yakasının denizci çocukları, denizin ortasında balık tutup rakı içerlerken espri yaparlardı:

Ne sahanlığı yahu... Kır şuraya bir sahanda yumurta...”

Çünkü Ege’nin halkları arasında bir mesele yoktur. Dostluk vardır. Ticaret vardır.

Ege’nin iki yakasının çocukları müzikte, balıkta, denizde, yemekte, şiirde dosttur.

Zülfü Livaneli’yi dinlerken Maria Faranduri...  Zorba’yı dinlerken Fedon, Yanni’yi dinlerken Yeni Türkü dinlersiniz.

Ama yıllarca Ege’nin iki yakasındaki çocukları birbirine düşman edip silah sattılar.

Bak o F-16 aldı, sana da verelim...”

Bak o denizaltı aldı, sana da verelim...”

Böyle sömürdüler... Yıllar böyle geçti...

Ege’nin iki yakasında orduları güçlü, halkları fakir ülkeler çıktı ortaya...

Oysa... Devletler arasındaki en yüksek kriz anında bile, Ege’nin iki yakasına işleyen feribotlar, yatlar, guletler durmadı.

Bozburun’dan Simi’ye geçen guletlerde Türkçe-Yunanca şarkılar söylenir.

Rodos’tan Marmaris’e gelen feribotlarda zeybekle sirtaki arasında müzikler çalar.

Hâlâ öyle arkadaşlar...

Şimdi Yunanistan sınırında mültecilere karşı gördüğünüz insanlık dışı devlet zulmü yüzünden sakın Yunan halkını suçlamayın...

Ege’nin öteki yakasındaki halka düşman olmayın... Balıkçı Şakir Akdağ ve Sakızlı Kostas’ı unutmayın...

Irkçılığı hortlatan en azılı virüs, halkları birbirine düşman eden virüstür...

X