GeriFatih ÇEKİRGE Ankara’da senfonik devrim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ankara’da senfonik devrim

1975’li yıllarda hafta sonu sabah saat 10.00’da kapının önünde beklemeye başlardık...

11:00 konseri için bilet kuyruğu... Soğuktu. O zamanlar sigara da içerdik...

Ben Handel çılgınıydım. Bülent, “Brahms 1” derdi. Sonra Edip Cansever’i konuşmak için Merih’e giderdik.

Isınmak için biraz çay ve biraz daha sigara.

Gidip içeride dinlediğimiz her notadan biraz aşk, biraz şiir, biraz hayal çıkarırdık...

Meriç Sümen’le ilk röportajımı yapmıştım...

Geçmişten niye böyle uzun ve derin bir alıntı yaptım?

Çünkü... Aradan 45 yıl geçtikten sonra yine CSO’nun kapısındayım... Şimdi onu anlatacağım ama...

Böyle bir kültür merkezi tek yazıda anlatılamaz.

Bunu Ankara’daki yeni CSO binasının o muazzam sahnesinin tam ortasında...

Şef Cemi’i Can Deliorman’la konuşurken anladım. Cemi’i 37 yaşında. Yani o henüz doğmuşken...

Benim 45 yıl önce kapısında beklediğim CSO’nun yeni şefi...

Öyle şeyler anlatıyor ki...

Bir sessiz devrimi dinliyorum...

Onun kullandığı “yaratıcı üslup”, hayaller, beklentiler, heyecanlar. Avrupa’dan davet edilmiş genç Türk sanatçılar. Evet, 45 genç müzisyen gelmiş...

Türkiye’de klasik müzik için yepyeni kapıların açıldığı sessiz bir devrimin temsilcisi olarak konuşuyor Cemi’i...

Devrim deyince yanlış anlaşılmasın. Yaratıcı ruhun gelenekler üzerine kurduğu bir değişim bu... O nedenle uzun yorumlar yerine kısa metinlerle anlatmak istiyorum...

Ankara’da senfonik devrim

BOŞ SAHNEDE BİLE HEYECANLANDIM

O muazzam salonun sahnesinde duruyoruz... Işıklar... Renkler... O atmosfer...

Karşımızda 2.000 koltuk. Bir konser anında kendimi sahnede ve seyircilerin önünde düşünüyorum.

Ve soruyorum:

“Boş bir sahneye çıkmak bile bana heyecan veriyor. Ya konserde ne hissediyorsunuz?”

Cemi’i iki elini açıyor:

“Evimdeyim... Evimdeyim. Bütün hayatımız burada geçiyor.”

DÜNYA ÇAPINDA İSİMLER

Şef Deliorman CSO’ya başka bir soluk daha getiriyor.

Yalnızca klasik müzik değil...

Pat Metheny, Chris Botti gibi dünya çapında sanatçılar da davet listesinde.

Mesela 17 Aralık’ta Michel Camilo geliyor...

Dominic’ten New York’a uzanan bir Latin ruhunun, piyanoda klasik eğitim aldıktan sonra caza doğru paraşüt açışıdır Camilo’nun müziği...

O yüzden ilk bestelerinden birisinin adı ‘Why Not’tır.

Bence Cemi’i de CSO’nun yeni konseptinde gençlerle birlikte “Neden olmasın?” diye yola çıkmış...

O eski, kalıplarla çizilmiş mermerden büstler halindeki “orkestra şefi” döneminden yeni bir anlayışa yolculuk bu... Ama köklerine tutunarak... Dinleyiciyle müziği paylaşarak...

GENÇ ŞEFLER DÖNEMİ

Aslında Cemi’i Can Deliorman bunu yapan tek kişi değil. Dünyada da çok önemli senfoni orkestralarının başındaki genç şefler böyle bir yolculuğu sürdürüyor...

Hatta ondan daha genç şefler var... Örneğin; İsrail Filarmoni, Finlandiya Radyo Orkestrası, Orkestra de Paris, Birmingham Senfoni... Chicago Senfoni...

Ankara’da senfonik devrim

‘MAVİ SALON’DAKİ SORU

CSO binasında ikinci bir salon var... Mavi Salon... Burası da söyleşiler, özel konserler için hazırlanmış... İşte o sahnede soruyorum:

“Bütün bu CSO binasının sizin için anlamı nedir?”

Cemi’i iki elini havaya kaldırıp, tıpkı bir orkestra yönetir gibi cevap veriyor:

“Bu orkestranın, bu tarihin, bu benzersiz kültür mirasının bir parçası olmak en büyük sorumluluğum ve motivasyon kaynağım. Bu anlamda şu an hayatımın merkezine oturan bu mabet artık bir ev gibi kucaklayıcı, heyecan ve ilham verici sonsuz bir dinamizmle dolu bir yaşam alanı. Bu yaşam alanı bir devlet dairesi olmasının ötesinde, zaman kavramının olmadığı, içinde üretkenliğin, çalışmanın, yaratmanın ve iyi müziği aramanın sınırlarının olmadığı benzersiz bir yer.”

Ankara’da senfonik devrim

SENFONİK MÜZE

CSO’nun yenilikçi yapısını anlatırken, sakın zannetmeyin ki kopup gidiyorlar...

Hayır...

Şef Deliorman köklerine de sıkı sıkı bağlanıyor ve şöyle diyor:

“Orkestranın tarihine baktığınızda yine savaşlar döneminde bile hiç kesintiye uğramadan sanat hayatını devam ettirdiğini görüyoruz. CSO ayrıca Avrupa’nın majör orkestralarından; Berlin Filarmoni, Viyana Filarmoni gibi orkestralardan çok daha köklü bir orkestra. 1923’te Cumhuriyet’in kurulmasıyla Atatürk’ün emriyle Ankara’ya taşınıyor. Orkestra salt çok sesli müziğin Türkiye’deki öncüsü olmakla kalmıyor aynı zamanda çok sesli müzik eğitiminin de başlangıcına sebep olan çok önemli bir kurum. CSO sadece kurum olmanın dışında ülkemizin sahip olduğu en değerli kültür miraslarından bir tanesi.”

EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR

CerModern kültür merkezini ve ardından CSO’nun yeni binasını gezdikten sonra gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim...

Ankara tam anlamıyla bir “kültür ve sanat vahası”na kavuşmuş...

CSO’nun konser salonu dünya çapında bir akustik kaliteye sahip.

Sergi salonları, kafeler, müzeler...  Mutlaka görmelisiniz.

Ankara’da senfonik devrimDünyanın en ünlü sopranolarından Angela Gheorghiu, CSO’nun açılışı için Ankara’daydı.. “Aydan dünyaya doğru şarkı söylemek isteyen” o müthiş ses harika bir konser verdi..

27 YIL SONRA

Kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan, kaç kültür bakanı geçti bilemem... Ama tam 27 yıldır inşaatı bitirilemeyen CSO binasının kısa sürede tamamlanması için talimat veren başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve inşaatını gün gün takip eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’a teşekkür ediyorum... Elbette mimarları Özcan ve Sema Uygur’a, işçisinden mühendisine, gece inşaatlarda yatan bürokratlarına kadar hepsine teşekkür ediyorum... Türkiye, Ankara muhteşem bir eser kazanmış...

Ankara’da senfonik devrim

NASIL ŞEF OLDU?

“Müzisyenlere baktığınızda ailelerinde hep müzisyenler olduğunu görürsünüz. Bende böyle bir şey söz konusu değil. Ailemdeki ilk müzisyenim. Annem kulağımı keşfetti. Duyduğum sesleri çok iyi tanıyabildiğimi görünce, beni piyanoya başlattı. Konservatuvarda keman okudum. Konservatuvar orkestrasında keman çaldım. 18 yaşında Viyana’ya giderek orkestra şefliği bölümüne başladım.”

Sonrası: 2004 yılında Graz Müzik Üniversitesi Orkestra Şefliği bölümünü kazanan tek aday olan Cemi’i Can Deliorman, ünlü orkestra şefi Martin Sieghart’ın orkestra şefliği sınıfından derece alarak mezun oldu. Ardından yüksek lisans eğitimi için Princeton’da Westminster College of the Arts’a tam burslu olarak davet edildi. Deliorman, 2010 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Türkiye’ye davet edildi...

X

Ay görevi için milli roket hazır

Ankara’da sessiz sedasız ilerleyen bir proje var...

“Ay görevi ve Milli Roket”

Önceki gün Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım’la sohbet ediyoruz...

Uzay deyince, konular da heyecanlı...

Tabii en dikkat çeken başlık “Ay görevi” ve “İlk Türk astronot...

Başkan Yıldırım büyük bir heyecanla anlatıyor:

“Öncelikle şunu söylemeliyim. Türkiye’nin uzay projesi, gelecek kuşakların projesidir ve tamamıyla siyaset üstü bir projedir... Çünkü Türkiye’nin geleceği uzaydadır. O nedenle bütün gücümüzle çalışıyoruz...”

Peki ne yapılıyor?

Yazının Devamını Oku

Fatih Terim başkan olacak mı? İşte yanıtı... 

Galatasaray’dan ayrıldığı günden itibaren Fatih Terim’e mesaj yağıyor... Herkes şunu merak ediyor: Şimdi ne yapacak?

Kimse yanılmasın, olayı saptırmasın. Fatih Terim’in başkanlık diye bir derdi yok. İsteseydi olurdu... Ama istemedi... Çünkü onun bir tek derdi var... O da Galatasaray’ın durumu. Aslan’ın yükselişi. Hayatını buna adamış bir insan için ‘başkanlık yarışı’ gibi oyunlar, tuzaklar, arkadan dolanmalar çok ucuz kalır...

· Ayrıldığı günden itibaren Fatih Terim’e mesaj yağıyor.

Uğradığı haksızlığı yazdıktan sonra bana da mesaj yağmaya başladı.

Terim’e gelen mesajları biliyorum.

“Durma arkandayız” diyenler...

“Başkan ol” diyenler..

“Galatasaray’ı bırakma” diyenler...

ADAŞ...

Yazının Devamını Oku

Ay yıldızların gecesi

Ben İstiklal Marşımızı hiç bu kadar sessiz ve hiç bu kadar coşkulu seyredip dinlememiştim...

İşitme engelli dünya şampiyonu kadın voleybolcularımız o gece sahnede...

İstiklal Marşımızın “şafaklarda yüzen alsancak” sözünü iki ellerini gökyüzüne açarak öylesine güzel resmedip söylediler ki...

Gözyaşı mesafesinde izledik...

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın “Yıldızları Tebrik Gecesi”nde...

Göğsünde ay yıldız olan...

Ruhunda spor olan kim varsa oradaydı.

Geceyi düzenleyen Bakan

Yazının Devamını Oku

Yine o harita

Yıllar sonra yine bir ABD heyeti...

Yine Irak’ın kuzeyi...

Yine Barzani ziyareti...

Ve yine bir harita...

O meczup ve habis hayalin, Türkiye’yi böldüğü harita...

İşte o harita önceki gün yine hortladı...

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu Başkan Yardımcısı Nadine Maenza ve bir heyet, Barzani’yi ziyaret ediyor...

Fotoğrafa bakar mısınız?

Yazının Devamını Oku

Fatih Terim aday olur mu

“Ben kendim hallederim...”

Bu söz Fatih Terim’den...

Kendisine destek olmak isteyenlere verdiği bir cevaptır bu...

Peki ne anlama geliyor?

Ama asıl soru şu:

- Terim ne yapacak?

Bir efsane olarak uğradığı haksızlığı köşeye çekilip kabullenecek mi?

Cevapları daha iyi bulabilmek için önce şu gerçekler:

1)

Yazının Devamını Oku

Büyükelçi toplantıda Çavuşoğlu’nu görünce şaşırarak sordu: ‘Sayın Bakan, siz Çin’den ne ara döndünüz?’

Bu soruyu Ankara’daki AB Büyükelçisi soruyor.

Kime? Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na...

Niye? Çünkü o gece kendisine verilen son bilgiye göre Çavuşoğlu Çin’deydi...

Peki nasıl oluyor bu?

İşte dünyada belki de en baş döndürücü diplomasi trafiğinin yaşandığı coğrafyamızın sorusu budur...

Saat saat anlatayım...

ANKARA... SALI: 15.30

Masada Irak-Türkmen Cephesi Başkanı

Yazının Devamını Oku

Sahildeki o rezalet için bakanlıktan belediyeye... Yıkım talimatı

4 Ocak günü Çevre Bakanlığı’ndan Antalya Aksu Belediyesi’ne bir yazı gidiyor.

Yazının son paragrafı şöyle: “Bu çerçevede Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na 22/09/2021 tarih ve 1783368 sayılı yazı ile suç duyurusunda bulunulmuş, bununla birlikte Komisyon kararı Aksu Belediye Başkanlığı’na 04/01/2022 tarih ve 2617304 sayılı yazıları iletilerek izinsiz uygulamaların Aksu Belediyesi’nce kaldırılması talep edilmiştir.”

İşte böyle çevreci dostlar...

O harika sahilde...

O muhteşem kıyıda...

O rezaleti görünce isyan etmiştik...

Caretta carettaların üreme sahilindeki o feci görüntü...

Derme çatma barakalar... Ve çöpler...

Yazının Devamını Oku

Rus IL-76’nın sırları

4 OCAK GECESİ:

Nusaybin’in hemen yanındaki Kamışlı Havalimanı’na dev bir kargo uçağı iniyor...

Rus IL-76 askeri kargo uçağı...

Kamışlı hem Esad rejimi (Rusya) hem de ABD destekli PKK/YPG kontrolünde olan bir bölge...

Uçağın kanat açıklığı o kadar büyüktü ki, kulenin olduğu yere kadar yanaşamadı...

Malzemeler indirildi. Uçak ertesi gün oradan ayrıldı...


7 OCAK GECESİ:

Yazının Devamını Oku

İnsanlık tarihinin en gizemli yolculuğu

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu kadrosuna kabul edilmiş ilk ve tek Türk bilim insanı olan Prof. Dr. Feryal Özel’in, Mardin’de uzay bilimi alanında kendini yetiştirmek isteyen liseli öğrencilerle online olarak bir araya geldiği saatlerde...

İnsanlık tarihinin belki de en gizemli yolculuğu başlıyordu...

James Webb Teleskobu dünyadan bir roketle fırlatılmış, uzaydaki bir dizi işlemi başlatmıştı...

Prof. Dr. Özel, Mardinli kız öğrencilere “merak etmenin” önemini anlatırken...

Bu müthiş teleskop, bir tenis kortu büyüklüğündeki güneş kalkanını yavaş yavaş açıyordu...

Ne muazzam bir tesadüftür ki...

Bu sırada Prof. Özel çocuklara şöyle diyordu:

“Merak, insanın ruhunda var. Bir köyde yaşayanlar, yan köydekini merak eder. Biz bu gezginci ruhu bilime ve evrene yansıtarak insanlığın tarihini öğrenmeye çalışıyoruz. Yeni yatırımlar ve deneyler var. Karadelikleri ve evrende oluşmuş ilk yıldızları görmeye çalışıyoruz. Bundan 13 milyar yıl önce yaşama ev sahipliği yapmış ve yapabilecek gezegenler arıyoruz.”

Yazının Devamını Oku

Ya sizin kızınıza olsaydı

Ankara'dan DHA muhabiri Haluk Karaaslan geçti haberi: “Eski kız arkadaşı S. S.’yi silahla tehdit edip yüzüne lavabo açıcı atarak yaralayan S.B., çıkarıldığı mahkemece ‘konutu terk etmeme’ şartıyla adli kontrolle serbest bırakıldı.”

Nasıl yani...

Bir daha okudum.

Gerçekten de öyle...

Yaratık önce telefon mesajıyla tehdit etmiş. Sonra yanına gidip ruhsatsız silahıyla tehdit etmiş...

Sonra...

Kızın yüzüne lavabo açıcı fırlatmış...

Sonra...

“Sarhoştum, ne yaptığımı bilmiyordum”

Yazının Devamını Oku

Aliyev’in uzattığı dostluk elinin en büyük yararı Ermenistan’a

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Kosova’da yaptığımız uzun sohbetin ikinci bölümüyle devam ediyorum...

1. Konu Kafkaslar ve Azerbaycan’a gelince Bakan Akar ilginç bir bilgiyi paylaşıyor:

“Azerbaycan toprakları 30 sene işgal altında kalıyor. Kimse bir şey yapmıyor. 44 günlük harekâtın ardından Minsk Grubu eş başkanları, Aliyev’in karşısına geliyorlar. Aliyev ‘Sizi ben mi çağırdım, 30 sene neredeydiniz?’ diyor. Önemli olan Sayın Cumhurbaşkanımızın etkisiyle Sayın Aliyev’in uzattığı barış elinin tutulması. Bunun en büyük yararı da Ermenistan’a olacak. Azerbaycan-Ermenistan, Azerbaycan-Türkiye ve sonrasında 6’lı ilişkiler Kafkasya’da istikrarın sağlanması, şu anki hedef o.



SORU: Ermenistan’a ne oldu da, uzatılan eli tuttu?

CEVAP:

Yazının Devamını Oku

İnsan safarisinin yapıldığı o tepede...

Dağlardan Saraybosna caddelerine doğru bakarken...

Çam ağaçlarının arasından, aşağıdaki Yahudi Mezarlığı’na doğru bakarken...

Ömer şöyle diyor:

“İşte tam buraya yerleşmiş, Sırp keskin nişancılar...”

Sonra...

Sonra kanımı donduran o sözler:

“Buradan yolda yürüyen, bakkala giden masum insanları hedef almışlar... Öylesine alçaklarmış ki... İddiaya giriyorlarmış, önce sağ bacağından vurmak için. Sonra ne kadar sürünecek? Kaçabilecek mi? Böyle iddialar... Ve tam kaçarken vurup öldürüyorlarmış...”

İletişim Başkanlığı’ndan Ömer Çetres anlatıyor...

Yazının Devamını Oku

Bakan Akar geçtiğimiz 1 yılı değerlendirdi: F-35 için son görüşme

2021’in son gezisini Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la yaptık.

Bosna Hersek’ten Kosova’ya, 3 gün süren gezide Türkiye’nin yeryüzündeki en kritik konularını dinledik.

Sevgili okurlar ve özellikle gençler...

Eğer nasıl bir coğrafyada ve hangi güç oyunlarının içinde olduğumuzu anlamak istiyorsanız...

Eğer, enerji kaynaklarından stratejik sınırlara kadar nasıl zorlu bir coğrafyada neler yaşadığımızı anlamak isterseniz, bu yazıyı okuyun...

Çünkü şimdi gündelik gibi gelen bu olaylar ve Türkiye’nin mücadelesi, yarın tarih kitaplarında bir milat olarak yer alacaktır...

Balkanlar’dan Suriye sınırına, Azerbaycan’dan Doğu Akdeniz’deki enerji alanlarına ve Ege adalarındaki gerilime kadar 2021’in özetini Bakan Akar’ın ağzından aktarıyorum...

F-35 MESELESİ BİTMİŞ

Yazının Devamını Oku

Milli Savunma Bakanı Akar’dan Saraybosna mesajı: 'İstikrar için buradayız'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la geldiğimiz Saraybosna’da ilk ziyaret “Şehitler Mezarlığı”na...

Bakan Akar’ın mesajı net:

“Biz istikrar için buradayız... Talep olduğunda elimizden geleni yaparız. Sayın Cumhurbaşkanımızı burada sevip sayıyorlar. İstikrar için bu önemli. Biz burada huzuru, barışı, kardeşçe yaşamayı savunuyoruz...”

Bakan Akar özellikle “istikrar” vurgusunu neden yapıyor...

Anlatayım...

Pazar günü Bosna Hersek’e doğru havalanırken şöyle yazmıştım:

“Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Milorad Dodik’in “paralel devlet yapılanması” hamlesi çok ciddi bir gerilime dönüşüyor.

Dodik

Yazının Devamını Oku

Sayın hâkimler, doktorlar için biraz empati lütfen

Cumartesi günü Türkiye’nin dört bir tarafında saldırıya uğrayan doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız için bir çağrıda bulunmuştum...

Demiştim ki:

“Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, biliyorum pandemi nedeniyle aylardır çok çalışıyorsunuz. Ama lütfen saldırıya uğrayan sağlık çalışanlarımız için daha kesin önlemler alın. Bu evlatlarımız Anadolu’nun en ücra köşelerinde görev yapıyor. Ama her gün bir saldırı haberi alıyoruz. Kiminin burnu kırılıyor, kimisi yaralı olarak meslektaşları tarafından zor kurtarılıyor... Lütfen... Lütfen...”

Ve örnekler vermiştim...

Mersin’den Nevşehir’e, İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar dövülen, saldırıya uğrayan doktor çocuklarımız...

Bir günde 100 hasta bakıp 101’inciden yumruk yiyen doktor Rıdvan kardeşimizi de hatırlatmıştım...

Çünkü saldırganların çoğu serbest kalıyordu.

“Caydırıcılık nerede?” demiştim...

Ve bir okurum bu soru üzerine çok önemli bir haberi hatırlattı ve hâkimlerimize, savcılarımıza çok “

Yazının Devamını Oku

‘Ateş coğrafyası’na yolculuk

Bugün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la “acının ve ateşin coğrafyası” dediğim Saraybosna ve Kosova’ya gidiyorum.

Neden acı ve ateş coğrafyası...

Çünkü:

1) Bu topraklarda bir dünya savaşı çıktı.

2) İkinci Dünya Savaşı’nın acısı, sokaklarına, taşlarına sinmiştir... Dağılan Yugoslavya’dan Tito’nun şu sözü her şeyi anlatmıyor mu: “Ben iki alfabesi, üç dili, dört dini, beş milliyeti, altı cumhuriyeti olan; çevresinde yedi komşusu bulunan, içinde sekiz etnik azınlık bulunan bir ülkenin lideriyim.”

3) Yine bu topraklarda Avrupa’nın en son soykırımı yaşandı... Çoğu kadın ve çocuk olan 9 bini aşkın Boşnak sivil, Sırp ordusu ve kendilerine “akrep” diyen katil sürüsü tarafından katledildi...

Ve bugün, işte o acılı coğrafyada yine tehlikeli kıpırdanmalar yaşanıyor...

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Milorad Dodik’in “paralel devlet yapılanması” hamlesi çok ciddi bir gerilime dönüşüyor.

Dodik

Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Sayın Koca, bu şiddeti durdurmak sizin elinizde... 100 hastaya baktı, 101’inciden yumruğu yedi

Dr. Rıdvan o sabah yine erkenden odasına gelmişti. Sıra numaraları veriliyordu ki...

100 hasta için “Tamam” dedi.

Evet, o gün yine tam 100 hastaya bakacaktı...

Ortalama bir hasta 30 ya da 45 dakika alsa...

O gün saatlerce hasta bakması gerekirdi...

Ki zaten hemen her gün öyleydi.

Bazen yemek molası belki bir tostla geçiyordu...

İşte o sırada hangi doktor sormuyordu ki:

“Gel sen 6 sene tıp oku. Sonra staj, uzmanlık... Ve dayak ye...”

Yazının Devamını Oku

Cevdet Bey, gözümüz kulağımız sizde...

Günlerdir yaptığımız, “Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV oranı düşürülsün” çağrısı için nihayet bir ses duyduk...

Milletvekili Alpay Antmen, bir kanun teklifi hazırladı. O teklif şimdi TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda bekliyor.

Neyi bekliyor?

Komisyon Başkanı’nın teklifi gündeme almasını.

Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz. Cevdet Bey geçmişte çok başarılı bir bakanlık yapmıştı.

Acaba bu teklifi ciddiye alacak mı?

Dikkat ederseniz milletvekillerinin hangi partiden olduğunu yazmadım.

Çünkü...

Yazının Devamını Oku

Bilal Erdoğan: ‘En büyük hedefim...’

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’la sohbet ediyoruz...

Konu bu akşam verilecek olan “İlim Yayma Ödülleri”...

Çamlıca’daki Türk müziği anaokulunu gezerken okulu anlatıyor.

Anlatırken duyduğu heyecandan anlıyorum ki...

O aslında bir okulu değil, hayalini, hedefini anlatıyor...

Soruyorum:

“Okul, üniversite, ilim vakfı, öğrenci bursları... Bütün bunlar niye... Ne yapmak istiyorsunuz?”

Erdoğan, hedefini şöyle açıklıyor:

“Fatih Bey, Türkiye’ye döndükten sonra kendi kendime sordum ‘Ülkem için ne yapabilirim?’... Ve karar verdim. Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir... Geleneksel sporlarımızdan okçulukta da bu var. Üniversitede de bu var. Şimdi içinde bulunduğumuz bu müzik okulunda da bu var... İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.”

Yazının Devamını Oku

Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV neden inmiyor? Çünkü...

Hayvanseverlerden öylesine acılı mesajlar alıyorum ki...

Tam asgari ücret için “Çok iyi oldu!” dediğim saatlerde gelen bu acılı mesajlar içimi yakıyor...

Soru net:

“Kedi köpek mamalarındaki yüzde 18 KDV neden bir türlü indirilmiyor?”

Artan döviz kurları her ürünü olduğu gibi kedi köpek mamalarını da zorluyor.

Fiyat üstüne fiyat biniyor. İstifçiler, stokçular zaten fırsatı kaçırmıyor.

Bir de kedi köpek mamalarına yüzde 18 KDV binince...

İnsanlar can dostlara mama alamaz hale geldi. Belediyeler kısıntıya başlıyor.

Yazının Devamını Oku