Eyüp Can - Referans

AK Parti Hükümeti'nin paketi nerede

27 Kasım 2008
İlerde yüz yılın en büyük ekonomik krizinin tarihini yazacak olanlar "Küresel ekonomik krizin miladı neydi?" diye sorduklarında, tarihe hiç tereddüt etmeden "15 Eylül Lehman Brothers'ın iflası" kaydını düşecekler. Çünkü bir buçuk yıl önce sub-prime mortgage krizi olarak başlayan, daha sonra likidite krizine dönüşen global ekonomik kriz, Lehman'ın iflasıyla birlikte tüm dünyayı etkisi altına alan sistemik bir finans ve güven krizine dönüştü.

Bu yüzden başta ABD olmak üzere dünyanın önde gelen tüm ekonomileri son iki aydır sistemik krizin önüne geçmek için arka arkaya "kurtarma paketleri" açıkladı.

Lehman'ın iflasının hemen ardından ilk hareket Amerika'dan geldi.

Bush Hükümeti 21 Eylül'de Kongre'den 700 milyar dolarlık kurtarma paketi için yetki isteyerek krizle mücadelede "yeni dönemi" başlatmış oldu. Her ne kadar Cumhuriyetçiler ideolojik sebeplerle ilk seferinde ayak sürüseler de 3 Ekim'de Temsilciler Meclisi'nde kurtarma paketini onaylandı ilk acil müdahale yapılmış oldu.

Fakat en cesur müdahale paketi ekim ayının başında İngiltere başbakanı Gordon Brown'dan geldi. Birbirlerine kredi vermemeye başlayan bankalar arasındaki güven ortamının yeniden oluşturulması için Brown toplamı 500 milyar sterlini bulan kurtarma paketini hiç tereddüt etmeden devreye soktu.

Brown'unbu hareketi krizin boyutlarını kavramakta güçlük çeken AB liderlerini geç de olsa yerinden hoplattı.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy 13 Ekim'de zor durumdaki bankalar arasındaki kredi alış verişinde 320 milyar euroya kadar garanti verdi. Ayrıca bankaların sermaye artırımı için 40 milyar Euro ayırdı. Yetmedi Fransa ekonomisi için stratejik gördüğü sektörlere AB teamüllerini bile zorlayarak devasa bir teşvik paketi hazırladı.

Merkel gibi devlet müdahalelerine karşı bir lider bile hiç istememesine rağmen krizin şokunu atlatmak için ekim başında tüm mevduata garanti vereceğini ilan etti. Yetmedi Alman Meclisi Bundestag 16 Ekim'de ülkedeki bankaların kurtarılması amacıyla 500 milyar euroluk yardım paketini kabul etti.
Dünya ekonomisinin dinamosu gibi çalışan Çin yavaşlayan ekonominin canlandırılmasına katkıda bulunmak için büyük bir kısmı alt yapı yatırımlarında kullanılacak 1.4 trilyon dolarlık harcama paketi açıkladı.

Rusya finans kuruluşlarına yardım etmek ve ekonomiyi canlandırmak için ilk hamlede 200 milyar doları gözden çıkardı. İrlanda bile 400 milyar Euro'luk kurtarma paketiyle herkesten hızlı davrandı.

Yanı başımızdaki Yunanistan, aynı kategoride bulunduğumuz Brezilya, Güney Kore ve Meksika Ekim başında arka arkaya kurtarma planları açıkladı.

AB Merkez Bankası'nın faiz indirimini, mevduata garanti artışını ve AB Komisyonu'nun 200 milyar euroluk ortak kurtarma fonunu hiç saymıyorum.

Şu anda başta yine ABD olmak üzere dünyanın önde gelen ekonomileri 2. paketleri açmaya, 3.'nün de hazırlığına başladı. Bush Hükümeti önceki gün 800 milyar dolarlık bir yaşam destek planı açıkladı. Bu rakamın 600 milyar dolarlık kısmı krizin kaynağı olan mortgage alanında,
200 milyar dolarlık kısmı ise tüketici kredileri alanında kullanılacak.

Bu arada Obama ise ocak ayında koltuğa oturur oturmaz alt yapı yatırımlarına odaklanacak, ekonomiyi sıçratacak çok kapsamlı bir canlandırma paketi hazırlıyor. Anlayacağınız 3. paket de yolda.

Avrupa Birliği geri durabilir mi, Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso dün AB genelini kapsayacak 200 milyar euro büyüklüğünde bir mali teşvik paketi önerdi. İngiltere başbakanı Brown daha da ileri giderek sırf küçük işletmeleri ve hane halkını desteklemek için 30 milyar dolarlık bir fonla KDV oranını yüzde 17,5'den yüzde 15'e çekti.

Bu arada Brown ilginç bir biçimde bu krizi proaktif ekonomi politikalarından dolayı siyasi anlamda da fırsata çevirdi ve kan kaybeden partisini kamuoyu yoklamalarında yeniden yukarı doğru zıplattı.

Sarkozy geri kalır mı, Fransa'da otomotiv yan sanayi ve inşaat sektörlerindeki durgunluğa son vermek için 25 milyar dolarlık yeni bir paket daha hazırladı.

Artık Avrupa ve Amerika finans ve sektör kurtarma paketlerinin ötesine geçip tek tek şirket kurtarma ve tüketicinin cebine para koyarak ekonomiyi canlandırma safhasını tartışıyor.

Peki dünyanın önde gelen ekonomileri 1. ve 2. paketleri çıkarıp 3 ve 4'ü planlarken 15 Eylül'den bu yana Türkiye ne yaptı?

Maalesef hiç! AK Parti hükümeti hala 1. paketi bile bırakın uygulamayı, açıklayabilmiş değil.

Dünya arka arkaya "kurtarma-tedbir ve canlandırma" paketleri açıklarken Türkiye 2 ayı resmen "kriz bizi teğet geçer" geyiği ile heba etti.

Yok eğer hükümet hala "efendim bu kriz gelişmiş ülkelerin krizi onlar bu yüzden arka arkaya kurtarma paketleri açıklıyor. Bizim ne tedbire ne kurtarmaya ne de canlandırma paketlerin ihtiyacımız var" diye düşünüyorsa uyandırma babından sadece iki veri aktaracağım.

1- Arka arkaya paketler çıkaran AB ve EFTA ülkelerinde otomobil pazarı Ekim ayında yüzde 14.5 daralırken, Türkiye otomobil pazarında kan kaybı sıkı durun yüzde 39.2.

Şimdi anlıyor musunuz sadece Bursa'da Ekim ayında 30 bin kişinin neden işsiz kaldığını, Türkiye'nin en büyük otomotiv firmalarının bile "kısa çalışma ödeneği" için İŞKUR'a neden müracaat ettiğini?

2- Dün Referans yazarı Şevket Sürek alarm veren ekim ve kasım ayı ihracat rakamlarını sektörler bazında açıkladı. Yıllar sonra ilk defa arka arkaya iki ay ihracat rakamları lokomotif sektörler de bile yüzde 30'ları aşan azalma içinde.

Eğer bu veriler de AK Parti hükümetini harekete geçirmeyecekse vay halimize.
Yazının Devamını Oku

Lehman’ı batıranlar Citi’yi neden kurtardı?

25 Kasım 2008
Size bugün Amerika’da ekonomik krizin tetikleyicisi olarak görülen iki bankaya ‘neden ve nasıl’ el konulduğunun hikâyesini anlatacağım. <br><br>Fakat öncesinde gelin çok sıcak bir ‘kurtarma haberiyle’ başlayalım.

100 ayrı ülkede faaliyeti bulunan ABD’nin ikinci büyük bankası Citigroup’un bir yıl önce piyasa değeri 270 milyar dolardı.

Cuma günü piyasalar kapanırken 20.5 milyar dolara kadar düştü.       

Hafta sonu Amerika’da hummalı bir çalışma başlatıldı ve sonunda ABD Hazine Bakanlığı, zor durumdaki Citigroup’u 20 milyar dolarlık sermaye katkısıyla kurtarmaya karar verdi. Aslında miktar daha yüksek.   

Citigroup parti parti çıkaracağı 7 milyar dolar değerindeki ek imtiyazlı hisseyi ABD Hazine Bakanlığına verecek. FED ve FDIC ile yapılan anlaşmalar da eklendiğinde toplam sermaye desteği 40 milyar dolara ulaşacak.

Dahası Hazine Bakanlığı ayrıca Citigroup’un bilançosunda yer alan 306 milyar dolarlık zehirli asetlere koruma sağlayacak.

Ha bir de buna Citigroup’un geçen ay hükümetin çıkardığı 700 milyar dolarlık kurtarma paketinden aldığı 25 milyar dolarlık yardımı ekleyin.

Sonuçta 65 milyar doları direk sermaye aktarımı 306 milyar doları da güvence olmak üzere 371 milyar dolarlık bir kurtarma planından söz ediyoruz.

İyi ama ‘Amerikan finans sistemi ve büyük finans kuruluşlarına karşı duyulan güveni sağlamlaştırmak için’ Citigroup’u kurtardığını açıklayan Hazine Bakanlığı iki ay kadar önce Amerikan finans sistemine duyulan güveni yerle bir eden 158 yıllık finans devi Lehman Brothers’ın iflasına neden izin verdi?

Yazının Devamını Oku

Başbakan Erdoğan bankacılara neden yükleniyor?

20 Kasım 2008
Erdoğan'ın maksadı ne?

Dün görüştüğüm üst düzey bir bankacı anlatıyor.

Geçen hafta dünyanın önde gelen bankacılarının davetli olduğu uluslararası bir toplantıya katılmış.
60 bankacı davetliymiş.

Ancak 30'u katılabilmiş. Çünkü diğer otuzu ya bankalarını ya da işlerini kaybetmiş.

Yazının Devamını Oku

S&P Türkiye'yi neden öptü?

18 Kasım 2008
Birazdan anlatacağım skandal ne uydurma ne de hayal ürünü.

Bundan 6 ay kadar önce dünyanın önde gelen kredi derecelendirme kuruluşu Moody's de inanılmaz bir skandal yaşandı.

Fakat kısa bir süre önce yaşanan skandalın detaylarını anlatmadan önce ben sizi geçen hafta sonuna götürmek istiyorum.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's (S&P) geçen hafta sonu, Türkiye'nin kredi notu görünümünü durağandan negatife çevirdi.

Başta başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok siyasetçi S&P'ye haklı olarak ateş püskürdü. Tam Erdoğan G-20 zirvesi için Amerika'ya gitmişken S&P'nin böyle bir açıklama yapması "manidar" hatta "maksatlı" bulundu.

Yazının Devamını Oku

Kriz tepeyi aşıp inişe geçti mi?

13 Kasım 2008
Başbakan Tayyip Erdoğan, önceki gün partisinin Meclis grubunda küresel krizin "tepe noktayı aşıp inişe geçtiğini" söyledi.

Kime dayanarak?

‘Bazı arkadaşlar ve uzmanlara.’

Kim bu arkadaşlar ve uzmanlar?

Herhalde yakın çevresinde ki ekonomiyle ilgili danışmanlar.

Peki gerçekten Türkiye’de ya da dünyada krizin tepe noktayı aşıp inişe geçtiğini söyleyen başka bir uzman ya da arkadaş var mı?

Maalesef yok!

Çünkü şu an için hiç kimse global finans krizinin nerede duracağını tam olarak bilmiyor. Bu şartlarda bilmesi de mümkün değil.

Bunu başbakana inat olsun diye değil geçen hafta Obama Amerika başkanı seçildikten sonra ‘güven krizinin sonuna gelindi’ diyecek kadar iddialı bir yazmış biri olarak söylüyorum.

Yazının Devamını Oku

Krizden çıkış yolunda ilk adım

6 Kasım 2008
İddialı olacak belki ama bence Obama'nın seçim zaferiyle birlikte krizin dibi göründü.

Neden mi?

Hemen açıklayayım.

Amerika'da 1.5 yıl kadar önce konut kredisi krizi olarak başlayan, daha sonra likidite krizi, global finansal kriz olarak tanımlanan kriz, bir noktadan sonra artık mali kriz olmaktan çıktı ve güven krizine dönüştü.

Elbette en başta finansal sisteme duyulan güven yıkıldı.

Yazının Devamını Oku

Krizin iki yüzünü görenler

4 Kasım 2008
Amerika’da kriz döneminde piyasa değeri en çok artan şirket hangisi biliyor musunuz?

Ne dünya devi bankalar ne de enerji şirketleri.

Onlar birer birer dökülürken piyasa değeri açısından geçen yıl ilk 10’a bile giremeyen Wal-Mart bugün 225 milyar dolarlık piyasa değeri ile ilk beşte yer alıyor.

Hem de resesyona rağmen kârlılık ve cirosunu artırarak.

Peki neden?

Çok basit çünkü dünya perakende devi Wal-Mart’ın esas özelliği fiyat duyarlılığı.

Sloganı ise gayet basit: Ucuza alın daha iyi yaşayın.

2 milyonu aşan çalışanıyla Wal-Mart kriz öncesinde de sürekli büyüme trendi içindeydi. Fakat tüm dünyayı etkisine alan finansal kriz fiyat duyarlılığını her şeyin önüne koyan Wal-Mart’ı yatırım gurusu Warren Buffet’ın da desteğiyle daha değerli yaptı.

Anlayacağınız bazı sektör ve şirketler için kriz,

Yazının Devamını Oku

Yunan Bankası Türk bayrağı çekerse ‘Cumhuriyet bizim için herşeyin üstünde’

30 Ekim 2008
Dün her zaman ki bayram alışkanlığıyla gazetelerde yayınlanan kutlama ilanlarına baktım.

Çok yaratıcı ilanlar da var, alabildiğine banal olanlar da.

Derdim reklam çözümlemesi olmadığı için işin o kısmını iletişim uzmanlarına bırakıyorum. 

Yukardaki slogan Finansbank’ın.

Hüsnü Özyeğin’in gayet başarılı bir operasyonla NBG yani Yunan Milli Bankası’na sattığı Finansbank’ın.

İlanda yukardan aşağıya doğru sarkan Türk bayrağı Finansbank logosunun tam üstüne gelmiş. Böylece Yunan Devleti’nin de kısmen ortak olduğu Finansbank, Türk bayrağı eşliğinde ‘Cumhuriyet bizim için herşeyin üstünde’ mesajı vermiş.

Biliyorum kaba bir milliyetçilikle yerli bankaların yabancılara satılmasına kategorik olarak karşı çıkanlar için bu ilanın hiç bir anlamı yok.

Hatta ilanı ‘Cumhuriyet gibi değerlerimizi kullanarak Türk halkını kandırmaya çalışıyorlar’ diye değerlendirenler bile olabilir.

Fakat ben tam da bu sebeple Finansbank ilanını gayet başarılı buldum.

Yazının Devamını Oku