GeriErtuğrul ÖZKÖK Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği Kara ikizler burcu

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni Alan Boodk’du.

Rehberlik eğitimini Türkiye’de almış ilk köpek olarak tarihe geçti.

*

“Kara” üç yıldır Türkiye’deki Rehber Köpekler Derneği Başkanı avukat Nurdeniz Tuncer’in rehberliğini yapıyor.

Ona her gün her ortamda eşlik ediyor.

*

Bu bilgileri nereden mi aldım?

Onun işe başvuruda verdiği CV’sinden... Evet bir özgeçmişi de var yani...

*

CV’sinde yazan bilgilere göre görev sırasında sevildiği takdirde dikkati dağılıyor. Ama görev dışındaki serbest zamanında sevilmekten, taranmaktan, okşanmaktan, koşmaktan, uyumaktan ve bir de horlamaktan zevk alıyor...

*

Rehber köpeklere ilgim, 3 yıl önce Samsung’un davetlisi olarak Seul’e gittiğimde başladı.

Orada Samsung’un kurduğu rehber köpek okulunu ziyaret ettim.

Dönüşte Türkiye’deki Rehber Köpekler Derneği’nin yöneticileri ile tanıştım.

Şimdi Rehber Köpekler Günü dolayısıyla size bir köpek daha tanıtacağım.

ERDOĞAN’IN VE KRALİÇE’NİN MİSAFİRİ OLMUŞ BİR ‘HOBNOB’ EMEKLİYE AYRILDI

“STAR” geçen hafta sonu emekliye ayrıldı.

Bunu Richard Moore’un dün attığı tweet’ten öğrendim.

Richard Moore, İngiltere’nin eski Ankara Büyükelçisi...

Şimdi İngiliz İstihbarat Servisi MI6’nın başında.

Eşi Maggie görme engelli...

*

Star 10 yıl boyunca ona gittiği her yerde rehberlik yaptı, eşlik etti...

İngiltere’de “Hobnob” denilen bir köpekti.

“Hobnob”, “Çok tanınmış kişilerle arkadaşlık eden” anlamına geliyor.

Moore Ailesi, İngiltere Kraliçesi tarafından kabul edildiğinde o da saraydaydı.

Galler Prensi Harry Çanakkale’ye geldiğinde ona eşlik etmişti.

Türkiye’de de çok tanınmış bir köpekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın Külliye’de verdiği yemeğe katılmıştı.

Ve Türkiye’nin ilk okumuş rehber köpeği Kara’nın da arkadaşıydı ve birlikte bu pozu vermişlerdi.

*

Rehberlik zor bir görev. O nedenle rehber köpekler 10 yıl sonunda emekliye ayrılıyor.

Star’a güzel bir emeklilik hayatı diliyorum...

ÇAĞAN IRMAK BİR KADIN İÇİN ‘ETLİ BUTLU’ DER Mİ

“ETLİ butlu” benim bir kadını anlatmak için kullanacağım kelimeler değil...

Hürriyet Pazar’da Hakan Gence’nin Afra Saraçoğlu mülakatında böyle geçtiği için yazdım.

Güzel bir mülakattı.

BluTV’de yeni gösterime konan “Yeşilçam” dizisinin oyuncusu Saraçoğlu, dizi çekilmeden önce Yeşilçam filmlerinde çok geçen ve bilmediği bazı kelimeleri öğrenmiş.

O günün filmlerinde mesela “Teessüf ederim” sözü çok geçerdi. Ben bile bugün gülüyorum böyle ifadelere.

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği Kara ikizler burcu

Saraçoğlu, mülakatın bir yerinde şöyle diyor:

“60’ların kadınları daha etli butlu. Çağan (Irmak) Hoca ‘O yıllarda yaşayanlar seni görse ‘Hasta herhalde’ derler demişti.”

Cümleden “Etli butlu” ifadesini kimin kullandığını tam çıkaramadım.

Saraçoğlu kendisi mi böyle diyor yoksa Çağan Irmak mı?

Tanıdığım Çağan Irmak’ın bir kadın için etli butlu diyeceğini sanmıyorum.

Tahmin ediyorum Saraçoğlu’nun ağzından çıkmış bu ifade...

*

Evet Yeşilçam kadını daha kiloluydu ama o yıllar aynı zamanda Batı’da Twiggy yıllarıydı...

1968’de tanıştığımda Tansu 46 kiloydu...

*

Mülakatta hoşuma giden bir şey de şuydu...

İlk sevgilisine çıkma teklifi Afra Saraçoğlu’ndan gelmiş.

İşte bu çok güzel...

TÜRKİYE’DE KAÇ KİŞİNİN ADI AFRA’DIR

MÜLAKATI okurken “Afra” ismine takıldım.

Argodaki “afra tafra” deyimini biliyordum.

“Kibirli”, “çalımlı” demekti.

Ne yalan söyleyeyim daha önce böyle bir ismi hiç duymamıştım.

Türkçeye Arapçadan geçmiş.

Bir anlamı “13’üncü gün”müş...

Bir de “beyaz”, “temiz”,

“Ayak değmemiş toprak” anlamına geliyormuş.

Türkiye’de bu ismi taşıyan 3 bin kişi varmış.

OSCAR İZLENİMİ 1
AHTAPOTA İNSAN İSMİ VERİLMEZ Mİ

BELKİ bilmezsiniz ama Türk medyasında ahtapot yemeyen bir köşe yazarı vardır.

T24 yazarı Mehmet Yılmaz...

Neden yemediğini de şöyle açıklar:

“Çünkü ahtapotlar duyguları olan canlılardandır.”

*

Pazar gecesi uykusuz kalıp Oscar törenlerini izlerken Mehmet Yılmaz’ın sözünü hatırladım.

Çünkü bu yıl belgesel dalında Oscar’ı, benim de seyrettiğim “My Octopus Teacher” (Ahtapottan Öğrendiklerim) adlı film kazandı.

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği Kara ikizler burcu

TRT’de Oscar gecesini yorumlayan Alin Taşçıyan, Zeynep Atakan ve Mehmet Açar’ı kutluyorum.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Oscar’ı çok güzel anlattılar.

Ahtapot belgeselini yorumlarken, Mehmet Açar “Filmde ahtapota insan ismi vermemişler. Bu çok hoşuma gitti” dedi.

Bilmiyordum, açıp Mehmet Açar’a sordum.

Filmin görüntü yönetmeninin verdiği bir mülakatta okumuş.

“Ahtapota bir insan ismi verip, onu insanla özleştirmek istemedik. O bir hayvan. Ve onu öyle anlamaya çalışmalıyız” demiş.

*

İlginç bir yaklaşım.

Bense hayvanlara insan ismi verilmesini çok seviyorum.

Bunu bir kere daha düşüneceğim.

Çünkü bunun benim açımdan özel bir durumu da var.

*

Ona isim vermemişler ama bir insana ahtapot ismi verilebiliyor.

Kim mi...

Ben...

Lisedeki lakabım “Ahtapot”tu ve bu lakabı kim taktı, niye taktı hâlâ da bilemiyorum.

OSCAR İZLENİMİ 2
HANGİ FİLM BU: ‘ÇOK SIKICI’, ‘ŞU ANA KADAR ÇEKTİĞİNİ ÇÖPE AT’, ‘BİR ŞEYE BENZEMİYOR’

Harrison Ford ödülü sunarken yaptığı konuşmada eski bir filminin çekimi sırasında yapılan yorumları ve çıkan yazıları hatırlattı:

“Çok sıkıcı”, “Bir şeye benzemiyor”, “Şu ana kadar çekilen bölümleri çöpe atın...”

Ve daha bunun gibi bir sürü ağır hakaret ve eleştiri...

Bunları anlattı ve sordu:

“Bütün bunlar hangi film çekilirken yapıldı biliyor musunuz?”

Biraz sustu ve ardından cevabını kendi verdi:

“Blade Runner...”

Yani dünya sinema tarihinin en önemli beş filminden biri...

Demek ki yılmamak lazımmış...

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği Kara ikizler burcu

OSCAR İZLENİMİ 3
ACABA BİRİSİ ÖNCEDEN GLENN CLOSE’A BİR TÜYO MU VERDİ

OSCAR töreninde küçük bir de şarkı yarışması yapıldı.

DJ, eski bir şarkı çalıyor, misafirlerden birine ‘Bu şarkıyı tanıyor musun, Oscar’a aday oldu mu’ diye soruyordu.

Glenn Close’a sordukları şarkı “Da Butt”tı...

1988 yılında “School Daze” filminde meşhur olmuş bir şarkıydı.

Ünlü basçı Marcus Miller tarafından yazılmıştı ve E.U. adlı bir grup tarafından söyleniyordu.

Öyle çok bilinen bir şarkı da değil...

Ama Glenn Close şarkı hakkında o kadar ayrıntılı bilgiler verdi ki, şüphelendim.

Acaba bu sorunun sorulacağı kendisine daha önceden fısıldanmış mıydı?

Böyle tuhaf ayrıntıları bilse bilse Oray Eğin bilir...

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği Kara ikizler burcu

OSCAR İZLENİMİ 4
BİR CAZCININ RUHU BEDENİNDEN AYRILIRSA KİM NASIL BİRLEŞTİRİR

DISNEY’in çizgi film şirketi Pixar’ın hayranıyım.

Dolayısıyla benim için geçen pazar akşamki en sevindirici sonuç “Soul” (Ruh) adlı animasyon filmin Oscar almasıydı.

Filmin konusu geçirdiği kaza sonucu ruhu ve bedeni birbirinden ayrılan bir ortaokul müzik öğretmeninin hikâyesiydi.

Ruhuyla bedenini birleştirmeye çalışıyordu.

Caz benim için ruhu bedene yapıştıran müzik.

Filmi henüz seyretmedim ama seyretmeden
bile çok sevdim. Bir de Jamie Foxx ve Tina Fay seslendirmiyor mu...

Hastasıyım abi...

YAZ SEZONU İÇİN HARİKA BİR ŞARKI VE YENİ LİSTE

Geçen cuma streaming platformlara konan yeni bir şarkı var ki durmadan dinliyorum.

Adı “C’est Pas La Mer a Boire”.

Blank&Jones, Coralie Clement, Delhalt, Langklide söylüyor.

Cıvıl cıvıl bir ritim...

Rengârenk enstrümanlar...

Deniz kenarında, teknede, iskelede yazı açmak için
çok güzel.

Spotify’da yaz için bu ve ona benzeyen şarkılardan oluşan bir liste yaptım.

Adı “Paradise Bay Summer 2021...”

Kulaklıkla veya yüksek volümle dinlemenizi tavsiye ederim...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku