Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

*

Les Benjamins son zamanlarda dünyanın önde gelen markaları ile ortak tasarımlar yapıyor.

Mesela ünlü spor markası Nike’la böyle bir ayakkabı koleksiyonu hazırladı ve çok başarılı oldu.

Les Benjamins geçen hafta hepimizi şaşırtan bir şeye daha imza attı.

New York merkezli dünyanın önde gelen köpek aksesuar ve giyimi yapan şirketi “V.I.P” ile ortak köpek giysisi koleksiyonu hazırladılar.

Bu koleksiyon 11 Şubat’tan itibaren internet üzerinden satılmaya başlandı.

Yeni Türkiyenin yeni fenomeni: VIP köpek

Rahmetli Bekir Coşkun VIP kelimesini “Çok ünlü kişi” olarak Türkçeye çevirmişti.

Köpek aksesuarı ve giysileri üreten V.I.P markasının harflerinin açılımı ise şöyle:

“Very Important Puppies...”

Yani “Çok ünlü köpekeniği” (ÇÜK).  

*

Böylece Türkiye’de V.I.P köpek dönemi de açıldı. 

 

‘Ç.Ü.K’ÜN İKİ ÖZELLİĞİ

KOLEKSİYONUN en önemli özelliği şu:

Hayvan ürünlerinden yapılmış kumaş kullanmıyorlar...

Köpeklerin kıyafetleri sahiplerininkiyle uyumlu oluyor.

Yeni Türkiyenin yeni fenomeni: VIP köpek

POSTPUNK V.I.P LÜKS SOKAK MODASI UPPER CİHANGİR’DE NASIL KARŞILANIR

V.I.P ürünleri şimdilik internet üzerinden satılacak. Nişantaşı ve Yeniköy’de kendine bir müşteri profili yaratması normal olacak.

Benim merak ettiğim, hayvansever sayısı yüksek olan Upper Cihangir’in “V.I.P” markasına karşı tavrının ne olacağı...

Beyaz Türklerin “Seviyeli magazin mahallesi” olarak ün salmaya başlayan Upper Cihangir bu yeni postpunk lüks sokak V.I.P tarzı konusunda nasıl bir tavır alacak?

Mesela cumartesi ve pazar günleri Kelebek gibi eklerde gördüğümüz kim nerede hangi kıyafetle görüldü sayfalarında V.I.P köpek kıyafetleri için de bölüm açılacak mı...

Her parçanın fiyatları verilecek mi...

Yeni Türkiyenin yeni fenomeni: VIP köpek

MİLLİ ARACIN SERT İNİŞİNE HANGİSİ UYAR? MİLLİ MARŞ MI, HİP HOP MI

GÜNÜN sorusu şu:

2023’te ilk milli ve yerli aracımız Ay’a sert iniş yaparken Türkiye’de radyolar televizyonlar hangi şarkıyı çalmalı...

Herhalde milliyetçi ve ulusalcıların aklına hemen “İstiklal Marşı” gelecektir...

Osmanlıcılar ise “Mehter Marşı” diyecek...

*

Popçu gençler için Tarkan’ın “Ay”ı var...

Ancak Tarkan’ın “Ay” adlı şarkısındaki ay, 2023’de sert iniş yapacağımız Ay değil...

“Ay kahroldum...” nakaratındaki ay...

*

Saian’ın “Ay Şarkısı” var...

“İçimde bir şarkısı/ göğsümde Ay taşından kolye” diyen bir şarkı...

Harika bir trompet solo... Güzel bir hip hop yani... Ama ilk milli ve yerli aracımızın Ay’ı fethetmeye “hip hop şarkı” ile mi gitmeli...

*

Gençlerin bir bölümünün hoşuna gidebilir ama cami cemaatine, Alperenlere, Cacabey’lere bunu kabul ettirmek mümkün değil.

*

Bir de Mustafa Sandal’ın “Aya Benzer”i var...

İşte bak bu olur... Hem de çok güzel olur...

Üstelik uzaydan gelen ilk milli robotumuz “Arif V 216”yı anlatan filmin de müziği...

İyi uyar yani...

*

Mustafa Sandal 1990’lardan beri kim bilir kaç nesli bu şarkıyla büyüttü. Evet, uzaya gidecek ilk milli aracımızın Ay’a sert dokunuş yaptığı an bütün Türkiye’de “Aya Benzer” çalmalı...

10 ŞARKI
AY’A SOFT İNİŞ YAPAN EN GÜZEL

FLY ME TO THE MOON: Tabii ki Julie London versiyonu.

MOON RIVER: “Tiffany’de Kahvaltı” filminin harika müziği. Frank Sinatra veya Rod Stewart tercihlerim.

MOONLIGHT IN VERMONT: Tercihim Ella Fitzgerald ve Louis Armstrong’un birlikte söylediği versiyonu. Frank Sinatra da çok iyi.

MOONLIGHT SHADOW: Mike Oldfield.

MOONSHADOW: Cat Stevens.

LUNA CEPRESE: Peppino di Capri.

LA LUNA: Belinda Carlisle.

LA LUNE: Zaz.

MOONDANCE: Van Morrison veya Michael Buble.

CLAIRE DE LUNE: Beethoven.

TOP10
SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN YENİ ŞARKILARDAN ÖZEL

Rod Stewart: “Careless With Your Love”

Laura Pausini: “Io Se”

Shaed: “Once Open A Time”

Above and Beyond: “Sun in Your Eyes”

Papik, Francesca Gramegna: “Nel Blu Dipinto Di Blu (Volare)”

Glass Animals, Oliver Heidens: “Heat Vaves- Oliver Heidens” (Remix)

Keith Goodwin, Zac Brown, Jason Mratz: “I Know What Love Is”

Mike Posner, Stanaj, Young Bae: “Momma Always Told Me” (Feat Stana)

Tate McRae: “Rubberband”

Ellie Goulding, Lauv, Syn Cole: “Slow Granade-Syn Cole” (Remix)

Ryhe: “Safeword”

*

NOT: Bu özel Sevgililer Günü listesindeki şarkıları bugün Number 1 FM’de saat 10.00’da yayınlanacak “Ertuğrul Özkök’le Top 20” programında dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify’daki  “DJ Ert Top 50 February 2021” listemde de var.

Yeni Türkiyenin yeni fenomeni: VIP köpek

HARİKA BİR NİNNİ HEM DE BU İKİLİDEN

Anderea Bocelli ile

Cecilila Bartoli ikinci düet şarkılarını çıkardı.

Adı Pianissimo...

Bir Lullaby Mix...

Bir “ninni yorumu” yani...

Çocuğunu müzikle uyutan annelere ve babalara tavsiye ederim.

VİSKİ DÜNYASINI ALTÜST EDEN HABER VE TARTIŞMA

BENİM gibi viski tutkunları geçen cuma gününden beri, belki de viski tarihinin en büyük tartışmasına tanık oluyor.

Olay şu: Amerika Birleşik Devletleri’nin California eyaletinde Stuart Aaron ve Martin Jaousek adlı iki viski yapımcısı çok büyük bir iddia ortaya attı.

*

Onlara göre iyi bir viski yapmak için yıllarca varilde bekletmek ve yıllandırmak gerekmiyor.

İki-üç gün içinde viski yapıp içmek mümkün.

Bunun için küçük odun parçalarından oluşan bir karışımı belli bir ısı ve basınçla alkolün içine vermek yeterli.

Bunlar viskiye istenen rengi ve aromayı veriyor.  

*Buna da “Bir gecelik viski” diyorlar...

Yeni Türkiyenin yeni fenomeni: VIP köpek

İskoçya’da geleneksel viski seremonisinde 4 kilt etekli Türk: (soldan sağa) Güneri Cıvaoğlu, Ertuğrul Özkök, Galip Yorgancıoğlu ve Mehmet Yılmaz.

Tabii gelenekselciler bir anda ayağa kalktı.

Bu da normal.

Çünkü bu metot gerçekten doğruysa, yüzyılların geleneklerine dayalı üretim yapan bir sektörde depremlere yol açabilir.

Varillerde bekleyen milyarlarca dolarlık viskinin fiyatları bile etkilenebilir.

*

Bu haberi okuyunca ben de son yıllarda şarap çevrelerinde ufak ufak açmaya başladığım bir tartışmayı yazmaya karar verdim.

ŞARABI YILLANDIRMAK GERÇEK Mİ YOKSA BİR ŞEHİR EFSANESİ Mİ

Bir süredir şarap üreticisi ve içicisi arkadaşlarıma şu soruyu soruyorum.

“Şarabı yıllandırmak tadını gerçekten çok mu etkiliyor?”

Hemen hepsi aynı cevabı veriyor:

“Kesinlikle evet..”

*

Ben bu cevabın büyük ölçüde “şarap tutuculuğundan” ve “konformizmden” kaynaklandığını düşünüyorum.

Yıllardır iki-üç yıllık harika şaraplar içiyorum.

Ve yıllardır da en az 15 yıl bekletilmiş birçok şarap beni acayip düşkırıklığına uğrattı.

*

Kendi payıma şuna inanıyorum.

Bir önceki yıl hasatının şarapları bile büyük keyifle içilebilir.

Şarabı yıllandırma konusu, yıllardır yeterince ve cesur biçimde tartışılmadan, nesilden nesile aktarılan bir şehir efsanesi.

Bana göre şarabı bir yatırım metası haline getiren piyasanın yarattığı bir balon...

Ve bugün dünya pazarlarında internet şirketlerinden daha büyük bir şarap fiyatları balonu var.

Bu piyasanın en etkili enstrümanı da işte bu yıllandırma efsanesi...

BİR 65 PLUS’IN HARİKA BİR ŞARAP İÇİN YILLARCA BEKLEMESİ BÜYÜK BİR HATA

BENİM gibi 65 plus bir insan için, kaçırılması çok yazık olacak o kadar harika yeni şaraplar var ki...

O nedenle saplantılı olmayan şarapseverlere şunu söyleyeceğim. Bu güya uzman görüşlerine itibar etmeyin...

Uzmanlardan  e-Nabız’ınıza “Aşı sıranız geldi” gibi bir “Şu şarap vaktiniz geldi” mesajının gelmesini beklemeyin.

Yeni şarapların keyfini şimdiden çıkarın...

Emin olun onca yıl beklemeye ve onca parayı vermeye değmez...

Şuraya da yazıyorum.

Dünya önümüzdeki yıllarda bu yıllanma konusunu fena halde hırpalamaya başlayacak.

Beklemeniz gereken tek süre, şişenin mantarını açtıktan sonra yarım saat beklemek....

İki haftadır Ege’den, Trakya’dan, Güney Platosu’ndan gelen harikulade güzel Türk şarapları içiyorum.

Ve dünyanın en güzel telaşı da bu..

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü:
Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

X

67’inci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku