GeriErtuğrul ÖZKÖK Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Devletin atanmış memuru olup seçilmiş siyasetçiye her gün “had bildiren”, “aşağılayan”, “hiza veren” açıklamaları da önleyin dedi.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Bu görüşe ben de katılıyorum.

Cumhurbaşkanı önceki gün amiral olayı konusunda bence güzel bir üslupla konuştu...

Ayrıca siyasi şapkası olan seçilmiş iktidar temsilcilerinin konuşmalarına da itirazım yok.

Ama siyasi konularda açıklama yapan bazı atanmışların kullandığı üslup gerçekten demokratik teamülleri çok aşmaya başladı.

Artık devletin bazı valileri bile kendini tutamayıp seçilmişlere “had bildirmeye” kadar gidiyor.

*

İşte o nedenle “İnşallah” diyorum...

İnşallah Akşener’in bu çağrısı yankı bulur, iktidarla muhalefet arasında en azından “seçilmiş insanlara karşı” atanmışların dilindeki bu nefret ve hakaret dalgasına dur denir...

*
Unutmayalım...

Demokrasi bir alternans, bir değişim rejimidir...

Bugün bir veya iki parti iktidardaysa...

Yarın muhalefettekiler oraya geçebilir...

Yarın kendisine aynı şeylerin yapılmasını istemeyenler, güç ellerindeyken yeni bir siyasi kültürün oluşmasına önayak olurlarsa herkes için en iyisi olur.

ÜÇ LİDER, ÜÇ ZAMANLAMA, ÜÇ FARKLI TARZ-I SİYASET

104 amiral olayı ile ilgili üç lider ve üç pozisyon:

BİR: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisi çoğu insanın beklediğinden daha ölçülüydü...

MOTİF: Avrupa Birliği ile yüz yüze görüşmelerin başlamasına 24 saat kala, ezber bozan bir tavırla, “kavgacı bir görünüm vermekten” kaçındı.

*

İKİ: İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tepkisini
açıklayan ilk liderdi ve çok başarılı bir iletişim zekâsı ile olayı “zevzeklik” kelimesinin sınırlarına kapatarak tansiyonu düşürdü, bu açıklamaya “darbe girişimi” diyenlerin silahını elinden aldı.

Ayrıca amirallerin gözaltına alınmasına karşı çıkarak kendi tabanındaki hassasiyeti de iyi yönetti.

*

ÜÇ: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İnönü tarzını tercih etti.

Açıklama yapmadan önce 24 saat bekledi.

Sonunda o da kendi tabanının hassasiyetlerini dikkate alan ama 104 amirali açıktan destekleyici bir tavırdan kaçınarak dengeli bir yaklaşım sergiledi. Bu arada “Vatandaş artık bundan darbe çıkarmak isteyenleri yutmaz” diyerek taraftarına moral verdi.

*

Bence kendi siyasetleri açısından üçü de “kendi özgün siyasetlerini” sergilediler.

100 YILLIK TÜRKİYE’DE İNÖNÜ VE ECEVİT’E İKİ KÜÇÜK KARE YOK MU

ANADOLU Ajansı son yıllarda çok güzel albümler çıkarıyor. Sonuncu geçen ay yayınlandı.

Adı “1920-2020: 100 Yıllık Türkiye”...

Türkiye’nin son 100 yılını anlatıyor.

Kesinlikle temel arşivimde saklayacağım bir çalışma... O nedenle teşekkür ediyorum.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Ama bir de eleştirim var...

Albümün kapağına 16 fotoğraf konmuş...

İşte bu fotoğrafların seçimine itirazım var.

*

Kapakta siyasetçi ve devlet insanı olarak 6 kişinin fotoğrafına yer verilmiş.

Atatürk, Tayyip Erdoğan, Turgut Özal, Adnan Menderes, Süleyman Demirel var...

Bence hepsi de doğru seçilmiş... Her biri için ikna edici bir gerekçe bulunabilir...

*

Ama sizce de bu galeride 2 isim eksik değil mi... Çok kısa süre başbakanlık yaptığı halde, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olduğu için tamam Tansu Çiller’e yer var.

Kurtuluş Savaşı’nın iki kahramanından biri ve Türkiye’nin çok partili hayata geçmesini sağlayan İsmet İnönü yok...

Tansu Çiller var, Türkiye’nin yüzde 42 oy almış ilk sosyal demokrat parti başkanı ve “Kıbrıs fatihi” Bülent Ecevit yok...

Onlar da birer kare fotoğrafı hak etmiyor mu 100 yılın Türkiye’sinde...

Devletin ajansı, böyle bir albüm yaparken devletin devamlılığı ilkesini de dikkate almalıdır diye düşünüyorum.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

TÜRKİYE’NİN GİZLİ PUGLİA’SI NERESİDİR VE NEYİ VARDIR

İSTANBUL’dan yeni karayoluyla İzmir’e gidenler, Akhisar çevresinden geçerken şaşırtıcı bir tabloyla karşılaşır.

Türkiye’nin belki de en düzgün zeytin ağacı tarlaları bu bölgededir.

Az insan bilir ama Akhisar Türkiye’nin en büyük zeytin bölgesidir.

Ve bana göre İtalya’da Puglia neyse, Türkiye’de de Akhisar orasıdır.

Bilinmemesinin nedeni de bölgenin markalaşmış ve tanınmış zeytinyağının daha yenilerde çıkmaya başlamasıdır.

Geçen pazar akşamı bir dostumun evinde küçük bir grup yemeğe davetliydik.

Orada Ayhan Sicimoğlu ile karşılaştım.

Akhisar zeytinyağının markalaşması ve tanıtım işini üzerine almış.

Kendi adını taşıyan üç ayrı zeytinyağı şişelemiş.

Üzerine bir de eski İngiliz soylularınkine benzeyen fotoğraflarını koymuş.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Özellikle “Yeşil Altın” adını verdiği özel serinin yağını çok sevdim.

Bana İtalya’nın Puglia bölgesi zeytinyağlarından daha güzel geldi.

Bir de Akhisar’da yetişen bir tür Jalapeno biberle karıştırılmış acılı zeytinyağı vardı.

Böylece Akın Öngör’ün “Selendi” adıyla markalaştırdığı Akhisar şarabından sonra, Ayhan Sicimoğlu’nun adını taşıyan bir de zeytinyağı geldi.

Zeytinyağı meraklılarına, Türkiye’nin bu gizli Puglia’sının özellikle Altın Damla özel serisini tavsiye ederim.

BÜYÜK BİR UZAKDOĞU FÜZYON ŞEFİ İLE TANIŞMAK

PAZAR akşamki yemeği halen Dubai’de çalışan genç bir Türk şefi hazırladı.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Batuhan Zeynioğlu.

Uzakdoğu füzyon mutfağından bir mönü hazırladı. Ama ürünlerin çoğu yerliydi.

Türk sahillerinden tonbalığı ve Norveç somonu ile hazırladığı saşimi harikaydı.

Wagyu carpaccio, abartmıyorum bugüne kadar yediğim en iyilerinden biriydi.

Deniz levreği mükemmeldi...

Yerli ıstakoz ve karidesle yapılan yemekler çok başarılıydı.

Bir de sonunda yediğimiz kalın yuvarlak “calamarata” makarna...

Genç bir Türk şefinin elinden böyle şahane bir yemek yemek, üzerimdeki pandemi ağırlığını azalttı...

Türkiye gerçekten çok başarılı genç bir şef neslini geliştirdi.

DİNDARLAR İKTİDARA GELİNCE DİNDARLIK HEP DÜŞÜYOR MU

TÜRKİYE, geçen hafta sonunda bir ilahiyat profesörünün Twitter üzerinden “deist” olduğunu açıklamasını tartışırken bir ilginç haber de ABD’den geldi. Dünyada “muhafazakârlığın” en yaygın ve güçlü olduğu ülkelerden biri sayılan ABD’de dindarlık hızla düşüyormuş.

Araştırmaya göre “düzenli olarak ibadethaneye gidenlerin” oranı, 20 yılda yüzde 70’ten yüzde 47’ye gerilemiş.

Dindarlık ilk defa 1937 yılında ölçülmeye başlamış.

O tarihte halkın yüzde 70’i düzenli olarak ibadethaneye gittiğini söylüyormuş.

Bu oran 2000 yılına kadar aynı kalmış.

Ancak son 20 yılda 23 puan birden gerileyerek yüzde 47’ye inmiş.

1946 öncesi doğanların yüzde 66’sı hâlâ kiliseye giderken, milenyum doğumlularda bu oran yüzde 37’ye iniyormuş.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku