WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

*

Ne oluyor şimdi...

Üç yıldır yaptığımız her paylaşımın, attığımız her mesajın altında bize, “Merak etme bu paylaşımlarınız bir uçtan ötekine şifrelidir” güvencesi veren WhatsApp’tan sonra, 8 Şubat’tan itibaren bütün bu duygusal ve psikolojik çöp tenekemizi, kozmik odamızı Facebook ve üçüncü kurumlar da mı karıştıracak...

*

Dün Cüneyt Özdemir’in YouTube yayınına çıkan bir öğretim üyesi “Evet paylaşacak” dedi...

Bunun üzerine WhatsApp’ın yeni paylaşım kurallarını okudum.

Harfler o kadar küçük, yazılar o kadar uzun, ifadeler o kadar karmaşık ki...

Her zamanki gibi yine bir şey anlamadım.

Ama içimdeki bir ses “Bu böyle olamaz” diyor...

Herhalde insanların mahremiyet alanına, kozmik odasına, o hassas bölgeye girmeyecekler...

Muhalif insanları iktidarların pençelerine atmayacaklar...

*

Ama mesele sadece siyasi veya cinsel fantezi meselesi değil ki...

Ben WhatsApp üzerinden bir şifremi bir arkadaşımla paylaşıyorsam, o bilgiyi de alıp verecek mi...

O noktaya gideceklerini tahmin etmiyorum.

Bugün dünyada WhatsApp gruplarında çok katı biçimde uygulanan bir kural var.

İnsanlar o gruplarda yapılanları dışarı sızdırmıyor...

Yani “WhatApp’da konuşulan, paylaşılan WhatsApp’ta kalır” kuralı var.

*

Eğer bu kural sistemi bizzat WhatsApp tarafından çökertilirse...

Şu an bütün dünyada tekelleşmiş sosyal paylaşım platformlarına karşı bir tepki büyüyor.

WhatsApp böyle bir şey yaparsa Amerikan ve Avrupa Birliği kongrelerinde giderek dillenen “antitröst”, “antitekel” yasaları da hızlanır...

Yani altında ilk kalan Mark Zuckerberg olur.

GÜNÜN TARTIŞMASI
ESTETİKLİ KADIN VAKVAK AMCA’YA MI DÖNÜYOR

DÜN
sabaha karşı Instagram’da son zamanlardaki en eğlenceli sohbeti izledim.

Saba Tümer o güzel kahkahaları ata ata Okan Bayülgen’le konuştu...

Okan formdaydı...

Neler demedi neler...

İsterseniz size Okan Bayülgen’den bir pazar potpurisi sunayım.

*

- ESTETİK YAPTIRAN SUNUCULAR: Estetik yaptıran kadınlara, özellikle de ekrandaki sunuculara bakıyorum. Hep tam karşıdan poz veriyorlar. Ama yüzlerini biraz çevirince o dudaklar öyle bir uzuyor ki... Hepsi Vakvak Amca’ya dönüyor.

*

- ERKEKTE HAFIZA YOK Kİ GÖRSELİ OLSUN: Erkeğin kadına yönelik “Görsel hafızası var” diyorsun. Erkeğin hafızası yok ki görseli, işitseli, bilişseli olsun.

*

- SAFARİ’Yİ BİLE SİLECEĞİM: Instagram felaket. Twitter öyle. Facebook mezarlık. YouTube’dan çıkacağım. Hatta cep telefonumdaki Safari’yi bile sileceğim. Bir tek Spotify iyi. Onda kalacağım.

*

- O ANNELERİN HEPSİ UYUŞTURUCU SATICISI: Çocuklarına oyalanması için cep telefonu, tablet veren annelerin hepsi aslında çocuklarına uyuşturucu satıyor.

*

- TİKTOK’TA DANS EDEN KIZLAR GERİ ZEKÂLI: TikTok bir felaket. Dünyanın sonu. Orada dans eden kızlar geri zekâlı. Çocuklarının IQ’su 15’se, cep telefonundan, tabletten izledikleri TikTok o IQ’yu 5’e indiriyor.

*

- Z KUŞAĞI PİLOT OLSA O UÇAĞA BİNMEM: TikTok, Z kuşağından neden umutlu olmamamız gerektiğini anlatan bir şey. Z kuşağından biri ameliyatım için doktor olarak karşıma çıksa ona güvenmem. Bindiğim uçağın pilotu olarak karşıma gelse güvenmem.

DÜNYANIN EN DENYO ÇOCUĞU BU HERHALDE

ÖNCEKİ
akşam Taylan kardeşlerin yeni filmi “Azizler”i seyrettim.

Senaryosunu “Bir Başkadır” dizisinin senaryosunu kaleme alan ve yöneten Berkun Oya yazmış...

Son zamanlarda seyrettiğim en güzel Türk filmlerinden biri olmuş... Oyuncu kadrosu çok çok iyi...

*

Film, kısa süreli “gag”lar halinde gelişiyor ama bu gaglar birbiri ile ilgili...

Mekân ve dekorlar çok iyi... Filmde Haluk Bilginer, Engin Günaydın gibi dev oyuncular var. Ama hiç şüphesiz en büyük karakteri bir çocuk...

Caner...

Tam bir felaket...

Bir “Anti Evde Tek Başına çocuğu”...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Uyuyan dayısını, “Kalk vallahi yakarım yatağı, Allahıma kitabıma yakarım” diyerek uyandıran bir milli felaket...

Psikoloğun koyduğu teşhis ile “Denyonun önde gideni”...

“Jet Sosyete”deki “Gündüz Şahin” karakterinin erken tezahür etmiş hali...

*

Oyuncular, senaryo, akış hepsi harika...

Ama sırf bu denyoyu seyretmek için bile seyredilir...

KIZINA CEP TELEFONU VERİP TAKİP UYGULAMASI KOYMUŞ

OKAN Bayülgen’
in görüşlerinin hiçbirine katılmıyorum ama onu  bir “entertainment” ustası, bir standup’çı olarak izlemek çok keyifli.

Bu arada söylediği bir şey de çok dikkatimi çekti.

Kızının cep telefonuna onun nerede olduğunu izlemesine imkân veren bir uygulama koydurmuş.

Bildiğim kadarı ile kızı 10 yaşlarında... Takip App’i koyması normal.

Ama sorun şu...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Demek ki o da çocuğunun eline bir akıllı telefon veren ebeveynlerden...

Bu durumda acaba kendisini de uyuşturucu satıcısı olarak mı hissediyor...

Saba bunu sormadı o da cevabını vermedi.

DAMAT VE KIZ PANİKTE: O GÜN O ÇADIRDA YAPILAN İKİ TARİHİ HATA

İKİSİ
de çarşamba günü yapılmış...

İlki, kışkırttıkları kalabalık Kongre binasına saldırırken, Trump’un kızı Ivanka’yı, o çadırda gösteren video...

*

Çadır “Kongre darbesinin komuta merkezi gibi”...

Her yerde ekranlar, monitörler var...

Ve Ivanka, darbenin başkomutanı babasının yanında görünüyor...

Çadırda kalabalık Kongreye girip senatörleri kaçırttığı için sevinçten dans edenler var...

*

İş orada kalmıyor...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Ivanka Twitter’dan bir mesaj atıyor ve saldırganları “vatanseverler” olarak niteliyor... Ancak biraz sonra işin vahameti anlaşılıyor...

Ivanka’nın ilk işi o mesajı silmek oluyor... Yerine barışçı bir mesaj yazıyor...

Ama darbenin komuta merkezinden gelen o görüntüler sosyal medya üzerinden bütün dünyaya dağılmış vaziyettedir...

*

Vanity Fair dergisi önceki akşam internet yayınında Trump ailesinin yakın çevresinden birinin izlenimini aktarıyor.

“Ivanka bu iki hatanın her şeyi tahrip ettiğini” düşünüyor.

Haksız da değil... Aile bugüne kadar sahip olduğu her şeyi kaybedebilir... Servetini ve özgürlüğünü yani...

DÜNYANIN EN TEHLİKELİ HAYVANI MEĞER NEYMİŞ

YOK...

Türk Adaleti artık “köpek” demeyi de hakaret saymadığına göre soruyu şöyle sorayım:

Dünyanın en tehlikeli canlısı nedir...

Amerika’da yaşanan olay gösterdi ki...

Ördekleri tenzih ederim. En tehlikeli canlı “Topal ördek”miş...

Yani görevinden ayrılmak üzere olan ve dolayısıyla korkulara bürünen bir başkan...

*

Adam seçimi kaybetmiş. O koltuktan kalkınca başına birçok felaketin geleceğinden neredeyse emin.

Ve daha üç ay o koltukta oturuyor...

Hâlâ başkomutan...

*

Bakın bu korku ve telaş ona nasıl bir deli cüreti verdi...

Amerika şimdi “topal ördek” süresinin çok uzun olduğunu tartışmaya başladı...

Demek ki başkanlık koltuğu, yaptığı kötü şeyler nedeniyle korku içinde yaşayan topal bir ördeğin psikolojisine daha üç ay boyunca emanet edilemezmiş.

Çünkü vicdanı rahat olmayan bir topal ördeğin şuuru da rahat olmuyor ve yapacağı çılgınlığı kimse tahmin edemez...

PAZAR MASASI KURMAK SİZDEN ‘EVDE GAZİNO’ PROGRAMI BENDEN

GEÇEN
gün yazdığım Yorgo Vapuridis yazısı için çok mesaj aldım...

Gerçekten “Samyotisa” şarkısı harika...

Aynı şarkıyı Yunan sanatçı Nana Mouskouri de çok güzel söylüyor...

Ama Vapuridis’in yorumu tam İstanbul işi...

Bu arada eğer bugün evde güzel bir pazar masası kuracaksanız, “gazino programınız” benden...

Şöyle yapıyoruz...

Yorgo Vapuridis’in Spotify’da 1986 yapımı “Taverna Müzikleri Kralı” adlı bir albümü var.

Albüm, onun bir taverna gecesinde canlı kaydedilmiş...

Program onun sahneye davet edilmesi ile başlıyor...

“Avrupa turnesinden yeni dönen tavernalar kralı karşınızda...”  

Sonra, arkasında çalan saz heyeti takdim ediliyor...

Kimler yok ki...

Murat Tezel, İsmail Şencalar, Kadri Şençalar, Metin Bükey, Kemal Gürses, İskender Paydaş ve daha niceleri...

Vapuridis geliyor ve “Yasu” diyerek programına başlıyor.

İLK ŞARKI ÇİFTETELLİ ARKASINDAN BİR GAZEL

PROGRAM
İstanbul’dan başlıyor... İlk şarkı “Çiftetelli Türküsü”...

Tam İstanbul işi bir yorum...

Önce Rumca başlıyor...

Arkasından “Hoppa nina ninay yavrum” diye devam ediyor.

İkinci sırada bir gazel geliyor.

Çamlıca Mehtabı...

Sonra “Çapkın”, “Diri Dah Dah”, “Bu Gece Barda”, “Kasap Havası”...

*

Oradan ver elini İzmir... Kordonboyu...

“İzmirli Kız...”

“Çiçek gibi kokuyorsun

Ne de güzel bakıyorsun...

Deliriyom İzmirli kız” nakaratında çekirdek çitleme şivesini şöyle bir içinize çekiyorsunuz.

*

Oradan Karadeniz’e geçiyoruz:

“Çayelinden Öteye”, “Tabancamın Sapını”...

Ve en sonda tam taverna işi bir veda... Türkçe ve Rumca...

*

Oradan geçin 1989 albümüne...

Önce “Samyotisa”...

Sırada bir Rumeli şarkısı var...

Bu ülkenin insanlarının en keyifle ve gururla dinlediği Rumeli şarkısı...

“Vardar Ovası”...

*

Var ya... Ben geçen akşam evde bu masayı kurdum...

Vallahi şu pandemi döneminde şahane bir taverna gecesi geçirmiş kadar oluyorsunuz...

İyi pazarlar...

DARBE GÜNÜ ÇIKAN SON KINGS OF LEON ŞARKISI

ŞU
sıralar Amerika’da en sevdiğim rock gruplarından biri olan Kings of Leon yeni şarkıları içeren son albümünü 2016’da çıkarmıştı.

Orada “Muchacho” adlı şarkılarını çok sevmiştim.

Grup dört yıldır yeni bir şey yapmıyordu.

Amerika Birleşik Devletleri’nden Kongre darbesinin yapıldığı gün bir single çıkardılar.

Tam anlamıyla “Pur” bir rock şarkı...

Ve adı da “Bandit”...

Yani “Haydut”...

Tam zamanında tam yerine oturdu yani...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku