WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

*

Ne oluyor şimdi...

Üç yıldır yaptığımız her paylaşımın, attığımız her mesajın altında bize, “Merak etme bu paylaşımlarınız bir uçtan ötekine şifrelidir” güvencesi veren WhatsApp’tan sonra, 8 Şubat’tan itibaren bütün bu duygusal ve psikolojik çöp tenekemizi, kozmik odamızı Facebook ve üçüncü kurumlar da mı karıştıracak...

*

Dün Cüneyt Özdemir’in YouTube yayınına çıkan bir öğretim üyesi “Evet paylaşacak” dedi...

Bunun üzerine WhatsApp’ın yeni paylaşım kurallarını okudum.

Harfler o kadar küçük, yazılar o kadar uzun, ifadeler o kadar karmaşık ki...

Her zamanki gibi yine bir şey anlamadım.

Ama içimdeki bir ses “Bu böyle olamaz” diyor...

Herhalde insanların mahremiyet alanına, kozmik odasına, o hassas bölgeye girmeyecekler...

Muhalif insanları iktidarların pençelerine atmayacaklar...

*

Ama mesele sadece siyasi veya cinsel fantezi meselesi değil ki...

Ben WhatsApp üzerinden bir şifremi bir arkadaşımla paylaşıyorsam, o bilgiyi de alıp verecek mi...

O noktaya gideceklerini tahmin etmiyorum.

Bugün dünyada WhatsApp gruplarında çok katı biçimde uygulanan bir kural var.

İnsanlar o gruplarda yapılanları dışarı sızdırmıyor...

Yani “WhatApp’da konuşulan, paylaşılan WhatsApp’ta kalır” kuralı var.

*

Eğer bu kural sistemi bizzat WhatsApp tarafından çökertilirse...

Şu an bütün dünyada tekelleşmiş sosyal paylaşım platformlarına karşı bir tepki büyüyor.

WhatsApp böyle bir şey yaparsa Amerikan ve Avrupa Birliği kongrelerinde giderek dillenen “antitröst”, “antitekel” yasaları da hızlanır...

Yani altında ilk kalan Mark Zuckerberg olur.

GÜNÜN TARTIŞMASI
ESTETİKLİ KADIN VAKVAK AMCA’YA MI DÖNÜYOR

DÜN
sabaha karşı Instagram’da son zamanlardaki en eğlenceli sohbeti izledim.

Saba Tümer o güzel kahkahaları ata ata Okan Bayülgen’le konuştu...

Okan formdaydı...

Neler demedi neler...

İsterseniz size Okan Bayülgen’den bir pazar potpurisi sunayım.

*

- ESTETİK YAPTIRAN SUNUCULAR: Estetik yaptıran kadınlara, özellikle de ekrandaki sunuculara bakıyorum. Hep tam karşıdan poz veriyorlar. Ama yüzlerini biraz çevirince o dudaklar öyle bir uzuyor ki... Hepsi Vakvak Amca’ya dönüyor.

*

- ERKEKTE HAFIZA YOK Kİ GÖRSELİ OLSUN: Erkeğin kadına yönelik “Görsel hafızası var” diyorsun. Erkeğin hafızası yok ki görseli, işitseli, bilişseli olsun.

*

- SAFARİ’Yİ BİLE SİLECEĞİM: Instagram felaket. Twitter öyle. Facebook mezarlık. YouTube’dan çıkacağım. Hatta cep telefonumdaki Safari’yi bile sileceğim. Bir tek Spotify iyi. Onda kalacağım.

*

- O ANNELERİN HEPSİ UYUŞTURUCU SATICISI: Çocuklarına oyalanması için cep telefonu, tablet veren annelerin hepsi aslında çocuklarına uyuşturucu satıyor.

*

- TİKTOK’TA DANS EDEN KIZLAR GERİ ZEKÂLI: TikTok bir felaket. Dünyanın sonu. Orada dans eden kızlar geri zekâlı. Çocuklarının IQ’su 15’se, cep telefonundan, tabletten izledikleri TikTok o IQ’yu 5’e indiriyor.

*

- Z KUŞAĞI PİLOT OLSA O UÇAĞA BİNMEM: TikTok, Z kuşağından neden umutlu olmamamız gerektiğini anlatan bir şey. Z kuşağından biri ameliyatım için doktor olarak karşıma çıksa ona güvenmem. Bindiğim uçağın pilotu olarak karşıma gelse güvenmem.

DÜNYANIN EN DENYO ÇOCUĞU BU HERHALDE

ÖNCEKİ
akşam Taylan kardeşlerin yeni filmi “Azizler”i seyrettim.

Senaryosunu “Bir Başkadır” dizisinin senaryosunu kaleme alan ve yöneten Berkun Oya yazmış...

Son zamanlarda seyrettiğim en güzel Türk filmlerinden biri olmuş... Oyuncu kadrosu çok çok iyi...

*

Film, kısa süreli “gag”lar halinde gelişiyor ama bu gaglar birbiri ile ilgili...

Mekân ve dekorlar çok iyi... Filmde Haluk Bilginer, Engin Günaydın gibi dev oyuncular var. Ama hiç şüphesiz en büyük karakteri bir çocuk...

Caner...

Tam bir felaket...

Bir “Anti Evde Tek Başına çocuğu”...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Uyuyan dayısını, “Kalk vallahi yakarım yatağı, Allahıma kitabıma yakarım” diyerek uyandıran bir milli felaket...

Psikoloğun koyduğu teşhis ile “Denyonun önde gideni”...

“Jet Sosyete”deki “Gündüz Şahin” karakterinin erken tezahür etmiş hali...

*

Oyuncular, senaryo, akış hepsi harika...

Ama sırf bu denyoyu seyretmek için bile seyredilir...

KIZINA CEP TELEFONU VERİP TAKİP UYGULAMASI KOYMUŞ

OKAN Bayülgen’
in görüşlerinin hiçbirine katılmıyorum ama onu  bir “entertainment” ustası, bir standup’çı olarak izlemek çok keyifli.

Bu arada söylediği bir şey de çok dikkatimi çekti.

Kızının cep telefonuna onun nerede olduğunu izlemesine imkân veren bir uygulama koydurmuş.

Bildiğim kadarı ile kızı 10 yaşlarında... Takip App’i koyması normal.

Ama sorun şu...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Demek ki o da çocuğunun eline bir akıllı telefon veren ebeveynlerden...

Bu durumda acaba kendisini de uyuşturucu satıcısı olarak mı hissediyor...

Saba bunu sormadı o da cevabını vermedi.

DAMAT VE KIZ PANİKTE: O GÜN O ÇADIRDA YAPILAN İKİ TARİHİ HATA

İKİSİ
de çarşamba günü yapılmış...

İlki, kışkırttıkları kalabalık Kongre binasına saldırırken, Trump’un kızı Ivanka’yı, o çadırda gösteren video...

*

Çadır “Kongre darbesinin komuta merkezi gibi”...

Her yerde ekranlar, monitörler var...

Ve Ivanka, darbenin başkomutanı babasının yanında görünüyor...

Çadırda kalabalık Kongreye girip senatörleri kaçırttığı için sevinçten dans edenler var...

*

İş orada kalmıyor...

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Ivanka Twitter’dan bir mesaj atıyor ve saldırganları “vatanseverler” olarak niteliyor... Ancak biraz sonra işin vahameti anlaşılıyor...

Ivanka’nın ilk işi o mesajı silmek oluyor... Yerine barışçı bir mesaj yazıyor...

Ama darbenin komuta merkezinden gelen o görüntüler sosyal medya üzerinden bütün dünyaya dağılmış vaziyettedir...

*

Vanity Fair dergisi önceki akşam internet yayınında Trump ailesinin yakın çevresinden birinin izlenimini aktarıyor.

“Ivanka bu iki hatanın her şeyi tahrip ettiğini” düşünüyor.

Haksız da değil... Aile bugüne kadar sahip olduğu her şeyi kaybedebilir... Servetini ve özgürlüğünü yani...

DÜNYANIN EN TEHLİKELİ HAYVANI MEĞER NEYMİŞ

YOK...

Türk Adaleti artık “köpek” demeyi de hakaret saymadığına göre soruyu şöyle sorayım:

Dünyanın en tehlikeli canlısı nedir...

Amerika’da yaşanan olay gösterdi ki...

Ördekleri tenzih ederim. En tehlikeli canlı “Topal ördek”miş...

Yani görevinden ayrılmak üzere olan ve dolayısıyla korkulara bürünen bir başkan...

*

Adam seçimi kaybetmiş. O koltuktan kalkınca başına birçok felaketin geleceğinden neredeyse emin.

Ve daha üç ay o koltukta oturuyor...

Hâlâ başkomutan...

*

Bakın bu korku ve telaş ona nasıl bir deli cüreti verdi...

Amerika şimdi “topal ördek” süresinin çok uzun olduğunu tartışmaya başladı...

Demek ki başkanlık koltuğu, yaptığı kötü şeyler nedeniyle korku içinde yaşayan topal bir ördeğin psikolojisine daha üç ay boyunca emanet edilemezmiş.

Çünkü vicdanı rahat olmayan bir topal ördeğin şuuru da rahat olmuyor ve yapacağı çılgınlığı kimse tahmin edemez...

PAZAR MASASI KURMAK SİZDEN ‘EVDE GAZİNO’ PROGRAMI BENDEN

GEÇEN
gün yazdığım Yorgo Vapuridis yazısı için çok mesaj aldım...

Gerçekten “Samyotisa” şarkısı harika...

Aynı şarkıyı Yunan sanatçı Nana Mouskouri de çok güzel söylüyor...

Ama Vapuridis’in yorumu tam İstanbul işi...

Bu arada eğer bugün evde güzel bir pazar masası kuracaksanız, “gazino programınız” benden...

Şöyle yapıyoruz...

Yorgo Vapuridis’in Spotify’da 1986 yapımı “Taverna Müzikleri Kralı” adlı bir albümü var.

Albüm, onun bir taverna gecesinde canlı kaydedilmiş...

Program onun sahneye davet edilmesi ile başlıyor...

“Avrupa turnesinden yeni dönen tavernalar kralı karşınızda...”  

Sonra, arkasında çalan saz heyeti takdim ediliyor...

Kimler yok ki...

Murat Tezel, İsmail Şencalar, Kadri Şençalar, Metin Bükey, Kemal Gürses, İskender Paydaş ve daha niceleri...

Vapuridis geliyor ve “Yasu” diyerek programına başlıyor.

İLK ŞARKI ÇİFTETELLİ ARKASINDAN BİR GAZEL

PROGRAM
İstanbul’dan başlıyor... İlk şarkı “Çiftetelli Türküsü”...

Tam İstanbul işi bir yorum...

Önce Rumca başlıyor...

Arkasından “Hoppa nina ninay yavrum” diye devam ediyor.

İkinci sırada bir gazel geliyor.

Çamlıca Mehtabı...

Sonra “Çapkın”, “Diri Dah Dah”, “Bu Gece Barda”, “Kasap Havası”...

*

Oradan ver elini İzmir... Kordonboyu...

“İzmirli Kız...”

“Çiçek gibi kokuyorsun

Ne de güzel bakıyorsun...

Deliriyom İzmirli kız” nakaratında çekirdek çitleme şivesini şöyle bir içinize çekiyorsunuz.

*

Oradan Karadeniz’e geçiyoruz:

“Çayelinden Öteye”, “Tabancamın Sapını”...

Ve en sonda tam taverna işi bir veda... Türkçe ve Rumca...

*

Oradan geçin 1989 albümüne...

Önce “Samyotisa”...

Sırada bir Rumeli şarkısı var...

Bu ülkenin insanlarının en keyifle ve gururla dinlediği Rumeli şarkısı...

“Vardar Ovası”...

*

Var ya... Ben geçen akşam evde bu masayı kurdum...

Vallahi şu pandemi döneminde şahane bir taverna gecesi geçirmiş kadar oluyorsunuz...

İyi pazarlar...

DARBE GÜNÜ ÇIKAN SON KINGS OF LEON ŞARKISI

ŞU
sıralar Amerika’da en sevdiğim rock gruplarından biri olan Kings of Leon yeni şarkıları içeren son albümünü 2016’da çıkarmıştı.

Orada “Muchacho” adlı şarkılarını çok sevmiştim.

Grup dört yıldır yeni bir şey yapmıyordu.

Amerika Birleşik Devletleri’nden Kongre darbesinin yapıldığı gün bir single çıkardılar.

Tam anlamıyla “Pur” bir rock şarkı...

Ve adı da “Bandit”...

Yani “Haydut”...

Tam zamanında tam yerine oturdu yani...

X

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Yazının Devamını Oku

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku