GeriErtuğrul ÖZKÖK Türkiye'nin 24 saat en önemli canlı tv yayını
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye'nin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Akşamları yapılan siyasi tartışmalar mı... Parti gruplarından canlı aktarılan sahneler mi...

Hançeresi gerilmiş insanlar mı.. Süper Lig maçları mı...

Açılışlar, kapanışlar, kongreler mi...

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Vallahi şahsen maçlar dışında hiçbir canlı yayın umurumda değil. Ama son 3 gündür bir kanala bağlandım ve canlı yayın seyrediyorum.

Yayının adı “Yaren Leylek Yuvası”...

Yayınlandığı yer “yarenleylek.com”.

Yayımcı şirket Karacabey Belediyesi...

*

Biliyorsunuz son yıllarda bir “Yaren Leylek”imiz var.

Her sene aynı günlerde geliyor ve balıkçı Adem Amca’nın teknesine konuyor...

Bölge, Eskikaraağaç Leylek Köyü denilen yer...

Dokuz yıldan beri Türkiye’nin bütün hayvanseverleri “Yaren Leylek” adı verilen bu leyleğin gelişini izliyor.

O artık bir Cemre gibi...

İlkbaharın gelişini o ilan ediyor Türkiye’ye...

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Karacabey Belediyesi bu yıl çok güzel bir şey yaptı. Yaren Leylek ve eşini rahatsız etmeyecek şekilde bir kamera ve ses düzeni yerleştirdi.

Ve oradan 24 saat canlı yayın yapıyor...

Bugüne kadar gördüğüm en sempatik “Biri bizi gözetliyor” programı bu...

Ne Discovery, ne Natinal Geographic bugüne kadar böyle bir şeyi akıl etti... Yaren Leylek’i Türkiye’nin sevgilisi haline getirdi...

*

1980’li yıllarda Karadeniz kıyılarına gelmiş bir “Beyaz Balina Aydın”ımız vardı...

Tıpkı onun gibi, Yaren Leylek de bu ülkenin sadece asık suratlı politikacılardan, kavga eden canlı yayın tiplerinden ibaret olmadığını hepimize gösterdi.

Çok teşekkürler Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan kardeşim...

O KOZMİK ODAYA İYİ BİR KÜRATÖR GİRMELİ

İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Çiçek bu hafta başında çok önemli bir şey yaptı ama galiba biraz gürültüye gitti.

Çiçek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanet depolarını basına açtı.

Burası adaletin kozmik odası...

Oradan aktarılanları satır satır okudum.

Neler yok ki...

Adnan Oktar’ın evinden çıkan sniper tüfeği...

15 Temmuz darbesinde ele geçirilen silahlar...

Reina saldırısında kullanılan silahlar...

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Orada olmayı çok isterdim. Eminim o depoya girsem, farklı bir gözle çok başka şeyler de görürdüm.

Bunu oraya giden meslektaşlarımı eleştirmek için söylemiyorum. Özel bir ilgimden dolayı böyle yazıyorum.

*

Son yıllarda önemli suç olaylarından kalan böyle şeylerle ilgili çok ilgi çeken sergiler düzenleniyor.

Mesela Las Vegas’taki “Mob” (Mafya) müzesinde, Amerikan polisinin ve adliyesinin elindeki birçok delil, cinayetlerde kullanılan silahlar, olay yeri fotoğrafları sürekli sergileniyor.

Hatta Chicago’daki ünlü mafya mensuplarının kurşuna dizildiği duvar, üstündeki  mermi delikleriyle getirilip oraya monte edilmiş.

Bunun gibi geçtiğimiz yıllarda cinayet mahallerinde çekilmiş fotoğraflar sergilendi ve bütün medyada çok ilginç yazılar yayınlandı.

*

Bence, o kozmik odaya iyi bir müze küratörü girmeli.

Aradan en az 50 yıl geçmiş olaylarla ilgili adli delilleri inceleyip bunlardan çok ilgi çekici sergiler çıkarabilir.

BAKIN KOCASINI NEDEN KENDİ VURMAMIŞ DA TETİKÇİ TUTMUŞ

Şu sıralar filmini en merakla beklediğim yönetmen, “Blade Runner” filminden beri hayranı olduğum Ridley Scott.

Filmin adı “Gucci Mağazası” ve gerçek cinayeti anlatıyor.

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Film 1973 yılında evlenen Gucci Ailesi’nin torunu Maurizio Gucci ile karısı Patrizia Reggiani arasındaki ilişkileri anlatıyor.

Maurizio Gucci, 1985 yılında başka bir kadına âşık olup, eşinden ayrılmak için dava açtı.

Çift 1991’de boşandı.

Bundan birkaç yıl sonra Maurizio Gucci, Milano’daki ofisinin yakınında vurularak öldürüldü.

Öldüren, karısının kiraladığı bir tetikçiydi.

Cinayet azmettiricisi eş 1997’de tutuklandı ve 29 yıl hapse mahkûm oldu.

Kocasını öldürtmek için tetikçiye 365 bin dolar ödediği ortaya çıktı.

*

Patrizia Reggiani, İtalya’da “Karadul” olarak biliniyor.

Maurizio Gucci ile evlendiğinde İtalyan sosyetesinin en ilginç ve snop simalarından biriydi...

“Sıradan bir bisiklet selesinde mutlu olmaktansa, Rollce Royce koltuğunda hüngür hüngür ağlamayı tercih ederim” diyen bir hayat anlayışı vardı.

2014 yılında cezaevinden çıktığında Patrizia’ya bir kadın gazeteci sormuştu:

“Kocanı niye kendin vurmadın da bir tetikçi tuttun?”

Cevabı şu olmuştu:

“Çünkü gözlerim
iyi görmüyor, ıskalarım diye korktum.”

İşte o yüzden ıskalamaktan korkan bu kadını kim oynayacak diye çok merak ediyordum...

Önceki gün öğrendim.

ANGELİNA JOLİE Mİ, PENELOPE CRUZ MU YOKSA LADY GAGA MI

“HOUSE of Gucci”, yani “Gucci Mağazası” filmi tam bir süper yıldızlar filmi olacak.

Bir kere filmi Ridley Scott yönetiyor...

Bugüne kadar neye el attıysa dünya fenomeni haline getirmiş büyük bir yönetmen.

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Karadul’u kimin oynayacağına gelince...

Bu rolü daha önce Angelina Jolie veya Penelope Cruz’un oynayacağı yazılmıştı.

Ancak bu büyük savaşı İtalyan asıllı bir yıldız kazandı.

Patrizia Reggiani’yi Lady Gaga oynayacak.

“Bir Yıldız Doğuyor” filminde büyük sesinin yanında büyük bir aktrist olduğunu kanıtlamıştı.

*

Öldürülen torun Maurizio Gucci’yi daha önce Leonardo DiCaprio oynayacak deniyordu.

Ama o rol de Adam Driver’a gitti... 

*

Filmin bir başka özelliği de yardımcı rollerde oynayacak olan şu süper starlar.

Al Pacino, Jeremy Irons ve Jared Leto.

OĞUZ ATAY’IN GÜNLÜĞÜ OLAYI BÜYÜYOR, İŞTE GELEN YENİ BİLGİLER

DÜN, Oğuz Atay’a çok yakın bir kişi ile uzun bir sohbet yaptım.

Son yıllarında en yakınında olan kişilerden biri.

Eşi ölümü sırasında Oğuz Atay’ın yanında bulunan, kendisi de bir saat sonra yanına giren çok yakın bir edebiyat arkadaşı.

Yarın kim olduğunu ve yazmama izin verdiği bazı şeyleri yazacağım.

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

Önce bir düzeltme. Dün yanlışlıkla Oğuz Atay’ın Yeniköy’de evinde öldüğünü yazmıştım. Ancak Atay bir arkadaşının evinde ölmüş. O gece kimin evindeydi? Yanında kimler vardı.

Dünkü yazımda adını verdiğim o üç kişi ölümü sırasında orada mıydı?

Oğuz Atay’ın masasının üzerinde gerçekten kahverengi kaplı bir defter var mıydı?

Ölümünden bir hafta sonra evine giden en yakın arkadaşları masanın üzerinde o defteri gördü mü?

Defteri 7 yıl sonra kim, kimin evinde ilk defa gördü?

O defter görüldüğü evden nasıl dışarı çıkarıldı? “Balkondan gizlice eve giren kişi” iddiası doğru muydu?

Oğuz Atay’ın bugüne kadar sessiz kalan sırdaşı, “günlüğün o evden alınışı ile” ilgili ne dedi?

Günlüğü ilk olarak Milliyet’te yayınlayan Enis Batur o günlerde ne demişti?

Oğuz Atay’ın ikinci evliliğinde kapıda davetlilere nikâh şekeri dağıtan iki genç kimdi?

Oğuz Atay’ın “kayıp günce” olayında “Perde 2 ve gerçekler” yarın burada.

Türkiyenin 24 saat en önemli canlı tv yayını

PANDEMİDEN BEN DAHİL BÜTÜN ERKEKLER SAKALLI MI ÇIKACAK

ÜNLÜ İngiliz aktörü Jude Law’un bu fotoğrafını geçen gün GQ dergisinin dijital edisyonunda gördüm. Pandemi sırasında o da sakal bırakmış.

Geçenlerde George Clooney’in de sakallı bir fotoğrafını görmüştüm.

Ben de öyleyim. Artık her gün sakal tıraşı olma dönemini kapattım.

Pandemi hepimizi “sakal tembeli” mi yaptı? Yoksa yavaş yavaş sakala ısınmaya mı başladık?

Kendi payıma aynaya baktığım zaman... Üç-beş günlük sakalı kendime yakıştırıyorum. Ama tembellik uzun sürüp ZZ Top tarzı aşağı sarkan sakal haline gelince hiç sevmiyorum.

En önemlisi çevremdeki kadınlar da sevmiyor...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku