GeriErtuğrul ÖZKÖK Tunç Soyer: En büyük rüyam Koç’un merkezini İzmir’e taşıtmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tunç Soyer: En büyük rüyam Koç’un merkezini İzmir’e taşıtmak

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin İzmir adayı Nihat Zeybekci ile Urla bağlarında buluşup İzmir seçimini konuşmuştum.Şimdi sıra CHP adayı Tunç Soyer’de... Onunla da İzmir’in en geleneksel sokaklarından biri olan Havra Sokağı’nda restore edilen Küçük Karaosmanoğlu Han’da buluştuk. İşte ikinci İzmir sohbetinde anlattıkları...

İZMİR YAŞAM KÜLTÜRÜNDE DÜRTMEK DİYE BİR ŞEY YOK

- Rakibiniz diyor ki: ‘İzmir sadece hayat tarzı üzerine konsantre olmuş bir şehir. Ama burada bir hayat kalitesi sorunu da var. Vatandaşın alacağı hizmetle ilgilenilmiyor.’

“Öyle bir şey yok. Ama önce bir kavramı düzelterek başlayım. Buna sadece hayat tarzı demek doğru değil. Bu bir kültür. Bir yaşam kültürü. Tabii ki o kültür içinde sokaktaki hayat kültürü de var, arıtma tesisi de var. Ama Sayın Zeybekci’nin dediği gibi ‘dürtmek’ yok.”

Ama o bunu Nobel almış bir ekonomistin bulduğu kavram olarak kullanıyor. Bir de Facebook terminolojisi bu. Yani genç bir kavram...

“Olabilir ama o konuşmalara nereden bakarsanız bakın, bu üslubun arkasında bir tektipleştirme planının izleri var. Burası İstanbul mayasının veya bir başka şehrin mayasının tutacağı yer değil. Yani seçim kazandıkları bütün kentleri tek tipleştirme eğilimleri var. Uygulamalarına bakın bunu açıkça görürsünüz. Türkiye bir merkezden dizayn edilebilecek bir ülke değil.”

NE BOSTANLI NİŞANTAŞI’DIR NE BAYRAKLI SULTANBEYLİ

Tunç Soyer: En büyük rüyam Koç’un merkezini İzmir’e taşıtmak

- Hazır konu açılmışken mangal meselesine gelelim. Gerçekten Bostanlı ile Bayraklı arasında bir mangal sorunu, kavgası var mı?

“İşte bu tam da İzmir’i hiç tanımamak. Bir kere baştan Bostanlı’yı Nişantaşı gibi, Bayraklı’yı Sultanbeyli gibi göstermek yanlış. Böyle bir şeyi Nişantaşı için de söylemek yanlış, Sultanbeyli için de. İlçelerimize böyle kimlikler atfetmek yanlış. Bölücü bir yaklaşım bu.”

- Zeybekci ortak eğlence bölgeleri yok diyor.

“Ben de tam aksini söylüyorum. Bu şehrin Bostanlı’sı da, Alsancak’ı da, Kordonboyu’da, İnciraltı’sı da herkesin birlikte eğlendiği, sosyalleştiği yerler. Gidin Alsancak’a, Kordonboyu’na, orada Bayraklı’dan mı geldi, Gümüşpala’dan mı geldi kimsenin umurunda değildir.”

-Yani mangal kutuplaşması yok.

“Katiyen yok. Mangal sorunu yok ama Nihat Bey’de çok açık bir İzmir’i hiç tanımamak sorunu var.”

KAVGA ETMEYE GELMİYORUM ELBETTE KÜLLİYE’YE DE GİDERİM

“Uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış bir insan olarak şunu iyi biliyorum. Elbette bir merkezi iktidar gerçeği var. Kavga ederek yürür mü bu iş? Emin olun biz bunun kavgasını yapmaya gelmiyoruz. İzmir vizyonumuzun gerçekleşmesi için de iktidarla uyumlu çalışacağız.”

- O zaman radikal muhalifleri en gıcık edecek soruyu sorayım. Külliye’ye gidecek misiniz mesela?

“Benim Külliye’ye gidip gitmemek gibi psikolojik bir sorunum yok. Gerekirse tabii ki giderim. Mesela Buca metrosu planı. Her şeyi hazır. Bir tek imzaya kalmış ama 6 ay geçtiği halde imza atılmıyor. Bu planın imzalanması ve uygulamaya başlaması için Külliye’ye giderim. Orada ülkenin Cumhurbaşkanı oturuyor. İmzalaması için elimden geleni yaparım.”

BENİM ‘KANAL İSTANBUL’ GİBİ MEGA PROJEM YOK

- Bütün adaylar mega proje açıklıyor. Sizinki ne?

“Şu mega proje tutkusunu bir de vatandaşa sorsak. Bakın önümde Metropoll şirketinin yaptığı 2019 Şubat tarihli bir araştırma var. Bütün Türkiye’de vatandaşa sormuşlar: ‘Şehirlerde mega projeler mi, yoksa halka dokunan projelere mi ihtiyaç var?’ Vatandaşın yüzde 85’i halka dokunan projeler diyor. Yani bana ‘Senin Kanal İstanbul projen ne’ diye soruyorsanız cevabım şu: Benim Kanal İstanbul projem yok.”

- Sizin halka dokunan projeniz nedir öyleyse?

“Benim İzmir’le ilgili iki temel projem var. Birincisi refahı adil paylaştırmak. İkincisi de refahı arttırmak, büyütmek. Bu ikisinin de anahtarı demokrasiden geçiyor. Kardeşlik ve barış olmadan adalet ve kalkınma olmaz. Kardeşlik ve barış olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan adalet ve kalkınma olmaz.”

İDDİA EDİYORUM BAŞI ÖRTÜLÜ KADININ EN RAHAT YAŞADIĞI ŞEHİR İZMİR

- Ama bazen ben de ‘İzmir hayat tarzını radikal bir ideoloji haline getirdi’ eleştirisini yapıyorum.

“İzmir’in adeta DNA’sına, sosyal genine dönüşmüş bir hayat kültürü var. Bu da liman kenti olmasından kaynaklanan bir özelliği. Yüzlerce yıl boyunca her taraftan gelen insanların kaynaştığı, birlikte yaşadığı ve birlikte yaşamayı öğrendiği bir yer. Dinini, etnik aidiyetini, inancını sormadan, bilmeden asırlarca birlikte yaşamış bu insanlar. Birlikte büyümüşler ve büyürken de şunu öğrenmişler. Birlikte yaşamak için paylaşmak lazım.”

- Buna dindar insanlar, başı örtülü kadınlar da dahil mi?

“Bakın size kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım. Konak-Karşıyaka vapurunda gidiyordum. Karşımda başı örtülü bir hanım oturuyordu. Laf lafı açtık sohbet ettik biraz. Şunu söyledi: ‘Ben İstanbul’da da yaşadım ama başörtümle İzmir kadar rahat hareket edebildiğim başka hiçbir şehir yok.”

17 YILDIR KUTUPLAŞTIRIRSAN İZMİR MODELİNİ ANLAMAZSIN

“Ülke olarak önümüzde çok ciddi bir ekonomik kriz var. Bir bölümü geldi, asıl bölümü adım adım geliyor. Etrafımızda bunca savaş, hırgür var. Hepimiz bilelim ki biz millet olarak bu bölünmüş, bu kutuplaştırılmış, düşmanlaştırılmış halimizle bunun üstesinden gelemeyiz. Bizi bir araya getirecek, kenetleyecek ortak bir başarı hikâyesi yazmamız lazım. Ve ben diyorum ki bu güzel hikâye ancak İzmir’den yazılabilir ve bütün dünyaya örnek olabilir. Ama siz 17 yıldır siyaseti ve seçim kazanmayı kutuplaştırma üzerinden götürdüyseniz, bu modeli anlasanız da işinize gelmez. Ama biliniz ki kutuplaştırma artık miadını doldurmuş bir siyaset biçimi.”

NEDEN İZMİR KUTUPLAŞMIYOR DA TÜRKİYE BU KADAR KUTUPLAŞTI

Tunç Soyer: En büyük rüyam Koç’un merkezini İzmir’e taşıtmak

“Ayrıca, İzmirli bu yaşam kültürünü korumak istiyorsa bunun eleştirilecek neresi var Allah aşkına? Aslında bu bütün Türkiye’nin arzu etmesi, savunması gereken bir şey değil mi? İzmir’e hakaret bu. İzmirli insan ne istiyor yani? Ahlaksızlığı, hırsızlığı, adam kayırıcılığını, gittiği yeri fethetme ihtirasını mı savunuyor? Hayır. Birbirimizin ne olduğuna, nereden geldiğimize, neye inandığına bakmadan, yan yana, kardeşçe ve hürriyet duygusu içinde yaşamak istiyor. Bence buradan harika bir Türkiye modeli çıkar. Buna böyle bakmazsan, tabii ki Türkiye’nin başka bazı taraflarında yarattığın kutuplaşmaya bakarak, aynı şey Bostanlı ile Bayraklı’da da var sanırsın.”

6 MİLYON TON ÇÖP İDDİASI DOĞRU DEĞİL

- Bu konuya ara verip çöp meselesini sorayım. Nihat Zeybekci, “Siz boşverin bunları bu şehirde yılda 6 milyon ton çöp dere yataklarına, dağa bayıra dökülüyor, 100 metre derinliğinde çöp dağları var” diyor.

“İnsaf, olur mu böyle bir şey? Bir tek Harmandalı çöp dökme merkezi var, orayı söylüyor. Orada da denemeleri yapıldı, çöpten biyogaz elde etme ile ilgili proje yürüyor zaten. Bunun dışında şehrin üç ayrı yerinde katı atık işleme merkezi projesi ve finansmanı hazır. Üstelik kendini finanse edecek ve büyükşehir belediyesinin cebinden de beş kuruş çıkmayacak.”

KİM OLDUĞUMUZ VERGİ LİSTESİ VE AY-YILDIZLI MEZAR TAŞINDA YAZILI

-  İktidar ortakları diyor ki, “Büyük şehirleri kaybedersek Türkiye’nin beka sorunu” çıkar.

“Türkiye’nin niye beka sorunu olsun ki? İzmir kaç dönemdir onların elinde değil. Ne olmuş İzmir’e? Bakın bu şehir, devletinden yardım almadığı halde Türkiye’nin üçüncü büyük vergi veren şehri. Şu 40 yılda Güneydoğu’dan gelen şehitlerin doğduğu, yaşadığı yerlere bakın. İzmirlinin vatan şuurunu o ay-yıldızlı mezar taşlarında ve vergi listelerinde çok iyi görürsünüz.”

İLK KURŞUNU BİZ ATTIK SONUNCUSUNU DA ATARIZ

“Bunu diyenlere bir de şunu hatırlatmak isterim. Burası Kurtuluş Savaşı’nda ilk kurşunun atıldığı şehir. Allah göstermesin yabancı bir güç ülkemizi yeniden işgal etmeye cüret ederse son kurşun da burada atılır. Ama Türkiye güçlü bir ülke. Bir daha böyle bir şeylere kimse cüret edemez.”

Öyleyse niye bir beka sorunu var deniyor?

“Bilmem. Herhalde kendi siyasi bekaları ile ilgili bir sorunları var... Onlara sormak lazım. Zaten kendi belediye başkan adayları da yok böyle bir şey diyor.”

‘OY VERMEZSEN PARA YOK’ DEMEK YERİNE ŞUNU DESEN

“Eğer sen İzmirliye ‘Bana oy vermeyen seçmen’ diye bakar ve bu muameleyi yaparsan bu adil bir şey olmaz. Demokratik bir ülkenin iktidarı, akıllı bir iktidar ‘Bunlar bana oy vermiyor, ben de onları cezalandırayım’ mantığı ile hareket etmez. ‘Ben onlara hizmet ve imkânları adil dağıtayım, onlar da bana oy versin’ mantığı ile bakar.”

İSTANBUL’A 3 MİLYAR, İZMİR’E 30 BİN LİRA, ADALET Mİ BU

- İzmir geçmişte Özal’la cebelleşti, gerekli yardımı alamadı, şimdi de Erdoğan’la cebelleşiyor ve gerekli yardımı alamıyor diyenler var. Gerçekten bu yüzden yardım alamıyor mu  İzmir?

“Bence böyle düşünmek yanlış. Her şeyden önce İzmir olağanüstü güçlü bir kent. Kendi öz gücü var. Bakın bu şehrin 179 kilometre raylı taşıma sistemi var ve biz bunun tamamını kendi bütçemizle yaptık. Bakın bakalım bu ülkede böyle bir başka şehir daha var mı? Ulaştırma Bakanlığı daha geçenlerde yayınladı. 2019 yılında Ankara’ya 1 milyar lira ödenek ayırıyor, İstanbul’a 3.2 milyar lira ödenek ayırıyor, İzmir’e 30 bin lira ödenek ayırıyor. Yani Türkiye’nin vergi sıralamasında üçüncü olan şehrine ayırdığı ödenek bu kadar.”

İZMİR’DE 300 BİN ESNAF VAR BUNA NASIL TERÖRİST DERİM

“Esnaf bizim düşmanımız değil, müttefikimiz. Biz İzmirli esnafa pozitif ayrımcılık yapacağız. İzmir’de 300 bin esnaf var. Evleri ve çocukları ile 1 milyon insan. İzmir nüfusunun neredeyse dörtte biri. Bu insanları düşman gibi göstermek, terörist falan demek mümkün mü? Biz esnafımıza sahip çıkacağız, hakkını koruyacağız.”

İZMİR’E MUAZZAM BİR HIDRELLEZ FESTİVALİ

- Ben bir İzmirli olarak İzmir’i çok ışıksız bir şehir olarak görüyorum. Yılbaşı gelince Arap şehirleri bile cıvıl cıvıl oluyor, İzmir ise sönük.

“Çok doğru söylüyorsunuz. En büyük hedeflerimden bu şehri ışıl ışıl, neşeli bir şehir haline getirmek olacak. Burada açıklıyorum. Muazzam bir hıdrellez festivali yapacağız. Mahallelerimize kadar inen bir festival olacak bu. Ama öyle böyle değil. İzmir’de yer yerinden oynayacak. Fuar yılın 363 günü yaşayacak. Çok renk, çok ses, çok nefes... Neşemizin kaynağı bu olacak.”

ŞİMDİ CEO ÇALIŞMAYA GELECEK

“Benim çok büyük bir rüyam var. Bu rüya Koç Holding’in genel merkezini İzmir’e taşıtmak. Tabii Koç Holding bir sembol, Eczacıbaşı zaten İzmirliydi İzmir’e dönecek. Vodafone, Turkcell, Sabancı, aklınıza ne gelirse o şirketlerin yönetim merkezlerini İzmir’e taşıtacak bir şehir hayal ediyorum ben. Bu öyle bir ütopya falan değil. Bu olay 20’nci yüzyılın başında Amerika’da olmuş. Birçok şirket yönetim merkezlerini New York’tan başka şehirlere taşımış. Starbucks’ın, Boeing’in, Coca-Cola’nın merkezleri New York dışındaysa, Türkiye’nin büyük şirketlerininki neden İzmir’de olmasın?

Bir CEO düşün. Çocuğunun en iyi okulu burada. Sağlık hizmetleri dünya çapında. Hafta sonu ofisinden çıktıktan sonra Çeşme arabayla 45 dakika, Bodrum 2.5 saat. Bir gastronomi merkezi. Bugüne kadar İzmirli genç çalışmak için İstanbul’a gidiyordu, şimdi İstanbullu CEO çalışmak için İzmir’e gelecek. Ayrıca Türkiye’nin Silikon ve startup nabzı burada, bu şehirde atacak.”

 

X

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku