GeriErtuğrul ÖZKÖK Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

Şimdi nereden çıktı bu soru diyeceksiniz...

Biz 68 kuşağı için “tarihin en devrimci yılı 1968’dir”...

Delikanlı kafamızda “devrim” denince aklımıza gelen yıllar şunlardı...

1789 Fransız Devrimi...

1870 Paris Komünü...

Ve 1917 Sovyet Devrimi...

Sonra bizimki gelirdi... 1968...

*

Biz o yıl “tabula rasa” yaptık, masanın üzerindekileri şöyle elimizle süpürüp attık.

Geriye bir tek bizimki kaldı...

1968...

*

Egomuz öylesine şişti ki... Öylesine müstebit ve dominant bir kuşaktık ki...

Onu izleyen 20 yıl ne yazık ki bizim yarattığımız bu entelektüel istibdadın gölgesinde ezildi.

*

Önceki akşam ve dün gece BluTV’de izlediğim, CNN yapımı “Doksanlar” belgeseli kafamdaki paradigmayı değiştirdi.

Tarihin en devrimci 10 yılı 1990’larmış...

*

Gelin şimdi sizi 30 yıl geriye götürüp 90’larda neler olmuş, farkına varmadan tarihin hangi muazzam devrimlerini yaşamışız bir bir hatırlatayım.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

ÇİZGİ FİLM DEVRİMİ

SİMPSONS, SOUTH PARK BEAVİS AND BUTT-HEAD

B isimler size belki çok şey ifade etmiyor. Ama bugün hepimizin hayatındaki çizgi film fenomeninin tarihsel dönüşümünün başında bu üç çizgi film vardı.
Bunlar çizgi filmde çocuksu masumiyeti bitirip toplumdaki kötülüklere, daha da kötü karakterlerin gözünden dâhiyane bir eleştiriyi doğuran filmlerdir.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

SİYASET

MUZAFFER BAŞKOMUTANLARIN SEÇİM KAYBETTİĞİ GÜN GELDİ

Yıl 1991... Irak, Kuveyt’i işgal ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri ordusu Kuveyt’e giriyor ve Saddam Hüseyin’in ordusunu Kuveyt’ten çıkarıyor.

Vietnam’da hezimete uğrayan Amerikan ruhunu, halkının gözünde yine dünya liderliği seviyesine çıkaran bu muzaffer başkomutan ABD Başkanı Bush’tur.

Kısa süre sonra yapılan seçime, arkasına işte bu zafer rüzgârını alarak girer.

Ancak seçimi genç bir demokrat aday kazanır.

Sadece Amerika’da değil, dünyada da “Clinton dönemi” başlar... Otuz yıl sonra o güne bakan siyasetçiler şimdi bunun nedenini daha iyi anlıyor.

1990’lar bir nesil değişikliği on yılıydı...”

Aynı yıllarda hapisten çıkan Mandela, cezaevinin mazlum siyasetçiler için en harika tramplen olduğunu bütün dünyaya ispat ediyordu.

Aynı 10 yıl içinde duvarlar yıkıldı ve komünizmin sakil diktatörlükleri bir bir yıkıldı.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

YENİ İŞİNSANI

PARA KAYBETMEYİ ‘EN KÂRLI İŞ’ SAYAN DEV İŞTE BU EVDE DOĞDU

1990’lar, şu korona günlerinde ne olduğunu daha iyi anladığımız e-ticaret’in doğduğu yıllardı. Bunun başında da “eBay” ve “Amazon” vardı.

Amazon bugün dünya tarihinin gördüğü en büyük ticaret sistemi haline geldi.

Belgeselde bu devin doğduğu yerin fotoğrafı vardı.

Şuna bakar mısınız?

Bir gecekondu...

O sıralarda henüz 20’li yaşlarında olan kurucusu Jeff Bezos’a ekonomistler soruyor:

“Ama burada durmadan para kaybediyorsunuz...”

Cevabı:

“Aaaa... Siz para kaybetmenin en kârlı iş olduğunu bilmiyor musunuz... Gelecekte çok kazanacağım.”

MÜZİK

ROCK’N ROLL’UN İKİNCİ DOĞUŞU

ROCK’N Roll 1950’lerde doğdu, ancak gerçek anlamını 60 ve 70’lerde aldı.

1990’lar ise alternatif rock’ın doğduğu yıllardı.

Nirvana ve Kurt Cobain efsanesi...

Radiohead “OK Computer” albümü...

The Cure ve “Cuma günleri âşık olurum” şarkısı...

Asla unutulamaz.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

DİJİTAL DEVRİM

ROLLİNG STONES ŞARKISIYLA BAŞLAYAN İŞLETİM DEVRİMİ

1990’lar tabii ki Microsoft ve Windows, yani dünyada en çok kullanılan işletim sisteminin doğuşu. Gerçi ilk defa 1985’te çıkmıştı ama ilk efsane Windows 3 ve özellikle Rolling Stones’un “Start me Up” şarkısıyla lanse edilen Windows 95 bu on yılın ürünü.

Tabii Apple’ın iMac’le ikinci ve asıl doğuşu da bu 10 yılda oldu. Ama en önemlisi, bilgisayarların çok hızlı birer hesap makinesi olmaktan çıkarıp birbirleriyle konuşmasına imkân veren internet devrimi...

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

TELEVİZYON

SEİNFELD’İ PATLATAN BEŞİNCİ BÖLÜM: KONTES

DURUM komedisi gerçek anlamını bu 10 yılda kazandı.

Tabii ki en önde “Seinfeld” dizisi var.

İlk 4 bölümde reytingler çok ortalama.

Beşinci bölümün adı “Kontes”...

Biri kız dört arkadaş masa başında sohbet ediyor ve iddiaya giriyor.

Aralarından hangisi en uzun süre mastürbasyon yapmadan durabilecek.

Muhafazakâr ve ahlakçı Amerika hiç beklenmedik bir tepki veriyor...

Reytingler zirveye çıkıyor.

Aynı yıllarda ünlü sunucu Ellen DeGeneres canlı yayında cinsel tercihini açıklıyor. O program da reyting zirvesi...

Böylece Amerikan televizyon sanayi, kendi yeni ahlaki normları ile gelen X kuşağı ile tanışıyor.

Tabii “Sex And The City” ve “Friends”in de bu 10 yılın ürünü olduğunu hatırlatmama gerek yok.

Bu arada “eşcinsel”in karşıtının “düzcinsel” olduğunu da bu diziden öğrendim.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

90’LAR TÜRKİYE’SİNİ ANLATAN BİR DİYALOG

BİRAZ tebessüm etmek için, 1990’lar Türkiye’sinden bir kare ile başlayayım...

Cumhurbaşkanı Turgut Özal...

Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü...

Havaalanında karşılaşıyorlar...

Arlarında şu konuşma geçiyor:

Özal: “Erdal Bey sizi gören bu ülkede kıtlık var sanır.”

İnönü: “Aman efendim sizi gören de bu ülkedeki kıtlığın asıl nedenini anlar.”

Bu sohbet 1990’lı yıllar Türkiye siyasetinden geri kalan en hoş şeylerden biridir.

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

72 SAATTE 34 MİLYON İNSANI FETHEDEN 5 CÜMLE

GEÇEN pazar günü, YouTube’un reklamsız paralı abone servisi olan Youtube Red’de 2015 sonunda kurulduğu günden bu yana bir rekor kırıldı.

Bir canlı yayın, en yüksek anında 665 bin kişi tarafından izlendi.

İzlenme sayısı 48 saatte 28 milyona, 72’nci saatin sonunda ise 34 milyona ulaştı.

-

Aslında olay bir “mezuniyet kutlama” programıydı.

Bu yıl pandemi nedeniyle mezuniyet törenleri yapılamayınca bazı sanatçılar bir araya gelerek bir mezuniyet kutlama programı yaptılar ve 7 Haziran günü YouTube üzerinden canlı yayınladılar.

Alicia Keys’in “Şimdi anlıyor musunuz, adalet ne kadar önemli bir şeymiş” konuşmasıyla başlayan programda, Lady Gaga, Beyonce, Justin Timberlake, Shawn Mendes, Taylor Swift, Billie Eilish, BTS ve J.J. Abrams gibi ses sanatçıları ve sinema yönetmenleri konuştu.

*

Programa bir tek siyasetçi ve eşi davet edildi.

Eski Başkan Barrack Obama ve eşi Michelle Obama...

İşte o yayına, eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve başkomutanı Obama’nın şu beş cümlesi damgayı vurdu:

“Demokrasi karizmatik bir liderin tepeden yapacağı değişimlere güvenmek değildir.”

“Demokrasi umudu kendimizde bulmak ve başkalarına da aşılamaktır.”

“Bunu özellikle de yaşadığımız şu günlerde yapmaktır.”

“Her şeyin iyi gittiği zamanlarda umuda ihtiyacınız olmayabilir.”

“Asıl her şeyin kapkaranlığa büründüğü anlarda o umuda ihtiyacınız vardır.”

KANAL D EĞLENCEDE FARK YARATMAYI İYİ BAŞARDI

GEÇEN hafta televizyon alanında en çok konuşulan konu Ercan Saatçi’nin hazırladığı ve Kanal D’de yayınlanan “Çok Akustik” programı oldu. Bence korona dönemi için bulunmuş en iyi formatlardan biriydi.

Akşamları yapılan ve kimsenin kimseyi dinlemediği, herkesin herkese bağır çağır haykırdığı tartışma programlarından bıkan insanlara yepyeni ve rahatlatıcı bir pencere açtı.

“Hücum kayıt” denilen, anında, o anki duygularla kaydedilen program müthiş bir samimiyet elektriği veriyor.

1990’ların özlediğimiz televizyon programlarına götüren çok güzel bir “vintage” haz veriyor.

Bravo Kanal D...

Çok yaşa Ercan...

Bilin ki, burada sıkı bir fanınız var...

Tarihin en devrimci yılı 1917 mi, 1968 mi, yoksa 90 mı

ATA HARİKAYDI, BU GECE DE SILA’YI MERAKLA BEKLİYORUM

Ercan Saatçi’nin geçen pazar yayınlanan, Ata Demirer’le yapılan ilk programı harikaydı. Üzerine çok güzel yazılar, değerlendirmeler çıkması da bunu gösterdi.

Instagram’dan yapılan ev konserlerindeki teknik yetersizlik, kötü ışık yavaş yavaş bıkma etkisi yapıyordu. Bu program taptaze bir duygu getirdi.

Bu akşam yayınlanacak olan ikinci bölümde Sıla var...

Tanıtım videolarına baktım.

Çık sıcak, samimi...

X

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Dünyanın en azgın iki popülisti seçimle gitti.

Önce Trump...

Sonra Netanyahu...

Önceki gün de Fransa’daki yerel seçimlerde Avrupa aşırı muhafazakâr sağ popülizminin en güçlü figürlerinden biri olan Marine Le Pen’in partisi beklediğini bulamadı...

O nedenle dünden itibaren Avrupa’da şu soru sorulmaya başlandı:

Son 15 yıldır Avrupa’da yükselen “Sağ muhafazakâr popülizm artık geriliyor mu?”

Evet bunun işaretleri var.

EN AZILI POPÜLİSTİN KORKTUĞU OLDU KARŞISINDAKİ MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞTİ

Yazının Devamını Oku

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku