Tarihi gün: Türkiye'de bir filozof 'TT' oldu

Öndeki gün “Türkiye tarihinde bir ilk”e tanık olduk.

Bir Türk felsefecisi Twitter’ın “trend topics”, yani en çok tweet atılan konularında ilk 5’e girdi.

Söz konusu felsefeci, o gün kaybettiğimiz Oruç Aruoba’ydı...

Tarihi gün: Türkiyede bir filozof TT oldu

Oruç Aruoba’yla 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusu’nda tanıştım.

Felsefe bölümünde öğretim görevlisiydi.

Bölümün başında felsefenin en önemli isimlerinden, insan hakları savunucusu Prof. Ioanna Kuçuradi vardı.

Türk dilinin en büyük yazarlarından Bilge Karasu ve eleştirmen Füsun Akatlı da o bölümün üyesiydi.

*

12 Eylül günü 8 tankla kampusa gelen bir yüzbaşı, bizleri meydana toplayıp fırça çektiğinde birlikteydik.

O meşum günden bir yıl sonra Bülent Ecevit’in çıkardığı ‘Arayış’ dergisinde birlikte yazı yazmaya başlamıştık.

*

Sonra yollarımız ayrıldı...

O akademik hayatına devam etti. Daha sonra İzmir’de mütevazı bir eve taşındı.

Ben gazeteciliğe geçtim.

*

Onu son defa 5 yıl önce Assos’ta Örsan Öymen’in düzenlediği felsefe seminerinde gördüm.

Toplantıya katılanların gözünde bir efsane gibiydi.

O günden sonra fark etmiştim ki, Oruç Aruoba’nın derinde ve sessiz bir hayran kitlesi varmış...

*

Zor işlerin insanıydı...

Wittgenstein’ın “Çevrilemez” denilen kitabı ‘Tractatus’u Türkçeye çeviren aydındı.

Onun çevirdiği Rilke’nin şiirleri hep başucu kitaplarım arasındadır.

*

Sessiz ve yalnız bir insanı, tek kişilik bir felsefe ekolünü, bir de hep gözümün önünde duran şu cümleyi bize bırakmış bir aydını uğurluyoruz:

“Kalabildiğimiz tek yer, ötekilerin bellekleridir...”

*

Güle güle arkadaşım...

Çok hoş bir seda bıraktın bizim belleklerimizde...

Bak, TT oldun...

Demek ki o belleklerin sayısı hiç de sandığın gibi tenha değilmiş...

Bil ki, pazar günü attıkları mesajlarla seni Türkiye’nin TT’si yapan bu insanlar, aynı zamanda Türkiye’ye de gurur vermişlerdir.

NE DEMİŞTİM GEÇEN HAFTA SİZE, İŞTE İSPATI

ÖNCEKİ cumartesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde olaylar büyürken önemli bir gelişme oldu. 182 milyon aboneyle dünyanın en büyük streaming platformu olan Netflix, şu kısa açıklamayı yaptı:

“Sessiz kalmak, suç ortağı olmaktır. Biz bir platformuz ve siyah üyelerimizin, çalışanlarımızın, yaratıcı personelimizin yanında sesimizi yükseltme görevimiz var.”

Bakın Netflix’in o açıklamasından sonra Amerikan medya dünyasında nasıl bir deprem oldu...

Tarihi gün: Türkiyede bir filozof TT oldu

Onu streaming platformlarının bugün için 4 numarası olan Hulu ve Starz izledi.

Her ikisinin de mesajı aynıydı.

Onların arkasından dünyanın en büyük müzik ve video paylaşım platformu olan YouTube aynı mesajla geldi.

“Irkçılık ve şiddete karşı hep birlikte ayaktayız.”

Ve pazar günü öğle saatlerinde ikinci streaming devi bu bloğa katıldı.

Amazon Prime Video şu açıklamayı yaptı:

“Yazarlarımız, senaristlerimiz, yapımcılarımız ve takipçilerimizle birlikte siyah toplumun yanındayız.”

*

Geçen hafta Amerika’da Trump yönetimine karşı asıl muhalefetin Demokrat Parti değil, streaming platformları olacağını yazmıştım.

İşte size ispatı...

Üstelik bu muhalefet öyle Trump’ın kolayca baş edebileceği, zapturapt altına alabileceği bir şey değil...

Çok kararlı bir yeni medya var artık karşısında.

HELAL OLSUN

1.8 MİLYAR: 10 YIL ÖNCE BİRİ 23, ÖTEKİ 26 YAŞINDAYDI

Bu iki genç dün Türkiye’de tarih yazdılar.

Türk oyun şirketi Peak, 1.8 milyar dolara dünyanın en büyük oyun şirketlerinden Zynga’ya satıldı.

Tarihi gün: Türkiyede bir filozof TT oldu

İki kurucusuna bakar mısınız?

Rina Onur, Harvard’da ekonomi okudu. Henüz 33 yaşında.

Demek ki 2010’da, şirketi kurduklarında 23 yaşındaydı.

Sidar Şahin 36 yaşında... Demek ki o da 26’sındaymış.

İşte bu iki genç insan, dün Türkiye’nin adını dijital pazarda teknoloji ve program üreten ülkeler arasına yazdırdılar.

İkisiyle de gurur duyuyorum ve ikisini de kutluyorum.

Bütün Türkiye’nin gençliğine hedef gösterecek, hayal kurduracak, “Yes, you can” diyen muazzam bir şeyi başardılar.

Helal olsun onlara...

KARANTİNA YILDIZLARI

‘KİM ULAN BU ELON MUSK, ONU KAÇ TÜRK SEYREDER’

BARIŞ Özcan bir Türk YouTuber... 4.5 milyon takipçisi var...

En önemlisi, bu kadar takipçiyi bilim anlatarak sağladı. Space X roketinin atılışını onun YouTube’daki canlı yayınından izledim.

O ve öteki Türk YouTuber’lar, o gece harikalar yarattılar.

Barış Özcan aynı zamanda benim gibi bir rock’n roll hastası olduğu için onu daha da seviyorum.

Astronotların giysilerinin Marvel kahramanlarının filmlerdeki kostümlerini tasarlayanlar tarafından yapıldığını ondan öğrendim.

O gece yaptığı yayını 1.8 milyon kişi seyretmiş.

Ama onun asıl Elon Musk Türkiye’ye geldiğinde yaptığı bir yayın var ki, efsane...

5.8 milyon kişi seyretti.

Ve o yayın, hayatını yazacak yazarla karşılaştığında Musk’ın ona sorduğu şu soruyla başladı: “Sizce ben deli miyim...”

WARNER BROS: HERKES SUSARKEN BİRİ KONUŞMALI

BİR başka sinema devi Warner Bros şu açıklamayı yaptı:

“Herkes otururken, biri ayağa kalkmalı... Herkes susarken biri konuşmalı... Bryan Stevenson.”

Onu çok benzer bir mesajla CBS televizyonunun sahibi Viacom izledi.

Tarihi gün: Türkiyede bir filozof TT oldu

DEMİR ADAM VE SİYAH PANTER DEVREYE GİRDİ

PAZAR gününün en kuvvetli mesajlarından biri ise bugün eğlence dünyasının açık ara en büyüğü olan Disney grubundan geldi. Grubun ‘Demir Adam’, ‘Kara Panter’, ‘Yenilmezler’ gibi süperkahraman filmlerini yapan Marvel, şu açıklamayı yaptı: “Irkçılığa karşı hep birlikte ayaktayız.”

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yeni başkandan sonra Dışişleri Bakanı da Maçakızı'ndan çıktı

Evet bildiğimiz Türkbükü’ndeki Maça Kızı’ndan...

Daha doğrusu Maçakızı’nın kurucu ortağı Sahir’in İstanbul’daki yalısından.

Arkasında çok güzel bir hikâye var ama önce dün gece gelen haberle başlayayım.

ABD’nin yeni başkanı Biden dün sabaha karşı Dışişleri Bakanlığı’na kimi getireceğini açıkladı.

Bakanlığa getireceği isim Antony Blinken’miş...

Şimdilik sadece şunu söyleyeyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir gitarist geliyor.

Ama önce dün sabaha karşı bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şeyi yazayım...

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku