Tahmin edin ben kaç yaşında bir erkeğim

HER detoks ve zayıflama kürünün bir iyi, bir kötü haberi vardır.

Benimki önce kötü bir haberle başladı.

 

***

 

Phuket’e inişimin ertesi sabahı, programımı hazırlayacak olan detoks program koordinatörüm Aljeza Aksu, beni bir makinenin üzerine çıkardı.

 

Böylece beden haritam çizildi.

 

***

 

Önce kötü haberden başlayayım.

 

Tahmin ettiğim gibi, bu yıl 1 Kasım şokuyla başlayan şuursuz günlerimde, öyle pis bir hayatım oldu ki, normal kilomun üzerine tam 4.5 kilo koymuşum.

 

“Bunun 1 kilosu yolculuk ödemidir” dedi, psikolojik olarak biraz rahatladım.

 

***

 

- Boyum 1.81...

 

“Arzu edilir” kilomun, 60.6 ile 81.6 arasında olması gerekiyormuş.

 

***

 

Biliyorum gerçek yaşımı merak ediyorsunuz.

 

Biraz sabır...

 

Önce şu yağ ve şişkoluk meselesini konuşalım.

 

 

 

YAŞIMI SONDA AÇIKLAYACAĞIM AMA ÖNCE VÜCUDUMDA KAÇ KİLO YAĞ VAR ONA BAKALIM

 

 

- VÜCUDUMDAKİ yağ oranı yüzde 17.4.

 

Arzu edilir oran yüzde 13 ile 24.9 arasında olduğuna göre, durumum fena değil.

 

Ama Aljeza, “Bunu biraz daha indireceğiz” diyor.

 

***

 

- Bedenimdeki yağ kitlesinin ağırlığına gelince... Bedenimde 14.4 kilo yağ varmış.

 

10.2 ile 22.6 kilo arasında olması gerekiyormuş.

 

Fena sayılmayız.

 

***

 

- Kas kitlesine gelince... Gövdemin 64.7 kilosu kas.

 

55.5 ile 70.3 kilo arasında olması gerekiyormuş.

 

“Kaslı bir erkek” sayılırız yani...

 

***

 

- BMI diye bir şey var, ne olduğunu anlamadım.

 

25.2 çıkıyor.

 

Arzu edileni 18.6 ile 24.9 arasında olmalıymış.

 

Biraz geçmişiz.

 

***

 

- Ancak “Viceral fat rating” diye bir şey var ki, orada durumum iyi değil.

 

Rakamım 11 çıktı... “Bunu alta çekmeliyiz” dedi.

 

***

 

“Tamam arkadaş hadi artık söyle, kaç yaşındasın” demeye başladınız.

 

Tamam onu da üçüncü yazıda açıklıyorum.

 

BEN DEMİYORUM UZMAN DİYOR: 54 YAŞINDA KASLI BİR ERKEĞİM

 

FİZİKİ reyting haritasında ben neredeyim.

 

Obez değilim. Şişman değilim.

 

Zayıf da değilim.

 

Adımın karşısında “Healthy”, yani sağlıklı yazıyor.

 

Veee.... Geliyorum asıl iyi habere...

 

Bütün bu verilerden bir “metabolik yaş” çıkarılıyor.

 

Yani bedenin kaç yaşında bir insan...

 

54...

 

Yani ben 54 yaşında bir erkeğim...

 

TAYLAND’A GİRİŞ VİZESİZ AMA HAZIRLIKLI OLUN

 

ÖNCE Tayland’a gideceklere bir uyarı.

 

Tayland Türklerden vize istemiyor. Bangkok’daki patlamalarda bir teröristin üzerinden Türk pasaportu çıktığı iddiası nedeniyle, burada Türklerin polisten geçişi biraz zaman alıyor.

 

Normal polisten geçip giriş beyannamesini verdikten sonra beni içerideki polis merkezine götürdüler.

 

Orada bir belge daha doldurdum.

 

Dönüş uçağımın saatine kadar yazdılar. Ama personel çok nazikti.

 

 

PHUKET ADASI’NDAN İLK İZLENİMLERİM

 

- İNANILMAZ ormanları ve koyları olan bir ada.

 

- Havaalanı güzel ve çok sık uçak iniyor.

 

- Burada Muson mevsiminin başlangıcı. Hava 35 derece ve rutubet çok yüksek.

 

- Havaalanından çıktığınızda ilk hissettiğiniz şey, sıcak ve ıslak bir hava ve çürümüş toprak kokusu.

 

- Dikkatimi çeken ilk şey, yolların kenarlarındaki elektrik ve telekomünikasyon direkleri. Türkiye’de bunların çoğu yer altına alındığı için üzerinden yüzlerce tel sarkan direkler tuhafınıza gidiyor.

 

- Hayatım boyunca kitaplarda okuduğum, filmlerde seyrettiğim Muson yağmurlarını ilk defa görüyorum.

 

- LifeCo, İstanbul, Bodrum ve Antalya’da şubeleri olan bir Türk kuruluşu. “Well being” yani sağlıklı hayat konusunda uzmanlaşmışlar.

 

İlk dış şubelerini Phuket Adası’nda açmışlar.

 

Bir göletin kenarında, güzel bir yer.

 

KISKANÇLIK BEDENE KÖTÜ AŞK MEKTUBU YAZMAK İYİ

 

PROGRAM koordinatörüm beden haritamı çıkardıktan sonra bana güzel bir “alkali” dersi veriyor.

 

Önce bir çizgi çekiyor ve tam ortasını işaretliyor.

 

Tam ortaya 7.35-7.45 rakamlarını yazıyor.

 

Bu, kanımızdaki alkali derecesiymiş ve bunun altına inmesi tehlikeliymiş.

 

Sağlıklı bir hayat için yiyeceğimiz gıdaların işte bu seviyede alkali ihtiva etmesi gerekiyormuş.

 

Sol taraf düşük alkali oranlı, yani yüksek asitli yiyecekleri yazıyor.

 

Aman Allah’ım, sevdiğim her şey sol tarafta.

 

Ekmek, et, şarap, süt, peynir...

 

Bunlar felaket...

 

Sağ tarafa ise alkali oranı yüksek yiyecekler.

 

Tabii ki yeşillikler. Ne kadar koyu yeşilse alkali oranı o kadar yüksek.

 

Ama verdiği brifingin en ilginç tarafı şu.

 

Duyuların da alkali oranları varmış.

 

Kıskançlık ve stres düşük alkali oranına sahip.

 

Âşık olmak, aşk mektupları yazmak ise yüksek. Yani detoksumun en önemli parçalarından biri aşk mektupları yazmak olacak.

 

Yarından itibaren Tansu’ya yeniden aşk mektupları yazmaya başlıyorum.

 

İLK GÜN: YEŞİL YEMYEŞİL BİR GÜN

 

- Sabah 07.15: Plajda kum yürüyüşü ve yüzme. (Su çok sıcak. Bana göre değil.)

 

- Gün boyu yeşil sular ve yağsız salata.

 

- Damardan C vitamini takviyesi.

 

- Akşamüzeri Thai masajı ve buhar banyosu.

 

- Saat 21.00 uyku.

 

BENDEN HAZZETMEYENLER YARINI BEKLEYİN

 

İlk gün her şey çok iyi gidiyordu.

 

İyi haber üstüne iyi haber. Ancak ertesi gün Dr. Thomas Lodi karşıma oturup o sözü söyleyince her şey değişti.

 

Benden hazzetmeyenler yarını bekleyin.

 

Sizlere de iyi haberim var.

 

Doktor Lodi’nin bana söylediklerini okuyunca sevineceksiniz.

 

Biraz sabır. Yarını bekleyin.

 

Sizi de mutlu edeceğim ve alkali oranınız yükselecek.

 

X

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku