Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  

Steve Jobsun dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi
Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Ama sohbetimiz bir ara öyle ilginç bir noktaya geldi ki, başlığa bilerek onu aldım.

Dünya çok hızla değişiyor.

Pandemi günlük hayatımızı çok köklü biçimde değiştiriyor.

Bir gün önce yaptığımız sohbette dile getirilenler ertesi gün eskiyebiliyor.

*

Başlığa aldığım Steve Jobs konusu işte “tahminde zorlukları”, “yarına yönelik proje yapma zorluklarını” çok güzel anlatan bir örnekti.

O konuyu başlığa aldım ama ne olduğunu yazının biraz sonuna sakladım.

Çünkü karşımda pandemi sırasında her gün 20 milyon kişiye ulaşan bir yönetici vardı. Yani elinde bu 20 milyon insana ait devasa bir fotoğraf bulunuyordu.

O nedenle önce onun asıl ilgi alanından başlayacağım...

Yani elektrik tüketiminden.

Pandemi sırasında o 20 milyon insan ne yaptı?

PANDEMİDE ELEKTRİĞİN YÜZDE KAÇINI EVİNDE KALANLAR TÜKETTİ

Hemen ilk sorumla başlıyorum:

Türkiye’de elektriği en çok kim kullanıyor? Evdeki bizler mi, yoksa sanayici mi, yoksa sulama yapan tarımcı mı?

İşte ilk cevap:

“Türkiye’de elektriğin yüzde 25-28 arasını haneler tüketir.

Yüzde 40-45 arasını sanayi tüketir.

Yüzde 2-3 aydınlatma ve tarımsal sulama diyebiliriz.

Geriye kalanı da esnaf ve ticarethaneler tüketir.”

*

Pandemi sırasında evde harcadığımız elektrik arttı mı?

“Toplam tüketim içerisinde evde tüketilen enerji yüzde 10-18 mertebesinde yükseldi. Kilovat olarak. 25-28 dememin sebebi de bu. Yüzde 18 civarında bir artış aslında mesken tüketiminde yüzde 25’ten 28’lere getirdi oranı.”   

Bütün dünyada da böyle mi?

“Hemen hemen benzer bir durum söz konusu...”

İLK İYİ HABERİM ŞU: SANAYİDE TÜKETİM ESKİ DÜZEYİNE GELDİ

“Pandeminin başında sanayide durum tam aksiydi. Sanayi tüketiminde yüzde 15-20’lere varan bir düşüş oldu. Özellikle nisan-mayıs aylarında bunu çok çarpıcı şekilde gördük.”

Daha çok ithalata ve ihracata dayalı olan sektörlerde ciddi düşüş yaşandı.”

Türkiye özellikle son çeyrekte daha pozitif ayrıştı diğer dünya ülkelerine göre. Şu an itibarıyla 2019’la 2020’yi kıyasladığınızda, hemen hemen eşit noktaya geldik. Ekonomi açısından ve reel piyasalar açısından güzel haber bu. Avrupa henüz bu noktaya gelemedi.”

İYİ HABER
YENİLENEBİLİR ENERJİDE YÜZDE 40’LARA GELDİK, BU BÜYÜK BİR BAŞARI HİKÂYESİ

“Enerji alanında çalışan şirketlerin çok büyük sosyal sorumlulukları var. Bugün dünyada 1 milyar kişi elektriğe ulaşamıyor, 2 milyar kişi temiz suya ulaşamıyor, 600 milyon kişi yemek pişirebilecek temizlikteki suya ulaşamıyor.”

“Temiz ve sürdürülebilir enerjiye yönelmemiz gerekiyor. Orada da şunu söyleyebilirim. Türkiye aslında bu anlamda gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında hiç de fena bir durumda değil. Yenilenebilir kaynaklara baktığınızda aslında yüzde 40’lara geldi toplam portföy içerisindeki payı. Hidroelektrik santrallarını da sayarsanız, aslında daha da öteye geçtiğini söylemek mümkün.”

“2010’dan bu yana gazın toplam tüketim içindeki payı yüzde 46’dan yüzde 29’lara düştü. Yani temiz enerji stratejisi doğru gidiyor.”

“EnerjiSA olarak önümüzdeki dönemde en büyük yatırımımızı güneş enerjisine yapacağız.”

STEVE JOBS’UN 9.5 KİLOBAYTLIK  HAYATI SİZCE NASIL OLURDU

KONU işte tam burada Steve Jobs’a geliyor ve Murat Pınar şunu söylüyor: “Hatırlayın Steve Jobs 20 yıl önce, ‘Herkese 9 kilobayt yeter’ diyordu. Şu an cebimizdeki telefonların kapasitesi 1990’lardaki IT sistemlerine eşit bankaların.”

Pınar’ın bu sözünü ben şöyle tamamlıyorum:

“Yani 9.5 kilobaytta kalsaydık, cep telefonu üzerinden bir podcast dinlememiz bile mümkün olmayabilirdi... Bütün pandemi boyunca durmadan haberleştiğimiz WhatsApp grupları ile kaç video gönderebilir, alabilirdik bir düşünün... 9.5 kilobaytlık hayat çok tatsız, çok tuzsuz olurdu inanın bana.”

Tekrar o devam ediyor:

“Bizim elektrik tüketimimize bir bakın. 1980’de toplam kapasitemiz 5 cigavattı. Bugün 95 cigavat. Bakın, kabaca 40 yıldan bahsediyoruz. Tam 250 kat büyümüş. Böyle bir enerji ihtiyacı dünyanın hemen hemen hiçbir yerinde yok.”

Bu 40 yıl içerisinde 20 kat küçülmenin yaşandığı dönemde bile elektrik büyümüş.

Avrupa’da planlama yapmak kolay. Bizim gibi hızlı büyüyen ülkelerde planlama yapmak da zor. Ama ihtiyaçları ve reeli de göz ardı etmemek lazım. Türkiye gerçekten ihtiyacı olan hatta Avrupa’ya göre 10 kat daha hızlı elektrik talebi büyüyen bir ülke. Oysa Avrupa’da planlama yapmak çok kolay. Türkiye bu kadar kolay değil planlama yapmak için, gündelik işimizde bile.”

SOSYAL SORUMLULUK
ÇOCUĞUNUZA ELEKTRİK FATURASINI DÜŞÜRMEYİ KAÇ YAŞINDA ÖĞRETİRSİNİZ

HERKES gibi benim de aklımda şu soru var:

Üretimde bu kadar başarılıyız, elektrik masrafımız niye durmadan yükseliyor?

İşte bu noktada elektriğin bilinçli kullanımı eğitimi devreye giriyor.

Kayıpların önlenmesi, daha az enerji kullanan LED sistemlerine ve teknolojilere geçilmesi söz konusu oluyor.

EnerjiSA işte bu amaçla çocuklara yönelik bir eğitim projesini başlatmış.

7-12 yaşlarındaki çocuklara “Enerjimi koruyorum” adlı eğitim programı hazırlamışlar.

Bilinçli ve temiz enerji tüketimi için en ideal yaş bu...

PANDEMİ SIRASINDA 9 AYDA 1.3 MİLYAR LİRA YATIRIM YAPTIK

‘SAĞLIK sektörüyle benzer yanlarımızdan biri o. 24 saat 7 gün çalışan bir yapı bizimki. Özellikle elektrik dağıtım ve satış olarak bakarsanız, faaliyetlerimiz bizde hiçbir şey değişmemiş gibi devam ediyor. Hatta bunun içerisinde yatırımları da dahil ederek söylüyorum ki geçen 9 aya baktığımızda, son çeyrek rakamlarını ocakta vereceğiz ama 1.3 milyarlık yatırım yapmışız.”

Mesela pandemiden önce dijital kanallarımızı kullanan müşterilerimizin toplamı yüzde 5’ti, pandemide yüzde 20’ye çıktı bu.”

BENİM VE ONUN GİBİ BİR TAVŞAN KAÇ YAŞINDA YAŞLANIR

ÖNCEKİ akşam David Letterman’ın George Clooney’le
yaptığı mülakatı büyük keyifle izledim.

Çok kendinden emin, kendinle dalga geçebilen bir Clooney’di...

Steve Jobsun dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

O mülakat sırasında Clooney ile ortak bir yanımızı öğrendim.

O da benim gibi bir “Tavşan Kardeş” tutkunuymuş.

Küçükken sık sık “Tavşan Kardeş” kıyafeti giyermiş. Mülakatta bir ara yaş konusu açıldı. Clooney, David Letterman’a “Artık bu sakalları kes, seni yaşlı gösteriyor” dedi.

*

Ertesi sabah Cumhuriyet gazetesinde Metin Akpınar’la yapılan bir mülakatı okudum.

“73 yaşına kadar kendimi genç hissediyordum, ondan sonra yaşlanmaya başladım” diyor.

*

Tam 73 yaşındayım....

Bir anda kendimi “Tavşan Kardeş” kıyafeti içinde kara kara düşünürken buldum.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

12 boş tabut ve avluda faili meçhul bir ceset

Bugünkü hikâyemiz son zamanlarda streaming platformlarda çok moda olan bir “Unsolved Mysteries...”

Yani “Çözülmemiş esrarengiz olaylar” kategorisinden...

Yaşanmış bir polisiye...




Yazının Devamını Oku

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku