GeriErtuğrul ÖZKÖK Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hocalığını yapmıştı.

Milli Türk Talebe Birliği’nde verdiği eğitim seminerlerine katılanlardan biri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dı...

*

O gece hayata veda ederken, darbeciler Ankara’da, bir zamanlar onun da çatısı altında çalıştığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalıyordu...

Hep şunu merak etmişimdir...

Acaba kalp krizi geçirdiği saatlerde darbeden haberi olmuş muydu?

Olduysa FETÖ polis ve hâkimlerinin ondan 6 yıl önce ailesinde açtığı derin yarayı hatırlamış mıdır...

Şimdi o günden 6 yıl öncesine, 2010 yılına dönelim.

*

26 Ekim 2010 günü polis 9 kişiyi gözaltına aldı. Bu 9 kişi daha sonra tutuklama istemi ile nöbetçi mahkemeye gönderildi.

Bu kişiler arasında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da vardı.

Savcıların iddia ettiği suç bir fuarcılık şirketi ile ilgili olarak rüşvet vermekti...

Rüşvet iddiasının güya “delili” olarak ise Murat Yalçıntaş’ın telefonda avukatına söylediği şu cümle gösterilmişti:

“Yönetim kurulu karar aldı. Her şeyimiz tamam. Gidin halledin...”

*

Bu operasyona daha renkli bir hava vermek için bir de hikâye uydurulmuştu.

Güya Yalçıntaş ve arkadaşları, rüşvet verme girişimine şu kod adını vermişlerdi: “Aşka yelken açıyoruz.”

Olay İstanbul’da geçiyordu ama nedense buna Ankara Emniyeti el koymuştu.

O gün 9 kişi 5. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi.

Hâkimin adı Muzaffer Karadağ’dı...

Dokuzunun da tutuklanmasına karar verdi.

Tutuklama gerekçeleri arasında “Delil karartma tehlikesi” ve “Sanıkların yurtdışına kaçma ihtimali” de vardı.

*

Yalçıntaş 2 Aralık gününe kadar içeride kaldı.

İTO Yönetim Kurulu’nun bütün üyeleri bu olayda başkanları Yalçıntaş’ın arkasında dimdik durdu.

Artık çok iyi biliniyor ki bu olay, FETÖ’cü polis, savcı ve hâkimlerin İTO’yu yıkma ve ele geçirme planlarının ilk adımıydı.

Yani 15 Temmuz günü askeri alanda son noktası vurulacak olan bir darbenin medya ve ordudan sonraki üçüncü sivil ayağıydı.

Bu olaydan 9 ay sonra, 3 Temmuz 2011 sabahı da, FETÖ’nün futbol kulüpleri darbesi başlayacak ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, aynı Yalçıntaş gibi evinden alınıp götürülecekti.

*

Bugüne gelelim...

Önceki gün internet sitelerinde küçük bir haber yayınlandı.

Çoğunluk hissesi Tosyalı Holding’e geçen BMC’nin başına CEO olarak Murat Yalçıntaş getirilmişti...
Yani 11 yıl önce bir FETÖ operasyonunun mağduru olan genç işinsanı...

*

Prof. Nevzat Yalçıntaş, bugünü göremedi. Oğlu Murat Yalçıntaş, Facebook hesabına babasıyla çekilmiş bu son fotoğrafını koydu.

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

O kumpastan sonra geçen 11 yıl içinde köprülerin altından çok sular aktı...

Silivri zulüm günlerinde bir sabah evinden alınıp götürülen genç bir işinsanı şimdi Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşlarından birinin başına geçti.

Yürüyüş sporlarına katılıyor... Maratonlarda “Gülmek İyileştirir Derneği”ni destekliyor...

*

Peki ona ve arkadaşlarına tutuklama kararı veren hâkim ne oldu?

Hemen söyleyeyim.

15 Ekim 2019’da devletin resmi haber ajansı AA şöyle bir haber geçti:

Ankara 5’inci Sulh Ceza Dairesi Hâkimi Muzaffer Karadağ 12 yıl hapse mahkûm edildi....

Gerekçesi?

FETÖ üyeliği...

Üstelik mahkeme, duruşmalar sırasında hiçbir pişmanlık duygusu göstermediği için cezasında en küçük indirime gitmemişti.

Karadağ halen cezaevinde...

YENİ ‘DEMİR PERDE’Yİ ESKİ SOLCULAR MI KURUYOR

NİKARAGUA
’da olup biteni ibretle seyrediyorum.

Aslında “Hayretle seyrediyorum” demem lazım ama artık hayret etmiyorum.

Devlet Başkanı Daniel Ortega son iki günde neredeyse bütün muhalefet partilerinin liderlerini hapse attırdı.

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

Ülkede tek adam rejimi kurdu.

*

Düşünebiliyor musunuz bu adam bir zamanların devrimcisiydi. Sağcı Somoza rejimini yıkan Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin lideriydi.

Ülkesinde sosyalist bir demokrasi kurmak, halkına refah ve eşitlik getirmek için gelmişti güya... Gele gele geldiği nokta, eski Sovyet blokundaki en sıradan totaliter rejimlerden birini kurmak oldu.

Ülkesinde ne insan hakları, ne adalet, ne muhalefet bıraktı.

Demokrasi tamamen rafta...

*

Tıpkı Venezuela’da aynı duygularla iktidara gelen Chavez ve onun mukallidi Maduro gibi o da ülkesinin etrafına demir bir perde çekerek bütün dünyadan soyutladı ve içeride tam bir diktatörlük kurdu. Yani Soğuk Savaş’tan sonra yıkılan “demir perdeler” ve duvarlar şimdi bu tür popülist liderler tarafından tekrar inşa ediliyor.

*

Ve ne yazık ki, Türkiye’de ve başka yerlerde bu diktatörlere hâlâ devrimci gözüyle bakanlar ve savunan solcular var...

KHALED BİN ABDUL KHALED OLDU MU ŞİMDİ BU YANİ

ONU bu isimle tanımıyorsunuz ama “DJ Khaled” dersem en azından genç hip hop’çılar tanır.

Amerikalı bir DJ, radyo programcısı ve müzik yapımcısı... Drake’le birlikte yaptığı Popstar adlı şarkı, sadece Spotify’da 410 milyon kere dinlenmiş...

Post Malone ve Justin Bieber gibi dev isimlerle birlikte yaptığı şarkılar var.

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

New Orleans’ta doğmuş ama ailesi Filistinli...

Gerçek adı Khaled bin Abdul Khaled....

Dolce&Gabanna bu kıyafeti onun için tasarlamış...

Ayakta terlikler, etrafta çakma pembe flamingolar...

Olmuş mu?

Vallahi karar veremedim yani...

GÜNÜN TARTIŞMASI
LAHMACUN PAPER MOON ADABINA UYGUN DEĞİL Mİ

HÜRRİYET
Kelebek yazarı Orkun Ün 2021 Bodrum yazına damgasını vuracak, ikinci lahmacun tartışmasını açtı.

Biliyorsunuz birincisini Hürriyet’in eski genel yayın yönetmeni Vahap Munyar başlatmıştı.

O günkü konu Maça Kızı’ndaki 50 liralık lahmacundu...

İstanbul’un en gözde İtalyanlarından Paper Moon bu yıl Bodrum Loft’ta şubesini açtı.

Meğer orada mönüye lahmacun da konmuş.

Ve 90 liradan satılıyormuş.

Orkun Ün, “Sen Paper Moon’sun kendine gel” diyerek buna şiddetle karşı çıkıyor.

Bense onun kadar katı değilim...

Neticede lahmacun da bir tür pizza...

Ben de çok seviyorum...

Nasıl ki pizza ve burrata peyniri artık bütün öteki restoranların mönüsüne girdiyse, lahmacun da pekâlâ İtalyan’ın mönüsüne girer...

Paper Moon’da da olsa iyi yapılmış kıtır bir lahmacunu asla reddetmem...

Yine de bu konuda son kararı, son zamanlarda yeni popüler tarzı ile gusto yazılarına soğanlı menemen tartışmasını sokan Vedat Milor’a bırakıyorum.

Lahmacunun yanında Super Tuscan şarap içilir mi konusunu da Mehmet Yalçın’a...

BUGÜNE KADAR TÜRKİYE’YE GELEN EN İYİ YABANCILAR KİMLERDİ

- MİLLİ Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş’e bu soruyu sormuşlar.

Cevabı şu olmuş:

- Teknik direktör olarak Jupp Derwall...

- Futbolcu olarak Fenerbahçe’de Alex, Galatasaray’da Hagi...

Hocaya aynen katılıyorum...

SEVİYELİ MAGAZİNİN YENİ MERKEZ ÜSSÜ UPPER CİHANGİR SAYFİYESİ GÜMÜŞLÜK

- Diziler sezon finali yaptı. Upper Cihangir’in “Villeggiatura” (sayfiye) hicreti başladı. Kimler orada kimler İstanbul’daki mahallede bekçi.

- Yazlık Upper Cihangir’de bu yaz program ne? Yükselen sesi kim?

- Seviyeli magazin yarışında bu hafta kim birinci? Karikatürlere konu olan Tuğrul Eryılmaz mı yoksa ben mi?

- Seviyeli magazin muhabirleri kıble mi değiştirdi? Kime çalışıyorlar?

- Seviyeli magazinin yükselen ismi ile evlenmek isteyen ünlü sanatçı kim? 

YARIN: VİLLEGGİATURA 2021 ÖZEL SAYFASINDA

X

Devlet dersinde sınıfta kalan 27 yıllık bir hikâye

Önceki gece sabaha kadar Milas’ın Ören ilçesine yaklaşan yangınla ilgili gelişmeyi izledim...

Oraya çok yakın Akbük’te evim var...

Ama endişem katiyen evimiz değildi...

Neticede evler yanar, yıkılır, yeniden inşa edilir...

Endişem Ören’deki Kemerköy Termik Santralı’ydı...



Yazının Devamını Oku

Tam teşekküllü sokak hayvanı hastanesinde bir ameliyat günü

Biliyorum hepimizin içi yanmış kül olmuş bir ormana döndü...

Korlar hâlâ kızgın...

Bir türlü ruhumuzu soğutma aşamasına geçemiyoruz...

*

Savaş sonrası enkaza dönmüş bu ormanın içinden yine de bana umut veren öyle şeyler geliyor ki...

Kurtuluş Savaşımızda mermi taşıyan kadınlarımız yine cephede...

Bu defa su hortumu taşıyorlar...

Dünyanın en büyük insanlık zinciri kurulmuş...

Göz yaşartıcı bir imece...

Yazının Devamını Oku

3 gün boyunca TT olan bu kare bana çok güzel bir şeyi öğretti

Kruvaze takım elbisesini giymiş, kravatını takmış...

Saçları iyice kırlaşmış, sakalı ise iyice beyazlaşmış...

Bu yüz benim kuşağımın en tanıdık yüzlerinden biri...

*

Gerisinde onca eğlenceli şeyler var ama...

Ne yazık ki artık o insanı işte bu hüzünlü fotoğrafı ile hatırlayacağız...

Bu iki kare ile...

Biri, ülkesinin adaletine hâlâ duyduğu saygı nedeniyle, gardrobunda artık pek giymediği bu eski kruvaze takım elbisesi ile mahkemeye giderken...

Yazının Devamını Oku

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku