Şömine odununu 'uncut' seyretmek istiyorum

Halil Sezai olayına bilerek mi girmedim...

Yoksa içimden mi gelmedi pek karar veremedim.

Ama bu topa girenlerin yazdıklarını, Instagram ve Twitter’da oluşturulan sosyal medya jürisinin neredeyse oybirliğiyle aldığı “Tutukla” kararını görünce, doğrusu bir jüri üyesi olarak ben de görüşümü yazmadan duramadım.

İşte benim itiraz şerhim:

*

BİR: Sosyal medyaya yansıtılan görüntüleri seyrettim, olayı tam anlayamadım.

Vardığım sonuç şu oldu:

Görüntüler ya çok yeteneksiz bir montajcının ya da çok manipülatif bir makasçının elinden çıkmış gibiydi.

*

İKİ: Halil Sezai’nin yaptığı çok sersemce ve asla kabul edilemez bir davranıştı.

Ama doğrusu saçı başı dağılmış 67 yaşındaki zavallı adamın da ne kadar zavallı olduğu konusunda da tam bir görüşe varamadım.

*

ÜÇ: Hadi her şeyi anladım varsayalım, ama Halil Sezai’nin elindeki oduna pek bir anlam veremedim.

Adam dövmek için deseniz, aklıma daha çok beyzbol sopasını andıran bir odun gelir.

Ama kısa kesilmiş şömine odunuyla adam dövmeye kalkmak, nedense aklıma “Fargo” filminin son sahnesini getirdi....

Hani televizyon seyreden seri katilin durmadan konuşup dikkatini dağıtan suç ortağını odundan talaş yapma makinesine sokması gibi bir şey yani...

Biliyorum “Ne alakası var” diyeceksiniz...

Zaten tam da onu anlatmak istiyordum... Onun kadar absürd...

*

DÖRT: İşte o yüzden bu görüntüleri kim kaydettiyse, bunları “directors cut” yani yönetmenin montajı ile değil, “uncut” yani montajlanmamış ham haliyle tekrar yayınlanmasını hasseten rica ediyorum.

Tabii görüntü yönetmeninin, yönetmenin, montajcının işine gelir mi bilemem... Neticede sinema sanatı aynı zamanda bir montajlama sanatıdır.

Şömine odununu uncut seyretmek istiyorum

MERAK EDİYORUM SAVCI VE HÂKİM ‘UNCUT’ VERSİYONUNU SEYRETTİ Mİ

GÖRÜNTÜLERİN montajlanmamış, uncut versiyonundan şunları öğrenmek isterdim.

Olay nasıl başlamış, Halil Sezai durup dururken adamı yumruklamaya mı başlamış, kaç yumruk atmış...

Saçı başı dağılmış yaşlı adam hakikatten saçı başı dağılmış zavallı bir yaşlı adam mı...

Yoksa mesela “haneye tecavüz” var mı...

Umarım savcılar ve hâkimler bu filmin “uncut” versiyonunu da izleyip öyle karar verirler...

ŞU AŞAMADA JÜRİ ÜYESİ OLARAK BENİM KARARIM ŞU

Ben de sosyal medya kullanan bir insanım... Yani bir sosyal medya jürisi varsa benim de bir oyum var demektir.

Önce Halil Sezai’ye...

Bak, Halil Sezai bey kardeşim, yaptığın iş iş değil... Şöhretin hak edilmemiş egosu insanı işte böyle tehlikeli yollara sokar.

Nedeni ne olursa olsun başka bir insanın üzerine yürümek, yumruk atmak, atmaya kalkmak bağışlanacak hareketler değil...

Ama o filmin uncut halini seyredinceye kadar, tutuklama isteyen sosyal medya jürisi bu kararı bir eksik oyla alacak.

Benim oyum, geçmişte, bir barda ve hastanede, elinde dumanı tüten silahla gözaltına alınan futbolcu için verilen kararın aynısı olacak.

Yani tutuksuz yargılama...

BİR ORGAZM TARTIŞMASI PATLADI VİSKİ ÇARŞISI FENA HALDE KARIŞTI

İyi bir viski tutkunu olarak 48 saattir âlemin en renkli tartışmasını tenis maçı izler gibi seyrediyorum. Yani başımı bir o yana bir bu yana çevirerek.

*

Olay şu...

Dünyanın en ünlü viski yazarlarından birisi olan Jim Murray, bu hafta başında, artık içki dünyasında klasik sayılan “Whisky Bible” (Viski İncili) kitabının yeni baskısını çıkarınca kıyamet koptu.

Şömine odununu uncut seyretmek istiyorum
Viskide MeToo hareketini başlatan Becky Paskin

İki kadın viski yazarı, Becky Baskin ve Georgie Bell Instagram üzerinden yazara öldürücü bir savaş açtı.

Bu ikisine göre Murray kötü bir seksist, yani cinsiyetçiydi...

Yazıları son derece “cinsiyetçi ve bayağıydı”. Viskiyi, hep sevişmek, kadın bedeni ve seks üzerinden anlatıyordu.

İki kadın viski yazarına göre, artık bu tür seksist tavırlara hoş bakılamazdı.

*

Peki ama bu kitap yıllardır yayınlanıyordu ve satışları 1 milyona ulaşmıştı. Neden bu yıl savaş açmışlardı?

Çünkü onlara göre, Dünya “MeToo” çağına girmişti ve artık viski dünyasında da “MeToo” hareketini başlatmak gerekirdi.

Kendileri de bir viski dergisi çıkaran iki kadın, viski üreticilerini bu adama sponsor olmamaya, içen insanları da bu kitabı almamaya davet ediyordu.

*

Forbes dergisinin kadın içki yazarı Felipe Schierberg de onlara katıldı.

Daha sonra Fransa’nın kadın içki yazarları da aynı saflara geçince, Jim Murray yalnız kaldı.

.......................

 MERAKLISINA NOT: Bu tartışmayı ben “thespiritsbusiness.com” adlı internet sitesinden izliyorum. Çok eğlenceli bir tartışma...

Şömine odununu uncut seyretmek istiyorum

İKİ TÜRK VİSKİ YAZARI BU HASSAS TOPA GİRER Mİ

ŞİMDİ Mehmet Yalçın ve Teoman Hünal gibi kurucu babaların da bu seksizm tartışması konusunda ne düşündüğünü merak ediyorum.
Hele hele ikisinin birlikte yazdığı “A’dan Z’ye Viski” kitabının, güncelleştirilerek yeniden basıldığı şu günlerde onları dinlemek de çok ilginç olacak.

Şömine odununu uncut seyretmek istiyorum

İDDİA MAKAMI

41 YAŞINDA KADIN MI YOKSA 41 YILLIK KANADA VİSKİSİ Mİ

BAŞLIK bayağı seksi oldu ama piyaniste ateş etmeyin.

Murray’a yüklenenlerin verdiği ilginç bir örnek var, başlıkta onu anlatmak istedim.

Kitabı okumadım, ama Jim Murray bir Kanada viskisini şöyle tanıtıyormuş: “Bugüne kadar 41 yaşında seksi bir Kanadalıdan (kadından) bu kadar zevk aldım mı? Evet aldım. Yıllar önceydi ve zevk aldığım bir viski değil kadındı. Peki o zevk bu viskiden aldığımdan büyük müydü? Galiba değildi...” 

SAVUNMA

‘İYİ VİSKİ TADI ORGAZM GİBİ’ DEMEK SEKSİZM Mİ

Murray ise kendini şöyle savunuyor: “Tanrı aşkına, viskiden zevk almanın orgazm gibi bir şey olduğunu söylemek ne zamandan beri seksizm oluyor?”

Ve kendini şöyle savunuyor:“Bana yapılan bu saldırı, ifade özgürlüğü ile renksiz bir püritenliğin savaşıdır...”

Peki benim görüşüm ne? Vallahi ben hep kadınlardan yana tavır alırım ama kesin kararımı bu akşamüzeri içeceğim viskiden ilk yudumu aldığımda vereceğim.

BİRADAN SONRA VİSKİ DE KADIN İÇKİSİ Mİ OLUYOR

BECKY Baskin’in Instagram paylaşımına yapılan yorumlara bakılırsa bu tartışmada büyük çoğunluğun kadınları değil, Murray tarzını desteklediği anlaşılıyor.

Tabii bunların tamamına yakınının erkek olduğunu söylemem gerekmiyor.

İçimde bir his bana şunu söylüyor.

Çok yakında nur topu gibi bir tartışmamız olacak. Viski erkek içkisi midir, yoksa hem kadın hem erkek içkisi mi...

Geçtiğimiz haftalarda, biranın sadece erkek içkisi olmadığını tartışmıştık.

Galiba viski de hızla oraya gidiyor.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bodrum mu Urla mı? İşte benim cevabım

Pandemi sosyolojisinde son durum...

Varlıklı “Beyaz Türk” çevrelerinin son günlerdeki en moda güzergâhı hiç şüphesiz Urla...

Gün geçmiyor ki, Instagram’da, arkadaş sohbetlerinde Urla’ya gidip oradan paylaşım yapan bir grup tanıdık insan görmeyeyim...

Dikkat ediyorum yeni ziyaret güzergâhında “olmazsa olmaz” üç-beş yer var.

Bir numara hiç şüphesiz, bir gün başlarsa, şu an için Türkiye’nin Michelin yıldızı almaya en yakın adayı Od Restoran...

İki numara Can Ortabaş ve Bülent Akgerman’ın “Şarap bağları” ve öteki şarap üreticilerini de kapsayan “Urla Bağ Yolu”...

Daha genç ve daha butik bir restoran “Vino Locale”...

Tasarım olarak

Yazının Devamını Oku

Benim fikriyatım iktidarda olsaydı

Önceki akşam bir televizyon kanalının haber bölümünden aradılar.

Konu Cumhurbaşkanı’nın konuşmasıydı.

“Fikriyatımız iktidarda değil” demişti ve benim bu konudaki görüşümü soruyorlardı. “Mümkün olduğunca siyasi konulara girmiyorum artık, o nedenle sorunuza cevap veremeyeceğim” dedim.

“Peki hiç olmazsa kimin fikriyatı iktidarda, o konudaki görüşünüzü söyleyin” dediler.

“Hayır o da siyasete girer” dedim...

“Peki sizin fikriyatınız iktidarda mı” diye ısrar ettiler.

“Vallahi kimin fikriyatı iktidarda hiç fikrim yok” cevabını verdim.

Sonra da “Onu bilmem ama şunu biliyorum” dedim şu cevabı verdim:

Yazının Devamını Oku

Şam'daki Amerikalılar İdlib'de çekilen kuleler imzalanmayan bildiriler

Son 7 gün içinde okuduğum şu haberleri alt alta yazdım, bakın nasıl bir tablo çıktı:

Geçen hafta: Rusya ve Mısır Karadeniz’de ortak tatbikat yaptı.

Nedir bu? Kime karşı?

Herhalde Gürcistan’a değil...

Biz S-400’leri Sinop’ta kime karşı denediysek, bu tatbikat da onun karşılığı olmalı...

Önceki gün: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’a çok yakın bir güvenlik ekibinin ağustos ayında gizlice Şam’a giderek Esad yönetimi ile görüştüğü ortaya çıktı.

Alın size bir gerçekçilik örneği...

İddiam şu.

Yazının Devamını Oku

İki kadeh viski askeri sivil darbeyi önler mi

Madem ışıkları yanan Anayasa Mahkemesi tartışılıyor, ben de tarihimizin gizli kalmış bir darbe önleme hikâyesini anlatayım.

Olay 1973 yılında, yani 12 Mart ara rejiminin yıllarında Ankara’nın Çankaya semtinde bir gazetecinin evinde geçiyor...

*

O yıl cumhurbaşkanlığı seçimi var ve bu konu ordu ile siyaset arasına kara kedi gibi girmiş...

Askerler bir süre önce emekliye ayrılmış olan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki partilerin büyük bölümü buna karşı.

Türkiye hâlâ 12 Mart  ara rejiminin etkisinde.

Bir askeri darbenin kara bulutları rejimin üzerinde.

*

Yazının Devamını Oku

Dün dünya borsa tarihinde bir boy band olayı yaşandı

Üç gündür Uzakdoğu borsalarındaki bir olayı izliyorum.

Aslında olay öyle çok büyük bir şey değil...

Ama benim gözümde büyük bir sosyolojik anlamı var.

Olay şu...

Güney Kore’nin en büyük eğlence şirketi Big Hit Entertainment halka açılıyor...

Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir değer bekleniyordu...

Yani bugünün eğlence dünyasında öyle çok büyük bir volüm değil...

Ancak dün bu açılışta çok önemli bir gelişme oldu.

Yazının Devamını Oku

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku