GeriErtuğrul ÖZKÖK Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Muhtemelen ortadakini tanıyorsunuz.

Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy...

Yine muhtemelen bazılarınız soldakini tanıyor.

Aksiyon filmlerinin ünlü oyuncusu Jason Statham.

*

Gelelim en sağdakine.

O adam ünlü İngiliz sinema yönetmeni Guy Ritchie...

Bir kısmınız belki onu Madonna’nın eski kocası olarak biliyor.

Ama bizim gibi “kült sinema” tutkunları için o “Snatch” filminin olağanüstü yönetmeni Guy Ritchie...

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Bu fotoğraf geçen hafta cuma günü çekildi...

Çekildiği yer Antalya...

Fotoğrafın arka planına bakarsanız, orada “Terminal 2” yazıyor.

Buna bakıp, çekildiği yer “Antalya Havalimanı” diyebilirsiniz.

Evet bir havalimanı...

Evet Antalya’da...

Ama iki fark var.

Orası Madrid Havalimanı...

Çekildiği yer ise Antalya’nın geçen haftadan itibaren uluslararası bir film çekim merkezi haline gelen film platosu...

*

Guy Ritchie şu günlerde işte o platoda, yani Antalya’da yeni filmini çekiyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy geçen hafta işte bu platoyu ziyaret etti ve orada bu hatıra fotoğrafı çekildi.

Boğaziçi Üniversitesi olayları, ekonomik kriz, kutuplaşma, bölgemizdeki savaşlar, göç, terör...

Bütün bunlar arasında son zamanlarda bana en umut veren şey işte bu kare oldu.

*

Uzun yıllardan beri Türkiye’nin en büyük hayallerinden biriydi bu...

Türkiye’yi dünya sinema endüstrisinin hem doğal, hem suni platosu haline getirmek.

Mehmet Ersoy bunu başardı.

*

Bu göreve geldiğinden beri Ersoy’un en önem verdiği iki projeden biri buydu.

Korona gibi çok özel ve tehlikeli bir dönemde Antalya platosu için muazzam bir açılış oldu Guy Ritchie’nin buraya gelmesi.

*

Bakanın ikinci rüyası ise Çeşme Yarımadası’nı bir dünya cazibe merkezi haline getirmek...

Geçen hafta o konuda da önemli adımlar attı.

Ama gelin önce size biraz Guy Ritchie’yi anlatayım.

BENCE ‘PEAKY BLİNDERS’İN KARAKTERLERİ ONDAN ÇIKTI

BEN büyük bir Guy Ritchie fanıyım...

Onun aksiyon filmlerine İngiliz kara mizahını da katan sinema diline hayranım.

1998 yapımı “Lock, Stock&Two Smoking Barrels” (Türkiye’de ‘Ateşten kalbe, Akıldan Dumana’ adıyla gösterildi) ve özellikle 2000 yılı yapımı “Snatch” (Kapışma) filmleri benim gibi insanlar için gerçek anlamda “kült” filmlerdir.

Her yıl en az iki defa seyrederim ve doyamam...

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Filmler kadar oyuncuları da efsanedir.

“Snatch”ta Brad Pitt’in oynadığı Mickey O’Neil adlı Roman boksör karakteri hiç unutulmaz.

Ayrıca Jason Statham’ın oynadığı “Turk” (bildiğimiz Türk) adlı karakter de bir efsanedir.

Keza Vinnie Jones’un oynadığı ‘Demir Diş Troy’ ve Benicio Del Toro’nun oynadığı ‘Dört Parmak Franky’ karakterleri...

Bana göre bu karakterler son yılların en büyük mafya dizisi olan Peaky Blinders karakterlerinin de esin kaynağıdır.

*

Guy Ritchie daha sonra iki harika Sherlock Holmes filmiyle sinema diline çok büyük başka yenilikler de getirdi ve ticari başarılar kazandı.

Diyeceğim, bugün Antalya platolarında yeni filmini çeken sinemacı, Türkiye’nin en büyük hayallerinden birinin gerçekleşmesine büyük katkıda bulundu.

O nedenle bakanı da bunu başardığı için bir sinemasever olarak bütün kalbimle kutluyorum.

2 YIL İÇİN AŞI KUYRUĞUNDA BEKLEMEYE DEĞER Mİ YAHU

HER gün “e-Nabız”dan bana gelecek aşı bildirimini takip ediyorum:

“COVID Aşı Durumu” yazan bölümde şimdilik şu yazıyor:

“COVID-19 pandemik aşılaması için belirlenen öncelikli grupta değilsiniz. Aşılama için bakanlığımızın belirlediği öncelik sıralaması göz önünde bulundurularak durumunuzu güncel değerlendirmelerle güncelleştireceğiz”.

*

Evet henüz “Mao torpilli” Doğu Perinçek grubuna giremedik...

Kuyrukta aşı sıramızı bekliyoruz.

Ben umutla kuyrukta beklerken, dün HaberTürk’te Oray Eğin’in yazısı beni yerle bir etti.

*

Oray açık açık şunu yazıyor:

“Dolu dolu bir yaşam için 75 yaş iyidir...”

Hoppala...

Şu an 73 yaşındayım.

Demek ki kalmış 2 yıl...

Yani 2 yıl için aşı kuyruğunda beklemeye değer mi....

*

Oray ne yaptın sen ya...

Oysa hayat için daha ne kariyer planlarım vardı...

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

BİR AN
RODOLFO OLMAK İÇİN PUCCİNİ’NİN KAPISINI ÇALAN GENÇ ADAM KİMDİ

1897 yılında genç bir adam ünlü besteci Giacomo Puccini’nin kapısını çaldı.

Puccini o sırada La Boheme’i bitirmişti. Operanın ilk gösterimi 1 Şubat 1896’da yapılmıştı.

Gelen genç yeni operadaki “Rodolfo” rolüne talipti.

Puccini genci başından savmak için “Che Gelida Manina” bölümünden kısa bir bölümü okumasını istedi.

Daha parçayı bitirmeden genç adamı durdurdu ve şöyle dedi:

“Seni bana kim gönderdi? Tanrı mı...”

Kapıya gelen gencin adı Enrico Caruso’ydu...

Bir süre sonra bütün dünya onun adını duyacaktı.

Yeryüzünün gelmiş geçmiş en efsane tenoru Caruso işte böyle doğmuştu.

Geçen hafta onunla ilgili önemli bir gelişme oldu.

SATILIK AŞK MEKTUBU

CARUSO’NUN, AİLE ŞOFÖRÜNE ÂŞIK OLAN SEVGİLİSİNE YAZDIĞI CÜMLELER

DÜNYANIN en ünlü iki müzayede şirketinden biri olan Christie’s geçen hafta Caruso’nun aşk mektuplarını satışa çıkardı.

Koleksiyonda onun yazdığı ve gönderdiği 282 mektup ve telgraf ile ona yazılmış 423 mektup var.

Mektuplarda onun bir taşra şarkıcısı olmaktan küresel tenora dönüşümü de anlatılıyor.

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Caruso’nun mektupları arasında özellikle biri çok dikkatimi çekti.

Puccini’nin kapısını çaldığı yıl, dönemin ünlü sopranolarından Ada Giachetti’ye yazdığı mektuptaki şu cümle:

“Sevgilim, şu an yanımda olman, birlikte içip sarhoş olmak ve senin kollarında zevkin en yükseğine ulaşmak için neler vermezdim...”

Bir de şu mektup:

“Her performans öncesinde anormal sinirli oluyorum ve herkese hayvanca davranıyorum...”

*

Sonuç?

Büyük aşkı Ada 1908 yılında aile şoförüne âşık olup onu terk etti...

Caruso 2 Ağustos 1921 günü, doğduğu Napoli’de, Grand Vezuvio otelindeki odasında öldü.

48 yaşındaydı....

Ve bütün bu aşk mektuplarını işte o kadarcık bir hayata sığdırmıştı...

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku