GeriErtuğrul ÖZKÖK Sizde o trol ordusu bizde bu troller oldukça
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sizde o trol ordusu bizde bu troller oldukça

Cumhurbaşkanı’na bir seslendim ya...

Hani dedim ya:

 

“Sayın Cumhurbaşkanı madem Ortodoks Rusya’yla, Yahudi İsrail’le barışıyorsunuz, Müslüman Türkiye’nin öteki yarısı ile de barışın...”

 

Hay demez olsaydım...

 

***

 

Önce Aktrol yazar düğmeye bastı...

 

Ne kıroluğumuz kaldı, ne hırboluğumuz...

 

Sonra bizim mahallenin trolleri harekete geçti...

 

Sanki ben “Doğan grubu ile barışın” demişim gibi, ne yalakalığım kaldı, ne teslimiyetçiliğim...

 

Yahu ben “Türkiye barışsın, çekelim elimizi birbirimizin yakasından” diye bas bas bağırsam da adamın kulağı yok ki duysun...

 

***

 

Ama size kötü haberim var...

 

Ben yılmam...

 

Ağzınıza gelen hangi küfrü ederseniz edin, bana hangi tehdidi savuracaksanız savurun...

 

Geçmişte askeri ile mücadele etmişim.

 

Silivri zalimi ile mücadele etmişim, bu ara rejimin mağruruyla, muktediriyle boğuşmuşum...

 

Senin gibi eski dönme, yeni yanaşma, karın nahiyesindeki kesede havuz patronunun damperli kamyonuyla döktüğü paradan ve devletin TRT’sinden çöplendiği parayla rızkını çıkaran adamla haydi haydi kavga ederim.

 

***

 

Yani diyeceğim...

 

Ben ülkem barışsın istiyorum...

 

Ortadoğu’nun bu makûs talihinden kara bahtından kurtulsun istiyorum.

 

Adalet, hukuk, hak, vicdan gelsin istiyorum.

 

***

 

Senin o üç paralık menfaatin zedelenecek, milletin kesesinden çöplendiğin şeylere halel gelecek, bu saadet zincirin bozulacak diye vazgeçmem bu iddiamdan...

 

Barışacağız arkadaş...

 

Mutlaka barışacağız...

 

BEN BARIŞ DEYİNCE TÜYLERİ DİKEN DİKEN OLAN ZEVAT

 

- BİRİNCİ KATEGORİ: YAMAMALAR: Eski solcu, ama yeteneği ile bir baltaya sap olamamış, yıllarca adam yerine konmamış, ezik kişiler.
AKP’ye yamanarak cebinde para görmüş takım.

 

**

 

İKİNCİ KATEGORİ: YANAŞMALAR: Fethullah Gülen’in güçlü günlerinde, kendini “Onun sesi” olarak lanse eden, ama tehlikeyi görünce anında sıvışıp gücün yeni merkezine iltica edenler.

 

***

 

ÜÇÜNCÜ KATEGORİ: YENİYETMELER: 2010 sonrasındaki kutuplaşmayı “tarihi fırsat” olarak görüp yeni İttihatçıların “Yakup Cemilliğine” soyunanlar.
Hepsi gizli birer Emin Çölaşan hayranı. En hızlı şekilde onun tarzı ile yükseleceklerine inanıyorlar.

 

***

 

ORTAK ÖZELLİKLERİ: Kutuplaşma biter, gerginlik kalkarsa, kullanım ömürlerinin biteceğini çok iyi biliyorlar.
O nedenle, içgüdüleri, büyük bir hayat memat mücadelesine itiyor.

 

HÜRRİYET JÜRİSİNİN FOÇA’YI 1 NUMARA YAPMASI DOĞRU MU

 

FOÇA’yı önce Mahsun Kırmızıgül keşfetti.

 

Son filmi bu kasabada başlıyordu ve görüntüler bir İtalyan kasabası kadar güzeldi.

 

Geçen hafta Sözcü gazetesinin Seyahat ekinin kapağında vardı.

 

Bu hafta Hürriyet Seyahat ekinin kapağında harika bir Foça fotoğrafı vardı.

 

Ayrıca “Ege’nin en güzel 10 kasabası” listesinin 1 numarasına Foça’yı koymuştu.

 

Teşekkürler jüri.

 

Ege’nin bu kasabası gerçekten çok geç keşfedildi.

 

Benimse üniversite birinci sınıfta, ilk görüşte âşık olduğum bir kızın memleketiydi.

 

Bir arkadaşımın kız kardeşiydi...

 

El ele bile tutuşmamıştık. O belki farkında bile değildi.

 

Birlikte bir tek fotoğrafımız vardı.

 

Onu da kaybettim.

 

Geriye bu harika kasaba kaldı...

 

BENİM 2 NUMARAM

 

HÜRRİYET jürisinin 1 numaraya koyduğu Foça konusunda aynı fikirdeyim.10 isimlik listenin tamamında da mutabıkım.Ama sıralama konusunda itirazım var.Bana göre 2 numara Sığacık, 3 numara Alaçatı, 4 numara Şirince...Ayrıca Urla ve Ildırı da listede olabilirdi.

 

‘O SES TÜRKİYE’ SİTCOM’UNDA PERDE ÜÇ: ÇAĞRILMAYAN YAKUP

 

TÜRK kamuoyunun nefesini tutarak izlediği, “Yeni Şafak gazetesi sitcom’u” yeni bölümlerle devam ediyor.

 

Önceki bölümün özeti: Gazetenin yazarı Salih Tuna, “Erdoğan’dan fazla Erdoğancılara” ve “Şarlatan AKP’lilere” kızarak bir veda yazısı yazar.

 

Yazı Türk medyasına şu satırları ile girer: “Sondan önceki veda yazısı...”

 

Yazar ise şu cümlesi ile tarihteki yerini alır:

 

“Ya bana bir ses verin ya da kendime yeni bir ses bulacağım...”

 

Ancak kamuoyu kararsızdır...

 

Salih Bey kime seslenmektedir?

 

Kimden bir ses beklemektedir.

 

Ne seslendiği kesimden kimse “O benim” der...

 

Ne de beklediği ses gelir.

 

Dizinin son bölümünde Salih Tuna “sondan dördüncü” veda mektubunu yazar...

 

Ancak beklenen ses bir türlü gelmemektedir.

 

Salih Tuna ise bu konuyu gazeteci olarak takip eden Ertuğrul Özkök’ü gerekçe gösterir. “Ertuğrul sen bir sus, o zaman veda edeceğim” diye yazar.

 

Ertuğrul Özkök 4 gün boyunca bu konuyu yazmaz...

 

Ancak Salih Tuna’nın beklenen vedası bir türlü gelmez...

 

Dizinin son bölümünün adı Edip Cansever’in şiirinden esinlenerek konmuştur:

 

“Çağrılmayan Yakup...

 

Dördüncü bölümün sonunda Salih Tuna umutla hâlâ “O Ses Türkiye”yi beklemektedir.

 

O SES NEDEN GELMİYOR

 

- BİR: Salih Tuna’nın beklediği sesin sahibi, o yazıların kendine yazıldığını bilmemektedir.

 

- İKİ: O sesin sahibi, muhatabın kendisi olduğunu bilmekte, ancak Salih Tuna’yı önemsemediği için bu çağrı umurunda olmamaktadır.

 

- ÜÇ: O sesin sahibi, muhatabın kendi olduğunu bilmekte, Salih Tuna’yı önemsemekte, ancak ayrılmasını istediği için ses vermemektedir.

 

DÜNYADA ORHAN PAMUK MU YOKSA TAYYİP ERDOĞAN MI DAHA ÇOK BİLİNİYOR

 

- “OT” dergisindeki her yazısını büyük keyifle okuduğum Murat Menteş, önceki gün Hürriyet Pazar’da Ayşe Arman’a şöyle diyor:

 

“Politika, cinsellik ve din hakkında çok konuşuluyorsa problem var demektir. Bir ülkenin dünyada en meşhur kişisi siyasetçiyse, o ülkede hayat berbat demektir.”

 

İlginç bir saptama... İster istemez düşünüyorsunuz...

 

Dışarıda Tayyip Erdoğan mı, yoksa Orhan Pamuk mu daha çok biliniyor...

 

“İnşallah Orhan Pamuk’tur” diyeceğim ama kendi ruhsal durumuma bakınca kafam karışıyor.

 

Galiba Erdoğan çok daha fazla tanınıyor...

X

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku