GeriErtuğrul ÖZKÖK Şevki'nin mahallesinde trolcüye Mozart satmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şevki'nin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

Wolfgang Amadeus Mozart öldüğünde 35 yaşındaydı.

16 Numaralı C Major Piyano Sonatı’nı 1788 yılında yazdı.

Demek ki 32 yaşındaydı.

*

Kendisi bu sonata “Yeni başlayanlar için” demişti.

“Kolay Sonat” da denir...

Yani herkesin kolayca dinleyip çok keyif alacağı bir piyano sonatıdır.

*

Bugün pazar ve size bu sonatın geçen hafta çıkan bir yorumunu tavsiye edeceğim.

Çinli piyanist Lang Lang önceki hafta üç parçadan oluşan yeni bir albüm çıkardı.

Bunlardan biri Mozart’ın 16 Numaralı C Major Piyano Sonatıydı...

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

Bir haftadır sürekli bu parçayı çalıyorum...

Dünyanın dibe vurduğu, ırkçılığın ve fanatik milliyetçiliğin, dinbazlığın tavan yaptığı...

“Nefes alamıyorum” diye haykıran insanların nefessiz bırakıldığı...

Aslında dünyanın toptan nefes alamadığı, iflas etmiş, müflis 20’nci yüyzıl siyasetlerinin dizlerini bütün insanlığın boğazına bastırdığı şu günlerde, bana sığınabileceğim çok güzel bir liman açtı bu parça...

Olağanüstü yorumlamış Lang Lang...

Su gibi akıp giden bir parça...

*

Biliyorum, bazıları bana, o hiç sevmediğim ve atasözü olduğuna asla inanmadığım, Müslümanları aşağılamak için söylendiğine emin olduğum “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” lafını hatırlatacak.

Sıradanlaşmış bu vızıltılara karşı şunu söylemek isterim.

Allah’ın hiçbir kuluna “Ben klasik müzikten anlamam” bahanesi bırakmayacak kadar kolay, sakin, kibirsiz bir müzik bu...

Şahan Gökbakar’ın yeni yarattığı “Trolcü Şevki” karakterinin bile seveceği bir müzik.

Ve Şevki’nin bile sevmesi, ne Mozart’ı küçültür, ne bu müziğin insanlık seviyesini bir milim aşağı indirir...

Bugün evinden çıkabilen, çıkamayan herkese tavsiye ediyorum.

Nefessiz kalan şu dünyada, bir anlığına bile soluk almak isterseniz...

Naçizane tavsiyemdir.

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

NEREDE DİNLEYEBİLİRSİNİZ: Spotify, Apple Music, Deezer, Fizzy nerede olursa olsun şu isimle bulabilirsiniz:

Lang Lang...

Mozart... Piano Sonata No: 16 in C Major, K.545 “Sonata Facile”: 2. Andante

73 YAŞINDA BİR TÜRK’ÜN SULTANAHMET’E BAKIŞI

Her Türk gibi Osmanlı tarihinde “Kuruluş” ve “Yükseliş” dönemlerini gururla, “Gerileme” dönemini ise hüzünle okudum.

*

Yaşıtım Türklerin çoğu gibi, 1453 yılını, “İstanbul’un alınışı” olarak okudum, bu tarihe “ortaçağ”ı kapatan bir önem atfettim.

*

Ayasofya’nın önünden her geçişte, Hıristiyan âleminin yaptığı bu mabedin güzelliğine hayran oldum.

Sonra arkamı dönüp tam karşısındaki Sultanahmet Camisi’ne bakıp, Müslüman âleminin yaptığı bu binanın güzelliğine de hayran oldum.

*

Karşı karşıya duran bu iki eserin, inançların birbirine karşı saygısının dünyadaki en güzel sembolü olduğunu düşündüm.

Bununla da gurur duydum.

*

73 yaşında bir Türk olarak geçmişte İspanya’ya ne zaman gitsem, orada kiliseye çevrilmiş bir Endülüs camisi gördüğümde çok üzüldüm, hüzünlendim. Kendi adıma da üzüldüm, İspanyol milletinin adına da üzüldüm.

Ülkesinde binlerce kilisesi bulunan ve sırtını Cervantes’lere dayamış bir medeniyetin, Müslümanların yaptığı bir mabedi, Hıristiyan mabedine çevirerek ne kazanmış olabileceğini düşündüm.

Bulamadım...

*

Sonuçta bu yaşa geldiğimde, her medeniyetin ve her inancın insanlığa kendisinin kattığı eserlerle övünmesinin, gurur duymasının en güzel duygu olduğuna kanaat getirdim.

Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye artık insanlığın ortak kültürel varlığıdır...

Bunların üçünün de benim vatanımda bulunmasından ve ülkemin bu eserleri bize bir emanet gibi görüp, kuruluş amaçlarına saygı göstererek korumasından dolayı gurur duydum.

OKYANUS ORTASINDAKİ BİR GEMİYE İSTANBUL’DAN YÜKLENEN YARASA

Bugün, sizin bu yazıyı okuduğunuz saatlerde, Atlantik ortasındaki bir gemi New York Limanı’na doğru seyrediyor.

Tahminen üç-beş gün içinde yükünü oraya indirecek.

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

Gemiye İstanbul’dan yüklenen konteynerlerden birinde şu gördüğünüz yarasa var. Bu bir “Hint meyve yarasası”...

Ama hayvanın kendisi değil, bir fotoğrafı.

Fotoğraf bir kitabın içinde.

Konteynerdeki kitaplar dünyaca ünlü yayınevi Phaidon tarafından hazırlanmış.

Ama kitabın asıl sahibi MET, yani dünyanın en ünlü müzelerinden Metropolitan Museum of Art.

MET bu yıl kuruluşunun 150’nci yıldönümünü kutluyor.

Kitap işte 150’nci yıl dolayısıyla hazırlandı. İçinde müzedeki eserlerden çok güzel bir seçme var. Bunlardan biri de fotoğrafta gördüğünüz 18’inci yüzyılda yaşamış Hint sanatçı Bhawani Das’a ait olduğu sanılan bir tablo.

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

Gelelim okyanusun ortasındaki gemiye.

Bu kitap, İstanbul’da Ofset tarafından basıldı. Yani dünyanın en prestijli müzelerinden birinin, çok önem verdiği bir yıldönümü için çok prestijli bir yayınevi tarafından hazırlanan çok özel kitabında İstanbul’un da çok önemli bir katkısı var.

*

Buna benzer bir başka gemi de bundan bir ay kadar önce yine İstanbul’dan çok özel iki yük aldı.

Şimdi onları da anlatacağım.

İLK GEMİDEKİ YÜKÜN 150 YIL ÖNCE BAŞLAYAN HİKÂYESİ

1884 yılının ekim ayında Amerika’nın Washington şehrinde tarihin en önemli konferanslarından biri yapıldı. Adı “Uluslararası Meridyen Konferansı”ydı...

Bu konferansta Londra’nın Greenwich semti, dünyanın başlangıç meridyeni olarak belirlendi. Ama bunun hepimizin günlük hayatı bakımından en önemli özelliği, uluslararası bir saat ve zaman kavramını yaratmasıydı.

Dinlerin etkisinden kurtarılmış herkes ve bütün dünya için geçerli saat ve zaman kavramı o konferansta doğdu.

*

Dünyanın en ünlü müzelerinden biri olan MET, işte bu konferanstan 14 yıl önce, 1870 yılında kuruldu.

MET’in bu yılki ana sergisinin konusu ise “About Time: Fashion & Duration” (Zaman Hakkında: Moda ve Kalıcılık) olacaktı.

Yani geçiciliği, dönemselliği ifade eden “moda” kavramı ile kalıcılığı ifade eden iki kelimeyi yan yana getirecekti.

Ancak nisan sonunda açılması beklenen bu sergi koronavirüs yüzünden ertelendi.

Bir ihtimal ekimde açılacak.

Ve MET bunun albümünü yayınlamaya karar verdi.

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak
VERSACE

İki günden beri bu şahane kataloğu okuyor ve fotoğraflarına bakıyorum. Kitap, yukarıda anlattığım “İlk Meridyen Konferansı” ile başlıyor.

Çünkü küresel ve seküler zamanın bulunuşu aynı zamanda “modern tarihin” de başlangıcı...

İstanbul’dan kalkan ilk geminin konteynerlerinden bazılarında New York’ta korona yüzünden açılamayan bu serginin katalog kitapları da vardı.

MADONNA’NIN O KORSESİ ARTIK TARİHE GEÇTİ

Met 1937 yılında “Kostüm Enstitüsü”nü kurdu.

Enstitünün elinde bugün 33 bin parça eser var.

Bunlar arasında Channel’den Dior’a, Yves Saint Laurent’den Azzeddine Alaia’ya, Alexander McQueen, Watanabe ve Iris Van Herpen’e kadar yüzlerce tasarımcının olağanüstü eseri var...

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

Her yıl 4 koleksiyon yapan ve parasını modanın geçiciliğinden kazanan insanların, zamana karşı böylesine güçlü biçimde direnen kalıcı sanat eserlerine dönüşmesi herhalde bu yüzyılın en güzel buluşlarından birisi oldu.

*

Serginin kataloğunda beni en çok sevindiren ise Madonna’nın 1990’da “Blonde Ambition” dünya turunda giydiği Jean-Paul Gaultier tarafından tasarlanan ve bizim neslimizin göz hafızasına kazınan korse de bu serginin parçalarından biri oluşu.

Onun hemen yanında 1950 yıllarında yapılmış bir korse konmuş.

*

Bir ay önce İstanbul’dan kalkan gemiyle giden kitaplar şu an New York’ta satılıyor.

Ve onlar da İstanbul’da Ofset matbaalarında basıldı.

NOT: Aynı gemide dünyanın en ünlü fotoğrafçısı Robert Mapplethorpe’un şu an New York’ta satışa çıkan harika albümü var.

Üstelik önsözünü de Patti Smith yazmış... Çok cesur, çarpıcı, etkileyici, zaman zaman irkiltici fotoğraflar...

BİR HİTCHCOCK FİLMİNDE 48 YIL ÖNCE GÖREMEDİKLERİM

HITCHCOCK’un “Vertigo” filmini seyrettiğimde İzmir’de 16 yaşında bir lise öğrencisiydim.

Filmden aklımda sadece bir Hitchcock gerilim hikâyesi kalmıştı.

Geçen hafta bu filmi yeniden seyrettim. Meğer aklımda hiçbir şey kalmamış.

*

Jeneriği bugün için bile çok modern sayılabilecek bir estetikle hazırlanmış.

İç ve dış dekorlar, objelerin kullanımı, bir yandan Visconti estetiğine, bir yandan da modern Amerikan popart sanatının görsel özelliklerine sahip.

Film yer yer bugün yeniden gündeme gelen “Psychedelic thriller” havasında.

*

Filmde özellikle kadınların görünümü, kıyafetleri, aksesuvarları insanın gözüne bugün de çok modern gelen tasarımlara sahip.

Şevkinin mahallesinde trolcüye Mozart satmak

1961’DE BİR ERKEĞE ASKISIZ SUTYEN NASIL ANLATILIR

FİLMDE en dikkatimi çeken ise askısız bir sutyen üzerine yapılan konuşma oldu.

Filmin erkek kahramanının sevgilisi ressam. Evinde sanat eseri gibi duran bir sutyen var.

Erkek kahraman elindeki bastonla işaret edip “Bu nedir” diye soruyor.

Sevgili, “Sutyen, bunları bilmen gerek. Artık kocaman çocuksun” diyor ve devam ediyor:

“Devrimci şekilde alttan destekli. Ne omuz askısı ne sırt askısı var ama bir sutyenin her işlevini yerine getiriyor. Konsol köprü prensibine dayanıyor.
Bir uçak mühendisi tarafından, boş zamanında, hobi olarak
tasarlanmış.”

Erkek kahramanın buna tepkisi ise şu oluyor:

“Aşk hayatın ne âlemde Midge?”

X

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Günün tartışması... O gece bir Sezen Aksu konseri sonrası başlayan o tartışma

Artık siyasetin günlük dar avlularında “maltalara çıkmayı” bıraktığım için bu tartışmaya girmeye hiç niyetim yoktu.

Ancak önceki gün Nişantaşı’nda Kruvasan Kafe’de otururken, Zülfü Livaneli’den gelen bir mesaj üzerine, bir haksızlığı önlemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.



ZÜLFÜ LİVANELİ: ‘BU TARTIŞMAYI SEN BAŞLATMIŞTIN, SEN YAZMALISIN’

Zülfü Livaneli bana 1995’te yazdığım bir yazıyı hatırlatıyor ve “Sen bunu yazmıştın” diyordu...

Evet

Yazının Devamını Oku

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Cumartesi akşamı İstanbul Hilton’un bahçesinde Türk medyasındaki en eski arkadaşlarımdan Mehmet Yılmaz’ın kızı Yasemin ile Alican Sepet’in düğünü vardı.

Küçük bir arkadaş ve aile grubu davetliydi...

Bizim kuşağın bir tür pandemi sonrası açılışıydı...

*

Kapıda bizi karşılayan Işıl ve Mehmet’i görünce gerilere döndüm. Mehmet’le uzun bir yol arkadaşlığımız var...

İkimiz de akademisyen kökenliyiz...


Yazının Devamını Oku