GeriErtuğrul ÖZKÖK Seçilmiş başkan Trump’ın binasında neler gördüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seçilmiş başkan Trump’ın binasında neler gördüm

İKİ gazeteci New York’ta buluşup yemek yemeye kalkarsa, bugünlerde gidilecek en ilginç yer ne olabilir:

***

Bild gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’la işte onu yaptık.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın halen çalıştığı Trump Tower’ın alt katındaki restoranda buluşmaya karar verdik.

***

Şimdi size Beşinci Cadde’deki bloktan içeri nasıl girdiğimizi ve binanın içindeki durumun ne olduğunu anlatacağım.

DAHA SOKAĞIN BAŞINDA KADIN POLİS NE SORDU

CADDENİN Trump Tower’ın bulunduğu blokun iki sokak arasındaki kaldırımı polis tarafından kapatılmış.

İki ucunda polis kontrolü var...

Ben Central Park tarafından blokun bulunduğu kaldırıma girerken kadın polis önümdeki bir kadını durdurup soruyor:

“Nereye gidiyorsunuz...”

Kadın, “Geçip gideceğim” deyince onu karşı kaldırıma yönlendiriyor. Aynı soruyu bana da soruyor ve “Gril Bar’da rezervasyonum var” deyince geçmeme izin veriyor.

İÇERİDE KAÇ ‘SECRET SERVİCE’ ELEMANI VAR

BİNANIN kapısında ellerinde makineli tüfek bulunan 6 polis nöbet bekliyor.

Daha kapının dışında, kulağında haberleşme cihazı bulunan ‘Secret Service’ elemanlarını fark ediyorsunuz.

İçeriye girer girmez bir X-Ray cihazından geçiyorsunuz.

Elinizde çanta varsa mutlaka aranıyorsunuz. Paltonuzu veya ceketinizi çıkarmanızı istemiyorlar.

Ayrıca cep telefonlarını da X-Ray cihazından geçirmiyorsunuz. Sol tarafta, üzerinde TT (Trump Tower) harfleri bulunan bir kürsü var.  Onun tam karşısına bir kordon çekilmiş ve onun arkasında bir gazeteci ve kameraman ordusu bekliyor.

Daha kapıdan girerken kulağında haberleşme cihazı bulunan en az 6 sivil güvenlik elemanını fark ediyorum.

Seçilmiş başkan Trump’ın binasında neler gördümKAPIDA ZAMANIN RUHU SELFiE’Sİ

KAI’la gazeteci kalabalığının önünde bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Tabii çıkışta bu çağın vazgeçilmez gerekliliğini yerine getiriyoruz.

“Günün selfie’si...”

Ama yaratıcılığımı orada da kullanıyorum ve selfie yapan bir genç kadının yanına yaklaşıp, onun selfie’sine ortak oluyorum.

TRUMP BUTİKTE HANGİ İLGİNÇ ÜRÜNLER SATILIYOR

sırada tam karşıdaki “Trump” markalı eşyalar satılan butik dikkati çekiyor.

ABD’nin seçilmiş başkanının pazarladığı ürünler nedir diye merak edip yakından inceliyorum.

İlk dikkatimi çeken, seçim kampanyasında slogan olarak kullandığı “Make America great again” (Amerika’yı yeniden büyük yap) yazısının bulunduğu beyzbol şapkaları ve tişörtler oluyor.

TRUMP’IN LAKABINI NASIL ÇEVİRİRSİNİZ BELALI MI, AZILI MI

BUTİKTE Trump’ın iki kitabı satılıyor.

Birinin adı “Think Like A Champion” (Bir Şampiyon Gibi Düşün).

Onun yanındaki kitabın adı ise kafamı karıştırıyor:

“Time To Get Tough...”

Gel şimdi bunu nasıl çevireceğine karar ver.

“Tough” kelimesinin sözlük karşılıkları şöyle:

“Cesur”, “sert”, “aksi”, “kararlı”, “belalı”, “azılı”...

Ben şöyle çevirdim: “Sertleşme Zamanı...”

“Zamanın ruhuna” en uygun olanı bu gibi geldi bana...

Ama seçim kampanyası sırasında Trump’la ilgili tartışmaları hatırladığımda bu çeviri biraz tuhaf kaçacak.

O nedenle istediğiniz gibi çevirebilirsiniz.

VÜCUT LOSYONU VE YAĞI NARSİST BİR KİŞİLİK Mİ

BUTİKTE, kitapların hemen sağındaki rafta ise “Trump” marka cilt bakımı ürünleri var...

“Vücut losyonu”, “banyo tuzu”, “vücut yağı”...

Bu ürünlere bakınca binanın üst katlarında narsist bir bünyenin yaşayıp yaşamadığını sorguluyorsunuz...

Seçilmiş başkan Trump’ın binasında neler gördümBİZ ORADAYKEN ORTALIĞI KARIŞTIRAN İSTİHBARAT

TAM kapıdan girerken, Kai’ın tanıdığı bir gazeteci yanımıza gelip “Biraz önce bu asansöre kim bindi biliyor musun?” diye soruyor.

Cevabımızı beklemeden devam ediyor:

“Marine Le Pen biraz önce yanında 3 kişi ile yukarı çıktı.”

***

ABD’nin seçilmiş başkanı Trump’ın, Fransız “Milli Cephe” Partisi’nin genel başkanı Marine Le Pen ile görüşmesi tabii ki çok ilginç bir haberdi.

***

Ancak biraz sonra Trump’ın sözcüsünden haber geliyor.

“Seçilmiş başkanın herhangi bir görüşmesi yok...”

Biraz sonra, Marine Le Pen’in basın sözcüsünden de haber geliyor:

“Madam Le Pen tamamen özel bir gezi için New York’ta...”

***

Ancak Reuters muhabiri yanındaki 3 kişinin kimliğini ortaya çıkarınca, gazeteciler arasında bir dalgalanma başlıyor.

Çünkü yanındakilerden biri Milli Cephe Partisi’nin başkan yardımcısı Louis Aliot, öteki de Partinin uluslararası ilişkiler konusundaki danışmanı Ludovic De Danne’dı...

***

Ama asıl önemlisi yanlarındaki üçüncü kişiydi. George Lombardi isimli bu kişi Trump Tower’da oturuyordu ve Donald Trump’ın çok yakın bir arkadaşıydı.

***

Hemen orada öğrendiğimiz bu bilgiler, kiminin “Yeni Dünya Düzeni”, kiminin “Yeni Normal” dediği yeni çağdaş realiteyi çok güzel anlatıyordu.

***

Geriye şu soru kalıyordu.

Bu “Yeni Normal”in Avrupa’daki en önemli temsilcisi Marine Le Pen o binada ne arıyordu?

Trump’ın basın danışmanının yukarıdan yolladığı cevabı şuydu:

“Burası herkese açık bir mekân...”

***

Kai’la birlikte, bu herkese açık mekânın alt katındaki Gril Bar’a geçiyoruz.

SERVİS YAPAN ELEMANIN TERCİHİ

AŞAĞIDAKİ Gril Bar tıklım tıklım dolu...

Öğle saati bir “Brooklyn Lager” bira söylüyorum.

Gülerek “Benim de tercihim bu” diyor...

Ancak Kai, bir burger isteyince ona da “Benim de tercihim bu” diyor...

Orada anlıyorum ki restoranlarda sempatik pazarlamanın yeni trendlerinden biri de bu...

“Servis yapan elemanın tercihi...”

RUS İSTİHBARATI OTEL ODASINDA GİZLİCE KAMERAYA ALDI MI

BİZ binadan ayrılırken, bütün Amerika hâlâ bir gün önce bu binada tartışılan bir sorunun cevabını arıyordu:

“Rus gizli servisi Moskova’da Trump’ın bir ilişkisini gizlice kameraya aldı mı...”

Bu iddiayı iki gün önce Amerika’nın yükselen genç internet sitesi Buzzfeed ve CNN televizyonu ortaya attı.

New York Times ve Washington Post gibi ciddi gazetelerin cinsel ayrıntılarını yayınlamayı reddettiği bu iddia şuydu:

Güya Donald Trump geçmişte “Dünya güzellik yarışması” için gittiği Moskova’da otel odasında gizlice kameraya alınmıştı.

Trump basın toplantısında şu sözlerle karşı atağa kalktı.

“Sadece Moskova değil nereye gidersem gideyim arkadaşlarımı uyarıyorum. Dikkatli olun otel odalarında gizli kameralar olabilir ve bir süre sonra kendinizi televizyon ekranlarında seyredebilirsiniz.”

“Bu endişeleri taşıyan bir insan kendisi otel odasında böyle bir şey yapar mı” demek istiyordu.

Bir kadınla pervers bir ilişkide bulunduğu iddiasına da şu ilginç cümleyle karşılık verdi:

“Ayrıca benim germafobim var...”

Yani, el sıkışınca bile mikrop kapma korkusu...

Kısaca ben binanın içinde araştırmacı gazetecilik yaparken, Amerikan halkı otel odası meselesini konuşuyordu.

Amerika’daki başkanlık sistemi bizimkinden epey farklı...

X

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku