GeriErtuğrul ÖZKÖK Sayın Başkan, sizin hiç işiniz gücünüz yok mu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sayın Başkan, sizin hiç işiniz gücünüz yok mu

DAHA dün bir darbe atlatmışız... Ülke bir baştan ötekine yanıyor.

***

 

Turizm dibe vurmuş...

 

OHAL ilan edilmiş...

 

***

 

Darbe yemiş ordumuz Suriye batağına dalmış...

 

Derdimizi en yakın dost parlamentolara bile anlatamıyoruz...

 

***

 

Ama o ne...

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin başkanı Che Guevera ile uğraşıyor.

 

Bütün Latin Amerika’nın kahraman ilan ettiği, gençlerin fotoğraflarını tişörtlerine bastırdığı bir devrimiciyi eşkıya ilan ediyor...

 

İnsana sormazlar mı... Kardeşim senin üyesi olduğunu parti, 12 Eylül referandumunda “Yetmez ama evetçilerin” oyunu almak için muazzam bir “Deniz-Ulaş-Mahir” güzellemesi yapıyordu...

 

***

 

Neydi o...

 

Oylarını çalmak için takiye mi yapıyordunuz?

 

***

 

Sonra 12 Eylül geçti, HSYK halledildi...

 

Şimdi o Deniz’lerin Latin Amerika versiyonları eşkıya oldu, öyle mi?

 

Bak sana söyleyeyim...

 

Sen dedin diye onlar eşkıya olmaz...

 

***

 

Sayın Başkan, sizin hiç işiniz gücünüz yok mu

 

Ama bilesin ki herkes son zamanlardaki tuhaf çıkışlarına bakıp şunu söylüyor.

 

Eee, bir ülkenin meclisi askıya alınmış, içi boşaltılmış, kolu kanadı kırılmış, yapacak işi kalmamışsa... Başkanı da tabiatıyla işsiz güçsüz kalır.

 

***

 

Eh, boş kalınca da böyle tuhaf tuhaf konuşur...

 

TUĞÇE, AL ELİNE KALEMİ KAÇ MÜSLÜMAN KAÇINI KESECEK, HESAPLAYACAĞIZ

 

TUĞÇE kızımız yani Tuğçe Kazaz, kurban kesme olayına karşı çıkanları eleştirmek için şu harika cümleyi kurmuş:

 

“Kurban kesmeyelim de birbirimizi mi keselim?”

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu yıl Kurban Bayramı’nda 850 bin büyükbaş, 2.5 milyon küçükbaş hayvanın kesileceğini söyledi.

 

Demek ki yaklaşık 3.3 milyon hanede kurban kesilecek.

 

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre ülkemizde 19.5 milyon hane var. Tuğçe kızımızın mantığına göre bu yıl Kurban Bayramı’ndan sonra 16.5 milyon hanede insanlar kurban yerine birbirlerini kesecek.

 

Katliam yani...

 

Tabii içimizden birinin kızımıza şunu da hatırlatması lazım:

 

Acaba IŞİD’ciler, kurban kesmedikleri için mi öteki Müslümanları kesiyorlar?...

 

Yoksa insanları kurban niyetine mi kesiyorlar?

 

SURİYE BATAKLIĞINDA KORKTUĞUM BAŞIMIZA GELİYOR

 

SURİYE politikamızın ilk günlerinde şunu söylemiştim:

 

“Böyle giderseniz orası Peşaver olacak.”

 

Oldu...

 

Şimdi de bundan sonra olacakları söylüyorum.

 

- Türkiye uzun süre Suriye içinde kalamaz. Çekilecek.

 

- Türkiye çekildikten en fazla bir hafta içinde Türkiye’nin destek verdiği ÖSO, yani ılımlı Müslümanlar o bölgeden kaçacak.

 

- Onların yerine ya IŞİD ya da isim değiştiren El Nusra veya Kürtler veya Esad’a bağlı ordu gelecek.

 

- Şansımız varsa Esad’ın ordusu hâkim olur. Biraz daha az şanslıysak Kürtler alır.

 

- Ama şansımız yoksa orayı IŞİD veya El Nusra ele geçirir. Bu da bütün dünyanın “Türkler oraya yeniden IŞİD’i getirdi” kara propagandasına yol açar.

 

ABD’NİN CERABLUS ÇIKIŞI TONU TÜRKİYE’NİN CEVABINDAKİ TON

 

- ABD Dışişleri Sözcüsü, Cerablus’taki çatışmaya şöyle tepki gösterdi: “Orada IŞİD yok. Bu çatışma kabul edilemez.”

 

Diplomasi dilinde bu, “Derhal oradan çekil’ cümlesinden bir önceki cümle.

 

Yani oldukça sert.

 

***

 

- Türkiye’nin cevabını ise Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş verdi.

 

O da Amerika’ya mealen şunu dedi:

 

“Öyleyse verilen sözler tutulsun.”

 

Diplomasi dilinde bu, Amerikalı sözcününkine göre 2 ton yumuşak.

 

RUSYA, ARAP BİRLİĞİ VE AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN DE TEPKİ GELEBİLİR

 

ORTADOĞU uzmanı değilim ama durumu görecek kadar tecrübem var.

 

ABD’nin Cerablus çıkışından sonra Rusya, Arap Birliği ve Avrupa Birliği’nden de benzer açıklamalar gelebilir.

 

Başta söyledim, şimdi de söylüyorum.

 

Türkiye orada fazla kalamaz.

 

Dış dünyanın baskısıyla çekilmek yerine, kendi rızamızla çekilmek daha iyi olur.

 

SEVGİLİ LEVENT KIRCA SENİ GERÇEKTEN ÖZLEDİK

 

ALTIN yıllarında Levent Kırca’yı çok övmüştüm.

 

Ne yazık, hayatının son yılında birkaç kez eleştirdim.

 

Ama şurası gerçek ki, son günlerde onu çok özlüyorum. Herkesin aşırı ciddi, bütün sorunların aşırı vahim olduğu şu günlerde onun skeçlerine çok ihtiyacımız var.

 

Yani imkânım olsa “Geri dön... Geri dön” diye haykıracağım. Sırf biraz gülümseyebilmek için...

 

BAKIN LEVENT KIRCA 2 YIL ÖNCE GÜLEN İÇİN NELER DEMİŞ

 

- 20 Mart 2014’ü 21’ine bağlayan gece...

 

Levent Kırca, televizyonda Rasim Ozan Kütahyalı’ya kelimesi kelimesine şunları söylüyor: “Bak, ben sizin Tayyip Erdoğan’a çok kızıyorum. Bana göre ülkeye çok zararlar verdi. Ama şu Fetullah belasından da Türkiye’yi başka hiç kimsenin kurtaramayacağını biliyorum. Bunlarla bir tek Tayyip baş edebilir. Başka türlü devleti örümcek ağı gibi sarmış bu Fetullahçı çeteden memleketi 50 sene kimse kurtaramaz. Tek ben değil, okumuş-yazmış Atatürkçülerin hepsi bu gerçeğin farkında ama bu saatten sonra Tayyip’i de destekleyecek halimiz yok.”

 

Eh, bu saatten sonra o görev şimdi bize düştü...

X

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku