GeriErtuğrul ÖZKÖK Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

*

Suriye’de birbirini kesen ümmet mi adım atmamızı istiyor...

Afganistan’da Müslümanlık adına okula bomba atıp tek amaçları okumak olan onlarca Müslüman kız çocuğunu katleden Taliban ümmeti mi istiyor...

Yemen’de Müslüman Husilerin üzerine bomba yağdıran Müslüman Suudi ümmeti mi istiyor...

Yoksa Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile gırtlak gırtlağa gelmiş İran ümmeti mi...

Uzun bir kavgadan sonra yeniden barışmaya çalıştığımız Mısır ümmeti mi...

Irak’ta, Suriye’de Müslümanların üzerine saldırıp kafalarını kesen IŞİD ümmeti mi...

*

Gerçekçi olalım artık...

Bugün Müslüman dünyasında maalesef artık sözlükte tarif edilen o ümmet yok...

O ümmet, on binlerce şehit verdiğimiz Ortadoğu çöllerinde 100 yıl önce kaybolup gitti ve bir daha bulunamadı...

MÜSLÜMAN ÜMMETİ DEĞİL AMA TÜRK MİLLETİ ŞU ADIMI ATABİLİR

ARTIK olmayan bir ümmetin bizden bekleyeceği bir adım falan olamaz...

Türkiye mazlum Filistin halkı için elinden gelen bütün adımları attı, fedakârlığı yaptı...

Daha ne yapacak ve ne yapabilir ki...

Ordusunu İsrail’e mi sokacak....

*

Hâlâ atabileceği bir adım var...

Hem de çok etkili bir adım...

Türk milleti adına bir arabuluculuk...

İsrail’e “Durdur artık bu vahşeti” demek...

Sonra Filistin’e dönüp “Sen de durdur artık İsrail şehirlerine füze fırlatmayı” demek.

*

Biz millet olarak işte bu barış görevini yerine getirebiliriz...

Bizden beklenmesi gereken tek ve ileri adım da bu olabilir.

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

UPPER CİHANGİR GÖZÜYLE DİYARBAKIR KARPUZU: SOSYALİST GERÇEKÇİLİK Mİ

YILLLARDIR süren “Kaplumbağalı adam” tartışmasından sonra gündemimize şimdi de “Karpuzlu çocuk” girdi.

Her sanat eserine saygıyla yaklaşırım.

Diyarbakır girişine dikilen “Karpuzlu çocuk” eserine de tam bir Upper Cihangir titizliği ile baktım.

Değerlendirmem şudur:

*

Postmodern bir heykel olarak yapıldıysa, vallahi hiç fena değil...

Hatta, kendinizi yeterince zorlarsanız, yeterince obezleşmemiş bir Botero heykelinin, yeterince gelişmemiş postmodern versiyonu bile diyebilirsiniz.

*

Yok bir Upper Cihangir eski tüfeğinin gözüyle sosyalist gerçekçilik açısından bakarsanız...

Karpuzun cesameti iyi ama içindeki emekçi çocuğun üretim aracı olan üreten elleri vintage bir Sovyet afişindeki eller kadar gelişmiş ve etkileyici değil...

Yani kesmez Upper Cihangir eski tüfek solcusunu bu çocuk emekçi heykeli.

*

Ama Diyarbakır’ı temsil eden bir sanat eseri olarak yapılmış bir heykelse...

Olmamış...

*

Yine de Diyarbakır için bir teselli var.

Karpuzlu çocuğu İzmir’in girişindeki o muazzam eşekli Nasreddin Hoca heykeli ile karşılaştırırsanız...

Onun yanında bu gerçek bir sanat eseri...

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

FATİH TERİM’E SAYDIRAN BAZI ‘VIP’ GALATASARAYLILARIN ÖZÜR BORCU VAR

YILLARDIR bir Fenerbahçeli olarak sözümü hiç esirgemeden hep aynı şeyi söylüyorum. Türkiye’nin en büyük üç hocasından biri Fatih Terim’dir...

O nedenle bazı Galatasaraylıların hocaya durmadan saydırmasını hiç anlamıyorum...

Terim hiç yılmayan bir savaşçı...

Saha psikolojisini ve stresini çok iyi yönetiyor...

Önceki akşam arada bir o maça da bakarken şunu düşündüm. Bazı çok ünlü Galatasaraylıların ona çok özür borcu var.Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor
COĞRAFYA KADERSE BU KARELERE SAĞ ALTTAKİNİ KAPATARAK BAKIN

ÖNCEKI gece kader maçları sırasında Fenerbahçeli evler arasında büyük bir telefon trafiği vardı.

Kiminle konuştuysam aynı soru soruluyordu.

Şampiyonluğu Beşiktaş’a kaptırmak mı daha acı...

Yoksa ikinciliği Galatasaray’a mı...

Tabii daha fenası da vardı...

Birinciliği Galatasaray’a kaptırmak...

İşte o felaketimiz olur...

Şaka tabii...

O acıyı yaşarken bir de Galatasaraylı arkadaşlardan
bu paylaşım gelmedi mi...

Altında şöyle
bir yazı:

“Coğrafya kaderdir, elin sahaya gireni bizim sahaya girenimiz...”

Eli bıçaklı adamın üzerinde Fenerbahçe forması var...

O Rus kadın sahaya fırladığında ben de o staddaydım...

Anlayacağınız coğrafya gerçekten kaderimizse...

Ben böyle kaderin...

Neyine ne diyeyim...

Tek tesellim üzerinde Fenerbahçe forması olmayanın bayram günü sayfamı açması...

YA EL SIKIŞMA? ONA DA RAHAT DÖNEBİLECEK MİYİZ

Pandemi başından beri, el sıkışmaktan kaçınıyoruz...

Onun yerine elimizi yumruk yapıp tokuşturmayı icad ettik...

Hoş ikisinde de ten tene değiyor ama, nedense yumruk tokuşturmak daha az tehlikeli geliyor.

Merak ediyorum, bundan sonra nasıl devam edeceğiz...

El sıkışmaya mı döneceğiz...

Yoksa yumruk tokuşturmaya mı...

Canım ne fark eder demeyin.

“El sıkışmak” yeniden buluştuktan sonra anlaşmaya varmayı temsil ediyor.

Yumruk tokuşturmak ise boksörlerin eldivenleri ile döğüşe başlamadan yaptıkları hareket...

Tam da millet olarak el sıkışmaya ihtiyacımız olan bir dönemde geldi bu pandemi...

İnşallah bitince eski alışkanlığımıza dönebiliriz.

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

EN GÜZEL HARMANDALI FOTOĞRAFI YARIŞMASI AÇILIRSA OYUM BUNA

BU fotoğrafı dün Instagram’da Cahide Gökoğlu paylaşmış.

Hashtag olarak da “Türkiye folkdance” yazmış... Bir de büyük harflerle “Harmandalı” kelimesini eklemiş.

Fotoğrafı çeken ve düzenleyen ise Halit Dokuzoğuz...

Bugüne kadar gördüğüm en güzel stilize Harmandalı fotoğrafı...

Koreografisi, boyundaki üslük, kasket, ayaktaki bot...

Tam Ege...

Bir de davulcu kadın değil mi...

Bittim...

Tam “Bütün Türkiye’ye iyi bayramlar” fotoğrafı...

BAYRAMDA EVİNDE KENDİ KENDİNE PARTİLEMEK İSTEYENE

ÖNCE hepinizin Şeker Bayramı’nı kutluyorum.

En sevdiğim, kendimi en mutlu hissettiğim dini bayramdır. İnşallah bu son kapanma bayramımız olur... Ama 17 Mayıs akşamına kadar evde kapalı olacağımıza göre müzik sevenlere küçük bir rehber sunayım.

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

EVİNDE AİLE İÇİ PARTİ İSTEYENE

Benim Spotify’daki “Paradise Bay On The Deck Summer 2021” listem. Tam yaz için yapılmış bir liste.

VINTAGE İTALYAN FİLM SEYREDENE

Streaming platformlarda çok moda olan eski İtalyan filmlerini seyredenlere yine Spotify’da hazırladığıım “Italia Amore” listem...

AKŞAMÜZERİ İÇKİSİ İLE

“Afternoon Jazz” listem çok iyi gidiyor. En çok takipçisi olan listem de bu.

YALNIZ BAYRAM GECELERİ İÇİN

“DJ Ert Smooth, Soft and Jazzy.”

VINTAGE BİR AKŞAM YEMEĞİ SIRASINDA

“En Romantik Türk Şarkıları.”

Hepsi yenilendi...

Hepsi güzel bir yaza hazır.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku

Kalbi Ege'de kalanlar ve İzmir artık tam kadro sahada

Önceki gece Olimpiyat Stadı’ndaki maç bittiğinde, Kahramanlar’da doğmuş bir İzmirli olarak hissiyatım şöyleydi

Bir tarafta Altınordu... Mahalleme yakın bir başka mahallenin takımı. Küçükken okul dönüşü hep top oynadığım halk sahasının ilk sahibi. Metin Oktay olmak isteyen çocukların hayal arenası. Büyük Altınordu... 1923’te kurulmuş, Süper Lig kurulduğunda ilk 16 takımdan biri olmuş, Cumhuriyet’le yaşıt bir kulüp. İzmir’in ‘Kırmızı Şeytanlar’ı.

Öteki ise Altay... İlkokulu okuduğum Gazi İlkokulu’nun, orta ve liseyi okuduğum Namık Kemal Lisesi’nin mahallesinin takımı. Ben İzmirsporluyum ama öte yanım İzmirli.

Ve maç bitti. Altay Süper Lig’de... Kazanan İzmir... Ama asıl kazanan Süper Lig. İzmir’siz bir Süper Lig hep eksikti. Göztepe geldi... Zenginleşti. Şimdi Altay geldi. Yani Alsancak. Ege modernitesi. Ve İzmir artık tam kadro sahada...

Tebrikler Büyük Altay. Tebrikler Mustafa Denizli. Altay’dan aldığın parayı Şehit Aileleri’ne bağışladığın için de ayrıca teşekkürler, benim sevgili arkadaşım. Tebrikler Alsancak, Birinci, İkinci Kordon, Mustafa Bey Caddesi, Gül Sokak. Sana da tebrikler Büyük Altınordu. Tebrikler İzmir. Tabii ki tebrikler Mustafa Hocamın Çeşmesi, Alaçatı’sı. Tabii basketboldaki başarısı ile tebrikler Karşıyaka...

Önümüzdeki sezon her takım iki defa İzmir’e gidecek... Emin olun ki Süper Lig bu sezon çok daha renkli olacak.

Yazının Devamını Oku

Bir gazeteci gözüyle dört başka gazeteci

1) Dün Sözcü gazetesinde yayınlanan iki yazı beni çok düşündürdü.

Konu Habertürk kanalında yayınlanan İçişleri Bakanı söyleşisiydi.

İki yazar kendi üsluplarıyla programa katılan gazetecileri eleştirmiş.

Emin Çölaşan neredeyse yerden yere vurmuş.

Deniz Zeyrek ise ılımlı bir üslupla eleştirmiş.

Bense farklı bakıyorum.

Önce bir risk analizi yapayım.

Habertürk’te gazetecilerin karşısına çıkmak İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

Bir başka YouTube videosu ve arkasındaki afişin anlattığı...

Dün tuhaf bir gündü...

Çok tuhaf bir gün...

Gündem çok kalabalıktı...

Siyasette izdiham vardı...

Lakin benim için çok tenhaydı... Issızdı...

*

Bir gece önce bütün Türkiye o malum televizyon tartışmasını izliyor, konuşuyordu...

Dört gazeteci soruyor, İçişleri Bakanı da konuşuyordu...

Her taraftan mesaj akıyordu cep telefonuma...

Yazının Devamını Oku