GeriErtuğrul ÖZKÖK Savunma Bakanı'na sorulan ve sorulmayan birer soru
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Savunma Bakanı'na sorulan ve sorulmayan birer soru

Savunma Bakanı Hulusi Akar önceki gün Demirören Medya Grubu’nun Ankara binasındaydı.

İki askerimizin şehit düştüğü, beşinin yaralandığı haberi tam o sırada gelmiş.

*

Arkadaşlarımızın anlattığına göre, Akar telefonda konuştuğu Genelkurmay yetkilisine “Sakin olalım” demiş...

Bence de en doğru yaklaşım...

*

Genelkurmay’dan gelen haber ve sonradan yapılan açıklamaya göre askerlerimiz “bir hava saldırısında” vurulmuş...

Aynı saatlerde Rus Genelkurmayı da uçaklarının bazı rejim muhaliflerini vurduğunu belirtiyorlardı.

*

Tabii bu durumda bir gazetecinin aklına gelen ilk soru şu oluyor:

“Eğer Rusya’dan alınan S-400’ler aktive edilmiş olsaydı bu hava saldırısına karşı kullanılabilir miydi?”

Arkadaşlarımız bu soruyu sormamışlar.

Dolayısıyla cevabı da yok.

*

Buna karşılık bir başka S-400 sorusunu sormuşlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 savunma sisteminin Nisan 2020’den önce aktive edilemeyeceğini açıklamıştı.

Şu an durum nedir?

Bakan bunu off the record cevaplamış.

Yani onun cevabını da öğrenemedik.

Ama akşam CNN Türk’te daha ilginç bir açıklama yaptı:

“ABD’den Patriot füzesi istenebilir...”

*

Bence bütün dünyada askeri stratejistlerin ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının tartışması gereken bir “case study” ile karşı karşıyayız.

*

Benim tahminim şu:

S-400’lerin aktive hale gelmesi biraz gecikebilir... 

GÜNÜN SORUSU

S-400 BAŞKA S-400’E KARŞI KONUŞLANIRSA

LABA lubacı değil gerçek askeri stratejistlerin, uluslararası ilişkiler uzmanlarının üzerinde durması gereken çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız.

Eğer bizim S-400’ler aktive olmuş olsaydı...

Karşı tarafta yani Suriye’nin elinde de S-300 ve S-400 füzeleri var. O taraftan kalkan uçakların bir bölümü de Rus SUV’ları ve füzeleri...

Acaba bizim S-400’ler ne kadar etkili olabilirdi? Bence NATO ittifakının da ciddi biçimde ele alması gereken bir durum bu...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BENCE BU PODYALI KÖPEK ŞİMDİDEN YILIN FOTOĞRAFI

Son yıllarda bu kadar güzel bir hayvan fotoğrafı görmedim.

Bu kadar güzel bir insan ve çocuk fotoğrafı da görmedim. Bence daha şimdiden...

Yılın okulu: 37 öğrencili Kayacık Köyü Şehit Haluk Yılmaz İlkokulu ve öğrencileri.

Yılın öğretmeni: Mezarlıkta bulunan köpeği sınıfın öğrencisi haline getiren öğretmen...

Yılın dostu: Bu sınıfta derse giren yetim köpek Fındık.

Yılın fotoğrafı: İşte bu kare.

*

NOT: “Podya” lafı da nereden çıktı derseniz.

Bu fotoğraf beni İzmir’de ilkokulu okuduğum Gazi İlkokulu’na götürdü. O yıllarda siyah-beyaz önlüğün adı “podya” idi...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BİR 68’Lİ Mİ DAHA BİLGİLİDİR YOKSA BİR ‘Z’ ÇOCUĞU MU

BENİM kuşağım 1968-70 kuşağıdır. Şöyle bir inancı vardır:

Kendini tarihin yarattığı en devrimci nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en bilgili en okuyan nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en aktivist nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en demokrat nesil zanneder.

Biraz değil bayağı mavi kanlıdır benim neslim. O yüzden kendisinden sonra gelen nesilleri hep küçümsemiştir.

Onlara göre yeni nesiller, hele hele bugünün Z kuşağı kitap okumaz...

Cahildir.

Bilgiye ulaşma kabiliyeti ve arzusu yoktur.

İşte benim neslim kendi kendine çizdiği bu portreyi iyi yutturdu.

Oysa durum hiç öyle değil.

*

Dünyanın en büyük araştırma kuruluşlarından Ipsos’un Dünya Ekonomik Forumu için 33 ülkede yaptırdığı yeni araştırmanın bir sonucu önümde duruyor.

Global kamuoyunda her beş kişiden en az üçü, bugünün gençlerinin eski nesillere göre bilgiye ve eğlenceye ulaşma konusunda daha iyi durumda olduğuna inanıyor.

Bu da yüzde 82’si demek...

*

Yüzde 61’i kendilerine dürüst olma konusunda eskilerden daha özgür durumda olduğuna inanıyor.

Yani bugünün çocukları 68 kuşağından cahil falan değil.

Tam aksine çok daha fazla şey biliyor.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

LACAN’I DA OKUYUP ANLADIM DERSE RESMEN SONUM OLUR

Atakan, Spinoza’yı okumuş...

Nihilizmin öyle bir tarifini yapıyor ki...

Ağzım açık izledim...

Eğer çıkıp bir de Jacques Lacan’ın “Psikanalizin Etiği”ni okudum derse apışıp kalırım. Üstüne bir de anladığını söyleyip anlatmaya başlarsa yemin ediyorum işte o benim bittiğim andır. 1970’lerde Sorbonne’da sabahları 06.00’da kalkıp amfinin ön sırasında yer tuttum. Kim bilir kaç kere diledim Lacan’ın seminerlerini.

Vallahi bir şey anlamadım.

Yani Atakan çıkıp böyle yaparsa benim sonum olur. Hele bir de Derrida’yı anladığını, üstüne bir de “Finnegans Wake”i sonuna kadar okuduğunu açıklarsa...

Sadece ben değil... Benim bütün neslimi de bitirir.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BIYIKSIZ MUHAFAZAKÂRDAN GELEN 5 BIYIKLI SMOKİN KARESİ

Dün bir tez ortaya atmıştım.

Türkiye’de son zamanlarda bıyıklıların smokin giymediğini söylemiştim.

Bunun nedeninin de muhafazakâr iklime ayak uydurma gayreti olduğunu belirtmiştim...

Yazıyı okuyan muhafazakâr bir köşe yazarı arkadaşım bana Atatürk’ün bu fotoğrafı ile 4 fotoğraf daha göndermiş.

*

Önce şunu yazmış:

“Smokini Atatürk gibi taşıyamayacaksan niye giyeceksin ki...”

Sonra da eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün smokinli fotoğrafını gülücük emojisiyle atmış.

Bunun dışında üç bıyıklı ve smokinli daha bulmuş.

Halit Ergenç, Yılmaz Erdoğan, Timur Selçuk...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

Ben de ona şu cevabı yazdım:

BİR: Bu son üçü muhafazakâr değil.

İKİ: Abdullah Gül konusunda haklısın ama istisnalar kaideyi bozmaz.

ÜÇ: Atatürk konusunda ise tamamen haklısın Ersoy Dede...

*

Onun gibi taşıyamayacaksan ne anlamı var smokin giymenin...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

YARIN

HAFTANIN FOTOĞRAFI:

Affetme konferansında çekilen ilginç bir fotoğrafın anlattıkları.

HAFTANIN TARTIŞMASI:

Bu fotoğraf ne diyor? Affetme konusunda erkekler daha mı az istekli?

HAFTANIN HABERİ:

Affetme konferansına giriş fiyatları gerçekte kaç TL’ydi.

HAFTANIN PSİKOLOJİSİ:

21’inci yüzyıl insanı daha az mı âşık oluyor? Daha az mı sevişiyor? Araştırmalar ne diyor?

BENCH MODASI:

EuroLeague’de haftanın maçını oynayan Fenerbahçe Ülker ile Real Madrid’in koçlarının giyim tarzı ne anlatıyor?

HAFTANIN YÜKSELENİ VE İNENİ:

Haftanın yükselen cümlesi neydi? İnen cümlesi ne oldu?

X

Türk siyasetinde ‘enkaz’ edebiyatının ömrü 2 yıldır

Yıllarca “rekabet psikolojisi” kitapları okudum.

Kendim rekabet içinde yaşadım...

Hürriyet içinde ilk büyük yöneticilik mücadelemi, dönemin fiili Hürriyet CEO’sunun bir mülakatı üzerine verdim.

*

Sabah gazetesi ile büyük bir tiraj savaşı içindeydik.

O yönetici bir mülakatında “Biz ikinciliği kabul ettik. Fark 50 bini geçmediği sürece bizim için mesele olmaz” dedi...

O sabahı hiç unutmuyorum...

Sinirimden duvarları tekmelemiştim...

Çok iyi biliyorum ki büyük bir gazeteyi yönetiyorsanız, ikinciliği kabul etmek havlu atmak anlamına gelirdi...

Yazının Devamını Oku

Seninle cehenneme bile gelirim başkan

“Yıldırım, “Obradovic’i getiririm” dedi. Toplantıdan sonra yanındakilere, ‘Koç biliyor muydu, yoksa bir tahmin mi?’ diye sordum. Obradovic, ‘Seninle cehenneme bile gelirim’ demiş.”

Benim açımdan dünkü basın toplantısının en büyük sürprizi, Aziz Yıldırım’ın basketbol takımı ile ilgili önerisiydi. Sürpriz ötesi bir şok oldu benim için... Ama iyi bir şok...

OBRA BİLİYOR MUYDU?

Yıldırım, “Obradovic’i getiririm” dedi. Peki Obradovic bunu biliyor muydu? Büyük koç, Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra Barcelona’ya falan gider diye düşünüyordum. Ama nedense basketbola başladığı Partizan’la anlaştı. Bu beni şaşırtmıştı açıkçası. Bunu “Mustafa Denizli’nin futbola başladığı Altay’a teknik direktör olması gibi duygusal bir nedene bağlamıştım. Dün basın toplantısından sonra yanında bulunan yöneticilerle konuştum. Onlara “Koç biliyor muydu, yoksa bir tahmin mi” diye sordum. Yıldırım önceki gün Obradovic’le telefonda konuşmuş. “Koç gelir misin” deyince, aldığı cevap şu olmuş: “Seninle cehenneme bile gelirim başkan.”

ALİ KOÇ BU TEKLİFE NASIL BAKAR?

Ali Koç bu teklife ne der bilmiyorum... Bir başkan için böyle bir yetki paylaşımını kabul etmek kolay bir şey değildir. Kabul eder ve bir başarı hikayesi yazılırsa, bunun taraftar üzerindeki etkisi ne olur onu da düşünebilir. Şunu düşünmek de yararlı olabilir. Böyle bir başarının yolunu açacak teklifi kabul etme büyüklüğü de bir başkan için zaferdir. Hele hele bu teklifi yapan insan “Bir daha başkanlığa aday olmayacağım” diyorsa...

Yazının Devamını Oku

Verilen bir söz her zaman sadece bir söz değildir

Aydın Doğan Vakfı bu yılki ödülünü BioNTech aşısını bulan Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e vermiş.

Çok doğru bir seçim...

Ben bu yıl Nobel ödülünün de onlara verilmesini bekliyorum...

*

Bu haberi okurken aklıma geçen ay televizyonda seyrettiğimiz bir ortak basın toplantısının görüntüleri geldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Prof. Uğur Şahin birlikte Türk halkının önüne çıktılar.

Biri Türkiye’den, öteki Almanya’dan katıldı...

Sağlık Bakanı o gece Türk halkına BioNTech ile yapılan anlaşmayı açıkladı.

50 milyon doz aşı gelecekti...

Yazının Devamını Oku

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Dünyanın en azgın iki popülisti seçimle gitti.

Önce Trump...

Sonra Netanyahu...

Önceki gün de Fransa’daki yerel seçimlerde Avrupa aşırı muhafazakâr sağ popülizminin en güçlü figürlerinden biri olan Marine Le Pen’in partisi beklediğini bulamadı...

O nedenle dünden itibaren Avrupa’da şu soru sorulmaya başlandı:

Son 15 yıldır Avrupa’da yükselen “Sağ muhafazakâr popülizm artık geriliyor mu?”

Evet bunun işaretleri var.

EN AZILI POPÜLİSTİN KORKTUĞU OLDU KARŞISINDAKİ MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞTİ

Yazının Devamını Oku

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku