GeriErtuğrul ÖZKÖK Savunma Bakanı'na sorulan ve sorulmayan birer soru
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Savunma Bakanı'na sorulan ve sorulmayan birer soru

Savunma Bakanı Hulusi Akar önceki gün Demirören Medya Grubu’nun Ankara binasındaydı.

İki askerimizin şehit düştüğü, beşinin yaralandığı haberi tam o sırada gelmiş.

*

Arkadaşlarımızın anlattığına göre, Akar telefonda konuştuğu Genelkurmay yetkilisine “Sakin olalım” demiş...

Bence de en doğru yaklaşım...

*

Genelkurmay’dan gelen haber ve sonradan yapılan açıklamaya göre askerlerimiz “bir hava saldırısında” vurulmuş...

Aynı saatlerde Rus Genelkurmayı da uçaklarının bazı rejim muhaliflerini vurduğunu belirtiyorlardı.

*

Tabii bu durumda bir gazetecinin aklına gelen ilk soru şu oluyor:

“Eğer Rusya’dan alınan S-400’ler aktive edilmiş olsaydı bu hava saldırısına karşı kullanılabilir miydi?”

Arkadaşlarımız bu soruyu sormamışlar.

Dolayısıyla cevabı da yok.

*

Buna karşılık bir başka S-400 sorusunu sormuşlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 savunma sisteminin Nisan 2020’den önce aktive edilemeyeceğini açıklamıştı.

Şu an durum nedir?

Bakan bunu off the record cevaplamış.

Yani onun cevabını da öğrenemedik.

Ama akşam CNN Türk’te daha ilginç bir açıklama yaptı:

“ABD’den Patriot füzesi istenebilir...”

*

Bence bütün dünyada askeri stratejistlerin ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının tartışması gereken bir “case study” ile karşı karşıyayız.

*

Benim tahminim şu:

S-400’lerin aktive hale gelmesi biraz gecikebilir... 

GÜNÜN SORUSU

S-400 BAŞKA S-400’E KARŞI KONUŞLANIRSA

LABA lubacı değil gerçek askeri stratejistlerin, uluslararası ilişkiler uzmanlarının üzerinde durması gereken çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız.

Eğer bizim S-400’ler aktive olmuş olsaydı...

Karşı tarafta yani Suriye’nin elinde de S-300 ve S-400 füzeleri var. O taraftan kalkan uçakların bir bölümü de Rus SUV’ları ve füzeleri...

Acaba bizim S-400’ler ne kadar etkili olabilirdi? Bence NATO ittifakının da ciddi biçimde ele alması gereken bir durum bu...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BENCE BU PODYALI KÖPEK ŞİMDİDEN YILIN FOTOĞRAFI

Son yıllarda bu kadar güzel bir hayvan fotoğrafı görmedim.

Bu kadar güzel bir insan ve çocuk fotoğrafı da görmedim. Bence daha şimdiden...

Yılın okulu: 37 öğrencili Kayacık Köyü Şehit Haluk Yılmaz İlkokulu ve öğrencileri.

Yılın öğretmeni: Mezarlıkta bulunan köpeği sınıfın öğrencisi haline getiren öğretmen...

Yılın dostu: Bu sınıfta derse giren yetim köpek Fındık.

Yılın fotoğrafı: İşte bu kare.

*

NOT: “Podya” lafı da nereden çıktı derseniz.

Bu fotoğraf beni İzmir’de ilkokulu okuduğum Gazi İlkokulu’na götürdü. O yıllarda siyah-beyaz önlüğün adı “podya” idi...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BİR 68’Lİ Mİ DAHA BİLGİLİDİR YOKSA BİR ‘Z’ ÇOCUĞU MU

BENİM kuşağım 1968-70 kuşağıdır. Şöyle bir inancı vardır:

Kendini tarihin yarattığı en devrimci nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en bilgili en okuyan nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en aktivist nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en demokrat nesil zanneder.

Biraz değil bayağı mavi kanlıdır benim neslim. O yüzden kendisinden sonra gelen nesilleri hep küçümsemiştir.

Onlara göre yeni nesiller, hele hele bugünün Z kuşağı kitap okumaz...

Cahildir.

Bilgiye ulaşma kabiliyeti ve arzusu yoktur.

İşte benim neslim kendi kendine çizdiği bu portreyi iyi yutturdu.

Oysa durum hiç öyle değil.

*

Dünyanın en büyük araştırma kuruluşlarından Ipsos’un Dünya Ekonomik Forumu için 33 ülkede yaptırdığı yeni araştırmanın bir sonucu önümde duruyor.

Global kamuoyunda her beş kişiden en az üçü, bugünün gençlerinin eski nesillere göre bilgiye ve eğlenceye ulaşma konusunda daha iyi durumda olduğuna inanıyor.

Bu da yüzde 82’si demek...

*

Yüzde 61’i kendilerine dürüst olma konusunda eskilerden daha özgür durumda olduğuna inanıyor.

Yani bugünün çocukları 68 kuşağından cahil falan değil.

Tam aksine çok daha fazla şey biliyor.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

LACAN’I DA OKUYUP ANLADIM DERSE RESMEN SONUM OLUR

Atakan, Spinoza’yı okumuş...

Nihilizmin öyle bir tarifini yapıyor ki...

Ağzım açık izledim...

Eğer çıkıp bir de Jacques Lacan’ın “Psikanalizin Etiği”ni okudum derse apışıp kalırım. Üstüne bir de anladığını söyleyip anlatmaya başlarsa yemin ediyorum işte o benim bittiğim andır. 1970’lerde Sorbonne’da sabahları 06.00’da kalkıp amfinin ön sırasında yer tuttum. Kim bilir kaç kere diledim Lacan’ın seminerlerini.

Vallahi bir şey anlamadım.

Yani Atakan çıkıp böyle yaparsa benim sonum olur. Hele bir de Derrida’yı anladığını, üstüne bir de “Finnegans Wake”i sonuna kadar okuduğunu açıklarsa...

Sadece ben değil... Benim bütün neslimi de bitirir.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BIYIKSIZ MUHAFAZAKÂRDAN GELEN 5 BIYIKLI SMOKİN KARESİ

Dün bir tez ortaya atmıştım.

Türkiye’de son zamanlarda bıyıklıların smokin giymediğini söylemiştim.

Bunun nedeninin de muhafazakâr iklime ayak uydurma gayreti olduğunu belirtmiştim...

Yazıyı okuyan muhafazakâr bir köşe yazarı arkadaşım bana Atatürk’ün bu fotoğrafı ile 4 fotoğraf daha göndermiş.

*

Önce şunu yazmış:

“Smokini Atatürk gibi taşıyamayacaksan niye giyeceksin ki...”

Sonra da eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün smokinli fotoğrafını gülücük emojisiyle atmış.

Bunun dışında üç bıyıklı ve smokinli daha bulmuş.

Halit Ergenç, Yılmaz Erdoğan, Timur Selçuk...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

Ben de ona şu cevabı yazdım:

BİR: Bu son üçü muhafazakâr değil.

İKİ: Abdullah Gül konusunda haklısın ama istisnalar kaideyi bozmaz.

ÜÇ: Atatürk konusunda ise tamamen haklısın Ersoy Dede...

*

Onun gibi taşıyamayacaksan ne anlamı var smokin giymenin...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

YARIN

HAFTANIN FOTOĞRAFI:

Affetme konferansında çekilen ilginç bir fotoğrafın anlattıkları.

HAFTANIN TARTIŞMASI:

Bu fotoğraf ne diyor? Affetme konusunda erkekler daha mı az istekli?

HAFTANIN HABERİ:

Affetme konferansına giriş fiyatları gerçekte kaç TL’ydi.

HAFTANIN PSİKOLOJİSİ:

21’inci yüzyıl insanı daha az mı âşık oluyor? Daha az mı sevişiyor? Araştırmalar ne diyor?

BENCH MODASI:

EuroLeague’de haftanın maçını oynayan Fenerbahçe Ülker ile Real Madrid’in koçlarının giyim tarzı ne anlatıyor?

HAFTANIN YÜKSELENİ VE İNENİ:

Haftanın yükselen cümlesi neydi? İnen cümlesi ne oldu?

X

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku