Savunma Bakanı'na sorulan ve sorulmayan birer soru

Savunma Bakanı Hulusi Akar önceki gün Demirören Medya Grubu’nun Ankara binasındaydı.

İki askerimizin şehit düştüğü, beşinin yaralandığı haberi tam o sırada gelmiş.

*

Arkadaşlarımızın anlattığına göre, Akar telefonda konuştuğu Genelkurmay yetkilisine “Sakin olalım” demiş...

Bence de en doğru yaklaşım...

*

Genelkurmay’dan gelen haber ve sonradan yapılan açıklamaya göre askerlerimiz “bir hava saldırısında” vurulmuş...

Aynı saatlerde Rus Genelkurmayı da uçaklarının bazı rejim muhaliflerini vurduğunu belirtiyorlardı.

*

Tabii bu durumda bir gazetecinin aklına gelen ilk soru şu oluyor:

“Eğer Rusya’dan alınan S-400’ler aktive edilmiş olsaydı bu hava saldırısına karşı kullanılabilir miydi?”

Arkadaşlarımız bu soruyu sormamışlar.

Dolayısıyla cevabı da yok.

*

Buna karşılık bir başka S-400 sorusunu sormuşlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 savunma sisteminin Nisan 2020’den önce aktive edilemeyeceğini açıklamıştı.

Şu an durum nedir?

Bakan bunu off the record cevaplamış.

Yani onun cevabını da öğrenemedik.

Ama akşam CNN Türk’te daha ilginç bir açıklama yaptı:

“ABD’den Patriot füzesi istenebilir...”

*

Bence bütün dünyada askeri stratejistlerin ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının tartışması gereken bir “case study” ile karşı karşıyayız.

*

Benim tahminim şu:

S-400’lerin aktive hale gelmesi biraz gecikebilir... 

GÜNÜN SORUSU

S-400 BAŞKA S-400’E KARŞI KONUŞLANIRSA

LABA lubacı değil gerçek askeri stratejistlerin, uluslararası ilişkiler uzmanlarının üzerinde durması gereken çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız.

Eğer bizim S-400’ler aktive olmuş olsaydı...

Karşı tarafta yani Suriye’nin elinde de S-300 ve S-400 füzeleri var. O taraftan kalkan uçakların bir bölümü de Rus SUV’ları ve füzeleri...

Acaba bizim S-400’ler ne kadar etkili olabilirdi? Bence NATO ittifakının da ciddi biçimde ele alması gereken bir durum bu...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BENCE BU PODYALI KÖPEK ŞİMDİDEN YILIN FOTOĞRAFI

Son yıllarda bu kadar güzel bir hayvan fotoğrafı görmedim.

Bu kadar güzel bir insan ve çocuk fotoğrafı da görmedim. Bence daha şimdiden...

Yılın okulu: 37 öğrencili Kayacık Köyü Şehit Haluk Yılmaz İlkokulu ve öğrencileri.

Yılın öğretmeni: Mezarlıkta bulunan köpeği sınıfın öğrencisi haline getiren öğretmen...

Yılın dostu: Bu sınıfta derse giren yetim köpek Fındık.

Yılın fotoğrafı: İşte bu kare.

*

NOT: “Podya” lafı da nereden çıktı derseniz.

Bu fotoğraf beni İzmir’de ilkokulu okuduğum Gazi İlkokulu’na götürdü. O yıllarda siyah-beyaz önlüğün adı “podya” idi...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BİR 68’Lİ Mİ DAHA BİLGİLİDİR YOKSA BİR ‘Z’ ÇOCUĞU MU

BENİM kuşağım 1968-70 kuşağıdır. Şöyle bir inancı vardır:

Kendini tarihin yarattığı en devrimci nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en bilgili en okuyan nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en aktivist nesil zanneder.

Kendini tarihin yarattığı en demokrat nesil zanneder.

Biraz değil bayağı mavi kanlıdır benim neslim. O yüzden kendisinden sonra gelen nesilleri hep küçümsemiştir.

Onlara göre yeni nesiller, hele hele bugünün Z kuşağı kitap okumaz...

Cahildir.

Bilgiye ulaşma kabiliyeti ve arzusu yoktur.

İşte benim neslim kendi kendine çizdiği bu portreyi iyi yutturdu.

Oysa durum hiç öyle değil.

*

Dünyanın en büyük araştırma kuruluşlarından Ipsos’un Dünya Ekonomik Forumu için 33 ülkede yaptırdığı yeni araştırmanın bir sonucu önümde duruyor.

Global kamuoyunda her beş kişiden en az üçü, bugünün gençlerinin eski nesillere göre bilgiye ve eğlenceye ulaşma konusunda daha iyi durumda olduğuna inanıyor.

Bu da yüzde 82’si demek...

*

Yüzde 61’i kendilerine dürüst olma konusunda eskilerden daha özgür durumda olduğuna inanıyor.

Yani bugünün çocukları 68 kuşağından cahil falan değil.

Tam aksine çok daha fazla şey biliyor.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

LACAN’I DA OKUYUP ANLADIM DERSE RESMEN SONUM OLUR

Atakan, Spinoza’yı okumuş...

Nihilizmin öyle bir tarifini yapıyor ki...

Ağzım açık izledim...

Eğer çıkıp bir de Jacques Lacan’ın “Psikanalizin Etiği”ni okudum derse apışıp kalırım. Üstüne bir de anladığını söyleyip anlatmaya başlarsa yemin ediyorum işte o benim bittiğim andır. 1970’lerde Sorbonne’da sabahları 06.00’da kalkıp amfinin ön sırasında yer tuttum. Kim bilir kaç kere diledim Lacan’ın seminerlerini.

Vallahi bir şey anlamadım.

Yani Atakan çıkıp böyle yaparsa benim sonum olur. Hele bir de Derrida’yı anladığını, üstüne bir de “Finnegans Wake”i sonuna kadar okuduğunu açıklarsa...

Sadece ben değil... Benim bütün neslimi de bitirir.

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

BIYIKSIZ MUHAFAZAKÂRDAN GELEN 5 BIYIKLI SMOKİN KARESİ

Dün bir tez ortaya atmıştım.

Türkiye’de son zamanlarda bıyıklıların smokin giymediğini söylemiştim.

Bunun nedeninin de muhafazakâr iklime ayak uydurma gayreti olduğunu belirtmiştim...

Yazıyı okuyan muhafazakâr bir köşe yazarı arkadaşım bana Atatürk’ün bu fotoğrafı ile 4 fotoğraf daha göndermiş.

*

Önce şunu yazmış:

“Smokini Atatürk gibi taşıyamayacaksan niye giyeceksin ki...”

Sonra da eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün smokinli fotoğrafını gülücük emojisiyle atmış.

Bunun dışında üç bıyıklı ve smokinli daha bulmuş.

Halit Ergenç, Yılmaz Erdoğan, Timur Selçuk...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

Ben de ona şu cevabı yazdım:

BİR: Bu son üçü muhafazakâr değil.

İKİ: Abdullah Gül konusunda haklısın ama istisnalar kaideyi bozmaz.

ÜÇ: Atatürk konusunda ise tamamen haklısın Ersoy Dede...

*

Onun gibi taşıyamayacaksan ne anlamı var smokin giymenin...

Savunma Bakanına sorulan ve sorulmayan birer soru

YARIN

HAFTANIN FOTOĞRAFI:

Affetme konferansında çekilen ilginç bir fotoğrafın anlattıkları.

HAFTANIN TARTIŞMASI:

Bu fotoğraf ne diyor? Affetme konusunda erkekler daha mı az istekli?

HAFTANIN HABERİ:

Affetme konferansına giriş fiyatları gerçekte kaç TL’ydi.

HAFTANIN PSİKOLOJİSİ:

21’inci yüzyıl insanı daha az mı âşık oluyor? Daha az mı sevişiyor? Araştırmalar ne diyor?

BENCH MODASI:

EuroLeague’de haftanın maçını oynayan Fenerbahçe Ülker ile Real Madrid’in koçlarının giyim tarzı ne anlatıyor?

HAFTANIN YÜKSELENİ VE İNENİ:

Haftanın yükselen cümlesi neydi? İnen cümlesi ne oldu?

X

Her evli kadın hayatında en az bir defa şunu düşünür

Cümle eksik... Eminim “Neyi düşünür” diye merak etmişsinizdir. Açıklayacağım ama yazının sonunda...

Önce bu cümleyi nerede gördüğümü anlatayım...

*

Önceki akşam, Mira Nair’in beni çok etkileyen ünlü “Kama Sutra” filminden beri en iyi Hint filmlerinden birini seyrettim.

Adı “7 Koon Maaf...”

Hindistan’ın en ünlü starı Priyanka Chopra’nın oynadığı filmin konusu 6 kere evlenip her kocasını öldüren bir “Femme Fatale”in hikâyesi.


Yazının Devamını Oku

Erbil stadyumunda ilginç bir Papa selfie'si

Bu pazar günü, yani yarın, sınırımızın biraz ötesinde, Erbil şehrinin “Franso Hariri” stadyumunda bir pazar ayini yapılacak...

Ayini Papa Françis yönetecek.

Irak’ın Kürdistan Özerk Bölgesi’den yapılan ilk büyük Hıristiyan ayini olacak...

*

Bu stada adını veren Franso Hariri, Irak Kürdistan özerklik hareketinin önde gelen simalarından biriydi. Yani Papa, işte böylesine sembolik bir Kürt bağımsızlıkçısının adını taşıyan statta yapacak bu ayini...

*

Bu fotoğrafı dün New York Times gazetesinde gördüm.

Yazının Devamını Oku

Ombudsman kardeşim biraz geri çekil reklam yapacağım

Reklam yapacağım ama reklam olmasın diye şirketin adını vermeyeceğim...

Nasıl olsa bir yerde görürsünüz...

*

Şöyle başlıyor...

Bir evde genç bir çift...

Bir kutu tonbalığı konservesi açıp harika görünen bir salata yapıyorlar...

Sonra genç adam konserve kutusunu gösterip konuşuyor:

“Yaaa hakikatten çok güzel... Adamlar yapmışlar...”

Yazının Devamını Oku

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Yazının Devamını Oku

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku