GeriErtuğrul ÖZKÖK 'Savaş ivmesi' bugün ne getirir, yarın ne götürür
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Savaş ivmesi' bugün ne getirir, yarın ne götürür

‘Arkadaşlar Barış Pınarı harekâtı ile iyi bir ivme yakaladık. Bunu devam ettirmeliyiz...’

Bu sözleri dün Hürriyet’te Abdulkadir Selvi’nin köşesinde okudum...

Söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal...

*

Önüme gelen birkaç ciddi ankete bakılırsa evet doğru...

AK Parti oylarında bir miktar yükselme sağlamış...

*

Bugün, subaylarımız, çocuklarımız hâlâ orada savaşırken, bu harekâtı, içerideki seçimle ilişkilendirecek bir cümleyi telaffuz etmek iyi bir ifade midir?

Yoksa talihsiz bir itiraf mı...

*

Yakın geçmişe baktığımda benim gördüğüm şu:

Ne kadar haklı bir savaş olursa olsun, ne kadar büyük bir zafer olursa olsun...

Savaş ivmesi kalıcı bir ivme değildir...

*

Bunun tarihteki en büyük örneği ise İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’i bitiren ve savaşı kazanan İngiliz Başbakanı Churchill’in ilk seçimi kaybetmesiydi.

*

Siyasette barış ve istikrar ivmesi her zaman daha kalıcı bir seçim başarısı getirir.

HANGİ SAVAŞ, KİME NE İVME KAZANDIRDI

Benim hayatım boyunca Türkiye buna benzer üç harekât yaşadı.

*

Birincisi 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ydı...

Başbakan Bülent Ecevit’ti... İktidarda CHP-MSP koalisyonu vardı.

Harekâttan kısa süre sonra koalisyon bozuldu.

Ecevit iktidardan uzaklaştı ve 1979’da çok kısa bir süre hariç tutulursa 1990’lı yılların sonuna kadar bir daha başbakanlığı göremedi.

*

İkincisi 1995’te, Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı yürütülen Çelik Harekâtı’ydı...

Gerçekten başarılı sonuçlar veren bir sınır ötesi harekâttı.

35 bin askeri personel katılmıştı...

Başbakan Tansu Çiller’di...

O yıl yapılan seçimlerde başarısız oldu.

*

Üçüncüsü, 1999 yılında Abdullah Öcalan yakalandığında ülkede yine böyle bir ivme rüzgârı esti...

İki ay sonra yapılan seçimde Ecevit’in oyları 3 puan arttı.

Ama 3 yıl sonra yapılan seçimde siyasetten silindi...

BU İVMEYİ ŞÖYLE İFADE ETMEK DAHA İYİ STRATEJİ DEĞİL Mİ

“BARIŞ Pınarı sonuna kadar haklı olduğumuz bir harekâttı. Millet de destek verdi. Demek ki milleti bölen, kutuplaştıran hareketler değil, birleştiren hareketler ve siyasetler ivme kazandırıyormuş.”

O zaman bundan sonra en iyi ivme kazandıracak hareket, savaş dışında da kutuplaşmayı önleyip insanları birleştirecek adımlar
atmaktır...

 

BEYLER ‘KOSTAS’, FENER BASKETBOL’UN ALEX’İDİR

SOSYAL medyanın vahşi kabileleri, şimdi de Fenerbahçe’nin çok sevdiğim basket oyuncusu Kostas Slukas’a taktı...

Neymiş...

10 Kasım’da açılan Atatürk pankartını bir ucundan tutmamış...

İnsaf yahu... Nedir bu kafa...

Sen kim oluyorsun da insanların yakasından tutup böyle hesap sormaya kalkıyorsun...

Kostas Slukas, Fenerbahçe’nin en Fenerbahçeli oyuncularından biri...

Hali, tavrı, davranışı ile basketbolun Alex’i gibi bir insan o...

Altı yıldır burada...

Bizi kim bilir kaç maçta son saniye sayıları ile kurtarmış, oyununu seyretmeye doyamadığım, sessiz sakin bir oyuncu...

Tam bir İstanbullu olmuş...

Bu mu yani şimdi...

Sosyal medyanız batsın...

Lanet olsun o salyalı tweet’lerinize...

Savaş ivmesi bugün ne getirir, yarın ne götürür

TARİHSEL UZLAŞMA VE VURUŞARAK ÇEKİLME KAVRAMININ MİMARI

Mülkiye’nin “efsane hocalar” kuşağının son temsilcilerinden biriydi...

Yani Muammer Aksoy, Sadun Aren, Fahir Armaoğlu, Besim Üstünel, Şerif Mardin, Bahri Savcı, Yavuz Abadan, Seha Meray, Cahit Talas, Aziz Köklü, Aydın Yalçın, Turhan Feyzioğlu kuşağının...

*

1961 Anayasası’nın mimarlarından biriydi.

12 Mart ara rejiminde 14.5 ay hapis yatmıştı. Hapiste tuvalet temizletilerek işkence edildiğini biliyorduk.

1974 yılında Bülent Ecevit’le Necmettin Erbakan arasında kurulan CHP-MSP ittifakına, yani ilk “laik-İslamcı” koalisyonuna “tarihsel uzlaşma” diyerek teorik destek veren bilim insanıydı.

Uluslararası Af Örgütü’nün başkan yardımcılığını yapacak kadar cesur bir hümanistti.

Orly katliamını yapan ASALA teröristlerine karşı Paris’te tanık olarak ülkesinin insanlarını savunacak kadar büyük bir vatanseverdi.

Hayatı boyunca Kıbrıs davasının en büyük savunucusu olacak kadar büyük bir Türk milliyetçisiydi.

Siyasete “Vuruşarak çekilme” kavramını getirmişti.

Galatasaray mezunu olup da Beşiktaş’ı destekleyen ender insanlardan biriydi.

Evine bomba atıldığı gün, bu pozu verecek kadar mücadeleci bir karakterdi.

Bize anayasa hukuku kavramını öğreten hocamdı...

Hürriyet’te birlikte çalışmaktan dolayı gurur duyduğum bir meslek büyüğümdü.

Dimdik bir kişilikti... Tam bağımsızlıkçıydı... “Ulusalcılığın” kitabını yazmış aydındı.

*

Prof. Mümtaz Soysal hocamı kaybettik...

Allah rahmet eylesin...

Allah, o harika nesilden geriye kalan büyük hocam Nermin Abadan Unat’a ve Deniz Baykal’a uzun ömürler versin...

Hepsinin öğrencisi olmaktan ölünceye kadar gurur duyacağım.

Savaş ivmesi bugün ne getirir, yarın ne götürür

İNEK ŞABAN’LA RECEP İVEDİK KAPIŞIRSA HANGİSİ KAZANIR

RECEP İvedik 6’, bu hafta sonu yine büyük bir gişe ile başladı.

Daha ilk 3 günde 1 milyon seyirciyi geçti.

Uğur Vardan Hürriyet Pazar’da güzel bir Recep İvedik-İnek Şaban karşılaştırması yapmış.

*

Kemal Sunal filmlerindeki karakteri “Masum ve saf bir insanın başarısı” olarak görüp yüceltiyor.

Şahan Gökbakar filmlerindeki karakteri ise “Oportünist, hoyrat, hatta ırkçı bir insanın hareketleri” olarak eleştiriyor.

Savaş ivmesi bugün ne getirir, yarın ne götürür

Bence bu karşılaştırma, karakterler açısından doğru olabilir ama filmlerin seviyesi olarak eleştirmek doğru mu...

Gelin ikisinin yaşadığı döneme ve o dönemlerin gerçek karakterlerine bir bakalım, kapışırlarsa hangisi kazanır bakalım.

Ben karar veremedim... Ama şurası gerçek...

Türk halkı ikisini de sevdi...

ASLINDA BU ‘BABA KOMİSER’ ‘TOKATÇI SULTAN’A KARŞI

İNEK Şaban

Hulusi Kentmen’lerin, Vahi Öz’lerin, Nubar Terziyan’ların polis, işinsanı olduğu...

Baba Demirel’lerin, Karaoğlan Ecevit’lerin, Tonton Özal’ların siyasetçi olduğu yılların komik kahramanıydı...

*

Recep İvedik ise...

Kurtlar Vadisi’nin, ‘Çukur’un, yabancı ülkelerin büyükelçilerini tokatlayan ‘Payitaht’ karakterlerinin yaşadığı âlemin kralı.

Trump gibi, Chavez gibi karakterlerin siyaset âleminin kralı olduğu dönemin komik kahramanı...

Yani onlar ayrı dünyaların insanları...

X

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku