GeriErtuğrul ÖZKÖK Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Zülfü Livaneli’nin eleştirdiği eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’le ilgili...

Benim için sürpriz olan, ancak siyasetin bugünü ve özellikle yarını için de çok önemli gördüğüm bu mesajı size aktarmak isterim.

*

Şimdi dikkat...

Halk TV sol eğilimli ve iktidara karşı yayınları ile tanınan bir kanal.

Özlem Gürses de bu kanalın hafta sonu ana haber sunucusu...

Şimdi İrfan Değirmenci tatile çıktığı için hafta içinde de onun yerine haberleri Gürses sunuyor.

Bahçeli mesajına, “Özlem Hanım iyi akşamlar, iyi yayınlar” diyerek başlıyor ve şunları söylüyor:

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

“Merhum Başbakanımız Sayın Bülent Ecevit’le süresi 3.5 yılı bulan 57’nci Cumhuriyet Hükümetinde birlikte görev yaptık. Bu vesileyle kendisini yakından tanıma fırsatım oldu.”

“Tam bir beyefendi, saygın bir devlet adamı, tutarlı ve milli nitelikli bir solcu, aynı zamanda da Türk milletinin değerleriyle çatışmayan, çelişmeyen bir şahsiyetti.”

“Merhum Ecevit’in Türkiye’nin hak ve çıkarlarını samimiyetle savunduğuna her fırsatta şahit oldum. Bu haliyle, Zülfü Livaneli’nin Merhum Ecevit’le iddialarını, ithamlarını, reddettiğimi özellikle ve sizin vasıtanızla paylaşmak isterim.”

“Merhum Bülent Ecevit’in devlete ve millete bağlılığını tartışmaya açmak hem vebal hem de haksızlıktır. Bu duygu ve düşüncelerimi kamuoyunun bilgi ve takdirine sunuyorum... Göstereceğiniz hassasiyetten dolayı da teşekkür ediyorum.”

*

Bahçeli’nin bu mesajını şu bakımdan önemsiyorum.

Birincisi şu:

Türkiye’de bir süredir bu ülkeye hizmet etmiş büyük insanlara karşı hoyratça eğilimler belirdi...

Bu vefasızlık Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e hakarete kadar gitti.

İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal, Necmettin Erbakan...

Bu insanların her birinin bu ülkeye büyük hizmetleri var.

Eğer bir millet olmak istiyorsak...

Siyasi fikirlerine karşı olsak da, bu insanlara karşı vefa duygusunda kolektif bir gönül mutabakatına ihtiyacımız var.

*

Bahçeli’nin sol eğilimli bir kanalın sol eğilimli haber sunucusuna gönderdiği mesajda Ecevit için kullandığı “Sayın” hitabını Türk siyasetine sokan insan rahmetli Bülent Ecevit olmuştu.

İnanın o “Sayın” kelimesi işte bu mesajda tam yerini buldu.

*

Yaşar Kemal’in “Demirciler Çarşısı Cinayeti” romanından hepimize kalan muhteşem bir cümle vardır:

“O güzel insanlar güzel atlarına binip gittiler...”

Şimdi ülkemizde o güzel insanları güzel atları üzerinde geri getirme zamanıdır...

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

ERKEK GÜZELLİK YARIŞMASI MI
RECEP İVEDİK FİLMİ SEÇMESİ Mİ

Bu fotoğrafı Paris’te yaşayan bir arkadaşım gönderdi.

Altına da şunu yazmış:

“1900’lerin başlarında bir erkek güzellik yarışması...”

Aman Allahım bu ne diye baktım...

Güzellik yarışması mı, yoksa yeni Recep İvedik filmi için oyuncu seçimi mi...

Sosyal medyadan gelen böyle fotoğraflar bazen asılsız çıkıyor.

Ama gerçekten erkek güzeli yarışması ise demek ki mutasyon diye bir şey varmış.

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

ERKAN ÖZERMAN’IN İLK ‘BEST MODEL’İ BAKIN KİMDİ

ERKAN Özerman yıllardır yaptığı “Best Model” yarışmalarının seçmelerine ait fotoğraflar yayınladı. Ancak gözüm yıllar önce bu yarışmaya ait gördüğüm bir başka fotoğrafı aradı.

Erkan Özerman’ın ilk “Best Model”lerinden biri Uğur Dündar’dı. Sümerbank’ın kurucusu Nurullah Sümer’in evinin bahçesinde Ankara sosyetesini bir araya getiren bir defile düzenlemişti.

İşte o defilenin süper starı Uğur Dündar’dı...

Kadife pantolon, üstünde iri kareli yün ceket, düğmeli yaka gömlek... Puantiye kravat...

Uğur Dündar’dan Rahmi Bey’e Türk stil ikonları da epey değişmiş demek...

GÜNÜN PORTRESİ
100 YAŞINDA BU POZU VERMEK İÇİN GÜNDE KAÇ KAŞIK ZEYTİNYAĞI İÇMELİ

FOTOĞRAFINI gördüğünüz bu adam dün 100 yaşını kutladı.

Edgar Morin, bugün Fransa’nın yaşayan en büyük sosyolog ve filozofu...

Osmanlı Selanik’te doğup Fransa’ya göç etmiş Yahudi bir babanın oğlu.

“Morin” onun Paris’te işgal sırasında Nazilere karşı direniş hareketindeki kod adı.

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Figaro gazetesi ona “100 yaşına kadar yaşamının sırrını” sormuş. Günde bir kaşık zeytinyağı falan mı içersin diye...

“Hayır, uzun yaşama ile ilgili hiçbir sırrım yok” demiş.

Sadece şunları tavsiye etmiş:

*

Maceraya atılmaktan korkma...

Gerektiğinde kendinden bile şüphe et.

Çeşitli insanla tanış...

Ve bunları eğlenerek yapmaya çalış...

*

Liberation gazetesi onu şu çelişkileri ile tarif ediyor:

Hayatı seven bir ölüm antropoloğu.

Basitliği reddeden popüler bir filozof.

Hatalarını kabul eden bir sosyolog.

100 yaşına gelmiş büyük bir “şimdiki zaman” tutkunu...

GÜNÜN TARTIŞMASI
RAHMİ BEY TARZI MI
HINCAL ABİ TARZI MI

DÜN itibarıyla “60 plus stil ikonluğu” dalında yeni bir tartışma başladı.

Tartışma Hıncal Uluç’un köşesinde, Sabah gazetesinin magazin servisine attığı fırça ile başladı. Sabah magazin grubu Rahmi Koç’un bu fotoğrafını basıp altına “Rahmi Koç tarzı” yazmış.

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Hıncal Abi fena halde bozulmuş buna. Diyor ki: “Bu asıl benim tarzım... Yıllardır öyle giyiniyorum.”

Aralarına girmem ama Hıncal Abi’ye bir itirazım var. Rahmi Bey’in pantolonu...

Artık Brooks Brothers tarzından ve tek renk pantolondan vazgeçip, resmen “Pitti Uomo” tarzına geçmiş... Rahmi Bey’in bu pantolonuyla, yepyeni bir dönemi açtığı kesin.

Bir önceki yazıda bahsettiğim Edgar Morin, hayatı boyunca benim de inandığım şu tezi savundu: “Büyük medeniyetler ancak kozmopolit toplumlarda gelişir...”

Bence 21’inci yüzyılın büyük giyim tarzları da artık klasik giyim baronlarının tüylerini diken diken edecek böyle kozmopolit bir patchwork’ten, yani “kırkyama”dan doğacak... Rahmi Bey tarzının buna Hıncal Uluç tarzından daha yakın olduğunu düşünüyorum.

Edgar Morin’in Liberation’da yayınlanan bu fotoğrafına bittim...

Allah Rahmi Koç’a, Hıncal Abi’ye, Güneri Cıvaoğlu’na ve hepimize 100 yaşında böyle harika, güleç ve dünyaya hafif müstehzi bakan umursamaz pozlar nasip etsin.

FERMUAR ÖYLE BİR YERDE PATLADI Kİ SESİ TA ETEKLİ MEHMET’E KADAR GELDİ

AMERİKAN magazin medyası geçen cumartesi akşamından beri bir fermuar olayını konuşuyor.

Geçen yılın en büyük sürprizini yapan hip hop şarkıcısı Lil Nas X, yeni şarkısının tanıtımı için “Saturday Night Live” adlı komedi şovuna çıktı.

Ancak şarkının tam ortasında, dans edip söylerken pantolonunun fermuarı ya açıldı ya patladı.

*

Bir süre ne yapacağını bilemedi sonra elleriyle kapatarak durumu kurtarmaya çalıştı..

Tabi iş işten geçti ve sosyal medya yıkıldı...

Lil Nas X gay bir şarkıcı. “Old Town Road” adlı şarkısı hiç tartışmasız geçen yılın en büyük müzik fenomeniydi.

Orijinali ve folk şarkıcısı Billy Ray Cyrus’la yaptığı remiksi sadece Spotify’da 2 milyara yakın dinlendi.

Bir sonraki canlı TV programına etekle çıktı ve şunu söyledi:

“Bir daha kimse bana niye etekli Lil Nas X oldun demesin. Çünkü artık pantolona güvenmiyorum...”

*

Mehmet Yılmaz ve ben İskoçya’da kilt giydiğimizde, bazı yazarlar bize “Etekli” adını takmıştı.

Artık biz de rahatlıkla “Pantolona güvenmiyoruz” diyebiliriz.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku

Nil nehri kenarında üç milyon ateist mi yaşıyor

Geçtiğimiz 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletleri ve bütün dünya bundan 20 yıl önce New York’ta İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırısının 20’nci yılını anarken, Mısır Devlet Başkanı Sisi işte o gün çok ilginç bir konuşma yaptı.

Konuşmanın bir bölümünün konusu “ateizmdi”...

Şimdi size o konuşmanın sözünü ettiğim bölümünü aynen aktarıyorum:

Mısır Devlet Başkanı Sisi diyor ki:

“İnancı olmayan insanlara saygılıyım. Herhangi bir insan bana Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi olmadığını veya dinlere inanmadığını söylerse, ‘Bu sizin kişisel seçiminizdir’ derim...”

Sisi bunları 11 Eylül günü yapılan “İnsan Hakları Strateji Toplantısı” için verilen yemekte söyledi.

Şöyle hafızamı yokladım...

Bugüne kadar herhangi bir Müslüman Arap ülkesinde resmi bir kişinin ağzından hiç bu sözleri işittik mi...

Yazının Devamını Oku

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku