GeriErtuğrul ÖZKÖK Sadece o gitmedi o da birlikte gitti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu, “Gazze’de tehlikeli bir savaşın tam ortasındayız. Böyle kritik bir dönemde iktidar mı değişir” diyenlere itibar etmeyerek, “Demokrasi varsa savaş ortasında bile işler” kuralına itibar etti.

İsrail halkı ve parlamentosu, parlamenter sistemlerde her zaman bir çözümün mümkün olduğunu gösterdi.

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun ayyuka çıkmış yolsuzlukları için parlamento içinde gerekenin yapılabileceğini de ispat etti.

İsrail halkı ve parlamentosu artık iyice dünyanın başına musallat olmaya başlayan popülist liderlerin seçim yoluyla değiştirilebileceğini de bütün dünyaya gösterdi ve umut verdi.

İsrail halkı ve onun seçtiği parlamento, artık bütün dünyada İsrail devletinin adını “teröriste” çıkaran bir lideri değiştirerek, halkının bu utançtan kurtulma yolunu açtı.

İsrail halkı ve parlamentosu, “bölücü” falan demeden, diyenleri dinlemeden, ülkenin Arap nüfusunun partisini de koalisyona sokarak, hem Ortadoğu’ya, hem dünyaya büyük bir uzlaşma mesajı ve umudu verdi.

*

Evet...

Geçen pazar günü Ortadoğu’da fevkalade hayırlı bir gelişme oldu...

Gırtlağına kadar yolsuzluklara, keyfi uygulamalara bulaşmış, siyasi hırsları ve koltuğu için gözünü kırpmadan bütün Ortadoğu’yu ateşe atmaktan zerre kadar çekinmeyen Bibi ve karısı gitti...

Bütün dünyanın başına bela olmaya başlayan otokrat popülizmin en önemli kalelerinden biri seçimle yıkıldı.

İnşallah, BAAS geleneğinden bir türlü kurtulamayan öteki Ortadoğu ülkeleri için de hayırlara vesile olur bu gelişme...

STİNG İMZALI SİSTER MOON ŞARABINI TANIDIK BİRİ YAPTI

İKİ yıldır çok merak ettiğim bir şarabı nihayet geçen cumartesi günü elime alıp dokunabildim..

Bir Toskana şarabıydı bu...

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Bazı yazılarda “Super Tuscan” şarapları olarak niteleniyordu.

Dünyanın en önemli iki şarap dergisinden biri olan “Wine Spectator”a göre İtalya’nın en iyi 101 şarabından biriydi...

Ve bu şarabı üretenler çok tanıdık iki insandı.

Biri ünlü İrlandalı şarkıcı Sting...

Öteki ise 2005 yılından beri Türkiye’de Diageo Grubu’na ait Kayra markasının baş şarap yapımcısı ve danışmanı olarak çalışan Daniel O’Donnell...

*

Daniel, California’nın NAPA vadisinden bir şarap yapımcısı.

Şili’den Türkiye’ye dünyanın birçok yerinde danışmanlık yapıyor.

Ona “Uçan şarapçı” deniyor.

*

Son olarak Toscana’da Sting’le çalışmaya başladı ve şu günlerde çok konuşulan bir şarabı ürettiler.

Kendi rolünü “danışmanlık” olarak tarif ediyor ama aslında Sting’in aldığı Il Pallagio bağlarında üretilen bu şarabın “baş şarap yapımcısı...”

Adını Sting’in ünlü şarkısı “Sister Moon”dan aldı.

Klarnetle başlayan şahane bir Sting şarkısıdır...

Birçok şarap satıcısı firma ve sitesinde 5 üzerinden 5 yıldız almış.

Merlot ve Sangiovese üzümlerinden yapılmış bir şarap.

Şişenin etiketinde Sting’in imzası da var.

*

Cumartesi günü işte bu şarabın 2013 hasadının iki şişesi geldi.

Sting etikete yazdığı yazıda bu şarabı “Dünya, Ay, tabiat ve aşk arasındaki harmoninin sembolü” olarak tarif ediyor.

*

Daniel’in yaptığı şarapları hep çok sevdim.

Sting imzalı şarabı açmaya kıyamadım.

Ama tabii ki açacağım ve izlenimimi yazacağım.

TÜRKİYE’DE ÖKÜZGÖZÜ ÜZÜMÜ İÇİN KALIYORUM

Daniel O’Donnell’i Elazığ’da tanıdım.

Dizinin biraz altına inen kısa pantolonu ile yürürken, çok sayıda insan ona selam veriyordu.

Yani Türkiye’ye gelen şarap yapımcıları içinde en popüleri odur desem yanılmış olmam.

Elazığ’daki Şükrü Baran bağlarını keşfeden odur.

Onun hemen karşısındaki Alpagut bağlarını da o diktirdi. Denizli Güney ve Trakya’da çok güzel şaraplar yaptı.

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Ama benim için o “Öküzgözü” üzümünü küresel lige çıkaran yapımcıdır.

Yabancı bir yayına verdiği mülakatta “Türkiye’de kalmamın nedenlerinden biri Öküzgözü üzümüdür” demişti.

Kavaklıdere’nin şarap yapımcıları ile birlikte Narince üzümünü küresel tat haline getiren şarap yapımcılarından biridir..

Bir de Kalecik Karası üzümünden yaptığı roze şarapları var.

*

Bir başka özelliği de Türkiye’de şarap yapımcısı olarak çok güçlü bir kadın yönetici ve yapımcı olan Özge Kaymaz’ı yetiştirmesidir...

İnşallah daha uzun yıllar Türkiye’de kalır...

VAY CANINA BUENA VİSTA’NIN ÜZERİNDEN ÇEYREK ASIR GEÇMİŞ

VALLAHİ benim için daha dün gibiydi...

“Chan Chan”ı ilk dinlediğimde daha ilk notada kapılıp gitmiştim.

*

Buena Vista Social Club adını ilk defa 1996 yılında duyduk.

Grammy’ler toplayan, belgeseli yapılan şahane bir Küba topluluğuydu.

Türkiye’ye de geldiler.

*

İşte o albümün çıkışının üzerinden 25 yıl geçmiş. Bu yıl 17 Eylül’de grubun bugüne kadar hiç yayınlanmamış 19 şarkısını içeren bir 25’inci yıl albümü çıkacak.

Bu albümden ilk şarkıyı geçen cuma streaming platformlarına koydular.

Adı “Vicenta”...

Eliades Ochoa ve Compay Segundo ikilisi söylüyor.

Şarkıyı çok sevdim...

KAÇIRILMAZ BİR STEPHAN KİNG DİZİSİ AMA MERAK ETMEYİN SPOİLİNG YAPMAYACAĞIM

PAZAR öğleden sonra ve gece benim için zordu...

Saat 16.00’da İngiltere-Hırvatistan maçı... Aynı saatte Roland Garros tenis finali...

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Veee akşam maçtan sonra Bein Plus’ta dolaşırken karşıma çıkan bir dizi: “Mr. Mercedes.”

Stephan King’in romanından yapılmış...

Nefes kesen bir dizi...

Biraz “sapık” filmi...

Biraz, “çakal” ritmi...

Biraz, “Kuzuların Sessizliği”...

Ve daha birçok “biraz”dan oluşan müthiş sürükleyici bir dizi...

Geçenlerde Cüneyt Özdemir’den “Çok spoiling (filmi anlatıp izleme isteğini kaçırma) yapıyorsun” eleştirisi aldığım için sadece bu kadarını yazıyorum. Kaçırmayın...

*

NOT: Ama uyarmadan da geçmeyeyim. Dayanıklı değilseniz, anne-çocuk ilişkisinde, “Sapık” filmindeki gibi bazı rahatsız edici sahneler var...

EURO 2020 HAKKINDA SONU SORU İLE BİTEN ÜÇ GÖZLEM

Ronaldo’nun Juventus’a gelmesi, gittikçe sıkıcı hale gelen Serie A’yı kurtardı.

Şimdi de İtalya milli takımı İtalya’nın futbol imajını mı kurtarıyor?

*

Yıllardır İngiltere milli takımı için söylediğimiz şuydu: Premier League’de dünyanın en kaliteli futbolunu oynayan İngiltere, milli takımında neden böylesine tatsız tuzsuz ve etkisiz futbol oynuyor.

Bu kupada İngiltere milli takımı bu imajı yıkıyor mu?

*

Cryuff ve Ajax mucizelerinden sonra biraz gerilere düşen Hollanda futbolunu bu kupada milli takımı mı kurtarıyor?

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

3 gün boyunca TT olan bu kare bana çok güzel bir şeyi öğretti

Kruvaze takım elbisesini giymiş, kravatını takmış...

Saçları iyice kırlaşmış, sakalı ise iyice beyazlaşmış...

Bu yüz benim kuşağımın en tanıdık yüzlerinden biri...

*

Gerisinde onca eğlenceli şeyler var ama...

Ne yazık ki artık o insanı işte bu hüzünlü fotoğrafı ile hatırlayacağız...

Bu iki kare ile...

Biri, ülkesinin adaletine hâlâ duyduğu saygı nedeniyle, gardrobunda artık pek giymediği bu eski kruvaze takım elbisesi ile mahkemeye giderken...

Yazının Devamını Oku

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku