GeriErtuğrul ÖZKÖK Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün Mehmet Altan’ın Platform24’teki ilginç yazısından öğrendim.

Bugün size o yazıdan söz etmek isterim.

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Orhan Veli’nin öldüğü gün Çetin Altan şunu yazmış:

“Orhan Veli öldü. 

Ben bu satırları yazarken Orhan, İstanbul morgunun teşrih masası üstünde yatıyor. 

36 yaşında öldü Orhan. Türk şiirini kökünden sarsmış, yüzlerce şairi tesiri altında bırakmış, genç yaşta pek az kimseye nasip olan bir şöhret kazanmıştı. 

Orhan, başka bir millette doğsaydı milletlerarası bir şöhrete de ulaşırdı. 

Son zamanlarda işittiğime göre ceketi olmadığı için gömlekle dolaşıyormuş. 

Onun yüzde biri kadar sanatkâr olmayanlar, hatta insan olmayanlar bugün genel müdürlüklerde, sefirliklerde sefa sürüyorlar. 

Ve Orhan ceketsiz öldü.”

*

Belki bilgisizliğimden, belki dikkatsizliğimden bunu ilk defa okuyorum...

Oysa bu metin internette birileri tarafından paylaşılmış ve çok ilgi görmüş.
Halen yarım milyon kişi tarafından takip edilen bir internet sitesinde sabitlenmiş sayfa olarak duruyormuş.

Ancak altında Çetin Altan’ın imzası yokmuş.

Buna karşılık metnin Çetin Altan’a ait olduğunu belirten bir tweet de 700 bini aşkın kişi tarafından görüntülenmiş, 70 bin civarında retweet edilmiş.

*

Şu rakamlar bana, ceketsiz ölen bir şairimizin, yeni nesiller gözünde o ceketli heykeli ve eserleri ile nasıl yaşadığını gösteriyor...

Tabii bu arada internete imzasız konulan bu metnin Çetin Altan’a ait olduğunu kim paylaşmışsa, ona da teşekkür ederim.

ARGODA ‘O...’ ANLAMINA GELEN FAHİŞE, BİR ÖVGÜ OLABİLİR Mİ

ELİF Şafak çok ilginç bir YouTube kanalı açtı.

Adı “Say Your Word”.

Yani “Kelimeni Söyle”... İngilizce bir kelimeyi alıyor ve onun kökenlerinden başlayıp bugünkü kullanımına getiriyor.

*

İlk yayınına çok ilginç bir kelimeyle başladı.

“Bitch...”

Son yıllarda streaming platformlarındaki filmlerde çok sık duyduğumuz bir kelime...

İngilizcede “fahişe” anlamına geliyor ama bizdeki “o...” gibi, onun daha da ağır argosu...

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Meğer bu kelimenin köken anlamı “dişi köpek”miş...

18’inci yüzyılda kadınlar için de kullanılmaya başlanmış. Ama yaygınlaşması 1915-30 yıllarında, yani Birinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında olmuş.

Kadını aşağılamak için kullanılan ağır bir ifade...

*

Elif Şafak kadın hakları kavramı, feminizm ve özellikle “MeToo” hareketi sonrasında bu kelimenin kadınlara hakaret olarak kullanılmasında bir gerileme olduğunu söylüyor...

Hatta bugün kadınların da kullanmaya başladığını ve hatta bazen “pozitif” bir anlam da yüklendiğini söylüyor.

*

Konuşmasının sonunda şöyle bir şey söylüyor: “Bu kelimeyi ya kullanmayın... Ya da kullanırsanız olumlu anlamda kullanın...”

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Gerçekten de son zamanlarda özellikle Amerikan filmlerinde kadınların birbirleri hakkında “bitch” kelimesini kullandıklarını çok sık görüyorum... Yani bir kadının zekasını, kıvraklığını, erkeklere baskın çıkışını anlatmak için de kullanılıyor...

Bu arada erkekler için de kullanılmaya başlandığını da belirteyim.

*

Diyeceğim MeToo büyük bir kasırga gibi bütün dillerin kadına hakaret sözlüğünü değiştiriyor.

BİZDEKİ DURUM NE

NOT: Çok ilginç bizde de “kancık” kelimesi bitch’le aynı köklerden geliyor. Dişi hayvanlar ve özellikle dişi köpekler için kullanılan bu isim, sonradan “güvenilmez, dönek, kaypak” kişiler için kullanılır hale gelmiş. Ama gördüğünüz gibi köken yine kadınlara ait bir yerden geliyor. Ne çekmiş kadınlar bu acımasız erkek dilinden, anlıyor musunuz şimdi...

ABDULLAH KİĞILI: MEMLEKETE SMOKİN YETİŞTİREMİYORUZ

DÜN takım elbise satışlarında patlama var diye yazdım ya...

Abdullah Kiğılı aradı ve “Çok doğru bir şey yazmışsın” dedi... Ama daha ilginç bir şey söyledi: “Şu günlerde asıl patlama smokin satışlarında. Memlekete smokin yetiştiremiyoruz...”

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Damat’ın sahibi Süleyman Orakçıoğlu da aynı şeyi söyledi.

Üstelik ilginç bilgiler verdi:

Türkiye’de her yıl 600 bine yakın düğün yapılıyormuş. Pandemide bazı düğünler ertelenmiş ve geçen yıl sadece 300 bin düğün yapılmış.

*

Şimdi düğünler serbest kalınca bu yıl ertelenen 300 bin düğünle birlikte 900 bin düğün bekleniyormuş... Aynı şeyi Milimetric’in sahibi Kağan Gökalp da söyledi... Şu an memlekete smokin ve gelinlik yetiştiremiyoruz...

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

FUŞYA VE ŞAL DESENLİ

KLASİKLİĞİN SEMBOLÜ SMOKİN DAHA NEREYE KADAR DEĞİŞİR

BU arada smokinde de büyük değişimler yaşanıyor.

Genç kuşak klasik smokinin çok dışına çıktı...

Siyah renk artık egemenliğini başka parlak renklerle paylaşıyor.

Puantiyeli, şal desenli smokinler gözde.

Renkte ise siyahtan fuşya ve buz mavisi tonlara geçiş var...

Papyon azaldı...

Hatta GQ dergisi geçen gün “Bugün kendi smokininizi nasıl yapabilirsiniz” diye ilginç bir yazı yayınladı. Fotoğraf olarak da şunu kullandı...

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

10 BİN ADIM SAVAŞI
OSMAN HOCACILAR BENİ HİÇ İPLEMEDİ

GEÇEN hafta itibarıyla Türkiye’nin en kıdemli top “Roadrunner”larından yürüyüş raporlarını aldım.

Posta gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay günden en az 17 bin adım yürümeye devam ediyor.

“Ben vazgeçmem çünkü kilo vermeme çok yardımcı oluyor” dedi...

Delil olarak da bu yeni fotoğrafını göndermiş. “Biz Osman Hocacıyız... Bak onun sayesinde tığ gibi olduk” diyor. Gerçekten de olmuş...

Öteki kıdemli yürüyüşçü eski Bakan Cavit Çağlar desen...

Bana nisbet günlük adım sayısını 30 bine çıkardı... Yani Osman Hoca’nın 10 bin adımına karşı açtığım savaşı kaybettim... Resmen müridleri oluşmuş bu alemde... Bense günde 2 saat yüzmeye devam ediyorum...

Hocam meydan yine senin...

“Çekildim izzeti ikbal ile Bab-ı Parkur’dan...”

UYKUSUZ GECE RAPORU
İÇERİDE 20 BİN, DIŞARIDA 65 BİN KİŞİ, LEBALEB BİR FİNAL

DÜN sabah saat 7’de ayaktaydım.

NBA basketbol liginin final maçını seyrettim...

Milwaukee Bucks ile Phoenix Sun arasındaki altıncı maç oynanıyordu...

Yedinci maça uzayabilirdi ancak Bucks 4’üncü galibiyetini aldı ve şampiyon oldu...

Maçın ambiyansı olağanüstüydü...

Pfizer Arena’nın içinde 20 binden fazla seyirci vardı.

Arena dışındaki meydanda ise 65 bin kişi dev ekranlardan izliyordu maçı...

Yani “lebaleb’di...”

O sahnelere bakarken şunu düşündüm:

Acaba bu görüntü ‘pandemi’nin sonu mu...

Yoksa dönüşü mü...

Bu arada NBA direktörü müthiş bir rakam açıkladı.

Bu yıl NBA maçlarını 1.2 milyon kişi arenaların içinde seyirci olarak izlemiş.

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Sabah 7 itibarıyla yatakta
İŞTE ŞÖYLE HAYKIRIYORDUM

MAÇ bitti... Yannis’in hayatı gözümün önünden geçti...
Atina’da bir maç sonrası Yunan bayrağı ile poz verince Yunanistan’ın faşist partisinin hedefi olmuştu...
*
Dün itibarıyla durum şöyleydi...
O faşist partinin genel başkanı Yunanistan’da hapisteydi...
Yannis ise bütün dünyanın izlediği NBA finali sonrası yine bütün dünya tarafından alkışlanıyordu...
*
Ben de sabahın 7’sinde uykusuzluktan çatlamış sesimle yatakta şöyle haykırıyordum:
Kahrolsun ırkçılık...
Yaşasın, maçlardan önce ırkçılığı kınamak için diz çöken dünyanın bütün demokrat sporcuları...

ATİNA’DAKİ SAHTE SAAT SATICISI AFRİKALI ÇOCUĞUN ZAFER GECESİ

Adı Yunanca...Yannis...

Soyadı ise Yunanca değil. Antetokounmpo...

O kadar zor bir isim ki...

Sonunda Amerikalılar ona “Greek Freak” dediler... Yani “Yunanlı Ucube”...

Önceki gece onun zafer gecesiydi...

NBA’in bu yıl şampiyonu olan Milwaukee Bucks takımının oyuncusu Yannis Antetokounmpo da o gecenin kralı...

Takımının yaptığı 105 sayının 50’si ona ait...

*

Çok değil bundan 10 yıl önce Atina’da kaçak CD, sahte saat satan Afrika kökenli bir çocuktu... Babası ile annesi Nijerya’dan gelen kaçak iki göçmendi... Çocukları daha kolay iş bulsun diye onlara Yunan ismi verdi...

*

Sonra bir mahalle basket takımı menajeri onu keşfetti...

Yunanistan’da yıldız basketçi oldu... Oradan da dünya basketbolunun en zirvesine...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Nagehan Keleş
Tasarım ve Uygulama: Pelin Akaydın

X

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku