GeriErtuğrul ÖZKÖK Ruhani bir devlet yalanının 72 saati
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ruhani bir devlet yalanının 72 saati

İMAM Humeyni Havalimanı yakınındaki füze bataryasının başındaki görevli, ekranda bir uçak veya füzenin yaklaştığını tespit eder etmez, rampadaki füzeleri aktive etti.

Bir Amerikan savaş uçağı veya füzesini tespit etmişlerdi. İlk füzeyi ateşledi.

Otuz saniye sonra ikinci füze de ateşlenmişti.

İnsanlık tarihin gördüğü en büyük devlet yalanlarından biri işte böyle başladı...

Yani Ukrayna yolcu uçağının düşürülmesi olayı...

Kararı İran Devrim Muhafızları Komutanlığı’na bağlı bir subay vermişti.

Ülkenin seçimle işbaşına gelmiş hükümetine değil, dini liderine bağlı çalışan “İslami rejimi koruma ordusu”nun bir elemanı...

Ve işte o dini liderlik 72 saat boyunca bu gerçeği hem kendi halkından, hem de dünyadan saklamaya çalıştı.

Bu yazı, işte o 72 saatin hikâyesi...

Ruhani bir devlet yalanının 72 saati

1)İLK HATA: HAVALİMANI SİVİL UÇUŞLARA BAKIN NEDEN KAPATILMAMIŞ

 

OLAY 7 Ocak gece yarısından hemen sonra, İran, Irak’taki Amerikan üslerini vurmaya hazırlanırken başladı.

Aynı saatlerde Devrim Muhafızları Ordusu’na ait seyyar uçaksavar savunma bataryası İmam Humeyni Havalimanı’nın yakınına konuşlandırıldı.

İlk vahim hata işte o sırada yapıldı.

Havalimanı sivil uçuşlara kapatılmadı.

Bu kararı da dini lidere bağlı Devrim Muhafızları Ordusu komutanları aldı.

Çünkü şunu düşündüler.

BİR: Havalimanı sivil uçuşlara kapatılırsa bu halkta panik yaratabilirdi.

İKİ: Ama asıl kapatmama nedeni çok daha vahimdi.

Dini liderlik kadrosu, havalimanının sivil uçuşlara açık tutulmasının, Amerika’nın burayı vurmasına engel olacağını hesaplıyordu.

Yani sivil uçaklar canlı kalkan olarak kullanılacaktı.

 

2) İKİNCİ HATA: İKİNCİ ALARM İPTAL HABERİ FÜZE BİRİMİNE ULAŞMIYOR

 

İKİNCİ vahim hata yine o gece geldi.

İran füzeleri Irak’taki Amerikan üslerini vurmaya başladığı sırada, İran istihbaratı, kendilerini alarma geçiren bir bilgi iletti.

Buna göre Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üslerden kalkan Amerikan savaş uçakları Tahran’a doğru geliyordu.

Ve Cruise füzeleri de yola çıkmıştı.

Bunun üzerine bütün savunma bataryaları alarma geçirilmişti.

İşte o noktada ikinci vahim hata geldi.

Biraz sonra bu istihbaratın yanlış olduğu öğrenildi.

Ama bu ikinci haber hâlâ açıklanmayan bir nedenden dolayı İmam Humeyni Havalimanı etrafında üstlenen seyyar savunma bataryasına ulaşmadı.

Ve onlar da iki füzeyi aktive ettiler.

Ruhani bir devlet yalanının 72 saati

3)ÜÇÜNCÜ HATA: FÜZE BAŞINDAKİ SUBAY KOMUTANA ULAŞAMIYOR

 

ÜÇÜNCÜ affedilmez hata işte o noktada geldi.

Bataryanın başındaki subay, ateş iznini almak için komutanını aradı.

Ancak komutan General Hacızade o sırada Amerikan üslerine yapılacak saldırıyı koordine etmek üzere Batı İran’daydı.

Füzeyi ateşleme izni almak için arayan subay Hacızade’ye ulaşamadı ve kararı kendi verdi.

Hacızade olayı Tahran’a döndükten sonra öğrendi ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun üç üst düzey komutanına “Uçağı muhtemelen kendimiz düşürdük” haberini verdi.

İşte o andan itibaren tarihin gördüğü en büyük yalan saati işlemeye başladı.

 

4) İLK YALAN: BU HABERİ YALANLAYALIM, HEM DÜŞMANIN İŞİNE YARAR HEM DE HALK AYAKLANIR

 

GENERAL Hacızade üslerine bu haberin verilmemesini tavsiye etti.

Gerekçesi de şuydu: “Ordumuzun savunma sisteminde böyle bir zaaf olduğu duyulursa düşmanın işine yarayabilir”.

Bu arada bundan daha az masum bir başka gerekçe daha konuşuldu.

Bir süre önce İran’da rejim aleyhtarı gösteriler başlamıştı.

Süleymani’nin öldürülmesi bu olayları bitirmiş, ülkede yeniden bir birlik havası doğmuştu.

Şimdi bu olayın duyulması bu birlik havasını yeniden bozabilir ve gösterilerin tekrar başlamasına yol açabilirdi.

Bütün bunlar olup biterken, ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına ve hükümetine haber verilmemişti.

 

5) İKİNCİ YALAN: AMERİKA VE İSRAİL O GECE ‘JAMMİNG’ YAPTI DİYELİM

 

KURULUŞ ve esas amacını “İslami rejimi korumak” olarak belirleyen Devrim Muhafızları Ordusu kendi içinde bir inceleme komisyonu oluşturdu. Önce bunu “Amerika ve İsrail’in o gece jamming (iletişim sistemlerini karartma) yapmasına” bağlama eğilimi belirdi.

Oysa Amerikalılar o gece hiçbir askeri uçağın havalanmadığını, ayrıca Tahran Havalimanı ve İran üzerinde kesinlikle ‘jamming’ uygulaması yapılmadığını açıklayacaklardı.

İran rejiminin ruhani lideri Ayetullah Hamaney, çarşamba günü olaydan haberdar edildi.

Ancak ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına ve hükümetine hâlâ haber verilmemişti.

 

6) OYALAMA TAKTİĞİ 1: REJİMİ KORUMAK İÇİN KARAKUTUYU BEKLEYELİM

 

BÖYLECE perşembe gününe gelinmişti.

O sırada Ukrayna’dan teknik bir heyet İran’a ulaşmıştı.

Ayrıca uçağın İran füzeleriyle düşürüldüğüne dair ilk dedikodular çıkmaya başlamıştı.

İran hükümet sözcüsü bunları kesin bir dille yalanladı. Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarının planı şuydu. Karakutu incelemeleri sonuçlanıncaya kadar bu haber inkâr edilecekti. Böylece iş zamana bırakılacak ve unutulup gidecekti.

Çünkü ülke ikinci bir krizi kaldıramazdı.

“Neticede bizim amacımız İslami rejimin yıkılmasını önlemektir” diyerek kendilerine ideolojik bir savunma kalesi inşa etmişlerdi.

 

7) OYALAMA TAKTİĞİ 2: KOMUTANLAR RUHANİ’NİN TELEFONUNA ÇIKMIYORLAR

 

ANCAK o saatlerde artık Batılı ülkelerin devlet başkanlarından ve dışişleri bakanlarından da İran Cumhurbaşkanı’na ve dışişleri bakanına telefonlar gelmeye başlamıştı.

Ayrıca İran halkı da yavaşça uyanıyordu. Uçakta ülkenin çok parlak bazı bilim insanları vardı.

Uluslararası Matematik ve Fizik Olimpiyatları’nda altın ve gümüş madalya almış 6 çok parlak bilim insanı kazada ölmüştü.

Ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanı Ruhani’yi 3 yıl önce Davos’ta tanımış ve küçük bir gazeteci grubu içinde sohbet etmiştim.

Bende samimi ve açık bir insan izlenimi bırakmıştı.

Nitekim gelen haberler üzerine o da Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst düzey komutanlarını defalarca aramış ancak hiçbir komutan telefonuna çıkmamıştı.

Rejimin özel ordusu, halkın seçilmiş hükümetine ve başkanına “Yetki sende değil bizde” mesajı veriyordu.

Daha alt kademelerden açılan telefonlara ise “Biz hiçbir füze ateşlemedik. Bu yalan” cevabı veriliyordu.

Ruhani bir devlet yalanının 72 saati

8) İLK SİVİL TEPKİ: YA HEMEN AÇIKLARSINIZ YA DA BEN İSTİFA EDİYORUM

 

BÖYLECE cuma sabahına gelindi. O sabah hükümet sözcüsü Rabie, kendisine sorulan soruya kesin bir dille “Hayır, bu yalan” diyecekti.

Ancak o bu açıklamayı yaptıktan kısa süre sonra Devrim Muhafızları Ordusu Komutanlığı’ndan Cumhurbaşkanı Ruhani’ye ilk mesaj geldi.

Cumhurbaşkanının telefonuna çıkmayan komutanlar şimdi gerçeği söylemeye geliyorlardı.

Gerçeği söylediler. Ama bir şey daha söylediler:

“Bunu siz de açıklamayın, yalanlamaya devam edelim”.

İşte o an Ruhani’den hiç beklemedikleri bir tepki geldi:

“Hayır, hemen şimdi açıklayacaksınız. Açıklamazsanız ben cumhurbaşkanlığından istifa ediyorum...”

Kendilerini halkın seçtiği cumhurbaşkanı ve hükümete değil, İslami rejimi koruma görevini yüklenmiş Ayetullah’a bağlı hisseden komutanlar hiç beklemedikleri bir şokla karşı karşıya kalmışlardı.

 

9) REJİM KABULLENİYOR: BİR KOMUTAN YAN ODAYA GEÇİP HAMANEY’İ ARIYOR

 

TOPLANTIYA katılan komutanlardan biri hemen yan odaya geçip durumu ruhani lider Hamaney’e iletti.

Artık Hamaney için de yapılacak bir şey kalmamıştı.

O da Ukrayna uçağının yanlışlıkla İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından düşürüldüğünü kabul eden bir açıklamanın hazırlanması talimatını verdi.

O sırada yan odalardan birinde bir başka insani dram yaşanıyordu.

Daha o sabah kesin bir dille “Bu bir yalandır” diye açıklama yapan hükümet sözcüsü Rabie “Bütün şerefimi iki paralık ettiler” diyerek hüngür hüngür ağlıyordu.

“Biz bu haberin yalan olduğunu söylüyorduk, meğer bilmeden bir yalanı haber haline getirmişiz...”

Bu olay bir kere daha gösterdi ki...

Devlet yalanları halklara karşı işlenmiş en büyük suçlardır.

Hele hele devleti bir din veya ideolojinin emrine sokup yalana ulvi bahaneler aramaya kalktığınızda...

İşte insanlığa karşı en büyük ihaneti ve işlenmiş günahı o oluyor.

 

KAYNAK

Bu haber pazar günü New York Times gazetesinde yayınlandı. New York Times yine büyük bir gazetecilik yaptı. Bilgileri oradan aldım. Senaryosunu kendim kurdum.

 

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir

Foto Editörü: Murat Şaka

Düzeltmen: Metin Usta

Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin




X

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku