"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Recep kardeşim keşke beni koysaydın ve ringde evire çevire dövseydin

TORUNUM Sinan Ali, bugüne kadar benden iki şey istedi.

* * * 

Biri, son “Star Wars” filminin Türkiye’deki ilk gösterimine gitmekti...

İlk gösterim, gece yarısı saat 24.00’te yapıldı...

Benim yanımdaydı ve o filmi ilk görenlerden olmanın keyfini yaşadı...

* * * 

Geçenlerde ise istediği şey şuydu.

“Recep İvedikfilminin ilk gösterimini seyretmek istiyordu...

“Tamam” dedim...

“Gideriz...”

* * * 

Ama film bir türlü başlayamıyor...

Önce Azeri boksörü dövdü diye Azeri kardeşlerimiz ayaklandı...

* * * 

Azeri kardeşim nedir bu alınganlık... Eni sonu bir komedi bu...

Komedi dediğin şeyde hepimiz kendi hallerimize güleriz...

Var mı bu çağda böyle bir şey...

* * * 

Sonra malum devletimizin derinlerinden bin bir bahane...

Bahane belli ama arkadaki gerçek nedenin ne olduğunu hepimiz biliyoruz...

* * * 

Şahan mert bir çocuk ve içinden geleni söylüyor...

Alındı, öfkelendi koskoca devletimiz o laflara...

* * * 

Ben öyle kıvırmam... Açık açık söyledim “Recep İvedikfilmlerinde eğlendiğimi...

Geçmişte “Yavru ile Kâtip”, daha yakınlarda “Salak ile Avanak” filmlerini ne kadar sevdiysem...

En geçmişimde, çocukluğumda rahmetli Öztürk Serengil’in, “Abidik gubidik”li, “Yeşşe”li filmlerini ne kadar sevdiysem....

O kadar eğlendim “Recep İvedikleri seyrederken...

* * * 

Sadece ben mi... Bu ülkenin çocukları, halkı da sevdi...

* * * 

Bakın size bir şey söyleyeyim...

Bir iktidar, halkın sevdiği komedilere, komedyenlere bu kadar öfkelenmeye, takmaya başlamışsa...

İşler iyi değil demektir...

* * * 

Benden söylemesi...

ŞU FANİ DÜNYADA HİÇ ANLAMADIĞIM ŞEYLER

BEN küçükken, Yeşilçam filmlerinin en kötü adamı “kalantor müteahhitti”...

 

* * * 

 

Sahneye genellikle şöyle gelirdi...

 

Çocuklar toprak bir arsada top oynuyorlar...

 

Büyük bir Chevrolet Amerikan arabası geliyor...

 

İçinden kelli felli bir adam çıkıp, yanındakine talimat veriyor...

 

* * * 

 

Bunun anlamı şuydu:

 

O kalantor müteahhit, ya çocukların top oynadığı arsaya ya da civardaki fukaraların yaşadığı evlerin bulunduğu yere apartman dikecek...

 

Biz öfkeli çocuklardık...

 

O da öfkeli ve acımasız müteahhit...

 

Filmlerde, savaşı genellikle çocuklar ve fukaralar kazanır, müteahhit kovulur ve mahalle tekrar o yoksul ve mutlu hayatına dönerdi...

 

* * * 

 

Şimdi roller değişti...

 

Öfkeli ve Unutulmuş Amerika, öfkesini gidersin ve kendisini hatırlasın diye, ülkenin en büyük müteahhidini başkan seçti...

 

* * * 

 

Yıllardır, “elitlere” karşı bilenmiş, kompleksler altında ezilmiş, “halk Amerika’sı”, ülkenin yerleşik nizamının en elit insanlarından birini aldı başa getirdi...

 

O da, “müesses nizamın” ne kadar elit bankeri, elit yatırım fonu yöneticisi, patronu varsa, bakan yaptı, danışman yaptı...

 

* * * 

 

Siz bu psikolojiden bir şey anladınız mı...

 

HAZIRLIKSIZ DONALD HAKKINDA BİR YAZI

NEW York Times’ın tanınmış yazarı Paul Krugman, geçen cumartesi, okuyucularına “Bakın size şimdiden söyleyeyim. Trump dönemi bir felaket olacak” diye biten bir yazı yazmış.

Kısacık yazıda Trump ve ekibi için kullandığı sözcükler şunlar:

‘Yolsuzluklara bulaşmış”, “Cahil”, “Etik açıdan tartışmalı”, “Egomanyak”, “Kendine güveni olmayan”, “Azgın köpek”, “Her işe akrabalarını, yakınlarını yerleştiren...”

Merakla bekliyorum...

Bakalım önümüzdeki üç-dört yıl içinde neler olacak...

Öfkeli Trump, bu gazetecileri ve gazetelerini tasfiye mi edecek...

Yoksa Amerikan Anayasası’nın ilk maddesi mi onu...

Yani düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı hiçbir kanun ve işlem yapılamaz maddesi mi...

 

 

İLK İŞİM ZÜLFÜ’NÜN ROMANINI OKUMAK

DAHA Türkiye’ye dönmeden, etki dalgaları bana ulaştı. Çevrem Zülfü Livaneli’nin romanını konuşuyor...

Zaten satış başarısı da bunu açıkça gösteriyor... Yaşadığımız şu dönem, çoğumuzda bir “duygudaşlık” yarattı... Öyle sanıyorum ki bu roman da işte bu duygudaşlığın eseri...

İlk işim bu kitabı  okumak...

 

KADIN YÜRÜYÜŞLERİ BİZDEKİ CUMHURİYET MİTİNGLERİ Mİ

-Scarlett Johansson kadın yürüyüşündeydi...Recep kardeşim keşke beni koysaydın ve ringde evire çevire dövseydin

“Yenilmez kahramanlar” filmlerinin “Kara Dul”u Natasha Romanoff kadar savaşçı...

* * * 

- Madonna oradaydı...

“La Isla Bonita”nın harika şarkıcısı en isyankâr haliyle oradaydı...

* *  *

- Katy Perry, tweet’leriyle oradaydı...

Hollywood oradaydı... Müzik oradaydı...

“Senin oyların varsa, bizim de milyonlarca fanımız var” diyen kadınlar...

* * *

Bu da gösteriyor ki Hollywood da, müzik âlemi de geçmişte yaşadığı “McCarty utancını” tekrarlamayacak...

Yaşadığım yıllar boyunca Amerika’da ikinci defa böyle bir hareket görüyorum.

Birincisi Vietnam Savaşı’na karşı yüz binleri toplayan mitinglerdi...

O gün de Amerika ikiye ayrılmıştı.

Bir tarafta “Hey başkan, bugün kaç çocuğumuzu öldürttün” diye haykıran savaş karşıtları...

Karşı tarafta ise “Ya sev ya terk et” diye bağıran Amerika...

Yani bugün de Trump’ı başkalık koltuğuna oturtan taraf...

* * * 

Eninde sonunda kazanan o savaş karşıtlığı ve barış oldu...

Amerika Vietnam’dan çekildi.

* * *

Bakalım bu defaki popülist dalganın başkanlık koltuğuna oturttuğu Trump, bu duygusal isyanı bastırabilecek mi.

Recep kardeşim keşke beni koysaydın ve ringde evire çevire dövseydin

BUNU DA MI GÖRECEKTİK

- ABD’deki kadın yürüyüşünde başörtülü bir kadının taşıdığı bu pankart çok ilgimi çekti.

Amerikan bayrağından bir başörtüsü... Müslümanlığın Amerikalılaşması...

Nasıl bir sosyolojidir bu...

Tam çözemedim.

 

X