GeriErtuğrul ÖZKÖK Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

BOSCOLA Exedra Oteli’nin 261 numaralı odası Repubblica meydanına bakıyor...

İç mimarisini 1563 yılında büyük Michelangelo’nun yaptığı Santa Maria Bazilikası tam karşımda.

İki gün önce o kilisenin iç avlusuna konan 5 metrelik Galileo heykelinin ayaklarının dibinde otururken, bir insanın zamanına meydan okuyuşunu düşünüyordum.

Reed Hastings de böyle bir insandı...

Amerikan kültürünün temelini oluşturan “entertainment”ın, yani eğlencenin kanunlarını yeniden yazan adamdı o...

Pencereden ona iki gün önce gördüğüm Galileo heykelinin bulunduğu yeri gösterirken, işte bunu düşünüyordum...

Dünün büyük kâşifleri vardı... Colomblar, Vasco de Gamalar, Edisonlar...

Bugünün ise büyük ‘start-up’ları var...

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

Facebook’u, Google’ı kuranlar...

Onlardan biri de Netflix’i kuran bu insandı...

Düşünebiliyor musunuz, Netflix’i 2007’de kurdu...

Yani 10 yıl içinde hayatımızın en önemli markalarından biri oldu... İşte perşembe günü o odada hayranlıkla izlediğim bu adamla sohbet ettim.

Tabii ilk sorum biraz dalga geçmek içindi...

Melih Gökçek’in, önceki hafta çok konuştuğumuz o tweet’i ile başladık.

GÖKÇEK NE DEMİŞTİ

“Türkiye’de yeni ‘Gezi’yi düzenlemek isteyen üst akıl ‘La Casa de Papel’ kahramanlarını isyanın sembolü olarak kabul etmişlerdir.”

MELİH GÖKÇEK’İ BİR MESAJLA RAHATLATMAK İSTER MİSİNİZ

Sohbetin havasını rahatlatmak için gırgır bir soruyla başlıyorum.

- Son günlerde Türkiye’nin en
çok konuşulan konularından birisiniz. Eski Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, ‘La Casa de Papel’ dizisinin ikinci sezonunun anonslarını görmüş. Bir tweet attı.

Sosyal medyada böyle bir şey duydum ama ne olduğunu bilmiyorum.

- Güya Türkiye’de yeni bir ayaklanma yapılacakmış, Netflix’in ikinci sezon tanıtımlarında yeni bir ayaklanma teşvik ediliyormuş...

(Büyük bir kahkaha atarak cevap veriyor) Bizim böyle bir niyetimiz yok.

- Melih Gökçek’i tanıyorum. Bu cevap onu tatmin etmez. Benim aracılığımla Melih Gökçek’i rahatlatmak için “Sayın Başkan içiniz rahat olsun. Bu sadece bir film. Komplo teorileri ile işimiz yok. Darbe falan planlayan yok” der misiniz?

Evet aynen bu mesajı iletebilirsiniz...

 

ŞİRKETİNİZİN CEO’LUĞUNDAN SİZİ KOVMALARINI İSTEDİNİZ Mİ

- Bence bu açıklama iyi oldu. Herkes rahatladığına göre kafamdaki öteki sorulara geçelim. Kurduğunuz ilk şirketin CEO’suyken yönetim kuruluna başvurup beni CEO’luktan atın dediniz mi gerçekten?

Evet doğru.

-Samimi miydiniz bunu yaparken, yoksa tipik bir yeni nesil ‘start-up’ raconu mu?

Samimiydim. Çünkü takılmıştım ve ne ben, ne de şirket ileri gidebiliyorduk.

 

SİNEMA KONUSUNDA TUHAF BİR ZEVKİM VAR

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

- İyi bir Netflix kullanıcısı mısınız? CNBC’ye verdiğiniz bir mülakatta İsveç filmleri seyrettiğinizi söylemiştiniz doğru mu?

Sinema konusunda tuhaf bir zevkim var. Evet Netflix’teki İsveç filmi ‘Force Majeure’ü seyrettim. Çok trajik bir sonu var.

- O zaman ben sizden çok daha büyük bir Netflix kullanıcı-
sıyım!

 

GECİKEN VİDEO KASETİ İÇİN  CEZA ÖDEYİNCE NETFLİX’İ KURMAYA KARAR VERDİM

Bir de şu meşhur ’Apollo 13’ kaseti hikâyeniz var. Güya, ‘Apollo 13’ filminin kasetini kiralamışsınız. Ancak kaseti geç iade edince size 40 dolar ceza kesmek istemişler.

Netflix’i bundan kurmuşsunuz.

Evet o dönemde VHS kasetleri kiralıyorduk. Olay doğru ama Netflix’i kurmayı hemen o gün orada düşünmedim. Bir yıl sonra falan aklıma geldi.

- ‘Streaming video sistemi’nin geleceği nerede? Amerika Birleşik Devletleri mi, yoksa dünyanın geri kalan öteki ülkeleri mi daha önemli?

Biz aslında internetin ve televizyonun  geleceğini konuşuyoruz. Bugün internet kullanımının sadece yüzde 10’u Amerika’da. Gerisi dünyanın öteki tarafında tüketiliyor. Netflix üyeliğine gelince yüzde 45’i Amerika, gerisi dünyanın kalan kısmı.

- Bunun geleceği ne olacak?

Dünyadaki abonelik sayısı yüzde 40 hızla büyüyor. Amerikan pazarı ise yüzde 11. Bu bir fikir veriyor sanırım.

- ‘Streaming’de de, müzikte de videoda da henüz kârlı pozisyonlara geçilemedi. Spotify halka açılışı planlıyor ama kârı yok. Ne zaman böyle duruma geçeceksiniz?

Biz bu yıl yüzde 10 vergi öncesi faaliyet kârı elde ettik. Ancak bu kârın neredeyse hepsini yatırımlara harcıyoruz.

 

SUUDİ ARABİSTAN’DA BİLE SORUN OLMUYOR TÜRKİYE’DE Mİ OLACAK

 

Geliyorum en kritik soruya... Türkiye ve başka bazı ülkelerde internet üzerinden yapılan yayıncılığa da müdahale sinyalleri geliyor. Böyle bir durumda ne yapacaksınız?

Türkiye’yi konuşuyorsak öyle bir endişem yok. Biz Suudi Arabistan’da varız, Pakistan’da varız. Yani oralarda sorun çıkmayacak da Türkiye’de mi çıkacak? Böyle bir şey düşünemi-
yorum.

BUDAPEŞTE’YE 19’UNCU YY. NEW YORK’U KURMUŞLAR

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

ROMA’DA gün boyunca Netflix’in yeni dönem filmlerinden ve dizilerinden parçalar seyrettik.

Beni en çok etkileyen ‘The Alienist’ dizisi oldu.

Filmin 3 oyuncusu da karşımıza oturup filmi anlattılar.

Luke Evans, Dakotta Fanning ve Daniel Brühl.

New York’ta 19’uncu yüzyılda geçen polisiye olaylar. Biraz kanlı bir film.

Ama çok ilginç adli tıp vakaları anlatılıyor.

Bu ilginç diziyi Budapeşte’nin arka sokaklarında çekmişler. Oraya bir New York kurulmuş.

Sorulan sorulardan anlışılan izleyicileri en çok Dakota Fanning’in oynadığı kadın karakter etkilemiş.

Aslında bir sekreter ama dedektif olmak istiyor. Çok iyi ata biniyor, daktilo yazıyor, viski içiyor, atılgan...

 

BELGESELLERİN YÜKSELİŞİ

- Netflix, belgesel olayına yepyeni bir boyut getirdi.

Osho’nun hayatını anlatan ‘Wild
Wild Country’
dizisi çok tutmuş.

Önümüzdeki dönemlerde yakın geçmişe ait çok sayıda belgesel seyredeceğiz.

 

PATRONDAN SONRA EN ÖNEMLİ KİŞİ KİM

HERKES Netflix’i bir teknoloji şirketi olarak tanımlıyor.

Ama Netflix’te konuşulan tek şey içerik.

Başka şirketlerde CEO’dan sonra en önemli insanlar finansın başındakilerdir.

Ama burada ‘içerikten sorumlu başkan’.

Şirketin kurucu başkanı Reed Hastings’ten sonraki en önemli kişi olan Ted Sarandon işte bu görevde.

POLONYALI YAPIMCILAR NEDEN TÜRKİYE’DEN SÖZ ETTİ

SUNUMLARDA bu yılın Avrupa’da en çok önem verilen yerel yapımlarından birinin Polonya’da çevrilen ‘1983’ adlı dizi olacağı anlaşılıyor.

Film komünizm dönemindeki siyasi olayları anlatıyor.

Dinleyicilerden biri “Polonya’da bir dönemi çekiyorsunuz. Nelere baktınız” diye sorunca, kadın yönetmen “Rusya, Türkiye, Beyaz Rusya ve Macaristan’a baktık” cevabını verdi.

 

KONFERANSTA HANGİ 6 DİLDE SİMULTANE ÇEVİRİ YAPILDI

PANELLER sırasında 6 dilde anında çeviri yapıldı.

Bunlar Fransızca, İtalyanca, Almanca, Lehçe, İspanyolca ve Türkçe’ydi.

Bu diller Netflix’in Avrupa’daki büyüme haritasını da gösteriyordu.

 

MARVEL DİZİSİNİ KİLL BİLL KADINI YÖNETİYOR

MARVEL hastası olduğum için ’Luke Cage’ dizisinin konuşulduğu panel çok ilgimi çekti.

Filmi, Tarantino’nun Kill Bill filminde Japon mafya kadınını oynayan Lucy Liu yönetiyor.

Luke Cage’in kahramanı, son zamanlarda Hollywood’un yeni ana teması olarak görüldüğü üzere, Afrika kökenli bir Amerikalı olan Cheo Hodari Coker.

Marvel genellikle beyaz kahramanları olan bir dünya.

İlk defa bir siyah kahramanı oluyor.

Yönetmeni gibi o da sahnedeydi.

Bu arada ‘Black Panther’ filmini 4 kere seyrettiğini söyledi.

 

NETFLİX’İN AVRUPA’DAKİ İLK BEŞ DİZİSİ NELERDİ

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

- Netflix’in yerel yapımlardaki ilk göz ağrısı ve gözdesi hiç şüphesiz Narcos’tu.

Ancak bu konferansta en çok konuşulan yerel yapım La Casa de Papel oldu.

Onu Alman yapımı ‘Dark’ izliyordu.

- Önümüzdeki dönem için ise ‘Berlin Köpekleri’ adlı polisiye çok konuşulacak gibi.

- İtalyan yapımı ‘Suburra’ da gözdeler arasında.

İSTANBUL’U KORUYAN GİZLİ TARİKAT ŞEYHİ

Rahat ol Melih Başkan darbe planlamıyoruz

BİR de Türkiye’de yapılan ‘Protector’ dizisine çok önem veriyorlar.

Çağatay Ulusoy da orada panelde konuştu.

İngilizcesi çok iyi.

İstanbullu bir dükkân sahibini oynuyor.

Bir gün İstanbul şehrini koruyan gizli bir tarikatın üyesi olduğunu öğreniyor.

Hafif Dan Brown tarzı bir dizi olacak gibi...

Merak ettim.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (21.04.2018)İşte Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..
X

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku