GeriErtuğrul ÖZKÖK Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

DİYECEĞİM ki...

“Sevgili Doğu, sen şu Handke meselesi konusunda ne düşünüyorsun?”

Ama durun önce “Handke meselesi” nedir kısaca onu özetleyeyim.

*

Nobel ödülü bu yıl Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verildi.

Bunun üzerine bütün dünya ayağa kalktı...

Çünkü Handke Bosna savaşı sırasında Srebrenitsa katliamını inkâr etmiş ve Sırpları savunmuştu...

*

Bütün dünyada en büyük tepki Türkiye’den geldi...

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

Doğu Perinçek geçmişte benim de çok desteklediğim bir şey yaptı.

“Ermeni soykırımı” iddiasını inkâr ettiği için kendisine dava açan ve ceza veren İsviçre mahkemesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyet etti.

Ve AİHM onun lehine karar verdi.

Perinçek de bu kararı Türkiye’nin İsviçre Büyükelçiliği’nde düzenlediği bu fotoğrafta gördüğünüz basın toplantısında dünyaya duyurdu.

*

Ama önemli bir ayrıntı var.

Kazandığı dava, “Ermeni soykırımı yoktur” tezini kabul ettirmek değildi. “Ermeni soykırımı yoktur deme özgürlüğü de vardır” teziydi.

*

Şimdi Avusturya’dan bir yazar çıkmış ve “Srebrenitsa katliamı yoktur” demiş.

Evet bence de güzel bir laf değil...

Ama bir insanın bunu söyleme hakkı yok mudur?

*

İşte bu yüzden görürsem sana soracağım sevgili Doğu...

Senin Viyana’da verdiğin hukuk mücadelesi neydi?

Gazeten Aydınlık dümdüz gidiyor ama ben asıl senin görüşünü merak ediyorum.

Hemen tepki gösterme... Yirmi dört saat düşün öyle cevap ver.

*

Bak bir daha İsviçre’ye gider, aynı sözleri söyler ve yine dava açılırsa, karşı tarafın avukatları Handke meselesini önüne koyarlarsa ne diyeceksin?

*

Bana cevap verirken bir de şunun da cevabını hazırla.

Sana küçük bir tüyo vereyim.

Şunu diyebilirsin:

“Yahu bu yazara Nobel verilirken bana ceza vermek vicdana sığar mı...”

*

O yüzden sana naçizane tavsiyem sen bu topa girme...

ŞEYTANIN AVUKATI... YA HANDKE DE ŞUNU DERSE

- TÜRKİYE’den gelen tepkiler karşısında Handke de şunu diyemez mi?

“Sayın Cumhurbaşkanı, niye bu kadar tepki gösteriyorsunuz? Benim bu ödülü almamın arkasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Doğu Perinçek için verdiği beraat kararı da var. Demek ki insanların başkalarının katliam dediği şeye değildir deme özgürlüğü de varmış...”

Eğlenceli olmaz mıydı?

TERS KÖŞE... CUMHURBAŞKANI SÖZLERİNE BİR DE ŞUNU EKLESEYDİ

BU yıl Nobel Edebiyat Ödülü’nün Avusturyalı Peter Handke’ye verilmesine en sert tepkilerden birini Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi...

Samimi söyleyeyim ben de aynı tepkiyi duydum.

Ama onun Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir özelliği var.

*

Ödülün açıklanmasından beri bu konuda ne yazacağımı düşünüyorum.

Ve diyorum ki...

Acaba Cumhurbaşkanı bu tepkiyi verirken şöyle bir şey de ekleseydi:

“Bakın nasıl bir çifte standart uyguluyorsunuz. Bizden biri çıkıp ‘Ermeni soykırımı yoktur’ dediği zaman anında ayağa kalkıyor, davalar açıyorsunuz. Ama bir başkası çıkıp ‘Srebrenitsa katliamı yoktur’ dediği zaman bırakın dava açmayı, ona Nobel ödülü veriyorsunuz...”

Bu yaklaşım ileride tezlerimizi savunmamız açısından bizi daha güçlü bir konuma sokmaz mıydı?

*

Srebrenitsa’da 8 bin insan hunharca katledildi.

Ama karşımızdaki “Ermeni soykırımı” iddiasında 1 milyondan fazla insanın hayatı konuşuluyor...

Bence konuya bu açıdan da bakmakta yarar var.

PARİS’TE KADINLA İLGİLİ BENİ ŞAŞIRTAN RAKAMLAR

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

FRANSA Parlamentosu’nun iki vekili önceki gün bir kanun teklifi verdi.

“Kadına uygulanan şiddet vakalarında tıbbi mahremiyet kurallarının geçersiz olmasını” istiyorlar. Yani doktorların bu bilgileri vermesini mecburi kılmayı hedefliyorlar.

Buna gerekçe olarak da şu bilgileri vermişler:

- Fransa’da her yıl 220 bin kadın şiddete maruz kalıyormuş.

Daha da şaşırtıcısı ise şu:

- Şiddete uğrayan her 5 kadından sadece biri şikâyetçi oluyormuş.

GÜNÜN ŞARKISI... TOP 20 LİSTEME BANKO 1 NUMARADAN GİREN ŞARKI

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

SON bir haftadır en çok dinlediğim şarkı ‘Git Gidebilirsen’...

Zekâi Tunca’nın çok sevdiğim eski bir şarkısı.

Tan Taşçı harika şekilde yeniden söylemiş.

‘Zekâi Tunca: 50’nci Yıl Ustaya Saygı’ albümünden bir şarkı...

Sürekli dinlediğim şarkılar listesine de ekledim.

Ayrıca pazar günleri Number 1 Türk FM’de yayınlanan ‘Ege Kışı Top 20’ listeme de 1 numaradan girdi.

O ZENGİN VE YAŞLI KOCA GENÇ BİR ERKEĞE ÂŞIK GENÇ EŞİNE BAKIN NE DEMİŞ

İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, önceki akşam Adem Metan’ın Radyo D’deki programında Âşık Mahzuni’nin “Merdo” türküsünü söylemiş.

Bu türküyü hiç bilmiyordum ama çok ilginç bir hikâyesi varmış.

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

*

Köyün birinde fakir çocuk bir kıza âşıkmış.

Ancak babası sırf parası için kızı zorla yaşlı ve zengin bir adamla evlendirmiş.

Yaşlı adam bir süre sonra kızın Merdo’ya âşık olduğunu öğrenince ona şunu demiş:

“Âşık olduğunu bilseydim, seninle evlenmezdim. Şimdi o gençle gizli gizli buluş. Ama kimseye duyurup beni utandırmayın. Ben öldükten sonra da evlenirsiniz.”

*

Ancak köyün öteki sakinleri bir süre sonra bunu duyup dedikodu yapmaya başlayınca yaşlı adam kızıp Merdo’yu öldürmeye karar vermiş.

Perinçek’e rastlarsam şunu mutlaka soracağım

Köylüyle birlikte köprünün öte yakasında pusu kurmuşlar.

Merdo sevdiği kızla buluşmayla geldiğinde köprünün başında duran köyün zekâ engelli garibanı ona “Gitme Merdo seni vuracaklar” diye uyarmış.

Ama o dinlemeyip köprüyü geçmiş ve aşkı için ölmüş.

*

Şaşırmadım desem yeridir. Anadolu hikâyelerinde evlendiği kıza, “Git gerçek aşkınla gizlice buluş” diyen yaşlı ve zengin tipine ben hiç rastlamadım.

Merdo’yu sevdim... Âşık olduğu kızı da sevdim...

Yaşlı ve zengin adamı...

Ama en çok da böyle bir şarkıyı söyleyen Âşık Mahzuni’yi sevdim...

*

Ah bir de Merdo yaşasaydı...

Harika bir Losey filmi çıkardı.

İÇİŞLERİ BAKANI’NDAN KADIN DANSÇILAR MEKTUBU VAR

İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, Adem Metan’ın Radyo D’deki programında, bana bir mektup gönderdiğini açıklamış.

Konu Kadıköy’de Şili usulü dans yapan kadınların gözaltına alınması konusundaki eleştirimmiş.

*

Paris’te olduğum için mektubu henüz almadım.

Ama okumadan önceki duygularımı hemen yazayım.

*

- BİR: Mektup her zaman özel, zarif ve muhataplarına önem verildiğini gösteren bir sohbet biçimidir.

Bu özellikleri, en ağır eleştiriyi bile zarif bir zarfın içine kor.

- İKİ: Görüşlerini “nazik biçimde ifade ettiğini” söylemesi de bu zarfı daha güzel hale getirdi.

*

Mektubunu aynı naziklikle yayınlayacağım.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir

Foto Editörü: Umut Veis

Düzeltmen: Metin Usta

Tasarım ve Uygulama:

Selma Songül Zengin

X

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku