GeriErtuğrul ÖZKÖK Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Kimin, kimlerin aklına geldiyse; kim ya da kimler bu organizasyonu yaptıysa, ilkine kimler katıldıysa...

Hepsine binlerce teşekkür...

Adını da çok sevmiştim...

Yüzlerce bisikletli kadın içimi açan görüntüler vermişti İzmir’den...

*

Geçen yıl sürpriz bir gelişme oldu...

Bu festival bir anda 16 ülkeye ve 112 şehre yayıldı...

48 saat önce, geçtiğimiz pazar günü yapılan dokuzuncusundan gelen rakamlar ise daha da şaşırtıcıydı.

Bu defa 30 ülkede, 151 şehrin kadınları süslenip püslenip bisikletlerine binip şehirlerinde tur atmaya başlamışlardı.

*

İzmir’in Süslü Kadınlar festivali, küresel bir festival haline geldi...

Sloganı da şu:

“Çünkü kadın sokağa çıkarsa dünya değişir...”

*

Şundan eminim...

Bu festival bütün dünyada yayılıp büyüyecek.

Çünkü müthiş renkli... Estetik... Modern...

Ve arkasındaki fikir de olağanüstü...

“Bütün dünyanın süslü kadınları, bisikletlerinize binin... Zincirinizden başka kaybedecek hiçbir şeyiniz yok...”

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

SÜSLÜ KADIN OLMANIN OLMAZSA OLMAZ ÜÇ ŞARTI

TURU düzenleyen komitenin bir de anayasası var.

Madde 1:

“Turu herhangi bir kuruluş, kurum, parti, şirket düzenleyemez. Bağımsız kadınlar tarafından gönüllü olarak düzenlenir.”

Madde 2:

“Tur için kayıt yaptırmak gerekmiyor. Tek maddelik bir katılım şartı var:

Bisikletinize süslenip püslenip bineceksiniz...”

Madde 3:

“Lütfen etkinliklerde sadece ve sadece kendinizi temsil edin...”

Yani bir parti, bir dernek, kulüp, tarikat, aşiret aidiyetiniz varsa, onu kapıda bırakın...

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

PAZAR EN DUYGULANDIRAN HABER NEREDEN GELDİ

“SÜSLÜ Kadınlar Bisiklet Turu” 22 Eylül 2013 günü İzmir’de başladı...

Hareketi başlatan Sema Gür adlı bir tarih öğretmeni ve bir İtalyan arkadaşı...

Sema Gür Bandırmalı bir öğretmen anne babanın kızı... İzmir’de öğretmenlik yapıyor. İlk yıl 5 kişi gelir diye başlamışlar ama 300 kişi gelmiş.

Dün arayıp sohbet ettim.

İzmir’den katılan bisikletli kadın sayısı 4 bine ulaşmış...

Suslukadinlarbisikletturu.com adlı internet sitelerine bir dünya haritası koymuşlar. Hangi ülkelerden katılım var gösteriyorlar. Mesela Meksika’dan iki şehir katılmış.

Katılımcı sayısı
100 bine ulaşmış...

“Pazar günü bizi en çok duygulandıran haber Yüksekova’dan geldi... Diyarbakır’dan da harika fotoğraflar geldi... Hepimiz çok mutlu olduk” diyor...

1) İWATCH’UMA GÖRE 2.5 SAAT YÜZÜNCE KAÇ KALORİ YAKIYORUM

YAZ aylarında yürümeyi bırakıp, yüzme moduna geçiyorum.

Haftada en az 5 gün sabahları 1.5 saatim, akşamüzeri de 1 saatim suda geçiyor. Bunun bir saati sırtüstü yüzme, gerisi su pilatesi olarak geçiyor.

iWatch’umun yüzme modunun gösterdiğine göre toplam 1.300 kalori civarında yakıyorum...

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tabii asıl soru şu:

74 yaşında bir erkek olarak günde kaç kaloriye ihtiyacım var, kaç kalori alıyorum, kaç kalori yakıyorum...

Her şeyin üzerinde kalorisi yazıyor ama bunu ölçmek kolay değil...

The Economist dergisi geçtiğimiz yıllarda tükettiğimiz yiyeceklerin kalorileri üzerine kapsamlı bir araştırma yayınladı.

Neticesi şuydu.

Yiyeceklerin üzerinde yazan kalori miktarları çok tartışmalıydı...

Yani yediklerimizden aldığımız kalori miktarı çok kesin değil...

2) KAÇ KALORİ ALIP KAÇ KALORİ YAKARSAK KİLO ALIR VEYA VERİRİZ

YA harcadığımız kalori miktarı?

Artık çoğumuzun bileğindeki saatler bize spor ve günlük aktivitelerimizde yaktığımız kalori diye bir rakamı veriyor...

Genel kural da şu:

Aldığımız kaloriden çoğunu tüketirsek yağ yakıyor ve kilo veriyoruz...

Aldığımız kaloriden azını yakıyorsak, yağ artıyor ve kilo alıyoruz...

Peki bu kural hepimiz için aynı mı?

Yani yaşımıza, cinsiyetimize, kilomuza göre değişiklik göstermiyor mu...

New York Times dün bu konuda kapsamlı bir araştırma yayınladı...

İşte sonuçları...

3) BEBEĞİN 9’UNCU AYINDA TUHAF BİR ŞEY OLUYOR

DUKE Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Herman Pontzer ve 80 araştırmacı geçtiğimiz ay “Science” dergisinde ilginç bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı.

Araştırmacılar 8 günlükten 95 yaşına kadar olan 6400 kişi üzerinde yaptıkları çalışmadan sonra şu sonuca vardılar: “Metabolizmamız hakkında bildiklerimiz ve düşündüklerimiz yanlış...”

İşte size yanlış bildiğimiz bedenimizden ilginç bazı yeni bulgular:

Doğduğumuz gün metabolizmamızın hızı ve özellikleri ergen bir insanınkinin aynısı...

Yani yeni doğmuş bir bebe ile 20 yaşında sağlıklı bir sporcunun metabolik hızı çok yakın...

Ancak 9’uncu aydan itibaren ilginç bir şey oluyor...

Bebeğin metabolik hızı birden artıyor ve bir ergeninkinden yüzde 50 daha hızlı çalışmaya başlıyor.

Bu 15’inci aya kadar böyle devam ediyor.

9 ile 15’inci ay arasındaki bebek ne kadar, 20 yaşındaki genç ne kadar kalori yakıyor?

Sıkı durun...

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

4) HANGİSİ DAHA ÇOK ENERJİ HARCAR 9 AYLIK BEBEK Mİ, 20 YAŞINDAKİ SPORCU MU

ERGEN bir kadın günde 1.600 ile 2.400 kalori arasında yakıyor...

Ergen bir erkek ise aynı sürede 2.000 ile 3.000 kalori arasında yakıyor.

9-15 aylık bir bebeğin günde yaktığı kalori ise 4.000...

Yani yattığı yerde size “agu, agu” diye sesler çıkararak, robotik el kol hareketleri yaparken acayip spor yapmış oluyor...

Ancak 15’inci aydan sonra ritim düşmeye başlıyor ve 20 yaş civarında ergen insanların normal seviyesine geliyor.

5) KADIN MENOPOZDA DAHA FAZLA MI KALORİ YAKIYOR

HAYIR...

20 yaşından 60 yaşına kadar, yani 40 yıl boyunca enerji yakma ritmimiz aşağı yukarı aynı kalıyor.

Kadınlarda hamilelik ve menopoz döneminde de bu değişmiyor.

Yani 20 yaşında ne yakıyorsanız 55’te de onu yakmaya devam ediyorsunuz.

Ancak 60 yaştan itibaren enerji yakma hızınız düşmeye başlıyor.

Erkekler için de bir haberim var...

Erkekler kesinlikle kadınlardan daha fazla enerji yakmıyor...

Ancak beden ağırlığınız kadından fazla olduğu için, ona bağlı olarak daha fazla kalori yakmış görünüyorsunuz...

Ama hız, aynı hız...

Ancak nasıl enerji yaktığımızın sırrı hâlâ çözülebilmiş değil...

Şurası kesin...

Beyinde bir yer 9 aylık bebeğe “Şu kadar enerji yakman lazım” deyip emri veriyor.

60 yaşına gelince de aynı düğmeyi tersine çevirip daha az kalori yakma emrini veriyor.

İşte onun sırrı çözülünce belki daha uzun yaşamanın da sırrı çözülebilecek.

Gılgamış’ın aradığı ölümsüzlüğün sırrı bir kuyunun dibinde değil, büyük bir ihtimalle beynin karanlık mağaralarından birinde bizi bekliyor...

GÜNÜN DEVLET SORUSU: DEVLETİN BEKASI HARRODS’UN FİYAT ETİKETLERİNE Mİ BAĞLI

İNGİLTERE Avrupa Birliği’nden ayrıldıktan sonra en ilginç kararlarından birini geçen hafta aldı...

Hükümet alışveriş mekânlarında “ons” ve “pound” birimlerinin yeniden kullanılmaya başlanmasını istedi...

Harrods’tan benim gibi Lapsang Souchong çay alacaklar için kötü haber...

Çünkü etiketlerin üzerindeki “gram” ve “kilo”yu bırakıp yine o acayip, bir türlü karşılaştırma yapamadığımız ons ve pound’ları yazacaklar.

*

Bazı İngiliz yorumcuları bunu “emperyal ölçülere dönüş” olarak yorumluyor.

Brexit yanlıları daha da ileri gidip “İngiltere’nin Avrupa hegemonyasından kurtulup”, tekrar “bağımsız imparatorluk” günlerine dönüşü olarak görüyor...

Buna bir de Avustralya ve ABD ile kurulan “nükleer işbirliği”ni ekliyorlar.

Böylece “ons” ve “pound” bağımsızlığının yanına bir de “emperyal askeri güç” duygusunun ekleneceğini iddia ediyorlar.

Tanrı Kraliçe’yi korusun...

Bir zamanlar Newton’u, Darwin’i çıkaran koskoca İngiltere, 21’inci yüzyılda devletin bekasını ons ve pound’a dönüşe bağladıysa, Tanrı sadece Kraliçe’yi değil, İngiltere’yi de korusun.

CUMHURİYET’İN BEKASI KAÇ OKKA, KAÇ GRAMDIR

BİZİM de kullandığımız “kilo” ve “gram” ölçüleri Fransız İhtilali’yle doğan küresel bir fikre dayanıyor.

Bu evrensel ölçü birimi her dünyalıya aldığı ürünü karşılaştırma imkânı tanıyor.

Osmanlı döneminde “okka, dirhem, batman” gibi birimler kullanılıyordu.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye de bu küresel birimleri kullanmaya başladı.

Şu kadere bakın ki, 21’inci yüzyılda bütün dünya ölçü birimlerinde daha evrensel birimlere gitmek yerine, herkes kendi kilosu, gramı üzerine kapanıyor.

Bir gün bizde de biri çıkıp “Devletin bekası için okka ve dirheme dönüş şart” derse vallahi şaşırmayacağım...

X

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku

O ihaleyi alan inşaatçının iktidara tahsis ettiği süper yat kaç metreydi

Dokuz gün boyunca Kalkan, Kaş, Kaleköy ve Kekova’da dolaştıktan sonra dün Göcek Limanı’na geldik ve karaya çıktık.

Göcek Limanı bana hep Amerika’nın Florida bölgesindeki veya Long Island’daki sahil kasabalarını hatırlatır.

Marinaları, kafeleri, caddeleri, Türkiye’nin başka bölgelerindeki çirkin yapılaşmadan biraz olsun kendini koruyabilmiş mimarisiyle bana iyi gelen bir belde Göcek...

Göcek Türkiye’nin gündemine 1980’li yıllarda yerleşti. Yerleştiren de rahmetli Turgut Özal ve danışmanı Can Pulak oldu...

Özal yaz aylarında hafta sonlarını Göcek’te geçirirdi. Bir yandan turizm yatırımlarını yerinde görür, kararlar alır, bir yandan da ünlü bir patronun teknesinde gezerdi.

Türkiye’nin 24 Ocak kararları ve özellikle de Özal’ın iktidara gelişi ile başlayan liberal ekonomi dönemi yeni patronlar yaratıyordu. Özellikle inşaat şirketleri hızla büyüyordu.

Yeni patronlar da Türkiye’de “yat modası”nı yaratıyordu.

*

Yazının Devamını Oku

Hazreti İsa'nın sol kolunu yontarken fark edilen arıza

Dünya sanat tarihinde hiçbir heykel sanatçısı Michelangelo’nun ulaştığı şöhrete ulaşamamıştır.

Onun “Davut” heykeli, sanatta ulaşılmazlığın sembolü olarak asırlardır yerini koruyor...

Peki bu heykeli yapan Michelangelo nasıl bir insandı...

*

Aslında hakkında epey şey biliyoruz.

Çünkü yanında hayatını yazacak Vasari adlı bir biyografi yazarı vardı.

Yani kendi hikâyesi ve efsanesini kendi yazdıran insandı.

Ama kendisi hakkında asıl somut bilgiyi meğer kendi bırakmış.

Üç boyutlu mermer bir heykel...

Yazının Devamını Oku

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku