GeriErtuğrul ÖZKÖK Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık İşte hesabı

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Pandemi sırasında kilolarımıza ne oldu sorusuna, araştırmaya dayalı ilk bilimsel cevap bu hafta başında geldi.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki JAMA Network, 37 eyalette yaşayan insanlar üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Durum şöyle:

*

Eve kapatıldığımız her 10 günde, yaşadığımız bölgeye göre 0.27 ile 0.38  gram arasında kilo almışız.

Yani 270 gram ile 380 gram arasında...

Bu da ayda 680 gram ediyor.

Yıla vurursak da 9 kilo aldığımız anlamına geliyor.

*

New York Times bu araştırmanın örneklemi ile ilgili bazı eleştiriler yaptı ama neticede bu dönemde insanların kilo aldığına o da inanıyor.

Peki ne yapacağız? Pandemi döneminde kilo alanlara ne tavsiyede bulunacağız?

Buyurun ikinci yazıda açıklıyorum.

O 9 KİLOYU VERMEK İÇİN PARA POLİTİKASINDAKİ ‘ÇIPA’ MODELİ

ÖNCE şu iki gerçeği kabul edelim:

BİR: Eve kapanma sırasında daha kolay kilo alınıyor.

İKİ: İpin ucunu kaçırırsak bu yılda 9-10 kilo almaya kadar gidiyor.

Benim kendi formülüm şu.

Para politikalarındaki “çıpa” modeli. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir kiloya çıpalayacaksınız.

10 günde 270 gram mı aldınız?

11’inci gün verip yine çıpaya döneceksiniz. Bıraktınız ay sonunda 680 gram mı oldu...

Ay sonuna bırakmayacaksınız.

Çünkü yıl sonunda 9 kilo olacak ve vermesi çok daha zor hale gelecek.

Ben bir yıldır böyle yapıyorum.

Kilomu 78’e çıpaladım...

Mesela dün bu yazıyı yazarken 79 kiloydum. Cuma, yani yarın sabah, yine 78 olacağım. Herkese de bu çıpa modelini tavsiye ederim.

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık İşte hesabı

İÇİMİ AÇAN BİR ŞARKI VE İÇİMİ AÇAN DİJİTAL KAPAK

BUGÜNLERDE Türkiye dahil bütün ülkelerin müzik listelerinde “Telepatia” diye bir şarkı var.

Ben de seviyorum ve bol bol dinliyorum.

Kali Uchis söylüyor.

Uchis Kolombiya asıllı Amerikalı bir şarkıcı...

Şarkı güzel.

Streaming platformlarına konan dijital plak kapağı da ne yalan söyleyeyim içimi açıyor.

Her şeyin iyice grileştiği şu günlerde belki sizin de içinize açar.

ÜLKÜCÜ ARKADAŞ NE DİYORSUN ŞU ŞİFREYİ AÇ... BİZ DE ANLAYALIM

ÜLKÜ Ocakları eski başkanı Alişan Satılmış MHP’den istifa etmiş.

Bu arada Odatv’ye göre “zehir zemberek” bir açıklama yapmış.

Merak ettim okudum...

Şimdi size açıklamadan bir bölüm aktarıyorum...

Gelin bir de birlikte okuyalım...

Belki çözeriz.

*

Açıklamanın o bölümü şöyle:

“MHP’nin anlam yüklemenin, kişisel düşünce akıl fikir hedef hiyerarşisinde şahsıma yönelik hiçbir katma değer ilgi ve irtibatının yansımadığını, tercih ve kabullerle görüp yaşadığımdan kurumsal yapıyla bağımı kesip tüm yükümlülüklerden vazgeçtiğimi bildiriyorum.

Bundan sonra özgül ağırlığımın karşılık bulduğu kıymet atfettiği ilgi ve ilişkileri önemseyip ölçü muhafazasında değer eksenli kişisel aidiyet bağımın yükümlülüğünde konumlanacağının da bilinmesini isterim.”

*

Zehir zemberek açıklamayı üç kere okudum ama vallahi bir şey anlamadım.

Üç ihtimal var:

Benim zekâm ve bilgim yetmedi.

Eski başkan sadece partisinin ve Ülkü Ocakları mensuplarının anlayabileceği şifreli bir dil kullanıyor.

Ya da gerçekten anlaşılmaz şeyler söylüyor.

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık İşte hesabı

35 YIL ÖNCE DİKKATİMİ ÇEKMEYEN ABSÜRD BİR YÜZ GERDİRME SAHNESİ

BLUTV büyük bir sinema klasiği olan “Brazil”i yayına soktu.

Filmin yönetmeni Terry Gilliam 1970’lerde BBC’nin olağanüstü kara mizah dizisi olan Monty Python’ı yapan ekipten biri...

Film 1985’te çıkmıştı.

Yani Orwell’in “1984” romanının kehanet yılında çekilmişti.

Müthiş bir otoriterlik ve bürokrasi eleştirisidir.

Kim bilir kaç kere zevkle izledim.

Önceki gece yine aynı duygularla bir kere daha seyrettim.

İlk seyrettiğimde 38 yaşımdaydım.

Önceki gece ise 73...

Tabii ki bu defa şu fotoğrafını gördüğünüz yüz gerdirme sahnesine daha da takıldım.

Çok fantastik ve sürreal bir sahne...

Adam resmen kadının yüzünün derisini alıp lastik gibi geriye doğru çekiyor.

Film her saniyesi ile müthiş bir abartma sanatı...

Bu abartma absürdite ile birleşince ortaya işte böyle kült bir film çıkıyor.

BLUTV YÖNETİCİLERİNE ÖNEMLİ İKİ ELEŞTİRİ

BLUTV çok güzel belgeseller ve kült filmler yayınlıyor.

Ancak bir hafta içinde iki ayrı filmde ses ve altyazı problemi ile karşılaşıyorum.

Bu özellikle televizyon ekranından seyrettiğimde oluyor.

Yeni yayına sokulan “Pasolini” filminde altyazılar neredeyse beş dakika sonra geliyor.

“Brazil” filminde ise patlama sahneleri ile normal sahneler arasında anormal bir volüm dengesizliği var.

Ayrıca normal konuşma bölümlerinin sesleri çok kalitesiz ve düşük volümde.

JAPONYA’DA HÜZÜNLÜ BİR SAKURA ZAMANI

İKİ yıl önce tam bu zamanlar Tokyo’daydım...

Gazeteci Şeref Oğuz’la birlikte hayranı olduğum yazar Mişima’nın Tokyo’ya 90 kilometre mesafedeki mezarına gitmiştik.

Tam sakura zamanıydı...

Yani Japonya’nın sembolü olan kiraz ağaçlarının çiçek açtığı mevsim... Sakura sadece Japonya değil bütün dünyanın umut ve mutluluk sembollerinden biri haline geldi.

Önümüzdeki hafta Japonya’da “tam sakura” zamanı olacak...

Ama pandemi dolayısıyla sakura festival ve kutlamalarının çoğu iptal edilmiş....

Neyse ki Ege’nin papatya zamanı da geldi...

Kendi payıma Ege usulü “papatya sakurasını” kutlayacağım.

Mecburum...

Bana kalan “papatya sakuralarının” sayısı azaldıkça kıymeti artıyor...

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık İşte hesabı

BU HAFTADAN GÜZEL BİR İTALYAN ŞARKISI

BUGÜNLERDE İtalya müzik listelerinin üst sırasında çok güzel bir yeni şarkı var.

Colapesce ve Dimartino ikilisi söylüyor.

Adı “Musica Leggerissima...”

1980’lerin Ricci e Poveri, Al Bano tarzına yakın tam bir Akdeniz şarkısı...

Kiraz çiçeklerinin açtığı hafta çok iyi gider. Dün yazdığım Rus şarkısı, “Girl-Share” ile üst üste dinlerseniz mutluluk etkisi de ikiye katlanıyor.

Tekrarlayayım...

Mikhail Krug söylüyor.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku